Söyleşi – Çağla Miniç: “Kişisel yayıncılık Türkiye’de henüz oturmadı”

ajandakolik



Kitap yazmak istiyorsunuz ya da halihazırda yazdığınız bir şeyler var ve onları kitaplaştırmak istiyorsunuz. Ancak yayınevlerinin kapısını tek tek çalmak, haftalarca belki aylarca olumlu ya da olumsuz gelecek cevabı beklemek istemiyorsunuz. Reddedilmekten korkuyorsunuz ya da hiçbirine zaten cesaretiniz yok. Kitabınızı kendiniz yayınlamak ister misiniz? Türkiye’de “kişisel yayıncılık” konusunda hizmet veren Yazardan Direkt Yayınevi, yazarlara, yazar adaylarına kendi kitaplarını yayınlama imkanı veriyor.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Uzun zamandır merak ediyordum Yazardan Direkt Yayınevi’ni. Neler yaptıkları konusunda az biraz fikrim vardı ama merak bu ya konu kitap yazmayla ilgili olunca daha fazlasını öğrenmek istedim. “Direkt  Yazardan” tam olarak neydi, insanın kendi yazdığı kitabını yine kendisi yayınlatması tuhaf mıydı, değil miydi? Yayınevinin Genel Koordinatörü Çağla Miniç ile bağımsız yazarların kendilerine ve yazdıklarına güvenmesini sağlayan ve onları destekleyen kişisel yayıncılık üzerine konuştuk. Miniç, Türkiye’de kişisel yayıncılık konusunun bilinirliği tam olarak oturmadığını ancak özellikle Amerika’da durumun tam tersi olduğunu söylüyor ve diyor ki: “Kitabını bir yayınevine teslim edip tüm kullanım haklarından vazgeçmek ve satışlardan küçük yüzdeler almak pek de akıllıca bir yaklaşım değil. Kişisel yayıncılıkta herkes emeğine ve eserine sahip çıkıyor, biz de bunu savunuyoruz.”

Yazardan Direkt Yayınevi, öncelikle ismiyle düşündüren bir yayınevi. Buradan şunu anlıyoruz: “Kişisel yayıncılık mümkün.” Peki, siz bir yayınevi olarak burada nasıl devreye giriyorsunuz? Editöryel ve yazınsal anlamda yazara olan desteğinizden biraz bahseder misiniz?

“Kişisel yayıncılık nedir?” sorusunun cevabı ülkemizde henüz herkesçe tam olarak bilinmiyor. Biz bir yandan işimizi yaparken bir yandan da herkesin kişisel yayıncılığı doğru tanımasını sağlamaya çalışıyoruz.

Yazar, kişisel yayıncılık yaparken yani kendi kitabını tüm gelir ve kullanım hakları kendisinde kalacak şekilde yayınlarken, sürecin gerektirdiği tüm teknik ve yasal bilgiye sahip olamaz, olmaması da doğaldır aslında. Biz bu aşamada devreye girerek gerek editörlük gerek mizanpaj, basım dağıtım ve satış gerekse yasal süreçler konusunda yazara ihtiyacı olan servisleri sağlıyor ve sonrasında yazarın talebi doğrultusunda devrede kalıyor veya devreden çıkıyoruz.

Düşünün ki yazar kendisine tüm uzman ekibi ile bir yayınevi kiralıyor ve kitabı için gerekli süreçleri tamamlatıyor.

Kuruluş aşamasından bahseder misiniz? Bu fikir nasıl doğdu? Siz başından beri yayınevinde misiniz?

Yazardan Direkt, 2016 yılında Sedef Kutlubay ve Gürhan Demirkan tarafından kuruldu. Cosmo Publishing adında bir yayınevimiz de Amerika’da uzun zamandır faaliyet gösteriyor. Gürhan Bey 30 yılı aşkın süredir Amerika’da yaşıyor, Türkiye’deki “kişisel yayıncılık” eksiğini fark etti ve Yazardan Direkt’in yolculuğu böyle başladı. Bu bir aile şirketi, kurulduğu günden beri pek çok projeye dahil ve destek olsam da 2018 yılı ortalarında tam anlamıyla çalışmaya, öğrenmeye başladım. Yıl sonunda Gürhan Bey ve Sedef Hanım’ın Amerika’ya dönüş yapmasıyla Yazardan Direkt Genel Koordinatörü oldum ve yayınevini devraldım. O zamandan beri de ben ve ekibim Türkiye’de Yazardan Direkt’i, Sedef Hanım ve Gürhan Bey de Amerika’da Cosmo Publishing’i devam ettiriyoruz. Bu iki yayınevi çoğu zaman birlikte çalışıyor.

Sedef Kutlubay ve Gürhan Demirkan, Yazardan Direkt Yayınevi’nin kurucuları.

“YAZAR DANIŞMANI, YAZARIN İSTEK VE İHTİYAÇLARINI DİNLER”

Yazarla yayınevi arasında bir köprü kurması açısından sanırım bir “yazar danışmanlığı” söz konusu, değil mi? Adeta bir “yazar koçluğu” diyebilir miyiz?  Bu da yayınevinizin sağladığı hizmetlerden, değl mi? 

Evet, yazar danışmanı konusu önemli, ancak yazar koçuyla karıştırmamak gerek. Yazar koçu denince akla, yazma konusunda yazara yardımcı olan kişi geliyor. Danışman ise bambaşka….

Yazar danışmanı, yazarla/yazanla/yazmak isteyenle iletişime geçen ilk kişidir. Yazar, yayıneviyle iletişime geçtiğinde yazar danışmanı öncelikle yazara yayınevi hakkında kapsamlı bilgi verir. Yazarın istek ve ihtiyaçlarını dinler, yayınevinin kapasitesi dâhilinde çözümler ve öneriler sunar. Yayınevinin çalışma şekli hakkında yazarı bilgilendirir. Anlaşma sağlanıp birlikte çalışılmaya başlandığı takdirde de yazarla birebir iletişimde olmaya, süreç hakkında bilgi vermeye devam eder. Yazarın endişelerini giderir, merak ettiklerini cevaplar. Yazarla yayınevi arasındaki köprüdür.

Bu durumu hiç bilmeyenler için şöyle bir benzetme yapılabilir; önemli bir iş için yurt dışına gittiniz ve size bir tercüman tahsis edildi; bu tercüman, aynı dili konuştuğunuz, en çok vakit geçirdiğiniz, her söylediğinizi anlayan, her tecrübeyi sizinle paylaşan tek kişidir. İşte yazar danışmanı da yayınevine gelen yazar için aynı şeydir.

Çok önemli konulardan biri elbette telif hakları. Yazarlar, telif hakları konusunda sıkıntılar yaşayabiliyor. Bu konuda siz nasıl bir yol izliyorsunuz?

Biz “kişisel yayıncılık” yapıyoruz. Yani aslında yazar tüm hakları (telif, gelir ve kullanım) kendisinde kalacak şekilde bize basım, dağıtım ve satış için yetki veriyor. En başta da söylediğim gibi, “Kişisel yayıncılık nedir?” sorusunun cevabı henüz tam olarak bilinmiyor. Bu çok önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konu. Yazar/eser sahibi aldığı hizmetler için bir hizmet bedeli ödüyor ve bize tüm bu işlemleri yapabilmemiz için yetki veriyor, günün sonunda kitabı, kapağı, telifi, satış geliri vb. hepsi yazara ait oluyor. Kişisel yayıncılığın tam anlamı da bu zaten.

“BİZ HERKESİN YAZAN OLABİLECEĞİNİ VE KİTABINI YAYINLAMA HAKKI OLDUĞUNU SAVUNUYORUZ”

Herkesin yazar olmayı ve kitabının yayınlanmasını istemesini nasıl karşılıyorsunuz? Bu konuda yazar adaylarını bir süzgeçten geçiriyor musunuz yoksa herkes gerçekten yazar olabiliyor mu?

Yazar ve yazan tanımlamaları herkese göre değişmekle birlikte, genel kabuller doğrultusunda biz herkesin yazan olabileceğini ve kitabını yayınlama hakkı olduğunu savunuyoruz. İyi bir yazar olup olmadığına her zaman okuyucu karar verir, bunun için de okuyucuya ulaşmak gerekir.

Bir yandan yayınevi olarak çeviri hizmeti de veriyorsunuz ve dünyanın dört bir yanında kişinin; tanınan, bilinen bir yazar olması konusunda adeta kılavuz oluyorsunuz. Sonra Amazon, Barnes & Nobles gibi şirketlerle de çalışıyorsunuz. Bunları sizden dinleyelim…

Biz Amerika’da yayıncılık yapan Cosmo Publishing ‘in Türkiye kolu olarak kurulmuş bir yayıneviyiz. Kişisel yayıncılık kavramı da oradan geliyor zaten. Amerika’daki yayınevinin olanaklarını Türkiye’deki yazarlara kullandırabilmek, yeni bir kapı açmak için uğraşıyoruz. Amazon, KOBO, Barnes&Noble gibi kitap dağıtım kanalları yalnız Amerika’da değil, dünyanın dört bir yanında kitap basım, dağıtım, satış olanağı sağlıyor ve biz bu erişime sahibiz.

Amerika-Türkiye bazlı bir yayınevi olmamızın avantajından Türk yazarların da faydalanmasını sağlıyoruz, çeviri/yurt dışı satış / yurt dışı tanıtım gibi hizmetlerimiz sayesinde yazarların/yazanların tüm dünyaya açılmasına olanak sağlıyoruz.

Türkiye’de kendi kitabını kendi finanse eden yazarlar için bir hor görme durumu var. Bu, dünyada da böyle mi sizce? Bir yayınevine başvurup değerlendirilmeye alınmak yerine insanın kendi kitabını basması eleştiriye açık bir durum sonuçta. Ne dersiniz?

Dünyada, özellikle de Amerika’da, uzun zamandır durum bunun tam tersine. Kitabını bir yayınevine teslim edip tüm kullanım haklarından vazgeçmek ve satışlardan küçük yüzdeler almak pek de akıllıca bir yaklaşım olarak karşılanmıyor. Herkes emeğine ve eserine sahip çıkıyor ve biz de bunu savunuyoruz. Pek çok yazar ise belli bir sayıda kitap yazıp, okuyucu kitlesini oluşturduktan sonra kendi yayınevini kurarak ilerlemeyi tercih ediyor. İlk aklıma gelen ve en büyük örnek olan, Harry Potter yazarı J.K Rowling kitaplarını kendi kurduğu Pottermore Publishing ile yayınlıyor. Bunun gibi pek çok irili ufaklı örnek söz konusu…

Özetle söylemek gerekirse, bir yayınevinin beğenisini kazanmak, bekleyen yüzlerce dosya arasından şans yakalamak, yayınevlerinin ticari kaygılarından etkilenmeden okuyucuya ulaşmak için yıllarca beklemek ya da kapı kapı dolaşmak… Ve şans yaver giderse eserin tüm haklarını yayınevine vererek kitabını yayınlamak pek de yeğlenir bir durum olmasa gerek.

Bizim baktığımız yerden kitabını kendi yayınlamak, eserine güvenmek, sahip çıkmak ve kimsenin eline teslim etmemek adına elini taşın altına sokmak, çok daha prestijli bir durum.

Peki, diyelim ben kitabımı yazdım. Yazarken de bu süreci takip ediyor musunuz? Yazılan konuya direkt müdahale var mı yoksa bunu tamamiyle yazara mı bırakıyorsunuz?

Dilerseniz yazım aşamasında editör ve iş birliği yaptığımız yazar koçları ile çalışabilir, dilerseniz kitabınızı bitirip editör desteği almak üzere bize gelebilir, dilerseniz de tüm yazım aşamalarını bitirip kapak, basım, dağıtım ve satış süreçleri için bizden hizmet alabilirsiniz. Her aşamada yazar ile birlikte çalışarak, en uygun hizmet paketini birlikte hazırlıyoruz. Standart paketlerden ziyade yazarın ve kitabının ihtiyaçlarını esas alarak kişiye özel hizmet sunuyoruz.

Kitap dağıtımı nasıl işliyor?

Kitap dağıtımı için pek çok alternatif söz konusu. Başlangıçta maliyetleri düşük tutmak ve adım adım ilerlemek isteyenler için e-kitap veya “İstek Üzerine Basım” (Amazon’un uzun zamandır kullandığı bir sistem bu, kitap hazırlanıyor ve satışı oldukça basılıp alıcıya gönderiliyor) ile satış dağıtımdan tutun da tüm Türkiye’deki kitabevlerine dağıtım yapmaya kadar, farklı seçeneklerden oluşan dağıtım paketlerimiz var. Burada yine yazarın isteği ve bütçesi doğrultusunda birlikte karar alınıyor. Örneğin ilk etapta “İstek Üzerine Basım” sistemiyle çıkan bir kitap sonradan çoklu basılarak dağıtıma çıkabiliyor.

Peki ya işin iletişim danışmanlığı kısmı? Bu da Yazardan Direkt ile ilgili bir kısım mı; tanıtım konusunda herhangi bir rol oynuyor musunuz?

Bu da yazarın isteği ve ihtiyacıyla ilgili bir durum. Farklı tanıtım paketlerimiz var. Basın bülteni, sosyal medya tanıtımları, web site kurulumu, ilgili dergi/gazetelerde reklam çalışması, mailing gibi pek çok farklı tanıtım hizmeti sunuyoruz.

İstatistiksel olarak şunu merak ediyorum; daha çok kaç yaş aralığındaki yazarlar, yayınevinizden yararlanıyor, kadınlar mı erkekler mi daha ağırlıklı?

Bu soruya net bir cevap vermek zor olsa da bizimle iletişime geçen her yaş grubundan yazan var. Piyasadaki kitaplarımızı baz alacak olursak, genellikle 35-75 yaş aralığında yazarlarımız var, kadın erkek oranı ise neredeyse eşit.

Bu arada hayvan sever ve doğa dostu bir kurum olduğunuzu da öğrendim! 

Evet, neredeyse tüm ekibin evinde sahiplenilmiş hayvanlar var, karantina döneminde onların da olduğu video ve fotoğraflar paylaştık. E-kitap konusunu yaygınlaştırmaya çalışma sebeplerimizden biri de doğaya verdiğimiz önem. 4. yaş günümüzde tüm yazarlarımız ve tüm ekibimiz için ağaç diktirdik örneğin. Kağıt çöplerinin ayrıştırılması, geri dönüşüm gibi konularda da elimizden geldiğince özenli davranıyoruz.

“KİŞİSEL YAYINCILIK KONUSUNUN BİLİNİRLİĞİ TAM OLARAK OTURMADI AMA EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR”

Dört yıllık yolculuğunuzda yeterince bilinirliğe eriştiğinizi ve kitlelere ulaştığınızı düşünüyor musunuz?

İlk başladığımız günlere, “kişisel yayıncılığa”, Türkiye’deki bakış açısına bakacak olursak çok güzel yol kat ettik ve güven oluşturduk. Dört yıl hiç bilinmeyen hatta tam tersine bilinip de olumsuz önyargıyla bakılan bir konunun kabul edilir hale gelmesi için oldukça kısa bir süre. Gururla ve mutlulukla söyleyebilirim ki bu konudaki önyargıyı kırmaya başladığımızı, önemli bir farkındalık yarattığımızı düşünüyorum. Bilinirlik konusunda ise güzel bir noktaya gelmiş olsak da sürecin henüz tamamlanmadığını düşünüyorum. Yazardan Direkt’ten ziyade kişisel yayıncılık konusunun bilinirliği tam olarak oturmadı ama emin adımlarla ilerliyor.

Yazardan Direkt Yayınevinden çıkan kitaplara örnek olarak hangilerini verebiliriz? Bu yazarlar, yine sizinle yola devam ediyor mu?

Son çıkan kitaplarımızdan biri olan Reha Tanör’ün “Levrek Buğulama Da İstemeyin Ama…” ile saymaya başlayabilirim. Aasma Estefan’ın yazdığı “Uyanış Rehberi” hem yurt içinde hem yurt dışında çok ciddi satış yakalamış kitaplarımızdan. Asena Sevinç “Aşkın Yolculuğu” da yine yayınevimizden çıkarak okurla buluştu. Yeşim Cimcoz, Yaprak Özer gibi bilinen isimlerin kitapları da yakın zamanda  e-kitap olarak çıktı örneğin.

Amazon’da başarıyı yakalamış olan, çevirisini bizim yaptığımız Şafak Göktürk’ün “Anunnaki Theory Authenticated with a New Twist: Historical Evidence of Anunnaki Presence” yine aklıma gelenlerden biri.

Böyle birkaç kitap sayınca, saymadığım yazar ve kitaplara haksızlık ediyormuş gibi hissediyorum bir yandan. (Gülüyor.) İkinci ve üçüncü kitaplarını birlikte hazırlamaya başladığımız yazarlarımız da var.

Merak ettiğim bir diğer şey de kitapların kapak tasarımları. Siz bu konuda da yayınevi olarak devreye giriyor aslında yazarın tek başına yapması mümkün olmayan pek çok şey gibi bunu da üstleniyorsunuz. O süreç nasıl işliyor?

Kişisel yayıncılığı tercih eden pek çok yazarın aklında bir kapak fikri oluyor genellikle. Bazen de tasarımlarıyla geliyorlar bize, editörlerimiz kitabı okuduktan sonra yazarın fikir ve isteğini esas alarak tasarım çalışması yapılıyor, tasarım aşamasında yazarın istekleri kadar editör fikri ve grafiker önerilerini de dikkate alıyoruz. Kapağın içeriği yansıtması, okuru çekmesi gibi konular çok önemli…

Karantina sürecinde yayınevi olarak nasıl bir çalışma şekli benimsediniz? Bu dönemde de yazdığı kitapla size başvuran veya kitap yazmak istediğini söyleyip kapınızı çalan çok kişi oldu mu?

Karantina süreci herkes için zor geçti, biz de etkilendik elbette… Sürecin henüz tamamlandığını da düşünmüyorum. Açıkçası biz hâlâ evlerden çalışmaya devam ediyoruz, bir süre daha edeceğiz gibi görünüyor. Teknoloji sayesinde işlerimiz aksamadı, aksine daha bile yoğun çalışıyoruz son birkaç aydır. Son haftalarda zaman zaman ofise gidiliyor ama benim en önemli görevlerimden biri, ekibin sağlıklı ve huzurlu çalışmasını sağlamak. Bu nedenle azami özen gösteriyoruz. Mart ayından beri işlerimiz etkilense de hiç durmadı, çalışmaya üretmeye devam ettik. Hatta insanların kendilerine daha çok vakit ayırdığı bir dönem olduğu için, işten güçten vakit bulup da kitabını tamamlayamayan ya da yayınevi arayışına giremeyen yazarlar buna vakit ayırabilmeye başladı. Kitap satışlarımız da olumsuz etkilenmedi bu durumdan. Kısacası biz son üç buçuk aydır olduğu gibi hâlâ evlerimizdeyiz ve çalışmaya devam ediyoruz. Sürecin başlarında herkes gibi biz de şaşkındık, ne yapmalı, nasıl bir yol izlemeli, ne kadar sürecek gibi sorular vardı kafamızda ama hızlı adapte olduk ve kısa sürede bir düzen kurduk, ofisi ve ofis ortamını özlediğimiz oluyor tabii ama idare ediyoruz. (Gülüyor.)

Peki, “Yeni normal” denilen bu süreçte yayınevi olarak sizin “yeni”leriniz var mı? 

Karantina sürecinde, hayat şartları ve alışkanlıklar değişmeye başladı, biz de ‘yeni normal’e ayak uydurduk ve iki yeni platform tasarladık, www.ydatolye.com ve www.onlineogreniyorum.com adlı iki farklı eğitim platformu geliştirdik, siteler geçtiğimiz hafta açıldı, eğitimler ufak ufak tamamlanıyor. Bu sitelere eğitmenler ücretsiz olarak eğitimlerini yüklüyor, öğrenciler ise satın alarak istedikleri zaman istedikleri yerde izleyerek eğitim alabiliyorlar.

YD ATÖLYE, Yazardan Direkt ile direkt bağlantısı olan bir site, kısaca “Yazardan Direkt Atölye konularında uzman, yetki, bilgi ve tecrübe sahibi eğitmenler ile, yazarlık ve editörlük konularında beceri kazanmak, merak ettiklerini öğrenmek, kendini geliştirmek isteyenler için oluşturulmuş, her yaş grubundaki öğrencilerin katılabileceği bir öğrenme platformudur.”

Online Öğreniyorum ise “Online Öğreniyorum: Konularında uzman, bilgi ve tecrübe sahibi eğitmenler ile, beceri kazanmak, merak ettiklerini öğrenmek, kendini geliştirmek isteyenler için oluşturulmuş, her yaş grubundaki öğrencilerin katılabileceği bir platformudur.”

Bu sitelere eğitmenler ücretsiz olarak eğitimlerini yüklüyor, öğrenciler ise satın alarak istedikleri zaman istedikleri yerde izleyerek eğitim alabiliyorlar.

Yayınevinizden çıkan kitaplara nerelerden ulaşabiliyoruz? 

www.heryerdekitap.com kitap satış sitemiz, dağıtıma çıkan/çıkmayan tüm kitaplarımız bu sitede satılıyor. Ayrıca “Bağımsız yazarların kitap satış sitesi” mottosuyla kitabını kendi çıkartmış olan, farklı bir yayıneviyle çalışmış ancak telif hakları kendisine ait olan yazarların kitaplarını satabilmeleri için de imkân sağlıyoruz. Kadıköy Life, Cadde Dergisi gibi bazı dergilerin de satışları yapılıyor zaman zaman. Bazen de telif hakları yazarda olmasa da yayınevinden izin alınması koşuluyla yazarlar yine kitaplarını satışa sunabiliyorlar.

Son olarak işin maddi boyutunu da sorayım. Yayınevinizde kitap bastırmak çok maliyetli mi peki? Ancak maddi imkanları yeterli ve hatta iyi olan yazar adayları mı gelip kitaplarını bastırabilir? 

Yazarın beklenti ve bütçesine göre değişir “Maliyetli mi?” sorusunun cevabı. Tam olarak da bu sebepten kişiye ve ihtiyaca göre paketler tasarlıyoruz aslında. Yazarın bütçesine uygun paketler hazırlanabilir, tabii her işin (basım, kağıt, dağıtım, grafik, harcanan zaman ve emek…) bir maliyeti var ancak, maddi durumu çok iyi olmayan biri kitabını piyasa çıkartamaz demek değil bu.

Paylaş ki çoğalsın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Bazen babalar yoktur, mektuplar vardır

Babalar Günü için babama… Birbirinden ayrı tüm babalara ve onların tatlı kızlarına…  Nilüfer Türkoğlu Ben sekiz yaşındaydım, babam askere gidiyordu. Uzun dönem, dile kolay tam 18 ay! Geç yaşta gittiği için bölükte çocuğu mektup yazan tek baba unvanının gururunu yaşadığını döndüğünde anladım. Bıyıklarını şöyle elleriyle keskin hamlelerle taradıktan sonra yüzüme […]