DEMET YAVUZ, ZEYTİNYAĞI MARKASI DEMGREEN’İ ANLATIYOR


Yolumuz Cunda’da bir zeytinliğe düştü. Sevdiğim bir filmin en sevdiğim sahnesinde gibiyim. Zeytin dalları arasında kurulan büyük, geniş sofralar, gülen, dans eden, hoş sohbet insanlar, mis gibi ekşi maya ekmeğin kokusu, limonlu, zencefilli kokteyller ve bugünü özel ve güzel kılan, buluşma nedenimiz bir zeytinyağı markası: DemGreen. Geçtiğimiz günlerde üçüncü yaşını kutlayan DemGreen‘in kurucusu Demet Yavuz ile bu vesile ile
bir araya geldik. Dokunduğu her şeyi lezzete çeviren Yavuz ile çocukluğundan başlayan zeytin sevgisini ve tazecik markası DemGreen’i konuştuk.

SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Onunla 2022 yılında Ayvalık’taki Zeytin Hasadı Festivali’nde tanıştık. Sıra sıra dizili zeytinyağı markaları arasında kurduğu şık masası ile fark edilmeyecek gibi değildi. Hemen baget ekmeği eline aldı ve benim için bir dilim kesip zeytinyağına banmamı rica etti. DemGreen’in bünyeye anında tesir eden o müthiş kokusu ve tadıyla ilk o an selamlaştık. Sonrasında  verdiği bir yılbaşı partisinde yine şıklığı elden bırakmayan ve oldukça minimalist tarzda döşenmiş butik dükkanında buluştuk. Ben bebeğimin cinsiyetini ilk defa orada duyururken bir yandan parti için hazırladığı lezzetlerle hem kendimi hem kızımı mest ediyordum. Sevgili Demet Yavuz ile ondan sonra bağımız hiç kopmadı. Onun bir başarı hikayesine dönüşen girişimciliği, bugün üçüncü yaşını doldururken alçakgönüllü ve zarif tavrıyla ilham verici bu kadını benim gibi siz de tanıyın istedim.


Giri
şimcilik hikayenizi dinlemeden önce sizi tanıyalım.
1969 Balıkesir doğumluyum. Uludağ Üniversitesi’ne bağlı Balıkesir Meslek Yüksek okulunda Pazarlama okudum. Yetiştiğim dönem itibarı ile eğitime olan saygım ideallerimi belirlemede öncü oldu. Gezdiğim ülkelerde beni en çok etkileyen şey kendi kültür ve tarihlerini hâlâ ayakta tutabilmiş olmaları ve bunu turistlere aynen yansıtabilmeleri. Ben de geleneksel Türk ailesinden gelen biri olarak bizim kültürümüzün de aynı biçimde yansıtabileceğini; yurt dışındaki insanlara bunları deneyimletebilme ve kültürel özelliklerimizi yaşatabilme hayalini kurdum. Amacım bu girişimcilikle Ege bölgesine ait zeytinlerimizin ve zeytinyağımızın farklılıklarını paylaşıp Türk kültürünün öğrenilmesine katkıda bulunmak.

Zeytin ve zeytinyağı ile olan ilişkiniz ilk ne zaman başladı? Anılarınızda nasıl yer ediyorlar, merak ediyorum.
Balıkesir’de doğup büyüdüğüm için tüm çocukluk dönemim özellikle de Ekım-Aralık dönemi ailemiz için bir bayram havasındaydı. Bu aylar içinde Ayvalık Burhaniye bölgesinde zeytinlikleri olan aile dostlarımızın yolladıkları zeytinlerle ailece uğraşırdık. Bu zeytinleri henüz acısı çıkmadan tüketmek, işin en heyecanlı bölümüydü. Babam zeytine çok düşkündü.
Vefat edeli 3 yıl oldu. Onu anarken hep bu zeytin günlerimiz aklıma geliyor. Evimizde zeytinin kışa yemeklik hazırlandığı dönemdeki telaşeler dün gibi aklımda… Yani kısaca DemGreen ile markalaşarak zeytin üretmek hem Türk kültürünü yansıtmak hem de ailemle birlikte geçirdiğim o yılların anılarını hafızamda canlandırmak adına beni ayrıca mutlu ediyor.


2014 yılında tohumlarını
attığınız DemGreen markanızı yaratırken en çok nelere dikkat ettiniz? Bu serüvenden bize biraz bahseder misiniz?
En çok dikkat ettiğim şey zeytini en kaliteli ve en doğal halde tüm zeytin severlere sunabilmek, sevgili Nilüfer. Bunun için de zeytin arazimizdeki bakım çalışmalarında eski yöntemlerden olan sürme, budama  ve toplama işlemlerini yapıyoruz. Bunun yanı sıra doğal hayvan gübresi ile toprağı besliyoruz ve ayrıca güvenebileceğimiz ve kalitesinden emin olduğumuz şekilde mahsulümüzü yağa dönüştürüp müşteriye ulaştırıyoruz.

Zeytinin yeşilden siyaha uzanan ve dalından sofraya olan yolculuk sürecini sizden dinlemek isterim.
Bahar aylarında çiçek açan zeytin ağaçları yaz aylarında meyveye dönüşüp küçük bir tohumdan zeytine doğru büyümeye başlıyor. Tane büyüdükten sonra pembeleşerek siyaha dönüşüyor. Yeşil zeytinin yapımında henüz yeşilken zeytin toplanıyor. Siyah zeytin içinse siyahlaşması bekleniyor ardından toplanıyor.


İyi bir zeytinyağının olmazsa olmazları neler, bunu nasıl anlayabiliriz?
Zeytinyağındaki zeytin kokusu yağı belirleyen en önemli özelliktir. Bulunduğu bölgeye göre farklı kokuları vardır. Örneğin Ayvalık bölgesinin zeytinlerinde badem kokusu, çimen kokusu ve deniz havası ile gelen ayrı bir koku hissedebilirsiniz.

Peki ya faydalarını sayacak olsanız…
Nasıl bir makinenin performansını ve ömrünü uzatabilmek için yağlanması gerek, aynı biçimde insan vücudunun da zeytinyağına ihtiyacı var. Zeytinyağı kalpten tutun da bağırsak sistemi, mide hepsi için faydalıdır. Aslında zeytinyağını  bir insan vücudu için gerekli olan bir domino taşı gibi düşünebilirsiniz.

Kaz Dağları’ndan itibaren yaşadığımız bu coğrafya zeytin ağaçlarıyla bezeli ve zeytin bu yöreyi temsil eden başlıca besin kaynağı. Dünyanın en özel zeytinlerinin yetiştiği Ayvalıkta Zeytin Hasadı Festivali diye bir festivalimiz bile var. Bu coğrafyanın zeytin üzerinde nasıl bir etkisi bulunmakta?
Coğrafya gerekli olan toprak ve hava şartlarını sağlıyor. Ancak insanlarda bu iklimden faydalanıp zeytin yetiştirme isteği olmazsa, bunun hiçbir önemi kalmaz. Bence bu festivaller, insanlardaki bu bilinci öne çıkarmada faydalı oluyor. Tabii ki geçmiş kültürden gelen ve aileden bizlere ulaştırılan iyi zeytinyağının tadına varabilmek ve bunu diğer i

nsanlarla paylaşabilmek de bu coğrafyada zeytin girişimciliğine destek sağlıyor.

DemGreeni diğer markalardan ayıran nedir?
DemGreen olarak önceliğimiz zeytinyağı için yeşilken toplanan zeytinin soğuk sıkım denilen yöntemle meyveye zarar vermeden sıkılıp doğru koşulları sağlayarak müşteriye ulaştırmak.

Sofralık zeytin için de kadınların elle ayırdıkları zeytinlerin yine elle kırılması ve çizilmesi ile hazırlanması, markamızda gösterdiğimiz ayrı bir hassasiyet. Bunun nedeni de makinede ayrılan taneler ve çizme işlemi ile zeytinin hasar görmesini engellemek.

Butik bir marka olmanın başka türlü sorumlulukları olsa gerek. Nedir bunlar?
Zeytinyağı üretmenin dışında hedefimiz tüketicilere en doğal yöntemle ve en katkısız biçimde bu zeytinleri sunabilmek.


Bir kadın girişimci olarak sekt
örden nasıl etkileniyorsunuz? Eril bir dünyanın içinde sizin de zorluklarla karşılaştığınız ve bu işin dezavantajları oluyor mu?
Aslında ben şu an butik bir şekilde üretim aşamasında rol aldığım için genellikle kadınlarla çalışıyorum. Ama tabii ki bu işi daha da büyütüp daha büyük pazarlara girmek istediğim zaman, bu eril dünyanın içinde bulunmak durumunda kalacağım. En büyük zorluğum da bir kadın olarak öne çıkmaya çalışmak olacak.

Fiyat politikanızı belirleyen unsurlar neler?
Üretim aşamasındaki maliyet en büyük faktör oluyor. Özellikle zeytinin yeşilken toplanması siyah zeytinin toplanmasına göre daha maliyetli. Yeşil zeytinden elde edilen yağ miktarı siyah zeytinden çıkan yağın yarısı kadar. Bu da maliyetleri belirlemede etken oluyor.


Şık bir ambalajın müşteri üzerinde daha çok etkisi olduğunu düşünenlerden misiniz? DemGreen
i bu anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kesinlikle sık bir ambalajın önemli olduğunu düşünüyorum. Üretim aşamasında gösterdiğim hassasiyeti sonuna kadar aynı özenle devam ettirebilmek; tat, koku ve görsele de hitap edebilmek benim için çok önemli.

Bana Demet Yavuz
un menüsünden DemGreen ile yapabileceğim şöyle güzel bir yemek tarifi verseniz…

DemGreen’i çiğ olarak tüketmenizi öneriyorum, böylece ürünümüzün tadını, kokusunu ve faydalarını fark edebilirsiniz.

ÇİĞ ENGİNAR SALATASI TARİFİ: 

4 adet çanak enginar

1 çay bardağı DemGreen

1 adet limon

1 tutam  ya da yarım demet dereotu

Arzuya göre sarımsak.

Enginarı cips şeklinde incecik doğradıktan sonra zeytinyağı, limon, tuz karıştırılıp sos haline getirilir ve enginarın üzerine kaplatacak şekilde yayılır. 1 saat dinlendirmenin ardından dereotu ile birlikte servis edebilirsiniz. İsteğe göre sosun içine sarımsak da ilave edebilirsiniz.

Demet Yavuz ve Nilüfer Türkoğlu, DemGreen’in 3. yaş günü buluşmasında.

İstanbul Ayvalık arası mekik dokuyorsunuz bir yandan… Bu kadar yoğun bir iş hayatında ajandanız ya da not defteriniz var mı, varsa içlerinde neler var?

Ah tabii bu yoğunluğun içinde bir ajandam olmak zorunda. İstanbul’daki pek çok farklı kültürün lezzetleri ile buluşmak ve yeni yerleri takıp edebilmek, kendi yağımın da bu reçetelerde yer alabilmesi için çeşitli ziyaretleri mutlaka yapmaya çalışıyorum. Bunlar sırasında yeni iletişimler de kuruyorum. O yüzden de ajanda tutmak benim için çok önemli.

Konuğum olduğunuz için çok teşekkür ederim. Zeytin hayatınızdan hiç eksilmesin…

Bana vermiş olduğunuz bu imkan için asıl ben size teşekkür ederim.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media