Söyleşi – Ali Düşenkalkar: “Türkiye’de oyuncular sendikalı değil, sendika dayanışması da görmüyoruz”

ajandakolik
Fotoğraf: Ahmet Can Mocan


Geçtiğimiz günlerde kurulan ve salgın nedeniyle meslek hayatı durmuş olan tiyatro emekçilerinin temel ihtiyaçlarını karşılamak, geçimlerini kolaylaştırmak amacıyla sesini duyurmaya başlayan “Dayanışmanın 100’ü Şiir“inin kurucularından
Nilüfer Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun Genel Sanat Yönetmeni, oyuncu Ali Düşenkalkar ile platformu ve tiyatroların durumunu konuştuk.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu 

Sevgili Tilbe Saran‘dan sonra kurdukları “Dayanışmanın 100’ü Şiir Platformu“ndan yola çıkarak küçük ve bağımsız tiyatroların, tiyatro gruplarının ve tiyatroya emek verenlerin haklarını konuşmak için bu defa Ali Düşenkalkar sorularımı yanıtladı.

Tilbe Saran: “Bağımsız tiyatrolar zorlukla ayakta duran ama çılgın gibi üreten bir sektör”

Dayanışmanın 100’ü Şiir projesi nasıl ve ne zaman ortaya çıktı?

Dayanışmanın 100’ü Şiir yaklaşık üç aylık bir proje. Feza Soysal bir gün beni aradı, “Ne yapacağız hocam?” dedi. Oyuncular üzerine konuşuyorduk. Dayanışmanın 100’ü Şiir projesini nasıl kurgulayacağız diye sorarken sevgili Bahar Çuhadar’ı, Tilben Saran’ı, İhtiyaç Haritası ve TİDER’de çalışan Mehmet Sarıca’yı ve Çağlar Çorumlu’yu aradık. Böyle bir proje var, nasıl yapalım, hadi başlayalım, şiirleri seçelim dedik.

Evet, Haldun Dormen’den Bennu Yıldırımlar’a, Deniz Türkali’den Levent Üzümcü’ye pek çok sanatçı Metin Altıok, Didem Madak, Oktay Rıfat, Shakespeare gibi Türk ve dünya şairlerinin şiirleri okuyor. Okudukları şiirleri kimler seçti, neye göre belirlendi?

Tek tek yayınevlerinden, yaşayan yazarlardan ve edebiyatçılarımızdan, şiir hak sahiplerinden izin istedik. Bunların cevapları zaman zaman üç beş günde bazen de bir haftada döndü bize. Şiirleri Feza Sosyal seçti, gönderme işini Feryal Sosyal gerçekleştirdi. Ben, Çağlar ve Tilbe de sanatçı arkadaşlarımızla birebir telefonda konuşarak onlara üç şiir gönderip birini seçmesini söyledik. Teknik destek veren Atom Film bize bir animasyon yaptı, onu seslendirdik. Ayrıca buradan sizin vesilenizle bizlere dijital ve görsel anlamda destek veren Quark Digital’e, Matuku Film’e, Nejat Biçen’e ve InogarArt’e teşekkür etmek isterim. Aynı zamanda hep dirsek temasında olduğumuz  Oyuncular Sendikası ve Tiyatro Kooperatifi’ne ve çok büyük katkılarıyla yardımlarını esirgemeyen İhtiyaç Haristası’na da teşekkürü bir borç bilirim.
Sanatçıların hazırladığı videolara gelince… Şiirleri okuyacak sanatçılardan profesyonel bir şey değil de basit bir şey; kendi hallerinde olsun istedik. Onlar da sağ olsunlar bize 20 günde toplamda bu 100 şiiri gönderdi. Bir de manifestomuz vardı, çağrı davetimiz, onları da oyuncu arkadşalarımıza gönderdik. Oluşum böyle gerçekleşti. Sonra Türkiye’nin yaşayan en kıdemli aktörleri Haldun Dormen ve Metin Akpınar da bize destek verdi, aslında 101 şiir oldu.

Ve birinci haftayı doldurdunuz… 

Evet, ciddi bir kucaklaşma var. Dayanışma gerçekleşti. Bu dayanışmanın içinde biz hep “Destek ol” diyoruz. Çağrıyı tüm insanlara yaparken özellikle meslektaşlarımıza da yapıyoruz.


Bağımsız tiyatro yapan emekçilerin ve özel tiyatroların yaşadığı krizden biraz bahseder misiniz?

Gittikçe daralan alım gücünden dolayı insanlarda sızlanmalar başlamıştı. Çok haklı da buluyorum bunu. Yevmiyeli çalışan insanların bir an önce işlerine geri dönmesi gerekiyor. Salgın yüzünden kapanan özellikle küçük tiyatrolar zor durumda kaldı ve artık ışıklar yanmıyor, gişeler çalışmıyor. Ödenekli tiyatrolar da kapalı, tüm tiyatrolar kapalı ama ödenekli tiyatroların belli bir geliri vardır ve bunu paylaşırlar ya da kurumsal anlamda ödenekli devlet tiyatrosu, şehir tiyatrosu gibi kurumlar, süreklilik arz ederler; kendi ekiplerini besleyebilirler. Fakat yevmiyeli çalışanlar, küçük tiyatrolarda olan arkadaşlarımız, ışıkçısından tutun da yazarına, koreografına kadar ne yazık ki bir gelir elde edemedikleri için artık belli bir süre sonra gittikçe daralan ve vahşileşen bu yaşamda zor durumdalar. Ve buna bir çözüm bulunmalı. Türkiye’de oyuncular sendikalı değil, sendika dayanışması da görmüyoruz.

Aslında korona öncesinde de sizce böyle bir dayanışma platformuna ihtiyaç yok muydu zaten?

Pek tabii dayanışmaya her zaman ihtiyaç var. Bütün dünyayı vuran bu virüs bütün sektörleri, tüm para dengelerini, her şeyi sarstı. Şimdi ise geçimini günübirlik sağlayan insanların sektörü olduğumuz için dayanışma için tam da zamanı! Virüs aslında dünyayı çok dikkat çekici uyarıyor. Dengelerin sarsılmasıyla yeni bir yaşam biçimi olacak. Tiyatronun nasıl olacağına dair bir bilgi yok elimizde. Nasıl çalışmalar yapacağımızı da öngöremiyoruz. Ana bir yol yok artık, yan yollar var.  Yan yolların arayışına girmek zorundayız. Dayanışmayla mecburuz bunu başarmaya. Bütün oyuncuların, tiyatroların sosyal güvenceleri tamamlanmak zorunda. Sigortasız arkadaşımız çalışmamalı. Demokratik bir mücadele verip bir hedefe ulaşılmalı ve bu hedef içinde güvencesiz çalışma olmamalı.

Evet, bu Dayanışmanın 100’ü Şiir Platformundaki kriterlerde açtığınız başlıklardan biri de bu: “Güvencesizlik”

En önemli karşılaştığımız sorunlardan biri bu. İşte bu yüzden güvencesiz tiyatro insanları, emekçileri için dayanışmak şart. Artık böyle bir toplum olmaktan kurtulmalıyız. Dayanışma her zaman olmalı evet ama güvencesiz insan da kalmamalı. Size çok teşekkür ederim bizleri desteklediğiniz için, sevgili Nilüfer.

Paylaş ki çoğalsın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

İstanbul Bienali, 8 sanatçısının video işlerini dijitale açıyor

İstanbul Bienali, daha önce İstanbul Bienallerine katılan sanatçılarla işbirliği yaparak her hafta iki sanatçı filmini yedi günlüğüne ücretsiz olarak dijital erişime açmaya devam ediyor. Sanatseverler otuzu aşkın filmin yer aldığı seçkiyi 3 Nisan’dan beri İstanbul Bienali’nin web sitesinden ve İKSV Vimeo hesabı üzerinden izleyebiliyor. Her cuma iki yeni sanatçının filmlerinin […]