banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

AjandaKolik Reklam

TENTEN’İ İSTANBUL’A GETİREN İRANLI KALİGRAFİ SANATÇISI HAMID TOLOUEI FARD YENİ SERGİSİNİ AJANDAKOLİK’E ANLATTI


Dünyaca ünlü Tahranlı kaligrafi sanatçısı Hamid Tolouei Fard, pek çoğumuzun gönlünde taht kuran dünyaca ünlü çizgi roman kahramanı Tenten’i fonda çeşitli İstanbul manzaralarıyla resmetti. Günümüz pop kültürünü eserlerine taşıyan sanatçının “Tenten İstanbul’da” sergisi çok yakında Red art istanbul’da sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.  İran’ın en ünlü çağdaş sanatçıları arasında yer alan Fard ile heyecan verici projesini konuştuk. 


SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Önümüzdeki ay çağdaş sanat eserlerine ev sahipliği yapan Red art İstanbul’da Tenten İstanbul’da serginize ev sahipliği yapacak. 61 yıl sonra Tenten’i yeniden İstanbul’a davet etmek nereden aklınıza geldi? Tenten, benim çocukluğumun kahramanı, sizin de mi öyle?  

20. yüzyıla damgasını vurmuş olan Tenten, izlemiş herkesin hafızasında elbet iz bırakmış bir anısı vardır diye düşünüyorum. Maceralı hikayeleri ile çocukluğumuzu renklendirmiş bir kahraman desem abartmış olmam. Hâlâ daha genç, yetişkin fark etmeksizin Tenten hayranlığı varlığını sürdürmektedir. Umarım bir daha yaşamayız ama evlerimize kapandığımız o sıkıntılı dönemde herkes gibi ben de zamanımı verimli nasıl geçiririm diye uğraşıyordum. Elbette durmadan eser çıkarıyordum fakat dünyada işler hiç de iyiye gitmiyordu. Çocukluğumda beni mutlu eden anlarıma kaçarak kendimi güçlü hissediyordum. Eskiden olduğu gibi çizgi romanlar okumaya başladım, çizgi filmler izledim, yaşadıklarımızı bir nebze hafifletmesi adına. Sonra eserlerime de yansıtmak istedim, fark ettim ki tebessüm ettirmek bu zamanların en değerli eylemi. İşte o sıra çocukluğumuzun çizgi film karakterlerinden oluşan Fashion Show isimli bir seri eser hazırlarken kendimi buldum. Tenten’in İstanbul’da geçen macerasını izlerken benim de bir süredir yaşadığım İstanbul’u kendi gözümden resmetmek istedim. İstanbul’un değerleri ve belki de hiç unutulmayacak hallerini benim gözümden de görün istedim.

Bu sergiyle Tenten’i İstanbul’un çeşitli manzaralarında görme şansı elde edeceğiz sanırım. Peki bize biraz sergi hakkında ipucu verir misiniz? Sanat severleri neler bekliyor sergide?  

İstanbul, yaşamak için harika bir şehir. Ben 7 senedir ülkenizdeyim, başka bir şehirde yaşamayı düşünmedim. O kadar çok hikayeye sahip, o kadar renkli özelliğe sahip ki bir sanatçı olarak müthiş zengin bir kaynağın içerisinde hissediyorum kendimi. Benim için de önemli, tamamı olmasa da hafızama yerleşmiş birçok yer ve anıya bu seride yer vermeye çalıştım.

Bu aynı zamanda Türkiye’de ilk defa yapılacak bir proje olarak da dikkat çekiyor. İlk olmasının nedeni nedir? Diğerlerin ayıran ne gibi bir özelliği var?

Evet var. RED art istanbul yeniliklere açık modern bir sanat galerisi. Bu sayede bana da sınırsız düşünme ve uygulama olanağı sunuyor. Daha evvel bir sergimde kendileri ile bir aplikasyon denememiz olmuştu. İlk defa Red Art galeride böyle bir izlenim ayrıcalığına şahit olmuştuk. Bu kişisel sergim için aynı aplikasyonu daha kapsamlı hale getirdik. Eserleri hareketli ve üç boyutlu görme olanağı sağlayan bu aplikasyon, yeni dönem sergileme alternatifleri arasında yer alacak gibi duruyor.

Serginize ilham veren 1961 yapımı Tenten İstanbul’da filminde sizi en çok ne etkilemişti? Dikkatinizi çekenler neler oldu?

Herkesin kendine has bakış açısı ve maceraları var bu dünyada. Filmin içeriğinden çok İstanbul’da geçmiş olması fikri beni etkiledi. Kendi gözümden, kendi deneyimlerden yola çıkarak yedi yıldır yaşadığım bu macera dolu şehrin yaşamını, çeşitliliğini ve değişkenliğini benim perspektifimden görün istedim.

Siz dünyanın pek çok şehrinde sergileri gerçekleşen ve müzelerde eserleri yer alan bir sanatçısınız. Dokuz yaşından itibaren ünlü hattatlardan nestalik, küfi ve khatham teknikleri üzerine eğitimler aldınız. Hamid Tolouei Fard’ı kendi ağzından daha da yakından tanıyalım isterim.  

Çocukluk yıllarından 20 yaşına kadar klasik hat eğitimini tüm kurallarıyla, İran’ın çok kıymetli hocalarından eğitim alarak kendimi ve yeteneklerimi geliştirmeye çalıştım. Üniversite yıllarında aldığım illüstrasyon ve grafik tasarım eğitimleri ile daha önce aldığım klasik hat eğitimine farklı bir gözle bakmaya başladım. O arada birçok ülke gezdim, gezdiğim yerlerdeki her bir manzarada, müzelerdeki sanat eserlerinin üzerinde, dinlediğim müzikte bile hat görüyordum. Klasik hat sanatlarının kurallarından biri de yazdığın hat, okunmalıdır. Ama ben sadece okunsun istemiyordum. Şekil olarak da çok şey ifade ettiği haliyle kullanmayı seçtim. Böylelikle neden benim gördüğüm gibi de başkaları da görmesin diye düşündüm. Özellikle son yıllarda farklı serilerde olmak üzere daha önce görmüş olduğumuz beynimize yer etmiş karakterler ya da ünlü sanat eserleri üzerinde hat çalışmaları yaptığım eserler ürettim. Yakın zamanda ortaya çıkmış olmasına rağmen hâlâ etkilemeye devam eden pop-art sanatı oldukça ilgimi çeken bir sanat dalıydı. Bu sebeple 2015 yılına kadar aldığım tüm eğitimler ile pop-art sanatını harmanlamaya başladım.

Türkiye’ye ne zaman geldiniz? İstanbul’un sanatçı kişiliğinize yansımaları neler?

Daha önce birçok kez İstanbul’da bulundum fakat burada yaşama kararını 2015 yılında aldım. O zamandan bu yana bu muhteşem şehirdeyim. Burada yaşamaya başladığımdan beri daha serbest, daha renkli, daha zengin çalışmalar üretmeye başladığımı fark ettim.

Geleneksel bir sanat olarak kaligrafi, günümüz dijital sanatında nasıl bir karşılık buluyor?

Böyle bir soru, göreceli birçok yanıtı barındırıyor bana göre. Birçok klasik ve gelenekselci yaklaşımın kendine has kuralları vardır. Bu modern anlayışa karşı olanlar ya da hoşlanmayanlar vardır elbette ki. Fakat ben bu kurallar dışında da birçok alternatifin uyarlanabileceği görüşüne çok daha yakınım. Bu sebeple farklı kombinasyonlarla bildiklerimi ve gördüklerimi farklı araçlar ile yansıtmayı tercih ediyorum.

Peki, kaligrafi denince pek çok kişinin aklına en basit şekliyle “estetik olarak yazı yazma sanatı” geliyor. Bir kaligrafi ustası olarak siz nasıl tanımlarsınız? Dünyada ve Türkiye’de yeterince ilgi gördüğünü düşünüyor musunuz?

Bilindiği üzere “hat sanatı” ve “kaligrafi” aynı kategoride değerlendirilse de aslında farklı konular. Temelde her ikisini de güzel yazı yazma sanatı olarak adlandırabiliriz fakat hat sanatı Arap harfleri çerçevesinde oluşmuş, daha çok dini yazı içerikli, belli formları ve kuralları olan bir güzel yazı yazma sanatıdır.

Kaligrafi, yüzyıllardır görsel sanatların önemli bir parçası olma özelliğine sahip yine güzel yazı yazma sanatıdır. Dünyada her milletin kendine özgü bir kaligrafi tarzı vardır. Hat sanatı da bunlardan biridir. Bu çeşitlilik elbette ki farklı din, dil ve kültür farkından kaynaklanmaktadır. Benim icra ettiğim kaligrafi ise İran kaligrafisidir. Çok yaygın olmamakla birlikte yine de ilgi gören, tercih edilen bir sanat dalıdır.

Peki, Tenten ile İstanbul’da karşılaştığınızda ona ne söylemek istersiniz?

Bunca zaman geçmiş olmasına rağmen genç, yetişkin, çocuk fark etmeksizin maceralarının hayranı olduğumuzu, her ne zorluk yaşanırsa yaşansın, bir yolunu bulan cesur karakterinin bana da ilham olduğunu ve bunun için kendisine sonsuz teşekkürlerimi iletirdim.

Red art istanbul ile yeni projeleriniz olacak mı? Şu an hangi proje üzerinde çalışıyorsunuz?

Bildiğiniz gibi RED art istanbul’un arkasında iki büyük isim var. Yiğit Aydın ve Mert Aydın. Şanslıyım ki beni ve çalışmalarımı anlayan, yeni projeleri değerlendirmekten asla kaçınmayan bu isimlerle çalışmaktayım. Birbirimize iyi gelen, yücelten her projeye karşılıklı açığız. Hem dijital platformda hem de fiziksel sergilemede Türkiye’de ve dünyada birçok programımız mevcut.

Ajandakolik’in klasik bir sorusu var. Aslında tam da size sorulabilecek bir soru. Ajandanız ya da not defteriniz var mı? 

Evet, elbette var. Birçok sanatçı gibi defter ve kalem benim de vazgeçilmezlerimizden.  Hatta eskizlerim için ayrı bir arşiv tutuyorum. Binlerce çalışmamın gelişme ve dönüşme aşamaları onlardan rahatlıkla fark ediliyor. Yeni teknikler denemeyi sevdiğimden her birini kayıt altında tutuyorum.

 Ajandakolik’e sizin yazınızla bir hatıra bırakmanızı istesem, kendi tekniğinizle bize ne hediye ederdiniz?

 

 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media