Söyleşi – Iraz Yöntem: “Kulaklarını tıkayıp gözlerini kaçırmaları, tiyatro emekçilerinin varlığını ortadan kaldırmıyor”

ajandakolik

Her şeyin “normal” (!!) göründüğü bugünlerde sergiler, müzeler kapılarını bir bir açarken 1 Temmuz’da da tiyatrolar “Ve perde!” demeye hazırlanıyor. Oyuncular ve tiyatro emekçileri, önümüzdeki dönem için oldukça kaygılı. Üç aydır gelirleri kesilen özel tiyatroların ayakta kalarak izleyicisiyle yeniden buluşabilmesi için Tiyatro Kooperatifi’nin çalışmaları ise hız kesmeden devam ediyor. Tiyatro Kooperatifi’nin Yönetim Kurulu Başkanı, oyuncu Iraz Yöntem ile hem kooperatif çalışmalarını hem de süreci konuştuk.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Türkiye’de ve dünyada ilk olan bir sosyal kooperatif, Tiyatro Kooperatifi. Mesleki alanda özel tiyatroları temsilen tiyatro sektöründeki tüm üretim ve uygulama süreçlerinin iyileştirilmesi ile profesyonelleşmesini hedefleyen çok sesli bir oluşum. Salgın dönemiyle birlikte iyice zor durumda kalan özel tiyatrolar, her ne kadar 1 Temmuz’da kapılarını açacak olsa da normalleşme süreci dediğimiz bu dönemde finansal sürdürülebilirliği nasıl gerçekleştirecekleri bir muamma ve devlet desteği şart.

Tiyatro Kooperatifi aslında salgın öncesi kurulan bir oluşum. Yola Alternatif Sahneler Birliği olarak çıktığınızı biliyorum kooperatif öncesinde… Peki, Tiyatro Kooperatifi’ni daha yakından tanımak açısından tam olarak ne zaman nasıl bir amaçla kurulduğunu konuşalım öncelikle…

Aslında tam olarak yola çıkışımız “Alternatif Sahneler Birliği” değil; kooperatif kurulana kadar çok çeşitli örgütlenme girişimlerinden bir tanesiydi bu birlik. Tiyatro Kooperatifi, mesleki alanda özel tiyatroları temsilen tiyatro sektöründeki tüm üretim ve uygulama süreçlerinin iyileştirilmesi ile profesyonelleşmesini hedefleyerek resmi olarak 26 Haziran 2019’da kuruldu. Kısa vadede tüm üretim ve uygulama süreçlerinde tiyatroların üzerindeki maddi yükü azaltmak, orta vadede gelirlerinde artış sağlayacak çalışmalar yapmak, uzun vadede mesleki alanda yasal mevzuat değişiklikleri yaptırabilmek için kurulmuş bir sosyal kooperatifiz.

“#BizdeYerinAyrı” seyirci destek paketi hem isim hem fikir olarak çok iyi düşünülmüş bir proje. Neler var bu pakette?

Kampanyamızda; Tiyatro Sever, Tiyatro Dostu, Tiyatro Müdavimi, Tiyatro Tutkunu, Tiyatro Sevdalısı, Tiyatro Meftunu ve Tiyatro Aşığı olarak ayrı ayrı yedi paketimiz yer alıyor. Farklı ücretlerde birçok paket sunarak herkesin tiyatroya destek olabilmesine imkân sağlayan #BizdeYerinAyrı programına ait paketler, hem bireyler hem de kurumlar tarafından satın alınabiliyor. Kullanımları da şöyle: Pakete dahil haklar için gerekli QR kod oluşturulup, satın alan kişi/kuruma iletiliyor. Satın alınan hak, kampanyaya katılan tiyatroların bilet ücreti oranında QR kodu okutularak kullanılıyor ve bu paketlerle, kampanyaya katılan tüm tiyatroları desteklemiş oluyorsunuz.

Paketleri satın alanlar, 30 Haziran 2021 tarihine kadar, programa dahil olan tiyatroların sahnelediği oyunlara şimdiden rezervasyon yaptırabiliyor. Katılım nasıl?

Henüz yeni olmasına rağmen kampanyaya olan ilgi her geçen gün büyüyor. Mesela ilk kurumsal destek Anadolu Efes’ten geldi. Önümüzdeki günlerde yenileri de eklenecektir. Ayrıca seyircilerimizin de bu destek programımıza yoğun ilgisi var. Aslında bu destek bir dayanışma kültürünün var olduğunun göstergesi! Uzun vadede tiyatrolarımızı ayakta tutabilmek için kamu ve özel dahil tüm sektörlerin; seyircilerimizin de desteğine ihtiyacımız var. Oyun programları açıklanmaya başladığı zaman da seyirciler 48 saat öncesine kadar rezervasyonlarını yaptırabilecekler.

Şimdiye kadar sesinizi yeterince duyurabildiğinize inanıyor musunuz? Tüm özel tiyatrolar Tiyatro Kooperatifi altında toplanabildi mi? Onlara ne gibi imkanlar sunuldu? Sanırım 55 kurum da ortaklarınızdan. Büyük bir güç bu!

Duyurduğumuza inanıyoruz. Ortaklarımızın günden güne artması da bunun bir kanıtı olsa gerek. Şu an için sadece İstanbul’daki özel tiyatroların ortak olabildiği bir kooperatifiz. Bunun nedeni de kısa vadede olan hedeflerimizi gerçekleştirebilmek için operasyonel bir sınırlama yapmamızın gerekmesiydi. Biz şimdiye kadar ortaklarımız için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nce açılan oyunların dijitalleştirilmesi projesine çatı kurum olarak başvurduk ve “Bizde Yerin Ayrı” kampanyasını hazırladık. Temel hedefimiz olan yasal mevzuat değişiklikleri üzerine çalışmaya devam ediyoruz.

“DÜNYANIN PEK ÇOK ÜLKESİNDE SANATÇILAR VE SANAT KURUMLARI DEVLET TARAFINDAN DESTEKLENDİ, BİZ BENZER DESTEKLERİ GÖREMEDİK” 

Hükümet’in kararıyla bu “yeni normal” sürecinde tiyatrolar 1 Temmuz’da perdelerini açacak. Sizce bu yeterli bir çözüm olacak mı?

Ne yazık ki asla yeterli değil. Çünkü tiyatrolarımız zaten üç aydır kapalı ve yaz sezonu da bizim “ölü sezon” olarak tabir ettiğimiz bir dönemdir. Bu süre içinde dünyanın pek çok ülkesinde sanatçılar ve sanat kurumları devlet tarafından desteklendi fakat biz benzer destekleri göremedik. Bu sürecin uzayacağı ihtimalini de göz önünde bulundurduğumuzda, net ve somut desteklere ihtiyacımızın olduğu gerçek.

Bu süreçte ne kadar tedbir alınırsa alınsın, açık havada oyunlar oynansın insanların tiyatroya gideceğini düşünüyor musunuz? Tabii bunu daha çok tiyatroya gitme alışkanlığı edinmiş insanlarla ilgili olarak soruyorum.

Pandemi süreci başladığı andan itibaren herkes sanata sığındı. Evlerimizden dünyanın her yerindeki tiyatrolara, konserlere, müzelere erişim kolaylaştı. Bu da bize gösteriyor ki sanat iyileşmek için vazgeçilmez bir ihtiyaç. Fakat fiziksel olarak sanata erişmek için toplumun nasıl bir refleks göstereceği şu aşamada bence belirsiz. Tüm dünyada eşzamanlı olarak bunu deneyimleyeceğiz.

Salonu olan tiyatroların ki neredeyse hepsinin kolay normalleşmesi söz konusu değil gibi, ne dersiniz?

Zaten bilim insanlarına öncelikle kulak vermeliyiz; bunun adı bir süre daha “normalleşme” olamayacak. Dolayısıyla yeni bir sürece giriyoruz ama bu süreçte finansal sürdürülebilirliğin nasıl gerçekleştirileceği çok önemli bir problem. Yeni mekan ve seyir tasarımları keşfedilecek muhtemelen, ama henüz formülleri tartışma aşamasındayız.

Tiyatro Kooperatifi ortakları, süreci toplantılar yaparak değerlendiriyor.

Peki, Tiyatro Kooperatifi olarak Türkiye’deki diğer tiyatroları kapsayacak bir kooperatif çalışması yapmayı düşünüyor musunuz?

Önümüzdeki ilk genel kurulda Marmara Bölgesi’ne açılmak için çalışıyoruz. Hatta Türkiye’nin tüm bölgelerinde kooperatifleşme görüşmelerimiz devam ediyor. Hedeflerimizden biri de her bölgenin kendi kooperatifini kurması ve bu kooperatiflerin de birlik çatısı altında birleşmesi.

Geçtiğimiz günlerde Dayanışmanın 100’ü Şiir Platformu’nun kurucularından Ali Düşenkalkar ve Tilbe Saran’la da söyleştim. Düşenkalkar da Türkiye’de oyuncuların sendikalı olmamasından ve sendika dayanışması olmadığından söz ediyordu. Siz bu konuda neler diyeceksiniz?

Özellikle bu yaşadığımız süreç örgütlenmenin ve dayanışmanın önemini bize bir kez daha hatırlattı. Bu bilgiyi bir daha unutmamayı diliyorum. Müstakil seslerle taleplerimizi dile getirmenin bizi ilerletmediğini öğrenmiş olmalıyız artık. Bizler bireyler olarak önce kendimiz örgütlenmeliyiz sonra da bu kurumlar birbirleriyle işbirliği içinde çalışmalı. Oyuncular Sendikası ve Tiyatro Kooperatifi bu anlamda iyi bir örnek teşkil ediyor bence. Alanımızın iyileştirilmesi için bir arada çalışan kurumlarımız ve bu bağı daha da güçlendireceğiz.

Aynı zamanda bir oyuncu olarak siz, kendinizi bu “yeni normalde” provalara, oyunlara hazır hissediyor musunuz?

Açıkçası ben bu “yeni normal”i pek güvensiz buluyorum. Tanımlamaları doğru yapmazsak alışkanlıklarımızı değiştiremediğimizi görüyoruz. Kişisel olarak da bu süreçte çok yoğun çalıştığımızı söyleyebilirim. Elbette bir oyuncu olarak sahnede olmayı çok özledim; fakat önce tüm zemini güvenli ve sürdürülebilir hale getirmek için çaba harcamamız gerektiğini düşünüyorum. Topluma ve birbirimize karşı büyük sorumluluklarımız var, bunun bilinciyle hareket etmeye çalışıyorum.

Yönetmen Sam Mendes, virüs nedeniyle zor günler geçiren tiyatrolar için Netflix, Amazon ve diğer dijital platformlara yardım çağrısında bulundu.Kültürel Yatırımlar Katılım Programı” adını verdiği uzun dönemli planında sektör için vergi indirimi sağlanması da dahil hükümete önemli iş düştüğünü ama bu süreçte milyonlar kazanan dijital yayın platformlarının da tiyatroları yaşatabilmek için ellerini taşın altına koyması gerektiğini söyledi. Bunun Türkiye ayağını düşünmek istiyorum. Sizin fikrinizi de almayı isterim…

Yeni formüllere ihtiyacımız var, evet. Tiyatro Kooperatifi’nin ana hedeflerinden biri olan yasal mevzuat değişikliği bu anlamda ne kadar önemli olduğunu yeniden gözler önüne serdi. Ülkemizde özel tiyatrolar salt tacir konumundalar. Üzerimizdeki vergi yükünün kaldırılması şart; çünkü kamusal bir ihtiyaçtır sanat. Bizler de sadece “tacir” olarak tanımlanmamalıyız. Türkiye’deki mevzuat hem bizlerin yeniden tanımlanması için iyileştirilmeli ve dönüştürülmeli hem de özel sektörün ve bireylerin de desteklemesinin önü açılacak şekilde yeniden inşa edilmeli. Dünyada hızla gelişen dijital platformlar var, evet; ama ülkemizde bu platformlar henüz çok da gelişkin değil. Hepsi uzun bir zincirin halkaları, yapılması gereken çok şey var ve Sam Mendes’in de dediği gibi yarın ya da üç ay sonra değil; ŞİMDİ yapılmalı bu değişiklikler.

“SANAT, TOPLUMU BİR ARADA TUTAN VE İYİLEŞTİREN BİR TUTKALDIR” 

Tiyatroları nasıl günler bekliyor? Umutlu ya da umutsuz… Neleri tahayyül ediyorsunuz?

Tiyatro sanatı binlerce yıldır var olan bir sanat. Ölmedi ve ölmeyecek de; insanoğlu yeryüzünden silinene kadar yaşamaya devam edecek. Birçok nedenden ötürü değişti, dönüştü; bu durum da devam edecek. Ama kurumlarımızın ve sanatçılarımızın varlığını koruyamazsak çok büyük kayıplar yaşanacak. Bu kayıpların önüne geçmek için çalışıyoruz ama sorumluluk sahibi olan tüm kamu kurum ve kuruluşların da üzerine düşenleri yapması gerekiyor. Kulaklarını tıkayıp gözlerini kaçırmaları bizlerin var olduğu gerçekliğini ortadan kaldırmıyor. Bizler varız! Sanat da toplumu bir arada tutan ve iyileştiren bir tutkaldır. Umutsuz değilim ama gerçeğin ne kadar sert olduğunun farkındayım. Bu bizi hiçbir zaman pes ettiremeyecek.

Emeğin çokça sömürüldüğü veya ne yazık ki karşılığını bulamadığı bir dünyada/düzende yaşıyoruz. Salgın olsun olmasın bu böyle… Bundan sonrası için devletten bekledikleriniz neler?  

En önemli konu üzerimizdeki ağır vergi yüküdür. Özel tiyatrolar olarak tabi olduğumuz birçok yasal mevzuat var ve bu mevzuatlara göre tiyatroların ticari işletme olarak değerlendirildiği, bir bakkal dükkânından, bir market veya restorandan farkı yok maalesef. Geniş bir mevzuat değişikliğine ihtiyacımız var,  biz de bu konu hakkında çalışıyoruz. Hep altını çizdiğimiz bir konu var; kooperatifin uzun vadeli hedefi yasal değişikliklerle Türkiye’deki tiyatro sanatının dünya standartlarında yapılması için yasal zemini oturtmak. Bizim uzun vadeli hedefimiz bu covid-19 süreciyle birlikte hızlandı biraz da. Tiyatro sanatının kamusal bir hizmet olduğunun ön kabulüyle mevcut yasal düzenlemelerdeki eksikleri tespit ederek mevzuatın iyileştirilmesi için ilgili makamlara önerilerde bulunmaya devam ediyoruz.

Paylaş ki çoğalsın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Bir başkaldırı metni: "Ben Senin Zencin Değilim"

ABD’deki siyahlara yönelik ırkçılığa karşı ‘kült’ bir başkaldırı metni! Yazdıklarında ve yaşamında ırk ayrımcılığına karşı tutumu ve insan hakları savunuculuğuyla tanınan usta yazar James Baldwin’in kaleminden ABD’deki ırkçılığa karşı yazdığı “Ben Senin Zencin Değilim” Sevin Okyay’ın çevirisiyle Kırmızı Kedi tarafından yayımlandı. “Dünyada herhangi bir beyaz adam ‘bana ya özgürlük ya […]