banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

AjandaKolik Reklam

ÇOCUKLUĞUN AYNASINDA “SELİN PÜSKÜLLÜ BELA”


Sizi Selin Püsküllü Bela ile tanıştırayım mı? Tıpkı Pıtırcık gibi, Uzun Çoraplı Kız Pippi gibi biraz haylaz ama oldukça sevimli bir kitap karakteri Selin. Ama aslında tam da yaşadığımız dünyanın bıcırık, bilmiş ve bir o kadar algısı yüksek yeniyetme kızı! Bakmayın lakabının “Püsküllü Bela” olduğuna… Muziplikleriyle, küçük yaramazlıklarıyla, başından geçen türlü maceralarıyla ona aslında “tatlı bela” Selin de diyebilirsiniz! Gelin onu biraz daha yakından tanıyalım, “kendi küçük kalbi büyük” dünyasının içine hızlı bir giriş yapalım! 

 

Nilüfer Türkoğlu
nilufer@ajandakolik.com 

Galiba ilkokul birdeydim! Sınıftan bir arkadaşımla hayatımın ilk öğretmeninin soyadını fazla tuhaf bulmuş olacak, sınıf öğretmenimize takma bir isim koymaya karar verdik. Aslında fikrin tam olarak benden çıktığını söyleyemem ama bir şekilde olayın benim başıma patladığını dün gibi hatırlıyorum. Nasıl oldu da bu yeni ve pek yaratıcı (!) soyad, öğretmenimizin kulağına gitmişti de beni çok seven öğretmenim bir anda küsmüş, benimle hiç konuşmaz olmuştu. Öyle üzülmüş, öyle üzülmüştüm ki buna, her sabah tüm sınıf ayakta andımızı okuduktan sonra sıralarına otururken ben  uzun bir süre ayakta sessizce bekler olmuştum. Neden? Öğretmen benimle konuşsun, bana “Otur” desin diye. Evet, evet burada bana seslenmesi tek tesellimdi. (Ne acı dolu günler, düşünün halimi!)

Yaklaşık 32 yıl öncesine gittim, varın siz düşünün etkisini! Bunda sayfalarını karıştırırken ara sıra kıkırdamaktan kendimi alamadığım “Selin Püsküllü Bela”nın 12 minik öyküsünün payı da var ama! Doğan Gündüz’ün “Acayip Bir Hediye”, “Ailenin En Yaramazı”, “Bisküvi Kutusundaki Martı”, “Fare Adlı Kedi”, “Kaçan Uykuların Peşinden”, “Rengarenk Bir Ses” (Bu kitabın incelemesini Birgün gazetesine yazmıştım) ve “Sahi Benim Annem Hangisi?” kitaplarının ardından Can Çocuk’tan çıkan sekizinci kitabı “Selin Püsküllü Bela”, yazarın aynı zamanda “sevinç ve esin kaynağı” kızına adadığı son kitabı. Bu matrak kızın yaşadığı tüm bu maceralar, tıpkı gönlümün efendisi, çocukluğumun yegane çizgi karakteri Pıtırcık’ınki (Le Petit Nicolas) gibi bir seriye dönüşebileceğini düşündürttü bana. Nuray Çiftçi‘nin Selin’e hayat verdiği çizimlerinin de sayfalarda daha çok gezinmesini istedim. Bundan böyle yazar ve çizerin, Selin’li yolculuğunun devamını dileyeyim buradan. Belki kendini Selin’le özdeşleştiren Nilüfer’in sesini biraz olsun duyarlar!

Pıtırcık demişken, Doğan Gündüz’ün de Pıtırcık okuduğunu varsaydım nedense… Biyografisinde okudukları arasında “Bir de eski zaman çocuklarının okuduğu kitaplar” yazıyor ne de olsa! Bu, Pıtırcık’ı ne kadar eski yapar bilmiyorum ama kendi geçmiş zamanıma dönünce benim “küçük  Nicolas”ım hemen çıkıyor karşıma! Yani Gündüz de, Goscinny ve Sempé hayranıysa hiç şaşırmam! Sınıf arkadaşları, öğretmenleri, “annecik ve babacık”ıyla kurduğu bağ ile bizim Selin, bugünün küçük Pıtırcık’ı adeta! Üstelik ailesinin argo sözlüğünü karıştırarak kötü sözcükleri bile deyim yerindeyse tam yerine cuk oturtan bu bilmiş afacan kız, hemcinsim olmasıyla da kalbimi ayrıca kazandı! Kapiş? (Selin’in kelimesi!)  

Gündüz’ün yalın ve bir o kadar muzip anlatımıyla yarattığı Selin karakteri, okul sıralarında arkadaşı olmak isteyeceğiniz, türlü maceralara birlikte atılmak isteyeceğiniz, yeri gelince de öğretmenden birlikte azar işitip tahtada tek ayak üstünde bekleyeceğiniz bir kız! (Sahi o cezalar artık var mı?)

Daha önceki kitap karakterlerinden farklı olarak ilk defa bir kahramanına isim veren yazarın “püsküllü bela”sı Selin, 8 yaş üstü çocuklara önerilirken benim gibi çocuk kitaplarına sarılmaktan vazgeçmeyen yetişkinler için de eğlenceli bir kitap! Aslında tam olarak nasıl bir kitap; biliyor musun, sevgili okuyucu? Çocukken tanıdığın, tanımadığın komşuların ziline basıp kaçmak gibi… Öğretmenine takma isim koymak gibi! Çocukluğunu yeniden hatırlamak, yeniden çocuk olmak gibi bir kitap!

Püsküllü Bela Selin’i öyle sevdim öyle sevdim ki, zamanında nedense kenarları kırpılmış bir çocukluk fotoğrafımı kitap ayracı yaptım, sayfaları öyle çevirdim. (bakınız yazının ilk görseli) Böylece her yarım bıraktığım sayfayı açtığımda yeniden o küçük Nilüfer’le karşılaşıp gülümsedim. Geçip giden zamanın ve okuduğum tüm çocuk kitaplarımın bana borcuydu sanki bu. Çocukluğun aynasında hep kendime baktım.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media