FRIEDER OKULLU OLDU, ANNEANNESİ YANINA OTURDU!


Bundan bir yıl önce tam da bu zamanlar Alman yazar Gudrun Mebs’in Can Çocuk’tan çıkan “Anneanne ile Frieder” serisinin iki kitabını incelemişim burada. Bir yıl sonra, üstelik artık annem de tazecik bir anneanne olmuşken, serinin devamı niteliğindeki “Anneanne ile Frieder Okul Yolunda” için sarılıyorum şimdi klavyeme… Hem de torunların anneanneler için ne kadar kıymetli olduğunu birinci gözle fark etmişken… 

 

Yazı: Nilüfer TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Frieder ile tanışmış mıydınız daha önce? Pek yaramaz, pek mızmız bir çocuk Frieder! Daha okula gidecek yaşa da yeni geldi de anneannesini takıp koluna okulun yolunu tuttu bile… Altı yedi yaşlarındaki Frieder ve anneannesinin türlü maceralarından oluşan Anneanne ile Frieder serisi, bu defa minik kahramanımızın okula başlamasıyla devam ediyor. Yine çok muzip ve sevgi dolu bir hikaye var karşımızda. Daha önceki kitaplar, adeta bir ikili/eküri olan anneanne ve torunun evdeki maceralarını konu alırken bu defa Friederciğimin biraz daha büyümesiyle okul hayatının ilk gününü odağına alıyor.

“Annane!” diye sesleniyor Frieder, anneannesinin eteğini çekiştirerek.”Hadi gel artık! Okul başlamak üzere!”

Okula başlamayı iple çeken ve sabırsızlanan Frieder’in ilk günü nasıl geçti dersiniz? İşte büyük gün gelip çattı ve Frieder hazırlanmaya başladı. Anneannesi ise yine iş başında! Önce güzel bir kahvaltı hazırlamalı! Ama o da ne! Frieder, yeni okul pantolonunun üzerine anneannesinin hazırladığı o lezzetli reçellerden birini dökmesin mi! Hay Allah! Daha şimdiden hiçbir şey istediği gibi gitmiyor. Frieder üzgün. Ama onun canını sıkan şey ne olursa olsun hazır cevap ve pek maharetli anneannesi ona yardım etmeye hazır. Çünkü Frieder’in büyük kurtarıcısı, biricik süper anneannesi o! Ya kanatları eksik ya da pelerini! (Frieder de buna benim gibi karar veremiyor olsa gerek!) Anneanne reçel dökülen pantolonun çaresine bakmayı elbette iyi bilir! Daha önce satın aldığı yıldız pulları lekelerin üzerine yama yaparak koyacak pek tabii. Tatatataaamm… İşte yepyeni bir pantolon gibi oldu bile… Her şey tamamsa şimdi anneanenin elinden tutup haydi okula…

Ama o da ne! Okulun kapısı neden kilitli? Kimse yok, hani diğer öğrenciler, hani onların anneanneleri, aileleri? Frieder ve anneanne iki başlarına kapının önünde neyi kaçırmış ya da nerede hata yapmış olmalılar ki! Hay Allah! Bir saat erken gelmişler işte. Anneanne önce saatine sonra Frieder’e bakıp torununun aceleciliğine şaşıp kalıyor. Frieder gözyaşlarını tutamıyor. Yine mızmız, yine huysuz. Ama her zamanki gibi anneannesine güvenmeli çünkü onun sayesinde okulun ilk günü Frieder’in hayal ettiğinden de güzel geçecek. Çünkü ne demiştim, o bir süper anneanne! Tıpkı pek çoğumuzun anneannesi gibi!

Alman Gençlik Kitabı Ödülü, Avusturya ve İsviçre Çocuk Kitabı Ödülleri sahibi yazar Gudrun Mebs’in hem çocukları hem de yetişkin okuru içine alan sıcacık serisi Anneanne ile Frieder’in bu en yeni macerası, yine sıcacık ve bir o kadar içten hikayesiyle gülümsetiyor, yeri geliyor kahkahalar attırıyor. Her zaman bağışlayıcı olan ve torununu koşulsuz sevgiyle kucaklayan bir anneannenin ve sürekli mızırdanan ama sonunda hep anneannesinin kalbini kazanan Frieder’in sevgisinin gücünü ortaya koyan serinin devam kitabı olan “Anneanne ile Frieder Okul Yolunda”ya bu defa Catharina Westphal’in çizgileri eşlik ediyor. Genellikle bu tür seri kitapların çizerleri aynı kalırken Anneanne ile Frieder’de bu neden böyle olmuş bilemedim. Ama okurun bunu kolaylıkla anlayacağını da pek düşünmüyorum.

Ancak kitabın çevirmeni tıpkı diğerleri gibi yazar Ayşe Sarısayın. Bu ikiliyi bu kadar sevmemde Sarısayın’ın, Gudrun Mebs’in incelikli dilindeki espriyi iyi kavraması yatıyor bana kalırsa… Öyle ki aslında oldukça basit olan tüm bu hikayelerin bu kadar sevilmesinin en büyük nedeni, aralarındaki kuşak farkına rağmen iyi arkadaş olan anneanne ve torunun, süslü sevgi sözcüklerine ihtiyaç olmadan birbirlerine duydukları sevgiyi olduğu gibi hissettirebilmeleri. Özellikle yazarın mizah dolu anlatımı, okurun anneanne ve Frieder’in aralarındaki iletişimi bu kadar çok sevmesini sağlıyor.

Yine Can Çocuk aracılığıyla okurla buluşan serinin orijinaline göz atınca daha pek çok Anneanne ve Frieder macerasının bizi beklediğini söylemeliyim. Tıpkı küçük okurlar gibi diğer kitapları ben de heyecanla bekliyorum. Belki kızımın ve annemin de böyle bir sürü macerası olur ileride, kim bilir. Ve anneannem Ayşe’yi özlüyorum.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media