Advertisement Advertisement
ayak analizi

DOĞAN GÜNDÜZ İLE “İSİMLİ” KİTAP KAHRAMANI SELİN’İ KONUŞTUK

Fotoğraf: Başak Çizgen

Bundan sanki yüz yıl önce benim için söylenmiş bir tanımın kendisine cuk oturduğu “kendi küçük kalbi büyük” bir kitap kahramanıyla sizi tanıştırayım mı yeniden? Hem bu defa yazarının dilinden, söyleşimizden… “Selin Püsküllü Bela”, son dönem okuduğum çocuk kitaplarında en sevdiğim baş karakterlerden biri oldu. Bu bilgiyi yaratıcısı Doğan Gündüz’e uçurmam için de bu söyleşiyi yapmam gerekiyordu. Hem yeni “arkadaşım” Selin’i daha da tanımak hem de çok sevdiğim yazarıyla bu bahaneyle tanışmak için.

 

SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com

Beş yıl önce Selin Püsküllü Bela için Ajandakolik’e inceleme yazısını yazarken bunun bir seri kitap olmasını öyle çok istemiştim ki Doğan Gündüz beni duysun diye de yazıma eklemiştim. Çok teşekkür ederim duymuşsunuz da şimdi “Selin Ustaların Ustası”ndan sonra üçüncü kitap olarak yayımlanan” Selin Büyük Oyuncu” için sizinle söyleşi yapıyorum. Nasılsınız Doğan Bey? Hoş geldiniz bağımsız kültür sanat sitesi Ajandakolik’e…
Hoş buldum. Selin’in arkadaşı Nilüfer’le buluştuğum için daha da iyiyim, biraz da heyecanlıyım. Ajandakolik’teki yazınızda küçük Nilüfer’in sesi öylesine içten, öylesine cıvıl cıvıl ve öylesine doğaldı ki, bu sesi duymamak oyunlarına çağıran arkadaşlarına “Ben oynamıyorum,” demek gibi olurdu. Bir okuyucunun bir edebiyat kahramanıyla kurabileceği teklifsiz arkadaşlığı yansıtan yazınız için gerçekten teşekkür ederim.

Beni Selin ile tanıştırdığınız için asıl ben teşekkür ederim. O zamanlar adeta tatlı bir bela olan Selin’i öyle çok sevmişim ki kitabı okumadan yazıyı bir daha okuyunca heyecanlandım açıkçası. Yepyeni maceralarla karşılıyor yine bizi Selin. Madem nihayet bir aradayız. Selin nasıl ortaya çıktı? Bunda artık 18 yaşında olan sevgili kızınızın payı var mı; bunları sormak isterim…
Selin nasıl ortaya çıktı? ‘Önceleri dünyamız gaz ve toz bulutu halindeydi’ye kadar inmeyeceğim ama “Çocukluğun aynasında Selin” yazınızda Pıtırcık yani Le Petit Nicolas’dan yola çıkarak iyi bir tahminle güzel bir yorum yapmıştınız: Gündüz de, Goscinny ve Sempé hayranıysa hiç şaşırmam. Doğru, Goscinny’nin ve kahramanlarının hayranıyım. Pıtırcık, Red Kit (Lucky Luke) ve Asteriks benim için kurgu dünyasının değil gerçek hayatın kahramanları gibiler. Bunların haricinde Italo Calvino’nun Marcovaldo’su, Francesca Simon’un Felaket Henry’si, Raoul Cauvin’ın Cedric’i, Houshang Moradi Kermani’nin Mecit’i, Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ı bunlar hep severek okuduğum kitapların kahramanları.

Edebiyatın çocuk kahramanlarına baktığımızda çoğunlukla oğlan çocukları olduğunu görüyoruz. Bir kız çocuğunun baş kahraman olduğu, okuyucunun yakından bağ kuracağı, bir öyküsünü okuduktan sonra bir sonraki öyküsünü merak edeceği bir kahraman yaratabilir miyim, böyle bir seri yazabilir miyim? sorusu çıkış noktam oldu. Bir anlamda kendi sınırlarımı görmek, zorlamak da istiyordum.

Cesaretimi toplayıp Selin’e başlamamda, kahramanın kafamda şekillenmesinde kızımın tabii ki önemli bir payı var. Zaten ilk yazdığım öyküleri ona hep okudum. Eğer bir çocuğun annesi veya babası iseniz çocukların dünyasına girmek için geçerli bir pasaportu elinizde taşıyorsunuz. Onlardan biri olup aralarına karışabiliyorsunuz. Bu da çocukların farklı durumlar karşısında nasıl davrandıklarını anlamanızı kolaylaştırıyor. Kızımın böyle bir katkısı da oldu. Bir de Selin’in saçlarının kâküllü ve at kuyruğu olması onun önerisiydi.

Bu arada Selin’i resimleyen sevgili Nuray Çiftçi’ye de bu vesileyle çok teşekkür ederim. Selin karakterini düşünürken bir o kadar da nasıl çizileceğini dert ediyordum. Düşünün kitabın içinde ismi geçen elliye yakın karakter var. Olaylar belli başlı kahramanların etrafında dönüyor da olsa her birinin karakter özellikleri ve fiziksel görünümleri, davranışları farklı. Hem öykülerde hem de resimlerde bir tutarsızlık olmaması için fikri takip çok önemliydi. Nuray Hanım’ın Bulut Bebek ve yaptığı diğer işleri biliyordum. Selin’i resimleme konusundaki önerimize olumlu yanıt verince çok rahatladım. Selin’in görsel bir kimlikle karşımızda olması onun eseri.

Galiba Selin, sizin bunca çocuk kitabınız arasında isim verdiğiniz ilk karakter. Öyle mi? Daha önceki kitaplarınızda neden isimsizliği seçtiniz? Belli bir nedeni var mı?
Doğru, önceki kitaplarımdaki insan kahramanların hiçbirinin adı yok. Biliyorsunuz, resimkitap ve resimli kitaplarda metin ayrıca resimleniyor. Eğer yazar aynı zamanda ressam değilse bir ressam o metni resimliyor. Benim önceki metinlerimde kahramanın kız mı yoksa oğlan mı olduğunu bilemezsiniz. Okuyana göre değişebilir. Eğer ressam kahramanın cinsiyetini belirginleştirmişse o zaman okuyucu ressamın çizdiği üzerinden değerlendirme yapabilir. Bunu tüm okuyucuların cinsiyetinden bağımsız öykünün içine girebilmesi ve kahramanla özdeşleşebilmesi için tercih ettim. Bir örnek vermek istiyorum. Rengarenk Bir Ses kitabımı sevgili Vaghar Aghaei resimlemişti. Siz bu kitap hakkında da güzel bir yazı yazmıştınız, teşekkür ederim. (https://www.birgun.net/haber/ses-li-bir-masal-okuyalim-mi-280863) Bu öyküde sokakta oynarken duyduğu tanıdık bir sesin ne olabileceği arayışına giren şapkalı bir çocuk var. Onunla birlikte okuyucu İstanbul sokaklarını seslerin peşi sıra dolaşıyor. Ben metinde olduğu gibi resimlerde de çocuğun cinsiyetinin belirsizleşmesini istiyordum. Vaghar çok güzel bir fikirle, insanın içini ısıtan, usta işi resimleriyle çarpıcı bir final yaptı. Başından beri şapkasıyla sokaklarda sesi arayan çocuk sesin kaynağını bulduğunda sevinçle şapkasını çıkartıyor ve uzun saçları omuzlarına dökülüyor. İlk sayfadan itibaren kitabın kahramanını bir oğlan çocuğu olduğunu sanan okuyucu önyargısıyla da yüzleşiyor.

Çokbilmiş, meraklı ve muzip Selin üçüncü kitapta da yine o tatlı karakterini konuşturuyor. Peki, bu romanda bizi neler bekliyor?
Daha ilk sözcüğünde, Babacığın sorumluluklarından kaçmak için takıntı haline getirdiği ornitorenkler bekler. Güzel Bir Anlaşma başlıklı bu bölüm, çocuklarına sorumluluk konusunda öğüt veren yetişkinlerin kendi sorumlulukları söz konusu olduğunda yan çizebilmek için çevirdikleri dalaverenin Selin’e sökmediğinin öyküsü. Bumerangın Dönüşü, Bakarız, Canlılar Dünyasına Yolculuk, Endişelenecek Bir şey Yok, Büyük Oyuncu, Doğum Günü Babası, Hangisi Daha Zor diğer başlıklarımız. Kitaba da adını veren Büyük Oyuncu, çocuğu öncelemeyen, yok sayan, kendi çıkarı için başkasının çocuğunu feda etmeye dünden hazır yetişkinlerin foyasını ortaya çıkaran Selin’in öyküsü. Selin bu, hiç bu tür oyunları yutar mı, yutmaz tabii ki. Hiçbir çocuk yutmaz ayrıca.

İlk kitabınız “Kaçan Uykuların Peşinden”den (2013) bu yana yazın hayatınızda nasıl bir değişim süreci geçirdiniz? Çocuklar için yazarken nasıl bir yol izlediniz?
Çocuk edebiyatıyla benim yolum yazdığım bir öyküyle keşişti. Üstelik çocuk öyküsü de değildi bu. Kızımın doğumuyla yoğun bir koşturmanın içine girmiştim. Tüm gündüzümü dolduran özel bir şirketteki işim, işten dönünce ve gece boyu kızımın bakımı, iş nedeniyle gitmek zorunda olduğum seyahatler bana soluk alacak fırsat bırakmıyordu. Bu kıskacı biraz aralamak, kendimi toparlamak için sabah, herkesin derin uykuda olduğu erken bir saatte uyanıp bir babanın gözünden, çocuğunun iki yaşına kadarki süreçteki temel eşiklerini içeren öyküler yazmaya başladım. “İyi ki Doğdun” başlıklı öykümde iki yaşına basacak kızına doğum günü hediyesi olarak bir masal yazmaya çalışan babanın duygu ve düşünce salınımları yer alıyordu. İşte bu öyküdeki babanın yazmaya çalıştığı masal öyküden bağımsızlığını ilan etti. Bir İstanbul masalına, Kaçan Uykuların Peşinden adlı çocuk romanına dönüştü. Dosyamı verdiğim Can Çocuk Yayınları’nın kitabımı yayımlaması sadece önümü açmadı aynı zamanda bu alanda neler yapıldığını derinlemesine araştırmama da vesile oldu. İyi Kitap Çocuk ve Gençlik Yayınları Dergisi’nin Sahaf Dükkânı köşesinde Osmanlı’dan Cumhuriyet’e birçok yayın üzerine araştırma yazılarım çıktı. Bu araştırmalar hem alanı yakından tanımamı sağladı hem de dil konusundaki gelişimime olumlu katkıları oldu. 2024 sonunda, Süleyman Bulut, Aytül Akal, Fatih Erdoğan, Ayla Çınaroğlu, Gülten Dayıoğlu ve Feyza Hepçilingirler ile söyleşilerimizden oluşan, Edebiyatın Çocuk Hali, Söyleşiler başlığıyla yayımlanan derleme kitabım çocuk edebiyatına güzel bir katkı oldu.

Edebiyatı, Türkçeyi, dili çok önemsiyorum. Dilin sunduğu olanakları, sözcüklerle kurulan dünyayı seviyorum. Oman’ın Güzel Kalemi kitabım lipogram oyunuyla alfabenin bir harfini hiç kullanmadan yazdığım, çok da beğenilen bir kitap. Bu metni yazarken sınırlanmışlıkların içinde kıvranmak benim için ne kadar sancılı da olsa bir duygunun, düşüncenin farklı sözcüklerle birçok şekilde anlatılabildiğini görmek, göstermek de ayrı bir mutluluktu.

Dile, edebiyata hak ettiği saygıyı gösterdiğinizde çocuklar için çok da farklı bir yol izlemeniz gerekmiyor.

Biyografinizde eski zaman çocuklarının okuduğu kitapları okuduğunuz yazıyor. Pal Sokağı Çocukları bunlardan biri sanırım. O kitabı neden çok sevdiğinizi hatırlıyor musunuz?
Demin de söylediğim gibi, geçmişte yayımlanan çocuk kitapları, dergileri bunların çocuk edebiyatı tarihi içindeki yeri ayrıca ilgimi çekiyor. Örneğin arşivimde 1892 baskısı Hector Malot’un Bikes Yahud Familyadan Mahrumiyet, bugünkü adıyla Kimsesiz Çocuk kitabı var. Yüz otuz dört yıl önce Arap harfleriyle yayımlanmış. Bu kitabı o dönemde okuyan çocuğun duygularıyla bugün okuyan çocuğun duyguları arasında büyük bir fark yok. Çağlar, on yıllar ötesindeki çocukların bir kitapta, çocuklukta buluştuğunu düşünmek beni heyecanlandırıyor.

Haklısınız, Pal Sokağı’nın bende özel bir yeri var. Sanırım bu da benim çocukluğumun Pal Sokağı Çocukları’yla ortak yanlarının olmasıyla, hayatta karşılaştıklarımın romanda okuduklarımla çakışmasıyla ilgili. Bir roman kahramanının, Nemeçek’in ölümü bir insanı ne kadar sarsabilir ki, ben yakın bir arkadaşımı kaybetmişçesine üzüldüm, yasını tuttum. Nemeçek’in ölümü benim hayatta karşılaştığım ilk çocuk ölümüydü.

Yaşar Kemal ile tanışma fırsatınız oldu mu? Onu çok sevdiğinizi biliyorum. Yazarlık serüveninizde etkisi vardır muhakkak…
Maalesef tanışma fırsatımız olmadı. Ama metinlerinden tanımış kadar oldum. Evet, çok seviyorum. Yaşar Kemal bende yazma isteği uyandıran ilk yazarlarımdandır. Benim çocukluğum üniversiteye gidene kadar Firuzköy’de (İstanbul) geçti. Bağların, bahçelerin olduğu, meralarında hayvanların otlatıldığı, gölünden (Küçükçekmece gölü) balık tutulan bir köydü bizimki. Köyümüzdeki akranlarım gibi benim de yaz tatillerimi tarlada çalışarak geçirdiğimi belirtmeme gerek yok sanırım. Çayırlarından geçen iki dere usul usul göle akardı. Yaşar Kemal işte bu yaşadığım yerin bir romanının, bir hikayesinin olabileceğini bana öğretti. Bildiğim kurdu, kuşu, ağaçları, otları, yılanları, dikenleri, çiçekleri, börtü böceği onun metinlerinde görmek sanki bizim köyün kırlarında dolaşmak gibiydi. Tabii tersi de geçerli. Doğada olmak Yaşar Kemal’in metinlerinde dolaşmak gibiydi. Şimdi düşünüyorum da Kaçan Uykuların Peşinden romanımda şehrin içine hapsolmuş ağaçları, çiçekleri, bitkileri, kuşları, böcekleri dert etmem, onların görünür olabilmesi için çabalamam hiç de tesadüf değilmiş.

Yaşar Kemal ile tanışamasam da sevgili Rıfat Ilgaz ile çok şey paylaştım. 1990 yılıydı. Ataköy 9. Kısımda oturuyordu. Körfez savaşı yıllarıydı. Yazarların, sanatçıların yaptıkları savaş karşıtı bir basın toplantısında tanışmıştık. Ne zaman arasam, “Doğan, lafları telefonda tüketmeyelim, atla gel” derdi. Ben de “At bulamadım yatla geldim,” derdim kapıdan girerken. Gülerdik. Sonrası neşeli, koyu bir sohbet. Başucundaki radyosundan ajansları hiç kaçırmazdı. Bir ziyaretimde Karartma Geceleri kitabını “Dost Doğan Gündüz’e, Karartılmış gecelerde düşlediğimiz aydınlık yarınlara…” diye imzalayıp hediye etmişti. 2 Temmuz 1993’teki Sivas Madımak katliamında can dostlarını yitirmenin, aydınlık umutlara çöken karanlığın acısına dayanamadı. Beş gün sonra aramızdan ayrıldı. Selin, Ustaların Ustası kitabımı, o buluşmaların içten anılarıyla, özlemle “Dost Rıfat Ilgaz’a” ithaf etmiştim. Acaba Rıfat Ilgaz Selin’leri okusaydı, ne söylerdi merakım hep aklımın bir köşesinde duruyor.

Rıfat Ilgaz’ı bu söyleşiyle anmış olmak da beni ayrıca mutlu etti. Peki, bugün çalışma masanızın üzerinde hangi kitaplar okunmak için bekliyor?
Benim okuma yelpazem biraz geniş. Son dönemde okuduğum, Carlo Rovelli’nin Helgoland, Kuantum Devrimini Anlamlandırmak kitabı, Tolga Esmer’in çevirisiyle, hem dili hem de içeriğiyle çok beğendiğim bir kitap oldu. Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Psikanaliz Defterleri Çocuk ve Ergen Çalışmaları her sayısını merakla, heyecanla beklediğim bir seri. Onları okuyorum. Jung son dönemde üzerine yoğunlaştığım bir yazar.  Metis Yayınevi’nin bilim serisinden çıkan kitaplar da ilgiyle takip ettiğim kitaplar. Bu serideki, çocuk edebiyatı alanında da güzel kitapları olan sevgili Şiirsel Taş’ın çevirdiği Delişmenlik Çağı kitabını da öneririm. Bunların haricinde mümkün olduğunca çocuk edebiyatı alanında yeni yayımlanan kitapları takip etmeye çalıyorum.

Peki ya defterinizde yeni bir roman taslağı var mı?
Bu bir sır. Söyleyemem. Şaka yapıyorum tabii ki… Bazı notlarım var ama bir esere başlamak, sürdürmek, sonlandırmak sancılı bir süreç. Yıllar önce defterime aldığım bir notun zaman içinde bir kitaba dönüştüğünü görmek çok sevindirici. Ama işte deftere not alma ve bu notun titiz ve yoğun bir çalışma ardından kitaplaşması arasında ne kadar bir süre geçeceği hep belirsizliğini koruyor. Kestirmesi çok zor.

Sizi konuk etmek benim için büyük mutluluk. Dilerim uzun yıllar kitaplarınızı okumaya devam ederiz. Selin’e benden selam söyleyin. Kapiş?
Benim için de öyle. Sağ olun. Ben de öyle umut ediyorum. Her bir kitabın yolu açık, okuru bol olsun. Biliyorsunuz, yazarın elinden çıkan metinler kitaplaştıktan sonra kendi yolculuklarını sürdürüyorlar. Okurun kitapla, kitabın kahramanıyla kurduğu ilişkide artık yazarın bir söz söyleme, araya girme hakkı kalmıyor. Ama küçük Nilüfer’in içten selamını Selin’e memnuniyetle ileteceğim. O da çok sevinecek. “Kimin?” diye sorarsa, hani çocukluk fotoğrafından ayraç yapıp sayfalarında, satırlarında, şakalarında, sevinç ve sıkıntılarında hep senin yanı başında olan Nilüfer’in derim. Kapiş.

ÇOCUKLUĞUN AYNASINDA “SELİN PÜSKÜLLÜ BELA”

 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media