banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

VEDAT SAKMAN: “ŞARKILARIMIZIN ÖNÜNDEN NE İKTİDARLAR GEÇTİ”


Türk müziğinin usta ismi Vedat Sakman’ın Caddebostan Kültür Merkezi performansının kayıtları Resital Sanat Yapım, GRGDN Müzik ve the state51 Conspiracy iş birliğiyle geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Kariyerinin 50. yılında Vedat Sakman ile “50 Yılın Senfonik Öyküsü” ismindeki bu özel proje bahanesiyle bir araya geldik.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu
nilufer@ajandakolik.com 

Ne zaman bir Vedat Sakman şarkısı dinlesem içimde kuşlar havalanır bir yere… Tutamam o kuşları, hep beni bırakıp giderler. Sakman’ın sesindeki o eşsiz hüzün, söz ve bestelerindeki buruk hava, yarım asırdır içimize dokunuyor. Bugün Ajandakolik’te Vedat Sakman ile geçmişten bugüne müziğini konuşuyoruz.

Kariyerinizin 50. yılını kutluyorsunuz. “Bir 50 yıl daha…” diler misiniz?

Dilerim ama geriden gelenlere ayıp olur.

 Yorgun musunuz peki?

Hayır asla! Müzik yormaz, dinlendirir.

Popülist anlayışa prim vermeden yolunuzu çizmeyi nasıl başardınız? Bu yolda gidip u dönüşü yapan sanatçıları gördük çünkü hepimiz.

Başarı dileğinize teşekkürler. Bu bir tercih meselesi. Aslında uzun vadede seçtiğiniz bu yol size hep güzel şeyler sunar; güven, saygı gibi ve yaşadığınız sürece hep yanınızda olur. Onun için sabredip direnmek iyidir.

50 yıla 12 albüm, onlarca şarkı sığdırdınız. Şarkıları hazırlama sürecinde ve stüdyo evresinde muhtemelen defalarca dinlediniz tüm bu şarkıları. Peki ya sonrasında; “Açıp şarkılarımı dinleyeyim” dediğiniz hiç oldu mu? Dinlerken “Şu şarkıda şöyle söyleseydim ya da şunu şöyle besteleseydim” dediğiniz…

Ahh ah olmaz mı hiç! Her zaman daha iyisini yapabilirdim fikri peşinizi hiç bırakmaz. Keşke her şeye yenide başlayıp tekrar yapabilsem der sızlanıp durursunuz.

Adeta Eric Clapton sakinliğinde tavrınız, duruşunuz ve sesiniz… Ermiş gibi bir haliniz var. Hep böyle misiniz? Fevrilikleriniz, kızgınlıklarınız olmadı mı, özellikle müzik hayatında?

Benzetinizle gurur duydum, teşekkürler. Olmaz mı daha iyisi olmak adına verdiğiniz mücadele tarif edilir değildir. Kendinize kızarsınız, müziğe saygı göstermeyene kızarsınız.

“O ‘ABİLERİN’ BOYLARI DEVRİLSİN!” 

Madem 50 yılı konuşuyoruz, 1994 yılındaki üçüncü solo albümünüz “Sevgileri Unutmadık” albümünüzdeki “Tut Şunun Ucunu Götürelim Abi”nin kime yazıldığını merak ediyor insan. Sizi meşhur da eden bir şarkı, diğer yandan. Var mı o “abi”?

O abiler hayatımızdan hiç çıkmadılar ki, halen parsel parsel götürüyorlar. Boyları devrilsin.

“Tut Şunun Ucunu Götürelim Abi”, bugün daha en çok bir reklam jingle’ı olarak hafızalarda. Bundan rahatsızlık veya pişmanlık duydunuz mu ilerleyen zamanlarda?

Hayır aslında eğlenceli de oldu. Entelektüel olacağız diye can sıkıcı olmanın alemi yok. Sosyal medyada bir de Çince gibi söylemişler çok güldük.

İlk solo albümünüz “Müzisyen”in çıktığı 1989 yılına gidelim. O yıl Grup Pan ile birlikte “Bana Bana” şarkısı için de Eurovision sahnesindesiniz. 

Eurovision dönemleri güzel anılardı. Bana bana şarkısında grup Pan ile dans ederek söylüyoruz. Sosyal medyada beni kastederek  “Baba ermeden önce böyleydi, iyi de kırıtıyor ha” diye yazmış birisi. Gülmekten kırıldık. Bu zekâya hayranım.

Benim için Vedat Sakman şarkıları bir kent olsa bu, muhtemelen yaklaşık 20 yıl yaşadığım Ankara olur. Oldukça hüzünlü, bir tutam gri, kırılgan ve uzak bir bozkır düşü… Sizi nereye gütürüyor?

Ankara hayâl şehrim, bir dönem o dinginlikte, telaşsızlıkta düşündüğüm, şarkılar yaptığım, şarkılar söylediğim şehir, Ataol Behramoğlu şiirinde söylediği gibi “Teşekkürler esirgediğin ve verdiğin her şey için.”

Yaşadıklarım, yaşamda gözlemlediklerim, tabii ki duygusal hassasiyetimle bunları anlatmak için de kullandığım dil müzik.


Leman Sam, Hümeyra ve elbette ki Zuhal Olcay şarkılarında sizin söz ve bestelerinizin yeri çok ayrı. Bugün şarkılarınızı yeni seslerden dinlemek istesek aklınızdan geçen isimler var mı?

Şu anda yeni seslerden birçok kardeşim, şarkılarımı söylemek için çalışmaları yapıyorlar. Örneğin yakın zamanda yeni şarkılarımdan birini “Yakınlarıma çok yağmurlar yağıyor bu günlerde”yi Selen Servi seslendirdi ve sosyal medyada, dijital ortamlarda yayınlandı.

Müzik direktörlüğünü ve aranjörlüğünü yaptığınız Hümeyra’nın “Beyhude” albümü, Türk müzik tarihinin çok özel bir yerinde duruyor bana kalırsa… Gerçekten şiir gibi bir albüm, ilmek ilmek işlenmiş şarkı sözleri, besteler… Bu kadar yoğun duygulara sahip şarkılar yapar ve yazarken yalnızlık ve/ya mutsuzluk besleyici oluyor mu?

“Beyhude”, çok etkilendiğimiz çalışmalardan biri, çünkü müzisyenlerin duygularını nasıl samimi ve kırılgan bir üslupla dillendirdiklerini hissedersiniz ve sound olarak da şimdi aramızda olmayan Doruk Onatkut’un mix ustalığını dinlersiniz.  Yalnızlık ve mutsuzluk da bunda tabii ki etkili olur. Tıpkı diğer bütün duygularımız gibi…


“GÖZYAŞLARIMI TUTAMADIĞIM ANLAR OLDU” 

Şimdilerde müzik yapmak size neler hissettiriyor?

Hâlâ şarkılar yapıyorum, şarkılar söylüyorum. Bugünü yaşıyorum ve hayata teşekkür ediyorum.

Her müzisyene nasip olmuyor, birileri onlar için kitap yazsın… Bundan iki yıl önce hep kitap etiketli, sevgili Deniz Durukan imzalı “Müzisyen”, sanat yolculuğunuz hakkında yeterince söz sahibi oluyor. Okumak isteyenler için eşsiz bir kaynak. Siz kitabı okuduğunuz zaman Vedat Sakman’ın kendi kişisel tarihi hakkında neler düşündünüz?

Oldukça acıklı, bazen trajik, anlatırken gözyaşlarımı tutamadığım anlar oldu.

Gece on ikiden sonra müziğin susmasına ne diyorsunuz? Sanki dünya başka yere gidiyor, biz başka yere…

Siyaset şunu bilmeli ki hiçbir zaman hiçbir çağda müziğin gücünü kesememiştir. Şarkılarımızın önünden ne iktidarlar geçti.


2 Temmuz’da yayınlanan “50 Yılın Senfonik Öyküsü” gelelim o zaman nihayet… “Her Neyse”, “Süreyya”, “Yaşamın Gözlerin Kadar Güzel olsun” gibi klasik parçalara yeniden kavuşuyoruz. Bu albüm üzerine neler söylemek istersiniz?

Bu çalışma müzikte 50. yılımı anlatan bir özet konseridir. Klasik orkestra eşliğinde diğer şarkılarım gücenmesin diye kurayla seçtiğim şarkılarımı seslendirdiğim konser kayıtlarıdır. Bu konseri projelendiren ve yapımını üstlenen sevgili menajerimiz, iş ortağımız Erman Aksoylu’ya buradan çok teşekkürler ederim.

Bu albüm son olmayacak ama değil mi? Yeni Vedat Sakman şarkılarını dört gözle bekliyoruz çünkü…

Tabii ki yeni bir albüm çalışmasını bitirdim. Önümüzdeki sakin güzel şarkılarımızı özgürce söyleyeceğimiz günlerde beğeninize sunacağız.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media