MARK JANSSEN: “MUTLU ÇOCUKLAR MUTLU EBEVEYNLER YARATIR”


Çocuk edebiyatının en sevilen yazar-çizerlerinden Mark Janssen evrenine bir kez daha giriş yapıyoruz! Türkçeye Sinan Çakmak tarafından çevrilen ve yine Can Çocuk etiketiyle yayımlanan “Hayalperest”, müzisyenlerden illüstratörlere, yazarlardan oyunculara, dansçılara yani dünyanın dört bir yanındaki hayalperestlere övgü niteliğinde çok derin ve özel bir kitap. Jannsen ile yeniden bir arada olup kitabını konuşmak da öyle. Yine bir dolu soruyla karşısındayım!

SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU

nilufer@ajandakolik.com 

Siz sormadan ben hemen söyleyeyim! Mark Janssen sonbaharda Türkiye’ye geliyor. Bu söyleşinin belki de en can alıcı bilgisi bu! Çünkü tıpkı dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de azımsanmayacak kadar çok okuru ve hatta hayranı var! Can Çocuk’un kucak açtığı kitaplarıyla yalnızca minikleri değil ebeveynleri de kendisine hayran bırakan bir düş gezegeninin sahibi olan sanatçı ile bu defa yüz yüze tanışmayı ben de iple çekiyorum. Lafı çok uzatmadan Türkçede yeni basılan kitabı “Hayalperest”i sizinle tanıştırmak isterim. Ki belki siz zaten çoktan tanışmış ve okumuşsunuzdur!
Ve işte sevgili okur, Mark Janssen, hayalperestlere adadığı kitabını Ajandakolik’e anlatıyor.

Neredeyse bir yıl sonra seninle tekrar söyleşi yapmak benim için büyük bir şans! Henüz Türkçeye çevrilen “Hayalperest” kitabını okudum ve gözlerim doldu. Sanırım bu kitabı tüm hayalperestlere adadın. Ve bence sen müthiş bir hayalperestsin. Kitabın ana karakteri Aron’da senden izler var mı, hemen onu sorayım! 
Yeni bir söyleşiyle geri dönmek ne güzel! Türkiye’den gelen ilgi benim için çok değerli ve eğer insanlar cevaplarımla ilgilenirse onlara bir şeyler verebilirim. (Gülüyor.)  “Hayalperest” kitabını yazmak aslında benim için çok onur verici bir  görevdi; Hollanda Çocuk Kitapları Haftası’nın resmi resimli kitabı olarak hazırladım bu kitabı. Çocuk Kitapları Haftası’nın temasıyla ilgili resimli bir kitap hazırlamam için bana altı ay süre verildi; konusu da meslekler üzerineydi. Astronot, aslan terbiyecisi veya ejderha avcısı gibi yaratıcı mesleklerle ilgili bir şeyler bulmayı seçebilirdim pekala, hahaha! Ama düşündüm, hayal ettim (bu elbette çok sık oluyor) ; çocukken yetişkin olduğunuzda hangi mesleği yapacağınızı hiç bilmiyorsunuz. Ve bunu bilmenize hiç gerek yok! Öncelikle resim yapmalı, şarkı söylemeli, dans etmeli ve arkadaşlarınızla oyunlar oynamalısınız! Sınıfında herkesin büyüdüğünde zaten ne olacağını bildiği ama bu konuda kendini güvensiz hisseden Aron karakterini yarattım. Elbette babası, Aron’un bunu neden henüz bilmediğini biliyor. Destekleyici ve rahatlatıcı sözlerle ona yardımcı olmaya çalışıyor. Yardım etmek istediği anda da Aron her zamanki gibi hayal kuruyor. Evet, Aron benim çocukluğumu anlatıyor. Ve o çocuk hâlâ içimde. Aklın duygudan, kalpten üstün geldiği yetişkin dünyasıyla hiçbir ilgisi yok. Zihin bizi her zaman korkutur ve güvensiz kılar. Sonra şüphe etmeye ve eksiklikleri görmeye başlarız ama kalbimiz bize her zaman yeterince iyi olduğumuzu söyler; tam olduğumuzu, orada olan her şeye sakince güvenebileceğimizi. Bir şans ver! Aron bize bir ders vermek istiyor. (Gülüyor.)


“DÜŞÜNÜRLER, YAPANLAR VE HAYALPERESTLER” 

Hikâyeden biraz daha detaylı bahsetmek istiyorum. Gerçi ben daha sormadan sen çoktan anlatmaya başladın bile!  Aron ve babası arabalarıyla doğada geziniyorlar. Bu sırada Aron, babasına arkadaşlarının gelecekte ne olmak istediklerini anlatıyor ancak senin de dediğin gibi kendisinin bu konuda hiçbir fikri yok. Daha sonra babası arabayı durdurup ona insanların farklılıklarıyla ilgili bir konuşma yapıyor.
Evet, babası arabada Aron’un hikayesini dinliyor ve ardından arabayı durdurmaya karar veriyor, ne de olsa önemli bir konu bu. Dikkatini ancak arabayı durdurarak çeker. Baba, Aron’un arkadaşlarıyla futbol oynamaktansa resim yapmayı, bir sal yapmaktansa kitap okumayı tercih eden bir çocuk olduğunu fark etmiş. İşte bu durum tam olarak “Hayalperest”i karakterize ediyor ve babası Aron’a bunun bir sorun olmadığını açıklamak istiyor. Baba, dünya üzerinde üç insan tipinden bahsediyor: Yapanlar, Düşünürler ve Hayalperestler. Elbette insanlarda her birinden bir tutam bulunur ama her zaman biri diğerinden galip gelir.

Bu gezegende hepimizin birbirine ihtiyacı var. Hayalperest’in Düşünür’e, Düşünür’ün Yapan’a… Bu nedenle her insanın kendi zevkinden ötede başkalarına daha fazla hizmet edebilmesi için yeteneğini geliştirebilmesi çok önemli. Herkes Düşünür olmamalı veya Yapan. Bunların hepsi Hayalperest de değil. Birbirimizi tamamlamamız farklılıkların amacıdır. Babası Aron’a herkesin kendi büyüme hızına sahip olduğunu söylemek istiyor. Birinde her şey hızlı olur, diğerinde ise biraz daha yavaş ilerler ve her şeyin tamamen çiçek açması için biraz daha olgunlaşmaya ihtiyacı vardır. Aslında her şeyin otomatik olarak gerçekleşeceğine güvenmeliyiz. Okul sisteminde bu zorlayarak oluyor. Her şey ve herkes aynı hızda büyümek zorunda kalıyor. Bu pek çok çocuk için işe yaramıyor. Aron da bunun bir örneği. Bu, bu çocukların aptal olduğu anlamına gelmiyor; sadece farklı bir ritme ihtiyaçları var
Zihin bizi her zaman korkutur ve güvensiz kılar. Sonra şüphe etmeye ve eksiklikleri görmeye başlarız ama içimizdeki ses, kalbimiz bize her zaman yeterince iyi olduğumuzu söyler. Tamam olduğumuzu, orada olan her şeye sakince güvenebileceğimizi. Hadi siz de o sese bir şans verin! Aron da bize bir ders vermek istiyor. (Gülüyor.)


Bu arada Aron bunları babasına anlatırken kendimizi yaban hayatının orta yerinde buluyoruz. Göllerden, tepelerden geçiyoruz. Sayfalarda maviler, yeşiller, kırmızılar patlıyor. Doğanın muhteşem yüzüyle karşılaşırken, hayvanların soluk gölgelerini de fark ediyoruz. Kaplanlar, timsahlar, kuşlar… Tüm bu hayvanları bu sayfalara birer gölge gibi çizmenin sebebi nedir?
Açıkçası bu, herkesin kendi yorumuna kalmış! Ama sen madem soruyorsun o zaman şöyle cevaplayayım Nilüfer: benim hikayemde onlar Aron’un kendi çizdiği hayvanlar ve yine kendisinin resimlerini yapacağı hayvanlar. Kafasında beliriyorlar. Bunlar, onun içine kapıldığı her şeyi kapsayan bir rüyanın habercisi olarak ortaya çıkıyorlar. Hayvanlar, çizilmiş hayvanlardan üç boyutlu hayvanlara doğru büyüyor. Hikayenin bu aşamasında Aron’un çevresinde bir şeylerin değiştiğini göstermek istedim. Yoksa Aron’ın kafasında mı?


Ama sonra hepsi aynı anda ortaya çıkıyor. Üstelik hayvan görselleri de iç içe geçmiş durumda. Mark Janssen’in hayal gücü renklerle dolup taşıyor, çoğalıyor ve büyüyor. Bazen 2 yaşındaki kızımın civcivini siyah çizmesinde bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Tam tersine burası onun hayal dünyası… Ne söylemek istersin?
Fantezi ve hayal gücü sınırsız! Gezegenimizde her şeyin er ya da geç bir yerde bir sınırı var. İnsan uçamaz, fil konuşamaz, balık yürüyemez; sürekli “yapılamayacak” şeyler var. Hayal gücümüzde ise her şey mümkün! Her şey! Fantezi ya da hayal kurmak, tabiat anadan ya da evrenden ya da tanrıdan özgürlüğü tamamıyla tatmak için aldığımız bir armağan. En büyük sanat eserleri, en güzel müzikler ve en büyük icatlar işte tam da buradan çıkmış. Sınırların olmadığı yerden.

Çocukların hayal güçlerini kullandıklarında yaratıcılıklarına gelince; her şey serbest! Ve hatta karanlık resimler bile!  Ağlamak nasıl büyük bir rahatlama ve gerginlik ya da üzüntünün giderilmesi ise, karanlık çizimler de bir çocuğun üzüntü ya da hayal kırıklığını serbest bırakması olabilir. Buna her zaman izin verin. Ben boynuzları ve keskin dişleri olan, kötü gözlerle etrafa bakan canavarlar çizmeyi gerçekten severdim.  Dualiteye izin vermek harika. Şu anda ağırlıklı olarak hafif ve neşeli hikayeler anlatmayı seçiyorum ve bazen aralarında bir canavar bile olabiliyor

Kitabın son sayfasında birçok hayalperestin ismine yer veriyorsun. Şarkıcı Freddie Mercury’den, bir kitap karakteri olan Uzun Çoraplı Kız Pippi’ye benim için çok özel olan isimlerin yanı sıra adını hiç duymadığım isimler de var. Mesela Truus Wijsmuller-Meijer ya da Gerrit Rietveld… Sayenizde her birini araştırıp kim olduklarını öğrendim. Açıkçası tüm bu hayalperestler sayesinde dünyanın döndüğünü ve katlanılabilir olduğunu düşünüyorum… Peki size en ilham veren hayalperestler kimler?
Onlar sınırların var olmadığı, yaratımla beraber hayal gücüyle ortaya çıkan muazzam güzelliği, neşeyi ve ışığı gösteren Hayalperestler. Yani inanılmaz bir yetenekle kutsananlar… En ilham verici tarihi figür olarak Hayalperestlerden İsa’yı, ressam Rembrandt ve Mozart’ı söyleyebilirim. Çünkü dünya dışı tezahürlere tanıklık ettiler. Hiç duyulmadık sözler söylediler, görüntüler gösterdiler, müzikler duydular. Şimdilik sana hızlıca adını sayacağım bu üç örnek var ama elbette şu anda hayatta olan veya henüz doğmamış binlerce ve binlerce kişi daha var.


Bazen hayalperest olmak kötü bir şey olarak algılanır. Hele ki az gelişmiş toplumlarda… Maalesef ülkemizde de bu konuda pek medeni bir bakış açısı yok… Bu kitabı çocuklarıyla birlikte okuyacak ya da çocuklarına okuyacak ebeveynlere söylemek istediğin bir şey var mı?
Hayata güvenin. Zamanın işleyişine güvenin. Her çocuk farklıdır. Bazıları mevcut sistemi çok rahat buluyor. Buraya sorunsuz bir şekilde uyum sağlayan çocuklar var ve bu çok iyi! Benim oğlum da öyle. O bir Düşünür ve kurallardan, sınırlardan memnun….Ancak sizin daha hayalperest bir çocuğunuz varsa, onu geride tutarak mahrum etmeyin, onun topluma bambaşka bir şekilde fayda sağlayacağına güvenin. Bazı çocuklar müzik yaparak, resim yaparak, şarkı söyleyerek veya oyunculuk yaparak daha mutlu oluyor. Onların yalnızca iyi okul performansını ödüllendirerek mutsuz etmeyin. Her zaman kendinize çocuğunuzun gerçekten neyin mutlu ettiğini sorun; bu onun için teşvik edici bir güç olur ve böylece hayal kırıklığı yaşamadan güçlü insanlara dönüşürler. Hayatlarında istediklerini yaparak kendilerinin en iyi versiyonlarına dönüşürler. Ve unutmayın; mutlu çocuklar mutlu ebeveynler yaratır!
Mesela onlara resim dersi almak isteyip istemediklerini sorun. Gidin birlikte kitap alın ve onlara bu hayatta her şeyin mümkün olduğunu söyleyin. Her durumda, ebeveyn olarak onların karşılaştıkları ilk sınırın asla siz olmayacağınızdan emin olun!

“HAYALPERESTLERİN GÜCÜNÜ VE GÜZELLİĞİNİ GÖSTERMENİN ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜM” 

Son kitabın “Ev” ile 2023 Yılının En İyi Kapak Tasarım Kitabı ödülünü aldın. Bu kitabı çok merak ediyorum ve umarım Can Çocuk en kısa zamanda Türkçeye çevirir. Önceki sohbetimizde “Ev”in birkaç ay içinde çıkacağını ve şimdiye kadar yaptığın en iyi iş olduğunu söylemiştin. Hatta Elton John’un “Rocketman” şarkısının da lham kaynağın olduğunu hatırlıyorum… Peki “Hayalperest”in fikri nerden çıktı?
Dediğim gibi Hollanda Çocuk Kitapları Haftası için “meslekler” temalı bir resimli kitabı hazırlamam gerekiyordu. “Ne istiyorsan ol!” düşüncesinden yola çıkan… Sonra düşündüm; peki ya çocukken ileride meslek olarak ne yapacağınızı bilmiyorsanız o zaman ne olacak? Böyle bir çocuk nasıl hisseder? Ve kendi çocukluğumu anımsadım. Sevdiğim tek şey resim yapmaktı. Ve kendimi garipsemiyordum; çoğu zaman kendimi diğerlerinden farklı hissettim sadece. Arkadaşlarım dışarıda futbol oynarken ben yalnız kalmayı ve resim çizmeyi seviyordum. Annem “Hadi dışarı çık artık! Sonra devam edersin” derdi. Ama ben zaten devam ettiğimde çok mutluydum. Şimdi tamamen aynı şeyleri hisseden çok daha fazla çocuğun olduğunu ve bazen bunun kolay olmadığını biliyorum. Biraz farklı ama aynı zamanda iyi de. Ve bu çocuklar farklı yaşamlarda başka başka gelişiyorlar. Ben de bu hayalperestlerin gücünü ve güzelliğini, en güzel çiçeklere nasıl dönüşebileceklerini göstermenin önemli olduğunu düşündüm.

Kitaplarında doğaya çok fazla vurgu yapılıyor. Benzersiz çizimlerinle çocuklara doğayı daha da sevdiriyorsun. Peki ya günlük hayatta çocukların doğayla kurduğu ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsun?
Çocuklar doğal olarak doğaya çok yakınlar. Saflık, hayvanlarda ve doğada gördüğümüz saflığa karşılık gelir. Çocuklarla dışarı çıkmak, ormana, kırlara, dağlara veya denize gitmek çok önemli. Bu bağlantı elbette herkes için çok önemli ama bazen büyük şehirde yaşıyorsanız çok zor oluyor. Şehirde yaşamın pek sağlıklı olamamasının nedenlerinden biri de biraz bu. Bunun dengelenmesi gerekiyor diyelim. Dışarı çıkın, egzersiz yapın. Doğa size yeni enerji verir, sizi sakinleştirir, üzüntünüzü, öfkenizi yavaş yavaş ortadan kaldırır. Yeniden daha kendiniz gibi olursunuz! Bu yüzden doğanın güzelliklerini kağıda dökmekten her zaman keyif alıyorum; Aynı zamanda paylaşmak istediğim hoş bir atmosfer yaratıyor.

Çocukluğun da hep hayaller ve doğayla iç içe mi geçti?
Elbette. Fark etmeden hayal kurma üzerine çalışabildiğim, çok güzel, sakin bir çocukluk geçirdim. Hayatın oldukça sakin, doğanın yakın olduğu bir köyde yaşadım. Hayallerimi her zaman çizim yaparak ifade edebildim ve şimdi hayatım temelde çok basit ve basit olmasından dolayı da mutluyum. Belki biraz sıkıcı ama bana iyi geldiğini söyleyebilirim. Kitaplarım için çok seyahat ediyorum ve ülke çapında ve yurt dışında koçluk ve konferanslar veriyorum. Artık o kadar da sıkıcı değil!

Eminim bu aralar yine bir kitap üzerinde çalışıyorsunuzdur. (belki de çoktan bitmiştir…) Bu konuda biraz ipucu alalım mı?
(Gülüyor.) Evet, buna “arada kalmış” resimli kitap diyelim; çocuk şarkıları yazan ünlü Hollandalı bir şarkıcıyla yaptığım bir işbirliği. Müzik QR koduyla (Spotify’a) ekleniyor ve ben de şarkı sözlerinin illüstrasyonlarını yapıyorum. Yapması çok eğlenceli ama diğer dillere çeviride yaşanan zorluklar nedeniyle kitabın yalnızca Felemenkçe basılacağını biliyorum. Yani kesinlikle Türkçe olmayacak.

Ve elbette yeni fikirler üzerinde de çalışıyorum ama henüz o kadar erken ki, onlar hakkında bir şey söyleyemem…

Boşluğu doldur lütfen… İyi ki çocuklar için yazıyorum çünkü…
Bu beni mutlu ediyor ve eğer sağlığım el verirse ve bu hayattaki misyonumu yerine getirirsem o zaman gerçekten diğer insanlara, çocuklara ve aynı zamanda yetişkinlere anlatmak istediğim hikayelerle dokunabilirim.

“İSTANBUL KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NE DAVET EDİLDİM” 

Yine daha önceki söyleşimizde Türkiye’yi ziyaret etmek istediğini söylemiştin.  Eminim Can Çocuk ekibi ve okurların bunu sabırsızlıkla bekliyordur. İmza günündeki kalabalığı hayal bile edemiyorum…
O zaman bir sürprizim var! 3-6 Ekim tarihleri ​​arasında İstanbul Kültür Yolu Festivali’ne davet edildim. Sonrasında da Can Çocuk ile birkaç gün şehirde etkinlikler yapacağım. Seni ve tüm okurlarımı  görmeyi umuyorum!

Aaa ne güzel bir sürpriz gerçekten! Umarım orada olabilirim! Tekrar Ajandakolik’te konuğum olduğun ve Mark Janssen evreninin kapılarını bana bir kez daha açtığın için teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim! Hollanda’dan Ajandakolik’e selamlar ve şimdiden Türkiye seyahatimi sabırsızlıkla bekliyorum. Hoşça kalın…

YAZAR – ÇİZER MARK JANSSEN’İN FANTASTİK EVRENİNDE

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media