Söyleşi – Deniz Sujana: “Ezginin Günlüğü benim hayatıma da renklerini serpiştirdi”

ajandakolik

Ezginin Günlüğü’nün ipek sesi o… Uzak limanlara fısıldar gibi usul usul söylüyor hep. Bir o kadar efsunlu, bir o kadar efkarlı bir yandan… Deniz Sujana, üç yıldır grubun solistliğini yapıyor. 40 yıldır yazılan bu günlükte artık onun da cümleleri var. Ve bugün Ezginin Günlüğü söyleşiler serisinde  konuğum olarak sıra onda… 

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Nihayet Deniz ile de tanışmak mümkün oldu! Uzaktan ama olsun… Evden eve ses ettik birbirimize, sonra ver elini bu söyleşi… Ezginin Günlüğü’nden önce Nadir Göktürk sonra Mahmut Çınar ile “online” sohbet ettikten sonra kendisini epey merak ettiğim Deniz’le de konuştuk. Ezginin Günlüğü macerasından Walt Disney filmlerinde şarkılar söylemesine yine bi’ dolu şey var masada…

“Sujana”soyadının anlamını seninle tanışan pek çok kişi merak ediyordur sanırım. Ben de ilk bunu sorayım. Almanya doğumlu olduğunu biliyorum…

Evet, soyadımın anlamı ve nereden geldiği çokça soruluyor. Yanıtı da köklerimin biraz karmaşık olmasında yatıyor. Babam Endonezya’da doğup büyümüş bir Çinliydi. “Sujana” oradan geliyor ve “Hatrı sayılır kişi” anlamındaymış. Babamın yolculuğu burada bitmemiş ve Almanya’ya üniversite okumaya gitmiş. Almanya doğumlu olmam da, babamın ve Türk olan annemin arasında kaderin ağlarını örmesinden ileri gelmiş.

“KONSERVATUVARDA OKUMAMAK İÇİMDE BİR YARADIR”

Ben DTCF İspanyol Filolojisi mezunuyum sen de Alman Filolojisi okumuşsun. Sonra filolog olmak yerine müzisyen olmayı istedin belli ki… Hikâye nasıl devam etti?

Esasında ben çocukluğumdan beri müziğe aşıktım ve kendi kendime hep bir şekilde müzikte aktiftim, fakat ailem genellikle bildiğimiz ailelerin kaygılarını taşıdığı için konservatuvara girmeme kesinlikle izin vermediler. Bu çok büyük bir yaradır içimde. Edebiyat da hayran olduğum bir başka alandı ve İ.Ü. Alman Filolojisi okumaya karar verdim. Okurken bir yandan müzik çalışmalarıma devam ediyordum ve artık profesyonel müzik hayatına da adım atmıştım. Kararlıydım, kim ne derse desin benim mesleğim müzikle ilgili olacaktı.

Üniversite’den mezun olduktan bir süre sonra, çocukluk hayalimin peşine düşmeye karar verdim. 6 yaşımda “Küçük Deniz Kızı”nı izlediğimden beri Walt Disney filmlerinde şarkı söylemek istiyordum. Henüz bir tane e-posta atmıştım ve bu beni direkt hayalime götürdü ve on yıldır bu işi yapıyorum.

Onun dışında edebiyatla ilgili de çalışmışlığım var. Bir yapımcılık şirketinde, roman çözümleme ve dramaturji altyapımdan dolayı senaryo analisti (senaryo doktoru da deniyor) olarak bir yıl kadar çalıştım. Oldukça keyif aldığım bir işti ama müzik daha ısrarcı oldu…

Walt Disney dedin, pek çok projelerinde yer aldın sanırım. Yoksa küçük kızların bayıldığı “Karlar Ülkesi”ndeki Annanın sesi sen misin yoksa? 

Evet, Anna’nın şarkı sesi benim, dublaj sesi de sevgili Damla Özüduru’dur. Biraz önce söz ettiğim gibi bu benim çocukluk hayalimdi. Bu projelerde, müzik direktörüm ve yıllar geçtikçe çok kıymetli ağabeyim ve hocam olan Selim Atakan’la çalışıyoruz. Zaman içinde işleyişi bana da öğretti ve artık seslendirmenin yanı sıra üç yıldır çeşitli animasyon film ve dizilerde müzik direktörlüğü yapıyorum.

Seslendirdiğim ilk animasyon film yine Disney’in “Rapunzel-Karmakarışık” filmiydi. Ses seçmeleri yurt dışı tarafından yapılmıştı. Buradan birkaç kişiden ses örneği kaydedilip yurt dışına gönderiliyor ve orada uygun sese karar veriliyor. Hayatımın en heyecanlı bekleyişiydi sanırım. Sonraki 10 yıl boyunca neredeyse tüm projelerde katkım vardır. Solo ve koro vokaller dışında şarkı sözlerini Türkçeleştirmede de… Tıpkı “Karlar Ülkesi 2″de de olduğu  gibi…

Gelelim Ezginin Günlüğü’nün solistlerinden biri olmana… Açıkçası ben gecikmişim bunu öğrenmekte. 2018 yılındaki Aşk Zamanı” albümüne hakim olamamışım pek. Ne zaman bir araya geldiniz ilk, senin solist olman nasıl, ne zaman gelişti?

Yanılmıyorsam 2017 Şubat ayıydı ilk gruba dahil oluşum, ama grup üyeleriyle tanışmam ve çalışmam daha eskiye dayanıyor. Can (Göktürk) ile ve doğal olarak Nadir abiyle uzun yıllar önce tanıştık. Hatta Nadir abinin solo albümünde yer alan bir parçada da vokal yapmıştım daha önce.

2013 yılında çıkan “Süslü Saksı Sokağı” albümünde “N S’yi Seviyor”, öyle değil mi?

Evet o! Onun dışında dizi müzikleri yaptıkları çalışmalarda da beraber çalıştık, böylece Erkan abi ve Deniz abiyle de tanışmış ve çalışmış oldum. Dolayısıyla müzikal kimliğimi de tanıyordu herkes. Bir solist alma durumu doğduğunda sanırım Erkan abinin aklına ben gelmişim. Ondan sonrası malum…

Mahmut Çınar ve Deniz Sujana sahnede.


Mahmut Çınar ile
 birlikte Ezginin Günlüğü şarkılarını konserlerde söylüyordunuz ta ki karantina günleri olana değin. Nasıl birlikte çalışmak? Yeni bir albümde ikinizi dinlemek için sabırsızlanıyorum.

Mahmut’la çalışmak çok keyifli. Çok pozitif ve donanımlı bir kişi. Tam birbirimize adapte olmaya başlamıştık; bu talihsiz döneme girdik. Ama şüphesiz bu günleri her türlü telafi edeceğiz.

Ezginin Günlüğü daha önce senin için neredeydi? Hayranı mıydın grubun?

Ezginin Günlüğü herkesin hayatının en az bir dönemine dokunduğu gibi, benim hayatıma da o güzel renklerini serpiştirdi. Kıymetli birikimlerin dışavurumu kendini farkıyla belli eder ya, işte o birikimlerin yansımasına hayrandım ve hayranım Ezginin Günlüğü’ne de.

Bir saygı albümü olarak “40 Yıllık Şarkılar” çok yakında çıkıyor. Aslında bu dönemde gerçekten de insanlara ilaç gibi gelecek bu şarkılar… 20 sanatçının söylediği eski şarkılardan oluşan bu saygı albümünü sen nasıl buldun?

Herkes çok başarılı işler çıkarmış. Hepsini buradan tebrik etmek istiyorum.

Biliyorum zor olacak ama gelmiş geçmiş en sevdiğin Ezginin Günlüğü albümü veya şarkılarını sana sorsam… 

En sevdiğim şarkılardan bazıları “Rüya”, “Ayrılık Şarkısı”, ”Seni Düşünmek” ,”Gelmiyorsun”… Say say bitmez ki şimdi.

Bu arada sosyal medyada gitarını tıngırdatıp yabancı şarkılar da söylüyorsun. Canlı yayın yapıyor musun? Nasıl gidiyor peki karantina? Bu döneme alışabildin mi?

Bir şekilde, aktif olarak müzik yapmadan duramıyorum o yüzden çok sık olmasa da sosyal medyada ara sıra paylaşımlarım oluyor. Canlı yayın henüz hiç yapmadım.

Karantina dönemi benim için yoğun geçiyor, çünkü çocuklar için hâlâ içerik üretiyoruz. Yayınlanacak animasyonların adaptasyonlarını ve vokal kayıtlarını evdeki stüdyomdan yapıyorum bu süreçte. İşlerden başımı kaldırabildiğimdeyse biraz nefes almak için gitarımı tıngırdatıyorum.

“İNSANLAR EVDE DURDUKÇA DOĞA KENDİNE GELDİ” 

Peki bu nemde daha üretken olduğunu düşünüyor musun? Sen de sözler yazıp besteler yapıyor musun?

Yoğunluktan kişisel üretimlerime çok vaktim kalmıyor ama çok eski bir alışkanlığım olan yazmayı ihmal etmiyorum. Bazı bestelerim var. Sözlerimin bazılarını sevgili Selim Atakan’ın besteleriyle birleştirdik. Sürpriz bir şeyler hazırlıyoruz.

A ne güzel! Peki, müzik dışında bir de yazmak diyorsun, başka bir sanat dalına ilgin var mı? 

Küçük öyküler yazıyorum. Sinemaya çok meraklıyım; ara sıra bir şeyler çeker montajlarım. Senaryoları konusunda arkadaşlarımla beyin fırtınası yaparız. Epey keyif aldığım bir şey.

Gelecek ile ilgili kaygıların var mı?

Kaygılarım daha çok doğal yaşam ve dünya ile ilgili. Tüketim toplumunun pervasız tutumu gezegenimizi yaşanmaz bir hale getirmeye başladı bile. Karantina dönemi çok güzel bir örnek oldu bu sorun için. İnsanlar evde durdukça nasıl da kendine geldi, doğa. Henüz yol yakınken doğaya saygı göstermek lazım…

Ajandakolikin klasik bir sorusu var. Ajandan ya da not defterin var mı? 

Ajanda pek kullanamıyorum fakat not defterim olmadan evden dahi çıkmam. Genellikle içinde gözlemlediklerim vardır veya gördüğüm bir şeyi öyküselleştirerek yazdığım yazılar. Şarkı sözleri ve şiirler vardır, öğrendiğim enteresan bilgilerin notları. Defterin bir de arka kısmı vardır ki; orası kaos! Orada gerçek hayatın yansımaları olduğu için işlerimle ilgili notlarım vardır, sayfa sayfa. Eklektik bir kara defter.

Bugünler bitince ilk ne yapacaksın?

İlk işim sevdiklerime koşup sarılmak olacak sanırım.

Son olarak bu süreçte bir de evde şarkı kaydettiniz ve klip hazırladınız, Ezginin Günlüğü olarak… 

Evet, bir hafta önce kaydetmeye başladık. Karantina sürecinde evlerimizden çalarak söyleyerek iki gün önce klibi yayınladık.  Sözleri A.Kadir’e, bestesi Nadir abiye ait olan “Olur Biter”, daha önce Ezginin Günlüğü’nün İstavrit albümünde Hüsnü Arkan tarafından seslendirilmişti. Biz de yeniden yorumladık.

Söyleşi – Mahmut Çınar: “En büyük hayallerimden biri, Ezginin Günlüğü albümünde bestelerimin olması”

Söyleşi – Nadir Göktürk: “Ezginin Günlüğü’nün yazılmamış bir anayasası var”

Paylaş ki çoğalsın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

25. İstanbul Caz Festivali açılış konserini buradan izleyebilirsiniz

Çevrimiçi sanat kaldığı yerden devam ediyor!  İstanbul Kültür Sanat Vakf (İKSV), 25. İstanbul Caz Festivali’nin açılış konserini online erişime açtı. 2018 yılında 25’inci yaşını kutlayan İstanbul Caz Festivali’nin açılış konserinde, […]