ASİYE KAKIRMAN YILDIZ: “YETİŞKİNLER DE ÇOCUK KİTABI OKUMALI”

Uzun yıllar Avrupa’da çocuk kitapları ve kütüphaneleri hakkında araştırmalar yapan akademisyen yazar Asiye Kakırman Yıldız, Kronik Çocuk’tan çıkan ilk çocuk kitabı “Renkli Arı Tatile Çıktı – İstanbul Karıştı” ile Ajandakolik’teki en yeni konuğum. Marmara, Medeniyet ve TH Köln Üniversitesi’nde uzun süre “Çocuk Kitapları ve Kütüphaneleri” dersi veren Yıldız ile biricik kahramanı Renkli Arı vesilesi ile çocuk edebiyatının içine daldık.
SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com
Öncelikle çocuk edebiyatına büyük katkılarınızdan dolayı size teşekkür ederek söze başlamak isterim Asiye Hanım. 2008 yılından bu yana çocuk kütüphaneleri sempozyumları düzenliyorsunuz. Çocuk kitapları inceleme yazarı olarak bu sempozyumlarda bulunmayı çok isterdim. Keşke Ayvalık’ta da düzenleseniz de bizler de katılabilsek… Biraz içeriklerinden bahseder misiniz? Yakın zamanda bir program var mı?
Ben Marmara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesiyim aslında. 2002 yılından beri akademisyenim. Ve alanım Çocuk Kitapları ve Kütüphaneleri. Çocuk Kütüphaneleri konusunu çalışırken ve anlatırken hep “ülkemizdeki akademik fırsat eşitliğini sağlayabilecek yegane okul dışı öğrenme merkezleridir” dedim ve hâlâ buna inanıyorum. Çocuk kütüphanelerini birer öğrenim merkezi gibi tasarlanması için çalışıyorum. Bunun için şimdi Çocuk Kütüphaneleri Derneği de kurduk.
Sempozyuma gelirsek, dediğiniz gibi 2008 yılından beri çeşitli iş birlikleriyle uluslararası çocuk kütüphaneleri sempozyumlarını düzenliyorum. Daimi işbirlikçimiz elbette Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Onun dışında hangi şehirde yapıyorsak o şehrin yerel yönetimiyle paydaşlık yapıyoruz ve böylece üç ayaklı bir güçle tamamlıyoruz sempozyumları.
Çocuk kütüphaneleri sempozyumları, bildiğiniz sıkıcı, düz ve sadece akademisyenlerin gelip konuştuğu bir alan değil. Bir şenlik içinde, kutlama havasında geçiyor adeta. Atölyeler, konserler, yurt dışı katılımcılar, çocuk katılımları…
2027’de dördüncüsünü yapacağız Zeytinburnu Belediyesi’nin ev sahipliğinde. Bu sene Yapay Zeka Çağında Sürdürülebilir Okuma Kültürü temasını çalışacağız. Web sitemizden çok daha detaylı bilgiye ve eski sempozyumlara ulaşılabilir.
Çocuk yazınında üretimler her geçen yıl daha da artıyor. Yetişkin edebiyatında eserler veren yazarlar da çocuklar için yazıp çizmeye başladı. Giderek artan bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?
Sanırım artık yetişkinlerden umudu kestik. Çocuklar için en iyisini yapmak için yarışıyoruz hepimiz. Nitekim son veriler de yetişkin edebiyatında bir düşüşün çocuk edebiyatında ise müthiş bir gelişmenin olduğunu gösteriyor.
Peki nicelik artarken niteliklerini nasıl değerlendiriyorsun?
Tabii bu konuda bilir kişi gibi konuşmak istemem. Ama ben hem çocuk kitaplarının baskı kalitesinden, hem çeviri kitapların niteliğinden hem de Türk Çocuk Edebiyatının bu çeşitliliğinden çok memnunum. İsteyen istediğini alır ve okur ama burada önemli olan şey, ebeveyn ve öğretmenin dikkati. Çünkü çocuğa kitabı ilk ulaştıran kişi yazar değil anne baba. Ardından öğretmen. Kitabı nasıl seçeceklerini bilmeleri gerekiyor. Bunun için de yetişkinlerin de çocuk kitaplarını okuması şart bence.
İlk kitabınız “Renkli Arı Tatile Çıktı – İstanbul Karıştı”, Kronik Çocuk tarafından yayımlandı. Bir yandan macera dolu bir yandan esprili bir yandan da ekoloji üzerine çocuklara öğretici olacak bir kitap bu. Yazma sürecinizi dinlemek isterim; hikâye nasıl ortaya çıktı? Sizi bu hikâyeyi yazmaya ne teşvik etti?
Bu kitabı yazdığım süreçte Almanya’daydım. Köln Üniversitesinde Çocuk Kitapları, Kütüphaneleri ve Okuma Alışkanlığı konusunda ders verdim bir yandan da Almanya Çocuk Kütüphanelerinde bir araştırma projesi yürüttüm. Bu süreçte Almanya’daki Türk Çocuklarla Türkçe kitap okuma atölyeleri de yapıyordum. Ben P4C uzmanıyım aynı zamanda. Çocuklar İçin Felsefe yani. Türk Çocuklarla yaptığımız kitap okuma atölyeleri zaman içinde P4C atölyelerine dönüşmeye başladı. Çok katmanlı sorgulamalar yapmaya başladık. İşte bu kadar çocuk edebiyatıyla yoğun olan bir süreçte, akademik görevlerden de uzaktayken bir şeyler karalamaya başladım. Öncesinde sadece bazı yazarlık atölyelerine katılmıştım ama yazmayı hiç düşünmüyordum. Ben o atölyeleri, çocuk kütüphanelerinde nasıl kullanırız diye takip ettim. Ama işte öyle olmadı.
Bir de o dönemde farklılıklar, özgürlük, haklar, sorumluluklar gibi konularla ilgili olaylar da olmuştu dünyada. Sanırım bütün bu içimde tuttuklarımı bir arının tatile gitmesi metaforu üzerinden çocuklara anlatmak ve bir P4C kitabı yazmak istedim aslında. Kitapta çevre felsefesi, ahlak felsefesi, siyaset felsefesi gibi alanlarda 9 farklı uyaran var. Ve okullarda kütüphanelerde rahatlıkla uygulanabilsin diye kitabın arkasındaki bir QR kodla bunu hazırladık. Yani Renkli Arı aynı zamanda bir P4C kitabı ama kendi hikayesi daha ön planda şu anda.
Kitabın baş kahramanı Renkli Arı, özel bir karakter. Diğer arılardan farklı olmayı seçen, sorgulayan, hayal kuran, sesi çıkan, düşüncelerini cesaretle söyleyen biri. Bir gün iki çocuğun konuşmasına kulak vererek İstanbul’a gitme sevdasına tutuluyor. Hatta orada tatil yapmak istiyor, çalışmaya ara verip. Ve arkadaşlarını da yanına alarak gidiyor. Gidiş o gidiş… Bir arının tatil yolculuğunu anlatma fikri oldukça eğlenceli. Peki, kitapta çocuklara vermek istediğiniz temel mesaj nedir?
Mesaj verme derdiyle yazmadım kitabı. O Renkli Arı ben ve benim gibi sorgulayan tipler aslında. Aklına yatmayan kurallara itiraz eden, ama neden diye soran, böyle geldiyse böyle gitmek zorunda değil ki diye ses çıkaran sivri kişiler. Aslında derdi hakkını korumaktır düzeni bozmak değil. Ama böyle tipler genellikle göze batar bilirsiniz. Ne kadar silik ve sessiz olursanız, hiçbir şeye itiraz etmez boyun eğerseniz, o kadar sevilirsiniz. Hani çocukların “ ama arkadaşıma böyle dersem benimle oynamaz ki” sorunu.
Ben kitapta hem kendi haklarını hem de başkalarının hakkını korumak, hem sorumluluklarını yerine getirip (ki getirmediğin yerde sadece sen değil herkes etkileniyor) hem de özgürlüğünü bırakmamanın mümkün olduğunu anlatmak istedim. Fakat özgürlük ve haklar konusunda biraz aşırıya kaçarsan başkalarını da zarara uğratırsın; toplumu etkilersin. Tıpkı kitaptaki ekolojik sistemin çökmesi gibi…
Çocuk kitaplarında eğlence ve eğitici mesaj arasındaki denge sizce nasıl kurulmalı?
Çocuk kitaplarında eğlence, ince mizahla mümkün bence. Ben içinde mizah olmayan hiçbir şeyi sevmiyorum. Şu anda bile, en ciddi toplantılarda bir şey anlatılırken araya bir fıkra ya da bir anekdotun sıkıştırılmasına bayılıyorum. Mizah yoluyla verilmesi istenen mesaj da alınmak istenen mesaj da yerine ulaşıyor bence. Ama mizahta küfür, argo ve anadilin kötü kullanılmasını doğru bulmuyorum.
“Renkli Arı Tatile Çıktı”, en çok hangi yaş grubundaki çocuklara sesleniyor?
İlkokul dönemi aslında ama Renkli Arı sadece okunacak bir kitap değil aynı zamanda bol atölyesi olan da bir kitap. Ekoloji atölyesi, P4c Atölyesi, pop up kart yapma atölyesi, kelime atölyesi, yaratıcı yazma atölyesi gibi çeşitli faaliyetleri de var. Bu nedenle bazen okul öncesinde bazen de ortaokul gurubuyla çalıştığım oldu. Herkese hitap etti şimdiye kadar.
Günümüzde çocukların ekranla fazla vakit geçirdiğini düşünecek olursak çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için ailelere neler önerirsiniz?
Aslında bu soruya, önce siz okuyun lütfen demek isterim. Ama en temel çözüm yolu, çocuk kütüphanelerine gitmek ve çocuklarıyla orada vakit geçirmek olmalı.
Çocukların kitabınızı okuduktan sonra kalplerinde ve/ya akıllarında ne kalsın istersiniz?
Cesaret ve adalet.
Renkli Arı’nın maceraları sanki bitmeyecek gibi görünüyor. Devamı gelecek mi yoksa farklı hikâyeler üzerine mi çalışıyorsunuz?
Şimdi iki farklı dosyam var yayınevinde. Ama Renkli Arı’nın devamı değil. Kelimelerle ilgili. Bakalım.. Belki gelir devamı.
Ajandakolik’te konuğum olduğunuz için teşekkür ederim. Kağıt ve kurşun kalem tutkunu bir yazar olarak ajandanız var mı? Varsa içinde neler var?
Ben de davetiniz için teşekkür ederim. Ajandam var tabii. Ajanda almak benim için, içinde bulunduğum yılın Kasım ayı sonu itibariyle başlayan bir maceradır. Kendimi bildim bileli, öğrenciliğimden beri ajanda kullanırım ama özellikle 2005 yılından beri ajandalarımı yurt dışındakiler de dahil olmak üzere, tasarım, boyut, renk, kağıdının rengi gibi özelliklere göre seçerek alıyorum. Şu anda, geçen sene Almanya’dan aldığım Moleskine ajanda kullanıyorum. Hatta Almanya’da bir programa çağrıldım bu sene. Sırf sene sonuna doğru ajandalar çıkacak diye aralık gibi gideceğim Almanya’ya. Ajanda tutkumdan dolayı. Ajandam, yapılacak akademik işler, gidilecek konser ve sergiler, imza günleri ve atölyelerle dolu. Neyse ki sağlıkla ilgili bir randevu yok.
