Advertisement Advertisement
ayak analizi

GEÇMİŞİ GERİ İSTEMEK: “RAVİ VE SON BÜYÜ”

 

YAZI: GÖKHAN YAVUZ DEMİR

Biz yaptıklarımız ve yapamadıklarımızın veya kaybettiklerimiz ve özlediklerimizin muhasebesini tutarken hayat akmaya ve olmaya devam eder. İnsan, geçmişten geleceğe doğru yolculuğunda aslında daima şimdiye mahkûmdur. Geleceğin belirsizliği karşısında kırılgan olan şimdi, bu sebeple geçmişin hesap defterini kolay kolay kapatamaz. Bu insanlığın müşterek ruh manzaralarından biridir. Fakat yine de bazılarımız geçmişin tekrar etmesi mümkün olmayan biricik yaşanmışlıklarına yas tutmak yerine, geleceğin şimdiden bilinemez ve öngörülemez getirecekleriyle hikâyemizin bir sonraki cümlesini kurmaya daha heveslidir. Hayata dair metaforik tercihlerimiz, hayata dair hakikatlerimizi böyle derinden belirler.

Sanne Rooseboom, okuduğum dördüncü kitabı “Ravi ve Son Büyü”de tam da bu meseleyi ele almış. Türkçeye Ömür Akyüzlü Lüker’in tercüme ettiği bu küçük ama derinlikli hikâyeye, siyah beyaz desenleriyle Sophie Pluim de müthiş bir enerji katmış. Tarzına hayran olduğum Rooseboom’un kahramanı Ravi, aslında çoğumuz gibi, yitirdiği bir geçmişin özlemi altında ezilmektedir: Annesinin sağlıklı olduğu günler, eski evleri, komşularının kızı Jayna… Oysa şimdi annesi ve kardeşi Timo’yla üst üste konulmuş kutuyu andıran bir apartmanın dairesinde yaşamaktadır. Fakat geleceğin neler getireceğini kim bilebilir?
Her şey bir pazartesi öğleden sonrasındaki bir doğal gaz patlamasıyla başlar. Söz konusu patlama Ravi’nin komşusunun dairesinde olmuştur. Tam o sırada şehrin başka bir yerinde hayata olan tutkusuyla bir kurbağa süs havuzuna atlar. Oraya yakın bir yerdeyse, iki spora meraklı çocuk kapalı, hatta pencerelerine ve kapısına tahtalar çakılmış bir spor salonunun önünde durur. O esnada 7 numaralı tramvay, yine ön camına martı konduğu için durmak zorunda kalmıştı. Ravi ise patlamanın gürültüsünü işittiğinde hâlâ birkaç ay evveline kadar yaşadıkları eski evlerini özlemekle meşguldür. Bütün bunların birbiriyle ilişkili olduğunu şimdilik sadece Rooseboom biliyor olsa da biz okurların vazifesi işte burada başlıyor.
Ravi, tekerlikli sandalyedeki annesi ve kardeşi Timo’yla birlikte, patlamadan sonra binadaki hasar tespiti ve apartman sakinlerinin güvenliği amacıyla geçici bir süre belediye tarafından yerleştirildikleri bir binanın önünde, çaldıkları kapının açılmasını beklemektedir. Ama içeriden gelen seslerden yarım yamalak anlaşıldığı kadarıyla, evin sakinleri yeni gelenlere kapıyı açmak istememektedir. İyi de bir huzurevindeki yaşlı insanların yabancılardan saklayacakları ne olabilir ki?
Çok geçmeden Ravi evdekilerin sakladıkları bu sırra kendi gözleriyle şahit olur. Evdeki ihtiyarlardan iki avucunun içine bir kurbağayı aldığında, ellerinin arasından siyah bir duman çıkar. Ravi, bu ihtiyarın kurbağayı kızarttığını düşünüp yaygarayı basınca, mecburen evdeki ihtiyarlar kendilerini tanıtarak sakladıkları sırlarını yeni misafirleriyle paylaşır. Burada yaşayanlar hiç de sıradan ihtiyarlar değildir. Üç yüz seksen yaşında olduğunu söyleyen Bayan Rosalie nasıl herhangi bir tonton ihtiyar olabilir!
Bu insanlar emekliye ayrılmış büyücülerdir ve burada son yıllarını gözlerden uzak yaşamak istemektedirler. Çünkü büyü güçlerini geçen zamanla birlikte yavaş yavaş kaybettiklerinden ötürü üzülmektedirler. Hâlâ eser miktarda büyü güçleri olsa da şüphesiz bu durum eski günlerdeki yapabildikleriyle kıyaslanacak gibi değildir. Arada bir eğlenmek için sakladıkları bir lav lambasındaki büyü gücü, eski heybetli günlerinden kalan yegâne güzel hatıradır. Ama küçük Timo’nun fark etmeden eşiğe düşürdüğü Bay Zork kapının açık kalmasına ve o lav lambasının çalınmasına neden olur. İyi de bu ihtiyar büyücülerin lav lambasını kim çalmış olabilir?
İyilerin olduğu yerde mutlaka kötüler de olur ve iyilerle kötülerin mücadelesi olmadan nerdeyse hiçbir iyi hikâye de olamaz. Bu sebeple Rooseboom’un hikâyesinde de üç kötü büyücü ve onların hain planları var. Şimdi asıl soru onların nasıl durdurulacağıdır. Ravi onların hain planlarını engelleyerek, çalınan lav lambasını asıl sahiplerine geri getirebilecek midir? Fakat daha da önemlisi Ravi geçmişten özgürleşip geleceğe yüzünü dönebilecek midir?
Bütün bu soruların cevabını, aynı kahramanımız Ravi gibi, ihtiyar büyücülerin eski güçlerine özlemle giriştikleri mücadelede okur kendisi bulmak durumunda: En güzel günlerimiz geride kalanlar mı yoksa henüz gelmemiş olanlar mıdır?

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media