İKLİM TAMKAN: “BU ALBÜM HEM OSCAR PETERSON’IN MÜZİĞİNE DUYDUĞUM SAYGIYI HEM DE KENDİ RUHSAL TERCİHLERİMİ YANSITIYOR”

Geçtiğimiz ay Garaj Müzik etiketiyle yayımlanan piyanist, klavsen sanatçısı ve besteci İklim Tamkan’ın solo piyano performanslarından oluşan “Soft Reflections” albümü, besteci ve piyanist Oscar Peterson’a bir saygı duruşu niteliğinde. Bu defa klasik müzik ve caz severler için alışılmışın dışında bir deneyim sunan Tamkan ile yeni albümü ekseninde Peterson’ı, müziğini ve daha pek çok şeyi konuştuk.
SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com
Sevgili İklim, öncelikle bağımsız kültür sanat sitesi Ajandakolik’e hoş geldin. Nasılsın, 2025 yılının ilk günleri senin için nasıl geçiyor?
Nazik davetin için teşekkür ederim, Nilüfer. 2025 yılına aslında ümitli ve umutlu bir giriş yaptım, yeni projeler ve Soft Reflections albümü ile heyecanlı bir döneme adım attım. Ancak, ülke toplumsal trajediler bu süreci maalesef zorlaştırdı ve hepimizi çok yaraladı. Sanat, bir umut kaynağı olmanın yanı sıra sorumluluklarımızı da hatırlatıyor. Zor zamanlar olsa da, hâlâ birlik güçlenebileceğimize inanıyorum.
Ülke gündemi her ne kadar değiştirilmeye uğraşılsa da yine acılarla dolu. Geçtiğimiz aylarda Amidart Kültür ve Sanat Topluluğu’nun organize ettiği konserde Senem Demircioğlu ile birlikte Diyarbakır’da hayatını kaybeden kadınlar ve Narin için sahnedeydiniz. Kadın cinayetlerinin sistematik olarak gitgide coğrafyada kadın sanatçıların seslerini duyarken erkeklerinkini pek duyamıyoruz. Sence neden bu kadar pasifler?
Kadın cinayetlerindeki artış, ülkemizin en karanlık yüzlerinden biri haline geldi. Diyarbakır gibi şehirlerde yaşananlar, bu sorunun ne kadar derinleştiğini ve sistematikleştiğini de gösteriyor. Elbette oradaki konserlerimizde bu konuyu yüksek sesle dile getirecektik ve getirdik de…
Kadınların yaşam hakları her gün tehdit altında ve biz kadın sanatçılar olarak bu durumu her saniye duyurmak zorundayız. Sanat, bu mücadelenin bir aracı olmalı; sesimizi yükselterek bu trajediyi, bu katliamları daha da görünür kılmalıyız. Bazı erkek sanatçılar ise hâlâ sessiz çünkü toplumsal cinsiyet eşitsizliği onların yaşamına doğrudan dokunmuyor, bazılarının işine bile geliyor. Ancak artık şunu unutmamalıyız ki; kadın cinayetleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınların meselesi değildir. Bu, tüm toplumun meselesidir ve erkek sanatçılar da bu sorumluluğu kabul etmek, eşitli adalet için ses vermek zorundadır. Adalet ve eşitlik mücadelesi, hepimizin mücadelesidir.

İklim Tamkan, dijital platformlarda yerini alan yeni albümü “Soft Reflections”la piyano müziğinde farklı bir tını arayışına çıkıyor.
2025 yılının en güzel yanı senin için hiç kuşkusuz yeni albümün Soft Reflections”ın tüm dijital platformlarda yayınlanmış olması. Tüm zamanların en iyi caz piyanistlerinden Oscar Peterson’a bir saygı duruşu niteliğinde olan beş parçalık albümünü Ajandakolik okurları için anlatır mısın?
Bu albüm, Oscar Peterson’a duyduğum hayranlığın ve onun müziğine duyduğum saygının bir yansıması. Peterson’ın tekniği, enerjisi ve müzikalitesi inanılmaz. Duke Elling Keyboard’un Maharaja’sı demesi boşuna değil.
Bu kayıtlar, benim evde kendi kendime oturup iptidai bir klavye ile kendi kendime yaptığım ve tek seferde aldığım kayıtlardır. Hiçbir düzenleme işlemi yapılmadı, sadece bir kez çaldım. Benim için albümü büyülü kılan şeylerden biri de bu açıkçası.
Aslında bu 5 parçayı ben yalnızca arkadaşlarımla paylaşıyordum, daha sonra onların da teşvikiyle herkesle paylaşmaya karar verdim. Bu albüm fikri de esasen böyle oluştu.
Peterson, 1950’li yıllardan günümüze yüzlerce kayıt bırakmış. Duke Ellington’ın bile önünde saygıyla eğildiği ve hatta ona senin de dediğin gibi Keyboard’un Maharaja’sı ismini takmış olduğu efsanenin senin hayatındaki yeri ne? Ve bu albüme ne tam klasik müzik ne de tam caz yorumu yapabiliyoruz. Sen nasıl tanımlıyorsun?
Yaptığım müzikleri genelde kategorize etmeye çalışmıyorum. Kendi damak tadıma, ruhuma göre müzik yapıyorum. Bu albüm de öyle aslında, ne tam klasik müzik ne de tam caz ola tanımlanabilir. Ama bence en güzeli bu türü tanımlamak zorunda olmamamız, değil mi? Kendimizi özgür bıraktığımızda müzik de doğal bir şekilde özgürleşiyor, Kategorilere sokmak zorunda kalmadan, hissettiklerimi ve içimden geleni dinleyicilere aktarmayı tercih ediyorum.
Ama şunu da net olarak diyebiliriz; Oscar Peterson’ın müzikleri çok daha ritmik, enerjik. Oysa bu müzikler daha tını odaklı, yumuşak ve sakin. Onun yorumlarının aslında bir nevi tam tersini yapmış gibi oldum. Peterson’ın o güçlü ritmik yapısını ve enerjisini benim müziğimdeki yumuşak tınılarla bir nevi dengelemeye çalıştım. Bu albüm, hem onun müziğine duyduğum saygıyı hem de kendi ruhsal tercihlerimi yansıtıyor.
Geçtiğimiz yıl Senem Demircioğlu ile pek çok konser verdiniz. Bu yıl için konser planları vardır mutlaka… Ajandaya hangi tarihleri not edelim?
Senem Demircioğlu ile yaptığımız konserler her yıl olduğu gibi bu sene de devam edece olarak, size bir de başka güzel haber verebilirim: Yetkin Dikinciler ile beraber yaptığımız ve Nazım’ın hayatını kronolojik olarak anlattığımız müzikal gösterimiz tekrar sahnelenmeye başlanacak. Yakın zamanda bununla ilgili bir görüşme yaptık ve bu projeyi yeniden hayata geçirecek olmak hepimizi çok heyecanlandırıyor.
Bu proje, hepimizin sahnede kendini son derece özgür hissettiği, çok kıymetli ve seyircinin kalbine dokunan bir iş oldu. Umuyoruz ki, nisan ayından itibaren “Yarına Davet” gösterimiz tekrar sahnelerde olacak. Bunun yanı sıra, Barok konserlerimiz, şiir yaptığımız şarkılar, her zamanki repertuvarımız ve elbette halk şarkılarından yaptığımız yeni düzenlemeler ile dinleyicilerle buluşacak.
Peki “Soft Reflections”ın konser günlüğünde neler var?
Soft Reflections albümü aslında, daha önce de söylediğim gibi, tamamen benim keyfi yaptığım kayıtlardan oluşuyor. Bu kayıtlarla bir konser planım şu anda yok, ama olursa muhakkak haberiniz olur.
Şu an hayatının hangi evresinde olduğunu düşünüyorsunuz?
Farkındalıklarımın artarak beni dinginleştirdiği bir olgunluk döneminin henüz başlarında olduğumu düşünüyorum.
Şu sıralar en çok dinlediklerin neler?
Son dönemde çok fazla Keith Jarrett ve Bill Evans dinliyorum.
Peki ya okuduğun bir şeyler var mı? Masanda hangi kitaplar okunmayı bekliyor?
Okuma listemde değerli Umur Talu’nun yeni kitabı şu an masamda duruyor. Sanırım şimdilerde hayatımın üretken ama aynı zamanda biraz da sorgulayıcı bir dönemindeyim. Yeni projelerle dolu ama geleceği düşündüğüm de bir süreçteyim.

2019 yılında Senem Demircioğlu ile yine Ajandakolik’te söyleşi yaptığımızda müziği dinleyicisiyle buluşturabilmek için önce sistemin değişmesi Türkiye’deki müzik dinleyicisinin klâsik müziğe eğilimini sen nasıl bu yılda bir şeyler değişmiş olabil
Senem’in bu cümlesi muhtemelen Türkiye’deki eğitim sistemi ile ilgili söylenmiştir diye düşünüyorum çünkü bu konuyla ilgili düşüncelerini biliyorum. Türkiye’de klasik müzik yapmak elbette kolay değil ve klasik müziğin hiç de küçümsenmeyecek bir dinleyici kitlesi var.
Son 6 yılda, en azından benim gözümden şunu söyleyebilirim; konserlerde, tiyatrolarda, sergilerde son derece dolu salonlar var ve insanlar mutlu olmak için ve herhalde bir şeylere tutunmak için gerçekten harekete geçiyorlar ve salonları dolduruyorlar.
Ama klasik müziğin Türkiye’de nasıl ve ne kadar dinlendiği konusu elbette çok daha derinden sorgulanması gereken bir soru; buna tek bir cümle ile cevap vermek pek doğru olmaz. Kısıtlı bir kesime hitap ediyoruz, yine de dinleyicilerimizi hiç de az bulmuyorum ve her geçen gün bu sayının arttığını mutlulukla gözlemliyorum
Ajandakolik’in klâsik bir sorusu var: ajandan ya da tuttuğun bir not defteri var mı?
Evet, klasik bir ajandam var ama itiraf edeyim genellikle dijital notlar alıyorum. Telefonumun ajandasını kullanıyorum ve tüm günümü saat saat planlıyorum. Bu konuda oldukça titizim. Ayrıca konser planları, proje fikirleri, sürekli unuttuğum şifrelerim ve sesli notlar kaydettiğim doğaçlama temalarım var.
Konuğum olduğun için teşekkür ederim. Daha aydınlık, güzel günlerde buluşmak ümidiyle…
Asıl ben teşekkür ederim Daha güzel, umutlu ve aydınlık günlerde yepyeni müziklerle görüşebilmek dileğiyle…