Advertisement Advertisement
ayak analizi

SERDAR CANİK & ÖZGÜN ÖZDEMİR: “İHSAN YÜCE’NİN FOTOĞRAFINI GÖSTERDİĞİMİZDE YÜZLERDE BELİREN O SICACIK GÜLÜMSEMENİN PEŞİNE DÜŞTÜK”

Sanat hayatına tiyatroyla başladı, 125 aşkın filmde oynadı, senaristlik yaptı, resimle heykelle ve şiirle ilgilendi. Yeşilçam’ın hem çok sevilen ve tanınan yüzü ama aynı zamanda insanların hakkında çok da fazla şey bilmediği aktörü oldu. 15 Mayıs 1991’de aramızdan ayrılırken ileride kendisi gibi devrimci ruhlu dört gencin onunla ilgili bir belgesel yapacağını bilmiyordu elbette… İhsan Yüce’nin hayatına ve sanatına dair bilinmeyenlerin, ailesi, arkadaşları ve sinema çevresi tarafından aktarıldığı “Bir Yeşilçam Hikâyesi… İhsan Yüce” begeseli, Türk Sineması’na bugün, yarın ve daima hep önemli bir armağan hatta miras olacak. Belgeselin yaratıcılarından Serdar Canik ve Özgün Özdemir ile belgesel sürecini konuştuk.

SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Aslında bakmayın söze bu, yeni bir belgeselmiş gibi başladığıma… “Bir Yeşilçam Hikâyesi… İhsan Yüce”, yıllar yıllar önce çekilmiş, 2017’de gösterilmiş, çeşitli festivallerde yer almış bir belgesel. Bu yıl İhsan Yüce’nin doğum günü şerefine Ayvalık’ta Fabrika Ayvalık’ta gösterilerek izleme şansı elde ettim ben. Ancak buraya Fabrika Ayvalık için özel bir parantez açmam gerek çünkü yaklaşık yedi sekiz aydır Ayvalık için kültür sanat alanında önemli bir değer olan bu mekân, bundan iki hafta önce bir yangın nedeniyle çatısını ve sahnesini kaybetti. Şimdilerde aynı yangında yanan komşusu Destek Tasarım Atölyesi gibi ciddi bir desteğe ihtiyacı var.
Dönelim yine belgesele… Belgeseli dört arkadaş Perihan Yücel, Özgür Güzelgül, Serdar Canik ve Özgün Özdemir hazırlamış. Ayvalık’taki gösteriminde benim gibi Ayvalık’ta yaşayan Serdar Canik ve Özgün Özdemir ile buluşma şansım oldu. Çok şey anlattılar, çok şey dinledik… Daha önce izlemediyseniz belgeseli izlemenizi çok isterim. İhsan Yüce’yle daha yakından tanışmanızı, alelade bir oyuncu olmadığını, gerçek bir sanat adamı olmanın dışında dost bir insan olduğunu da görmenizi, duymanızı isterim.

Bu söyleşi sadece değerlerimizi hatırlamak için değil o değerlerin unutulmaması için verilen emeğin daha çok görülmesi için yapıldı.

Bağımsız kültür sanat sitesi Ajandakolik’e hoş geldiniz. Söyleşiye geçmeden önce biraz kendinizden bahsederseniz çok sevinirim.
Özgün: Öncelikle Ajandakolik’i uzun zamandır takip ettiğimi ve çok başarılı bulduğumu söyleyerek söze başlamak isterim. Böyle bir söyleşi için de ayrıca teşekkür ederim. Ben Özgün. Uzun yıllar medya/iletişim sektöründe faaliyet gösteren çeşitli ajanslarda çalıştım. Beş yıl önce eşim ve oğlumla birlikte Ayvalık’a taşındım. Burada turizm işletmeciliği yapıyorum ve çeşitli firmalara medya/iletişim alanında danışmanlık hizmetleri veriyorum.

Serdar: Ben Serdar. Sinopluyum. Yaklaşık 15 yıldır reklam/TV/sinema sektöründe üretimler yapıyorum. Son iki yıldır ise eşim ve oğlumdan oluşan çekirdek dünyam ile Ayvalık’ta yaşıyorum. Ayrıca Tiyatro Ahali oyuncularındanım.

Serdar Canik ve Özgün Özdemir 


Geçtiğimiz haftalarda Ayvalık’ta ilk defa gösterimi yapıldı “Bir Yeşilçam Hikâyesi, İhsan Yüce”nin… Ben de o zaman izleme şansı elde ettim. Hepinizin emeğine sağlık öncelikle! Ama belgeselin tarihine bakınca bu çok da yeni bir belgesel değil. Ayvalık’ta bu kadar geç gösterilmesinin nedeni nedir?
Ö: Biz belgeselimizi 2017 yılında gösterime sunduk. Çeşitli ulusal ve uluslararası festivallerde yer aldık. Gösterime gelemediğimiz için tam anımsayamıyorum tarihi ama İşçi Filmleri Festivali kapsamında Ayvalık’ta da gösterilmiş olması gerek. Aslında biz 23 Ocak gecesi tam da İhsan Yüce’nin doğum gününde onu anmak istedik.

Ne iyi yaptınız! Peki, 2017’ye uzanıyoruz o zaman ama biliyorum ki belgeselin yapımı çok daha eskilere dayanıyor. İhsan Yüce derya deniz bir usta aktör ama pek çoğumuz onu aslında o kadar iyi tanımıyoruz ve bu belgesel sayesinde hayatını, karakterini, yeteneklerini öğrenme şansı elde ediyoruz. Yeşilçam’da ilk onun belgeselini yapma fikri nasıl ortaya çıktı, neden İhsan Yüce ile başlama kararı aldınız?
S: Biz diğer iki arkadaşımızla yani Perihan Yücel ve Özgür Güzelgül ile birlikte Yeşilçam’ın cefasını çekenleri, emekçilerini, yüzleri hep hatırlanan ama isimleri bir türlü akıllara gelmeyen “süper kahraman”larını anlatmak üzere bir belgesel serisi hazırlamaya başladık. İlk hikâyemiz “sarı bıyıklı, köyün ağası, Şaban’ın kayınpederi, balıkçı, düzenbaz, sarhoş, memur, esnaf, dişsiz kötü adam” İhsan Yüce olacaktı. Çok iddialı bir başlangıçtı bizim için çünkü İhsan Yüce ile ilgili kaynaklar çok sınırlıydı. Hatta yoktu desek yeridir. Biz de ilk olarak hikâyenin başladığı yere Salacak’a gitmeye karar verdik. Böylece “Bir Yeşilçam Hikâyesi: İhsan Yüce” macerası başlamış oldu.


“ADETA BİR ARKEOLOJİ KAZI YAPAR GİBİ HER GÜN YENİ BİR ŞEY KEŞFETTİK”

Ancak sonra belgesellerin devamı gel(e)medi. Belgeselin yapım aşamasının 10 yıl kadar sürdüğünü düşünürsek gerçekten çok zor bir iş olmalı. Peki bu kadar uzun sürmesinin nedeni neydi?
Ö: Biz her şeye en başından başladık ve gazetecilik refleksiyle İhsan Yüce’ye dair bulduğumuz tüm verileri derledik topladık. Öncelikle yer aldığı tüm filmleri bulmaya çalıştık. Yüzlerce saat süren kayıtlar izledik ve bunları düzelttik. Sonra senaryolarına ve mümkün olduğunca ilk kopyalara, el yazmalarına ulaştık. Ailesine, dostlarına, komşularına İhsan Yüce’nin dokunduğu kim varsa iletişime geçtik. Çok uzun söyleşiler yaptık. Adete bir arkeolojik kazı yapar gibi her gün yeni bir şey keşfettik. Ve bir türlü “Bitti, bu hikâye bu kadar” diyemedik. Çünkü biz ne kadar derine inersek o kadar kıymetli şeyler öğreniyorduk ve İhsan Yüce’yi daha çok seviyorduk.

“BİZ BU FİLMLERDEN BİR LİRA BİLE KAZANÇ SAĞLAMADIK” 

Bu, devamının gelmesini istediğim bir belgesel serisi gerçekten. Ama bu belgeseli çekerken zorluklarla da karşılaştınız. Biraz onlardan bahseder misiniz? Mesela bu belgeseli neden dijital platformlarda izleyemiyor seyirci?
S: Aslında bu ülkede belgesel yapmak isteyen herkesin başına ne geldiyse bizim de başımıza onlar geldi. Serde devrimcilik olduğundan akçeli işlere bir türlü kafamız basmadığı için sponsor bulamadık. Türlü maddi problemlerle karşılaştık ve bu yer yer teknik problemler olarak filme de yansıdı. Ama bizi en çok zorlayan telif hakları meselesi oldu. İhsan Yüce’nin yer aldığı hatta birçoğu İhsan Yüce senaryosu olan filmlerden kesitleri filmimizde kullandık. Bu da haliyle o filmlerin yapımcılarına bazı “haklar” doğurdu. Bu sebeple biz bu filmden bir lira bile kazanç sağlamadık. Dolasıyla teklifler ve görüşmeler olduğu halde filmimizi dijital platformlarda yayınlayamadık.


Sinemada yaşanan telif sıkıntısının sizi de vurmuş olması çok üzücü. O sözleşmeyi imzalamasaydınız bu belgesel bu kadar güçlü olmaz mıydı sizce? Elbette İhsan Yüce’nin oynadığı filmleri görmek, tanımak, hatırlamak için bunlar gerekli ancak diyelim o görüntüler olmasaydı… Çok mu eksik kalırdı her şey?
Ö: Biz bu sahnelere sadece görsel olarak filmimizi zenginleştirsin diye yer vermedik. Filmimiz aynı zamanda İhsan Yüce’nin oyunculuğuna dair tespitler, senaryolarının analizleri, o yıllarda gelişen toplumcu-gerçekçi sinema akımına dair örnekleri içeriyor. Bu yüzden bu sahnelerden faydalanmamız gerekiyordu. Örneğin bir yandan “Kibar Feyzo” filmindeki o meşhur tuvalet sahnesini hatırlamak bir yandan da İhsan Yüce’nin el yazması senaryosunu aynı anda perdede görmek bizi çok heyecanlandırdı. Seyirciden aldığımızı reaksiyona da bakarsak iyi ki yapmışız diyorum. Sinema okullarında öğretilen ilk kuraldır. “Anlatma! Göster.”

Bu telif hakları konusunu halletmenin hiç mi yolu yok?
S: Bizim için o defter kapandı. Çok uğraştık ama bulabildiğimiz en makul çözüm buydu. Bu konuda bizden daha dertli insanlar var. Hâlâ yaşayan Yeşilçam emekçileri var. Umarım bir gün kısa çöp, uzun çöpten hakkını alır.

Dijital mecralarda gösterilmese de YouTube’da izleyebiliyoruz. Bu nasıl oluyor?
Ö: Burada da ince bir detay var. “İzlenmelerden para kazan” seçeneğini seçmezseniz herhangi bir engelleme ile karşılaşmıyorsunuz. Biz de filmimiz seyirci ile özgür bir şekilde buluşsun diye bu seçeneği göz ardı ettik.

Oyuncu İlyas Salman


Tarık Akan’dan Mazlum Çimen’e, Menderes Samancılar’dan İlyas Salman’a Türk Sineması’nın pek çok aktörü İhsan Yüce’yi bilinmedik yönleriyle ve anılarıyla anlatıyor. Bu isimleri belirlerken nasıl bir yol izlediniz?
S: Hayatımın en güzel günleriydi diyebilirim. Çocukluk kahramanlarımla tanışmak, hasbihal etmek, onlarla İhsan Baba’yı konuşmak çok kıymetliydi. Bugün hâlâ İhsan Yüce denilince insanların gözlerinin içi gülüyor ve önünüzdeki kapılar bir bir açılıyor. İhsan Yüce’nin dostları sağ olsunlar, projeyi çok sahiplendiler ve bizim kadar heyecanlandılar. Bizleri sürekli yönlendirdiler ve hiç yalnız bırakmadılar. Hepsine can-ı gönülden teşekkür ederiz.

“KADIN OYUNCULARIN BİRÇOĞUNUN KAPISINI ÇALDIK AMA…”

Ama benim dikkatimi çeken, belgeselde kızı ve eşi dışında onu anlatan başka bir kadın yok. Hiç mi bir kadın oyuncuyla konuşmadınız? Ya da bir dönüş olmadı mı?
S: Bu bizim de rahatsız olduğumuz bir konu. Bu durumun iki sebebi var. Birincisi o yıllarda sektöre erkekler çok hakim. Yani senaristler, yönetmenler, set çalışanları, yapımcılar ezici çoğunlukla erkek. Geriye sadece kadın başroller kalıyor. İşte burada da ikinci sebebe geliyoruz. Biz herkesin ismini bir çırpıda sayacağı kadın oyuncuların birçoğunun kapısını çaldık. Bazıları projeyle ilgilenmedi, bazıları yoğunluktan dem vurdu, bazılarına ise asistanlarını/menajerlerini aşıp kendilerine bile ulaşamadık. Burada tek tek isimlerden bahsetmek şık olmayacaktır ama durum maalesef böyle. İhsan Yüce’nin kızı, eşi, kız kardeşi haricinde bize destek olan tek kişi Gül Sunal’dı. Sağ olsun bizi çok güzel ağırladı ve filme renk kattı.

Yönetmen Tarkan Kaynar


İhsan Yüce’nin yeterince anlatıldığını ve artık çok daha iyi tanındığını düşünüyor musunuz?
Ö: Tabii ki bugün, dünden çok daha umut verici bir yerdeyiz. Bizim çalışmamızdan sonra kıymetli dostumuz Erhan Tuncer “Gül Gibi Zabıta Dururken Kızını Çöpçüye Veren Adam: İhsan Yüce” isimli kitabı yayımladı. Gerçekten çok kıymetli bir eser, mutlaka okunmasını tavsiye ederim. Yine Youtube’da içerik üreten sinema kanalları İhsan Yüce’ye dair videolar hazırlıyor. Senaryoları yeni nesil sinemacılara ilham olmaya, aşıklar sevdalarını onun şiirleriyle ifade etmeye devam ediyor.

Geriye dönüp baktığınızda iyi ki bu kadar uzun sürmüş de iyi bir belgesel yapmışız diyor musunuz yoksa içinizde kalan bir şeyler var mı?
S: Gönlümüz çok rahat. İhsan Baba’ya olan borcumuzu ödemeye çalıştık. Bize bıraktığı kocaman bir külliyat var. Bunu elimizden geldiğince derleyip toparlayıp başka projelere bir kaynakça oluşturmak istedik. Bunu da başardığımızı düşünüyorum.


Belgeseli çekerken sizleri en çok etkileyen şeyler neler oldu? İhsan Yüce’ye ait neleri öğrenmek sizi hayrete düşürdü, üzdü ya da mutlu etti?
Ö: Senaryoların el yazmalarına dokunmak, her yeni fotoğraf karesi bulduğumuzda yaşadığımız sevinç, yayınlanmamış şiirlerini okumak, karakalem çalışmaları, belgesel projeleri için çektiği ham video kayıtları… Bizim için başlı başına büyüleyici bir yolculuktu.

Kısa ömrüne rağmen çok verimli, erdemli ve dostluklarla, sofralarla, anılarla dolu bir hayat onunkisi… Hiç kuşkusuz bu belgesel gelecek kuşaklara bir sinema adamı üzerine önemli bir miras olarak değerlendirilecektir her zaman. İşin bir de bu tarafı var. Önemli ve değerli bir arşiv niteliğinde… Sizler neler demek istersiniz?
S: Yeğeni Barış Zeren hocanın sevdiğim bir tespiti var. ”Bir Anadolu bilgeliği sinmiş üzerine…” diyor İhsan Yüce için.  Onu bir yönüyle ele alıp değerlendirmek çok zor. Biz sadece tekrar hatırlatmaya çalıştık insanlara.

Hepinizin emeğine sağlık… Gönülden tebrik ediyor ve başarılarınızın devamını diliyorum. Son olarak Ajandakolik okurlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
S:
“İhsan Yüce kimdi?” dediğimizde haliyle insanlar bazen hatırlamakta zorlanıyor. Fotoğrafını gösterdiğimizde yüzlerde beliren sıcacık gülümseme bizim için çok kıymetli. İşte biz bu gülümsemenin peşine düştük, izini sürdük aslında. Filmin sonundaki “teşekkürler” kısmı hayli uzun. Buradan bir kez daha bizi bu yolculukta yalnız bırakmayan tüm dostlara teşekkür ediyoruz.

BELGESELİ BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ: 

 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media