banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

HER ESER BİRİCİKTİR! PEKİ SİZE KİM İNANIYOR?


Yazardan Direkt, sizden mükemmel olmanızı beklemez çünkü biricik olduğunuza inanır!

Her yazarın okuruna ulaşması kadar, okurların da kaliteli bir yazar ve eser arayışı var. Bunca seçenek arasında kaliteli bir karşılaşmanın mümkün olması klasik yayıncılık anlayışıyla oldukça zor. Hemen hemen bilinen tüm yayınevlerinin, asla vazgeçmediği yazarlar ve risk sevmezlik gibi bir özellikleri var. Nadiren de olsa, yeni bir yazara yer verdiklerinde ise en büyük beklenti “tutacak” bir kitabı yayımlamak üzerine gelişiyor. Dolayısıyla bu noktada kişisel yayıncılığın, okura daha fazla yeni ve farklı eser sunmak gibi büyük bir fırsat sunduğunu artık biliyoruz. Kaliteli bir kişisel yayıncılıkla, yazarlar gerçek okurlarına; okurlar da değerli eserlere kavuşuyor. Haliyle kitapçılarda, reklamlarda sürekli “yine mi” dedirten aynılık içine sıkışmaktan da kurtulmuş oluyoruz.

Yazan herkesin bir meselesi vardır ancak iş kitap yayımlatmak ve o kitabı okura ulaştırmak aşamasına geldiğinde, yazan kimliği yerini yazara bırakıyor. Yazarların meselesi bir anda şekil değiştirerek yerini, o sözcüklerin birilerine ulaşmasına bırakıyor. Her şeyin hızla geliştiği bir dönemde yayıncılığın klasik kalması ise gerçek bir çelişki olarak görünüyor. Aslında bu bir çelişki değil ve hiçbir zaman değişmeyecek bir kural. Yeni risklidir! Kişisel yayıncılık bu riski almanın ötesinde birkaç yıldır gerçek anlamda yazarlara ve okurlara yepyeni umutlar ve başarılı geri dönüşler sunmayı başardı.

Haliyle yazarlara kitap yayımlatmak sorulunca, klasik yayınevlerinin kapısından içeri girememiş eserlerine hayıflanmak yerine kalite ve deneyimle yazarlara birbirinden fazla seçenek sunan kişisel yayıncılığı tercih ettiklerini duyabiliyoruz.

Dünyada kişisel yayıncılık ve bağımsız yazar ilişkisi oldukça eski ve gittikçe gelişiyor. Yazardan Direkt Yayınevi ile dünyanın bildiği ve gayet başarılı örnekleri olan sistem Türkiye’de farklı bir seçenek yaratmakla kalmadı, okur ve yazar bağının güçlenmesini sağladı. Klasik yayınevlerinden farklı olarak riske giren, inandığı yazarı sonuna dek destekleyen kişisel yayıncılık kaliteli ve bilinçli yapıldığında dünyanın farklı yerlerinde bile okur kitlesine kavuşan yazar sayısı artıyor.

Kitap yazmak yeterince zorlu bir süreçken, kitap bastırmak ve onu hayallerindeki okurla buluşturmak gibi çoğu zaman uzun prosedürler gerektiren süreç Yazardan Direkt’in yazarıyla kurduğu bağı sonuna dek götüren destekleyici yapısıyla sona erdi. Her eserin değer görme felsefesinden ödün vermeden, eserlere satar mı demek yerine kalıcı bir kitap haline nasıl gelir sorusunu sorarak ilerleyen bir kişisel yayınevi olarak, editörlük ve tasarım, tanıtım ve başka dillere çeviri gibi olanakları da sunuyor olması, yazara yazmak için büyük bir motivasyon anlamına geliyor.

Yazarlar, eserlerinin biricikliğine inanırlar. Bunun öznel olması da çok doğal ancak her zaman kendilerine inanan ve aynı şevkle ikna edebilecekleri birilerine ulaşmaları pek kolay olmuyor. Kişisel yayıncılık sisteminde yazarını dinleyen, adının ne olduğuyla değil, yazdığı eserle ilgilenen yepyeni bir kültür gelişti. Her yazara sınırlarını ve onu aşması konusundaki dinamikleri anlatabilen deneyimli Yazardan Direkt kadrosu, okunmanın ve okumanın değerini günden güne arttırıyor.

Bu bir reklamdır.

 

Çağla Miniç: “Kişisel yayıncılık Türkiye’de henüz oturmadı”

 

 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media