Söyleşi – Dilhan Şeşen, Can Kazaz, Nilipek, Ömer Yener: “İyi ki bu hayatta Ezginin Günlüğü şarkıları var”

ajandakolik

Ezginin Günlüğü’nün pek çoğumuzun ömrüne değmiş şarkıları, grubun 40. yılında bir saygı albümüyle kutlanıyor. “40 Yıllık Şarkılar”, tanıdığımız başka seslerde yeni elbiseler giymişçesine daha farklı bir biçimde karşımıza çıkıyor. 29 Mayıs’ta çıkan albümde yer alan 20 şarkıyı kim bilir kaçıncı defa dinlerken aklıma hep aynı şey vardı. Ezginin Günlüğü şarkılarının nasıl zamansız ve her neslin duygularına hitap eden bir zarafete sahip olduğu. Ajandakolik’te bugün bu saygı albümünde grubun unutulmaz üç şarkısına nefes veren Dilhan Şeşen, Can Kazaz Nilipek. ve Ömer Yener var.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Bundan yaklaşık bir buçuk ay önce önce Nadir Göktürk ardından Mahmut Çınar ve Deniz Sujana ile yaptığım yine o “karantina” söyleşilerinde en çok da merak edip sorduklarımdan biri kuşkusuz “Ezginin Günlüğü 40 Yıllık Şarkılar” albümüydü. Albüm çıkalı sadece iki gün oldu ve dinleyince bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. (Çünkü onlar benim Ezginin Günlüğü’mün şarkılarıydı ne de olsa!) Albümün gerçekleşmesini sağlayan sevgili Burhan Şeşen’e buradan kendi adıma teşekkür ederim. Son zamanlardaki en temiz, en iyi işlerden olduğu kesin. DokuzSekiz Müzik yapımcılığında, bir yılı aşkın bir sürede hazırlanan albümde Bora Duran, Can Bonomo, Can Kazaz, Canozan, Cihan Mürtezaoğlu, Dilhan Şeşen, Dolu Kadehi Ters Tut, Eda Baba, Fikri Karayel, Gripin, Harun Tekin, Karsu, Melek Mosso, Melike Şahin, Nilipek., Ömer Yener, Pinhani, Rubato, Sedef Sebüktekin ve Zeynep Bastık yer alıyor.

Ben de albümde “Teninle Konuşmak”ı heyecan verici bir müzikal altyapıyla yorumlayan Dilhan Şeşen’le, “Gemi”ye hüzünlerden hüzün katan Can Kazaz’la, “Papatya”nın güzelliğine tazelik katan Nilipek. ile, “Zerdaliler”e bambaşka bir ruh katan Ömer Yener ile “40 Yıllık Şarkıları” konuştum.  Hepimizin ortak düşüncesi aynıydı: İyi ki bu hayatta Ezginin Günlüğü şarkıları var…


DİLHAN ŞEŞEN: “PROJEYE DAHİL OLDUĞUM İÇİN ÇOK MUTLUYUM” 

Tribute albüme nasıl, ne zaman dahil oldun? Sen mi seçtin şarkıyı?

Valla tam tarihi hatırlamıyorum ama albümün olacağı belli oldu, belli başlı isimler de belli oldu. Ben sonrasında dahil oldum. İyi ki de oldu. İlk Aşk Albümünden “Teninle Konuşmak” şarkısını söyledim. Kendime yakın gördüğüm için bu şarkıyı seçtim. Projeye dahil olduğum için çok mutluyum.

“Teninle Konuşmanın Zamanı” şarkısı dinlemeye alıştığımız iki versiyonundan da (Ezginin Günlüğü ve sonrasında Bülent Ortaçgil yorumu) epey farklı altyapı olarak. Senin müdahalelerin oldu mu?

Şarkının farklılaşması benim akorları değiştirmemle başladı fakat sağlam bir zemin değildi o. Sonra sağ olsunlar yakın arkadaşlarım Emre Kuvvetli ve Cihan Reşit Köse, o kurduğum dünyayı daha kuvvetli, daha emin ve daha yaşanılabilir bir yer olarak inşa ettiler. Hatamız olduysa affola, benim içime çok sindi. Vokat kayıtlarını Gevrek Stüdyoları’nda kaydettik. Çok keyifli bir süreç oldu benim için. Umarım herkesin hoşuna gider.

Ezginin Günlüğü’ne birkaç cümle fısıldasan neler derdin?

Onları çok seviyorum, saygı duyuyorum. İyi ki varlar ve iyi ki bizim gibi genç sanatçılara destek oluyorlar hocalarımız olarak. Çok iyiler!


CAN KAZAZ: “VOKAL STİLİMDE EZGİNİN GÜNLÜĞÜ’NDEN ÇOK BESLENDİM”

Projeye nasıl dahil oldun?

Projeye Dokuz Sekiz müzik ve projenin kürasyonunu üstlenen Burhan Şeşen tarafından gelen teklifle dahil oldum.

“Gemi” senin için özel bir seçim miydi? Bu şarkı olmasına nasıl karar verdin?

Gemi şarkısı aslında çok hakim olduğum bir parça değildi. Burhan Şeşen’in önerisiyle parçayla haşır neşir olmaya başladım ve harika bir eser olduğunu fark ettim. İyi ki bu şarkıyı söylemişim.

Albümde Ezginin Günlüğü tonuna en yakın söyleyenlerden biri sensin. “Gemi”, senin ve Ezginin Günlüğü’nün benzer usulluğunda ilerliyor. O yüzden belki de dinleyiciye en yabancı gelmeyecek versiyonlardan. Ne dersin?

Şarkıya aranjör olarak baktığımda bu şarkının özünden uzaklaşmamak gerektiğini düşündüm. O yüzden de bu şarkıyı benim söylediğimi belli edecek iki enstrümanı bir araya getirdim. Islık ve gitar. Orijinalindeki keman, piyano eşliğinin yerini aldılar. “Gemi” özünden hiç uzaklaşmadan, sesime daha uygun renklerle yeniden ortaya çıktı diyebilirim. Efe Demiral’ın gitar enstrümanına hakimiyeti ve düzenlediği rönesans vari gitar partları da çok özel bir değer kattı bence parçaya.

Ezginin Günlüğü şarkılarıyla çok haşır neşir olmuşluğun var mı? Seni en çok etkileyen şarkıları hangileri?

Vokal stilimde Ezginin Günlüğü’nden çok beslendiğimi söyleyebilirim. Özellikle melodik dağarcığımdaki bazı nağmeler, tamamen bu müzikleri daha önceden dinlemiş olmamdan kaynaklı varlar. Bu kadar yakın hissetmeseydim, dahil olacağım bir proje zaten olmazdı çünkü yorumculuk veya şarkıcılık, benim için şarkı yazarlığından ve prodüktörlükten sonra ikinci sırada geliyor. Kendi yazdıklarımı seslendirmek dışında bir şarkıcılık çabam yok açıkçası. Zerdaliler, 1980 ve Seni Düşünmek Güzel Şey bir dönem çok fazla dinlediğim harika şarkılardan.

Can Kazaz 40 yıl sonra neler yapıyor olur dersin?

Yaşıyor olursam biraz daha emekli bir modda olurum sanıyorum. Sanatçı hakları, dinleyici kültürü ve sektör vizyonu konusundaki mücadeleme daha da ağırlık vermiş, mümkünse sonuçlar almış bir noktada olmayı isterim.

Ezginin Günlüğü’ne birkaç cümle fısıldasan neler derdin? 

Bu kadar besleyen, dolu dolu şarkılar iyi ki varlar. Benim için hem öğretici hem de duygularıma yoldaş olmuş muazzam eserlerle nesillerin dinlediği, buluştuğu bir müzik bu. Böyle anlamlı bir projenin bir parçası olabilmek benim için büyük bir onur.

ÖMER YENER: “EZGİNİN GÜNLÜĞÜ GİBİ BİR KÖK YAŞADIĞI SÜRECE MÜZİK DAİMA DAHA ÇOK YEŞERECEK” 

Projeye nasıl dahil oldun?

Projeyi ilk duyduğumda çok heyecanlıydım ve içinde olmayı çok istedim. Sevgili abilerim Ahmet Çelenk ve Nadir Göktürk’ün de uygun görmesi ile dahil oldum. İlk profesyonel işimin bu çaplı önemli olması da benim şansıma, gurur duyuyorum açıkçası.

“Zerdaliler” gibi Ezginin Günlüğü külliyatındaki en romantik şarkılardan birini söylüyorsun. Düzenlemesi de sana mı ait? Nasıl oluşturdun?

Düzenlemesi ben ve aranjör Burak Kahya tarafından yapıldı. “Zerdaliler” çok ağır bir şarkı, duyguların zor sindirilebildiği fazla içten bir şarkı. Biz de elimizden geldiğince duyguyu koparmadan uyarlamaya çalıştık. Çünkü Ezginin Günlüğü tamamen sanat için sanat yapan çok değerli üyelere sahip bir grup.

Şarkıya müdahale etmek konusunda tereddüt yaşadın mı? Şarkıyı söylerken neler hissettin?

Şarkıya müdahale ederken tereddüt ettim elbette. Çünkü çok bariz bir şekilde “Zerdaliler” kuvvetli bir karaktere sahip. Bunu değiştirmek ve yanlış bir adım her şeyi kaybetmeye sebep olabilirdi. Tabii ilk işimin olmasının verdiği gerginlik de cabası. Ama çok özendik ve albümün çıkışı ile heyecanım katlandı.

Ezginin Günlüğü’nün senin hayatında bir anlamı var mı? Dinler miydin, iyi bilir miydin?

Ben 19 yaşındayım. Çok genç olmama rağmen Ezginin Günlüğü bizim nesile kadar ulaşmış, çok kıymetli bir gruptur. Müzik adına bazı adımların başlangıç çizgisi, farklılığa açılış kapısı olmuştur. Dinliyordum ve müzik için el öpülesi bir grup olduğunu düşünüyorum Bu saygı albümünde herkesin büyük emeği var.

Orta çıkan sonuç için neler diyeceksin?

Emeği geçen bütün Dokuz Sekiz Müzik ailesine, Anıl Şallıel’e ve Burak Kahya’ya çok teşekkür ederim. Açıkçası üstesinden geldiğimizi düşünüyorum. Aklımın kalmadığı, her şeyimi verdiğim, içime çok sinen bir iş oldu.

Ezginin Günlüğü’nün varlığı şerefine birkaç cümle fısıldasan neler derdin?

Ezginin Günlüğü gibi bir kök yaşadığı sürece müzik daima daha çok yeşerecek.


NİLİPEK.: “BU ŞARKILAR BELKİ DE BAMBAŞKA KULAKLARDA YENİ YÜRÜYÜŞLERE, YENİ OLAYLARA EŞLİK EDECEK” 

Projeye nasıl dahil oldun? 

Projeye Burhan Ağabey’in telefonuyla dahil oldum. O dönem çok yoğunduk aslında, hatta bazı projeleri geri çevirmek zorunda kalmıştık. Ama hem proje hem de genel tavır bizi çok heyecanlandırdı; şarkıyı seçtikten sonra düzenleme tamamen müzisyenlere bırakılıyor, hiçbir yönlendirme yapılmıyordu. Projeye dahil olan herkeste müziğe ve müzik üretimine dair benzer bir heyecan hissedince mutlulukla dahil olduk.

“Papatya” şarkısını kim söyler deseler aklıma zaten sen gelirdin… Nilipek ile özdeşleşebilecek bir şarkı bu. Hem görsel hem işitsel olarak… Bu seçim senin mi? 

Bana birkaç şarkı gönderilmişti, aralarından “Papatya”yı seçtim. Ama düşününce karşı taraf da yakıştırmış olacak ki gönderilen şarkılar arasında vardı.

Bir saygı albümünde yer alınca insan “Ya şarkıyı kötü söylersem, ya olmazsa” gibi bir hisse kapılıyor mu? Sana öyle oldu mu?

Olmaz mı, oldu tabii ki. Ezginin Günlüğü’nün yeri çok özel bir de dinleyicileri için. Ama sonuçta bir şarkıyı sevmek ona özen gösterme isteğini, duygusunu en iyi şekilde yansıtma arzusunu da beraberinde getiriyor. Ve ben “Papatya”yı çok seviyorum.

Ezginin Günlüğü dinler miydin? Senin de çocukluğun benimkisi gibi onlarla geçti mi? 

Ezginin Günlüğü evde, çevremizde çok dinlenirdi, haliyle bir tanıdıklık, bir aile hissi var. Ama insana tabii gençliğinde tatlı bir körlük geliyor, ailesinin dinlediği şeylerden uzaklaşıyor. Haliyle grubun müziğini bilinçli dinleyişim, anlayışım, sevişim daha sonraki yıllarda oldu.

Bu saygı albümünde herkesin büyük  emeği var. Orta çıkan sonuç için neler diyeceksin?

Hikâyeleri tabii ki sahiplerinden dinlemek istiyor insan, içgüdüsel olarak. Ama farklı anlatıcılar, farklı anlatımlar beni hep heyecanlandırmıştır. Bu albüm de epey heyecanlı bir albüm bence, kendi katkımdan bağımsız olarak. Şarkılar belki de normalde gitmeyeceği yerlere gitti ve yeni hikâyeler edindi, belki bambaşka kulaklarda, yeni yürüyüşlere, yeni olaylara eşlik edecek.

Ezginin Günlüğü’ne birkaç cümle fısıldasan neler derdin? 

Sanırım bize verdiği ezgiler ve kelimeler için, hayatın her anına dair bizim kulağımıza fısıldadıkları şarkılar için sakince teşekkür ederdim.

Paylaş ki çoğalsın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Kapılarını açma sırası İstanbul Modern'de...

İstanbul Modern, kontrollü sosyal hayat sürecinde Beyoğlu’ndaki geçici mekânının kapılarını 16 Haziran 2020’de yeniden açıyor. COVID-19 salgını sebebiyle 17 Mart’ta geçici olarak ziyarete kapatılan İstanbul Modern, güvenli bir müze deneyimi için hazırlıklarını tamamladı. Müze, 16 Haziran Salı günü ziyarete açılıyor. Güvenli müze ziyareti için alınan önlemler Günlük rutin temizlik süreçlerinin […]