Advertisement Advertisement
ayak analizi

HİKÂYELER ANLATAN ÖĞRETMENİN HİKÂYESİ


Can Çocuk tarafından geçtiğimiz aylarda yayımlanan “Merhaba Öğretmenim, Merhaba Çocuklar” küçük ayrıntıların, emeğin ve özenin nasıl büyük fark yarattığını anımsatarak kalpleri ısıtan bir öğretmen-öğrenci hikâyesi olarak karşımıza çıkıyor.

YAZI: GÖKHAN YAVUZ DEMİR

Bir öğretmenin insan hayatında yarattığı farklara dair pek çok şey işitmişimdir. Gerçi benim hayatımda böyle bir öğretmenin hiç olmadı. Fakat şekillenmeye açık gencecik zihinler üzerinde bir öğretmenin ne büyük etkisinin olabileceğinin de farkındayım. Belki bu nokta, iyi bir öğretmenin iyi bir yazara en yaklaştığı âna tekabül eder. Öğretmeden, daha doğrusu öğrettiğini hissettirmeden, bir zihni dönüştürecek ve kendisi olmaya imkân verecek kadar derinden etkilemek; Tanrının sadece yazarlara ve öğretmenlere bahşettiği bir yetenek: Hikâyelerle muhayyileyi kanatlandırmak.

Angelo Petrosino’nun yazdığı, Sara Not’un resimlediği ve Türkçeye Eren Cendey’in tercüme ettiği “Merhaba Öğretmenim, Merhaba Çocuklar”ın kahramanı, işte tam da böyle hikâyeler anlatan bir öğretmen. Hem yazar Petrosino hem de kahramanı emekli öğretmen Eugenio didaktik değiller; okurlarını ve öğrencilerini sözün sihriyle ördükleri hikâyeleriyle kendi tecrübelerini anlamlandırmaya cesaretlendiriyorlar.

Okul, hayatımızdaki çoğu “olması gereken” gibi biz insanların ruhuna aykırı bir kurumdur. Ama okulu eğlenceli kılmak da mümkündür. Harika hikâyeler anlatan, öğrencilerini dinlemeyi bilen ve onların büyüme serüvenlerine eşlik eden muhteşem bir öğretmenle okul da harika ve unutulmaz bir tecrübeye dönüşebilir. Artık emekli olan Eugenio da işte böyle müthiş bir öğretmendir. İki ana bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Eugenio öğretmenin emeklilik günlerine, komşularıyla ilişkilerine ve yeni tanıştığı komşularının çocuklarıyla arkadaşlıklarına şahitlik ediyoruz. Ama asıl hikâye ikinci bölümde başlıyor. Eşini kaybetmiş, tek başına yaşayan Eugenio Öğretmen, kilerini yeniden düzenlerken eski öğretmenlik günlerinden kalan fotoğraflar, günlükler ve defterler bulunca azimli, akıllı, meraklı ve her biri biricik olan öğrencilerine dair hatıralarıyla baş başa kalır.

Gol attığında rakip takımın kalecisi için üzülen Giorgio, kafede annesine yardım eden Graziella, cevabı olmayan sorularının peşinde bulduğu her şeyi okuyan Gregorio, geçirdiği trafik kazasından sonra yürüyemeyen annesine bakan ve tiyatro oyuncusu olmak isteyen Mara, zihnine üşüşen sayısız düşünceye yer açabilmek için durmaksızın yazan Lia, evlat edildiğini öğrendiği için asık suratlı ve önemsenmediğini düşünen Riccardo ile onu gerçekten önemseyen Patrizia, ayırım gözetmeksizin her türlü hayvanı seven ve veteriner olmak isteyen Benedetto, hakiki bir dikiş nakış ustası olan minik terzi Eliana, yaşıtlarıyla değil de alt sınıflardaki çocuklarla vakit geçirmeyi seven ve onlara oyunlar oynatıp origami veya matematik öğreten Sandro, bilime ve deneylere olan merakı hiç dinmeyen gözlemci Maurizio, yaşlı annenesiyle yaşadığı kamptan her gün yürüyerek okulan ve asla geç kalmayan hayatın erken olgunlaştırdığı çingene kızı Cristina, neredeyse seksen yaşındaki Eugenio Öğretmenin unutamadığı öğrenci kahramanlarından bazılarıdır.

Bütün bu minik öğrencilerin kendilerince büyük sıkıntılar barındıran hayatlarına, onları hiç rahatsız etmeden ve incitmeden dokunmayı bilen Eugenio Öğretmen, küçük detayların emek ve özenle işlendiğinde nasıl büyük farklar yaratacağını bize bir kez daha hatırlatıyor. Sadece dinleyerek, ona göremediği çözümü hikâyeler anlatarak göstererek ve kendileri olmaya imkân tanıyarak mucizeler yaratılabileceğinin ispatı olan bu kitabı, belki de öğrencilerden evvel öğretmenlerin okuması lazım.

 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media