banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

AjandaKolik Reklam

İTALYAN YAZAR IRENE GUGLIELMI AJANDAKOLİK’TE: “MAVİ ARI ASLINDA HEPİMİZİZ”

 

“Bir çocuk kitabı çizeriyle konuşsam ya da söyleşi yapsam ona dünyanın en güzel mesleklerinden birinin çocuk kitaplarını resmetmek olduğunu söylerim. Irene’ye de bunu söylemek istedim ve ona söyleşi için sorularımı gönderdim. Tüm mavi arılar adına şimdi cevaplarını bekliyorum.” diye yazmıştım bundan haftalar önce “Benim Adım Mavi” kitabının incelemesinde. Bir hafta kadar sonra Irene’den cevaplar geldi. Kendisi İtalya’nın ödüllü genç çocuk yazarlarından. Sarı siyah arılar arasında kendini yalnız ve dışlanmış hisseden Mavi Arı’nın hikayesini anlattığı “Benim Adım Mavi”yi konuşurken söylediği en önemli şey şuydu: “Mavi Arı aslında hepimiziz.”

SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

2021 SBC Sessiz Çocuk Kitapları Yarışması Gianni de Conno Ödülü’nü kazanan 30 yaşındaki İtalyan sanatçı Irene Guglielmi’nin ilk kitabı “Io Sono Blu”, “Benim Adım Mavi”, Timaş Çocuk etiketiyle geçtiğimiz günlerde nihayet Türkiyeli çocuklarla da buluştu. Mavi’nin öyküsü bir hayli duygusal. Bu ilk kitap için İtalya’ya bağlandım ve kitabın yazarı Irene’yle hayatın içinde kendini mavi hisseden arılar için konuştum.


İçinde sadece resimlerin olduğu kitapların hep diğerlerinden daha zor olduğunu düşünürüm bir şeyleri anlatmak için, özellikle de çocuklara… Senin ilk kitabın “Benim Adım Mavi” de böyle bir kitap. Sen ne düşünüyorsun? Sözcükler olmadan bir şey anlatmak gerçekten zor mu?

Bence sözsüz yani sessiz kitaplar, bir hikaye anlatmak için sonsuz olanak ve anlatı çözümleri sunuyor. Üstelik kelime kısıtlaması olmadan. Şahsen sessiz kitap yaratmayı seviyorum. Sayfalar boyunca okura resimler rehberlik ediyor. Bunu başarabilmek için de görsel ritme özellikle dikkat ederim. Okuyucuyu karşılarken şaşırtmak, heyecanlandırmak benim için önemli. 

Peki senin hikayeni öğrenelim.  İlk olarak hayal kurup resim yapmaya başladın? 
Çocukluğumdan beri çizmeyi ve boyamayı hep sevmişimdir; sanat daima beni büyüledi ve ilgimi çekti. Artık büyüdüğümde bu tutkumu çalışmalarıma yön vererek geliştirmeye karar verdim. Sanat Okulu’na ve daha sonra Güzel Sanatlar Akademisi’ne gittim. Bir şeyler icat etmek ve resimlerle hikayeler anlatmak en sevdiğim şey. Ve böylece ilk kitabım “Benim Adım Mavi” ortaya çıktı. 

Hadi şimdi senin şu Mavi Arı’ndan bahsedelim biraz. Tipik sarı renkte olmak yerine mavi renkte olduğu için diğer arılardan farklı ve bundan utanç duyuyor. Diğer arılar ona gülüyor, onunla alay ediyor ve bu da onu çok üzüyor. Hatta rengini değiştirmek için tatlı bir plan da yapıyor ama işe yaramıyor.

Evet tam da senin söylediğin gibi… Bu hikaye, “farklı” görünüşü nedeniyle diğer arılar tarafından dışlanan ve kötü davranışlara maruz kalan Mavi Arı’yı anlatıyor. Diğer arılar gibi olmak için bir hileye başvuruyor ancak çok geçmeden foyası ortaya çıkıyor. Kitabımda anlatmak istediğim, “farklı” olarak kabul ettiğimiz şeyler üzerine biraz düşünmek ve kendi farklılıklarımızı kabul edip sevmek üzerine kurulu. Başkalarına benzemeye ihtiyaç duymadan, kendimize has olan biricikliğimizle yaşamayı öğrenmekle ilgili.  

Bu kitabı ne zaman yazdın? Sen de kendini hiç Mavi Arı gibi yalnız hissettin mi?

“Benim Adım Mavi”yi hazırlamaya 2020’nin sonlarında başladım. Mavi’nin hikayesinin herkesle ilişkili olduğunu düşünüyorum. Eminim pek çoğumuz hayatımızın bir döneminde çeşitli nedenlerden dolayı Mavi Arı’nın hissettiklerini yaşamışızdır. Ve yine eminim ki herkes içinde kendinden bir parça bir şey bulacak. Mavi Arı aslında hepimiziz.

Hikayenin sonunda kitap, bazen bizden farklı olan renklerin güzelliğini keşfetmek için gereken tek şeyin uzak çayırların ve çiçeklerin üzerinde uçmak olduğunu söylüyor. Tıpkı hikayenin kahramanı Mavi’nin yaptığı gibi. Yani bir umut var, değil mi?

Kesinlikle finalde umut ışığı var. Mavi, çok sayıda şekil ve rengi keşfederek sonunda herhangi bir yapaylığa ihtiyaç duymadan kendini özgürce kabul etmeyi başarıyor. Belki fark etmişsindir hikayenin son çiziminde sarı ve siyahın varlığını vurgulamak istedim. Tüm o sahneyi uzaktan izleyen arı. Bu arı, her şeyi yeniden değerlendirme olasılığını temsil eder. Alaycılığın ve dışlamanın yerini hoşgörü ve kabul ediş alır. 

İtalya’daki çocukların kitabına reaksiyonları nasıl oldu?

İtalyan çocukların kitaba büyük bir empatiyle yaklaştığını söyleyebilirim. Hikayenin sonunda Mavi’nin nihayet mutlu ve huzurlu olduğuna sevindiler. 

Bu bir sessiz kitap olduğu için çeviriye ihtiyacı yok. Ve bu haliyle tüm dünya çocukları tarafından rahatça “okunabilir.”  Ajandakolik aracılığıyla Türkiyeli çocuklara da bir şeyler söylemek ister misin?

Artık Türkiyeli çocukların da Mavi’nin hikayesini öğrenebilecekleri için çok mutluyum. Bu duygusal hikaye üzerinde derinlemesine düşünmelerini ve kalplerine girebilmesini ümit ediyorum.

Üzerine çalıştığın yeni bir hikayen var mı? 

Kesinlikle, bu aralar yeni hikayem üzerine yoğunlaştım. Yine sadece görsel dille anlattığım sessiz bir kitap olacak. 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media