YAŞLI BİR ADAM, SISKA BİR KÖPEK… TÜM HİKÂYE ASLINDA BÖYLE BAŞLADI


İtalyan yazar Michele Serra’nın 2021 yılında yayımlanan kitabı “Kemik” Türkçe ismiyle bu ay Timaş İlk Genç etiketiyle okurla buluştu. Issız bir ormanda yalnız yaşayan yaşlı bir adam ve bir gün hiç hesapta yokken karşısına çıkan sıska bir köpeğin günbegün yakınlaşmasını anlatan kitap, insanoğlunun hayvan ve doğayla kurduğu diyalogun tarihsel geçmişinden de izler barındırıyor. Kemik, Allesandro Sanna’nın basit ve bir o kadar usta desenleri eşliğinde, Serrano’nun incecik anlatımıyla duygusal bir roman olarak hafızalarda yerini alıyor. Mutlaka okuyun. 

Yazı: Nilüfer TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Yakın zamanda şehir hayatını ardımda bırakıp yeni bir dünya olarak tanımlayabileceğim, doğayla daha içli dışlı yaşamaya başladığım bir beldeye taşındım. Kuzey Ege’nin biriciği, Antik Çağ’da Kidonia olarak bilinen güzel Ayvalık’a! Üç katlı yazlık evi andıran apartmanımızın bahçesinde beni karşılayan ve o gün bugündür beni görünce kulakları ağzına varan, kuyruğu titreyen Beri, bir köpekle kurduğum dostluğun baş kahramanı olarak daha ilk günlerden itibaren yeni hayatımın içinde yerini aldı. Yıllardır kedilerle haşır neşir olduğumdan bir köpeğin arkadaşlığının gölgesinde bambaşka duygular yaşayacağımı hiç tahmin etmemiştim. Yılların en büyük soğuğuna uzun bir kış boyu mahkum olan Ayvalık’ta hiç arkadaşımız olmamasına rağmen Beri ile kurduğum bu özel diyalog, insansız bir yalnızlık hissini yüzüme vurmadı hiç. Aksine beni daha çok mutlu etti ve heyecanlandırdı.


Michele Serra’nın ormanda tek başına yaşayan ve en sevdiği varlığı torunu Lucilla olan yaşlı adamla bir köpeğin hikâyesini anlattığı “Kemik”, usul usul kurulan bir dostluğun hikâyesi. Bizim Beri ile olan neşeli ve çabuk yakınlaşmamızın aksine bir sürece yayılan ve içinde bolca gizem barındıran bu hikâyede yaşlı adamın, açlıktan bir deri bir kemik kalmış, sıska bir köpekle iletişim kurmak için nasıl çabaladığını görmek, epey yürek burkuyor. Roman boyunca ikisinin sahip olduğu derin yalnızlığı ve birbirlerine gizliden gizliye duydukları muhtaçlık duygusunu hissetmemek mümkün değil. Serra’nın abartısız, duygu sömürüsü yapmadan yalın anlatımıyla kurduğu cümleler, hayatın tam içinden, sıcacık ama hüzünlü. İtalya’nın en tanınmış çağdaş illüstratörlerinden Alessandro Sanna’nın çizimleri de en az Serra’nın sözcükleri kadar dokunaklı ve basit; “Kemik”in ruhuna kusursuzca işlenmiş, uyumlanmış.


OTUZ BİN YIL ÖNCE KURULAN BAĞ 
İnsanoğlu ile köpeğin dostluğunu, hikâyenin içinde hikâye olarak yer vermeyi seçen yazar, bunu yaşlı adamın torununa anlattığı bir kurt öyküsüyle taçlandırıyor. Otuz bin yıl önce bir kış gününde geçen bu hikâyede Vaşakpostu ismindeki genç bir kadının kurt yavrularını nasıl koruduğu, kocası Bufalopostu’nun önüne geçerek onları avlamasına nasıl engel olduğu ve yıllar geçtikçe tüm kasabalının avladıkları kurtlarla ilişkisinin nasıl evrildiği yer alıyor.

Beri ve ben.

Timaş İlk Genç tarafından bu ay okurla buluşan kitabı İtalyanca aslından çeviren ise şimdiye kadar pek çok çevirisini yine Timaş Yayınları vesilesiyle okuduğum Esma Fethiye Güçlü. “Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe”, “Çöpçüler”, “Kaçış Odaları”, “Ben Cosmo” gibi kitaplar, Güçlü’nün dile hakimiyetini defalarca kanıtlayan kitaplardan yalnızca birkaçı. “Kemik”te de bu hakimiyetin çabasız izleri görülüyor.

Patilerinin üzerinde zar zor duran bir köpek ve ormanın ıssızlığında bir başına yaşayan isimsiz ihtiyarın insanı sarıp sarmalayan romanı “Kemik”, yalnızca genç okura değil, kalbi hayvan sevgisiyle dolup taşan tüm insanlara iyi gelecek türden bir kitap. Ben şimdi Beri ile benim hikâyeme döneyim. Biliyorum aşağıda minicik bir kalp başını okşayayım, onunla biraz oynayayım diye beni bekliyor.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media