banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

HEM TARİHLERİNİ YAŞATIYORLAR HEM KÖYE KATKI SAĞLIYORLAR: GELİŞLİ AİLESİNİN BABA YADİGÂRI KONAĞI “KONAK BİNDALLI”

Bu yıl Safranbolu Belgesel Film Festivali’ne gittiğimde Safranbolu’nun civar köylerinden biri olan Yazıköy’de Konak Bindallı’da kaldım. Diğer konakların aksine ismini öne çekmektense Konak ifadesini vurgulayan ama Bindallı adıyla da kulakta hoş bir dişil tını bırakan bu baba yadigârı konağı çok sevdim.  Bir asırlık aile hikayelerini zenginleştirerek günümüze taşıyan Gelişli ailesiyle kaldığım süre boyunca yaptığımız sohbetlerden doğal bir söyleşi çıktı. Ben de onları sizinle tanıştırmak ve bu çok yeni hizmet veren konağın kapılarını benim gibi Safranbolu’ya gidecek başka misafirlere aralamak istedim. Hadi şimdi siz de girin içeri…

 

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu
nilufer@ajandakolik.com 

Ahşap merdivenlerin gıcırtıları arasında yukarıda beni bekleyen odaya çıkıyorum. Karşımda çoğumuzun hemen “otantik” tanımını yapacağı, butik otellerde pek alışık olmadığımız başka bir manzara var. Kırlentleriyle dizi dizi sıralanmış yastıklar bir yerde, bir yerde de şömine, “Kış gelse de yine buraya gelsem ve sığınıp buralarda çalışsam” diye iç geçiriyorum. Feride Hanım beni aynı zamanda mutfağı ve balkonu da olan çatı katındaki geniş odaya çıkarıyor. “Bir daha gelirseniz burada kalırsınız eşinizle” diyor, “Hay hay” diyorum, duraksamadan. Safranbolu’nun sonbahar güneşi yüzüme vuruyor, burnumdan ahşap kokusu gitmiyor ve daha İstanbul’a dönmeden bu konağı özleyeceğimi hissediyorum. Durun şimdi sizi Konak Bindallı’nın sahipleri Feride ve Kemalettin Gelişli ile tanıştırayım.

Tarihi yaşayan ve yaşatan bir konak burası. İçinde kimler yaşadı ve siz kaçıncı kuşak olarak burayı ele alıp restore etmeye karar verdiniz?

Feride Hanım (F): Ben Feride Gelişli, 4. kuşak olarak bu konağın sahibi oldum. Evin asıl sahibi anneannem Münevver Hanım’ın annesi Feride Hanım ve Niyazi Bey. Burası onların konağı.

Peki sizler aslen nerelisiniz, ne iş yapıyordunuz ve sonrasında konakla birlikte turizm işinin bir parçası olmak size neler hissettirdi, nasıl gelişti her şey?

Kemalettin Bey (K):  Eşim ve ben aslen Karabük doğumluyuz. Eşim ev kadını. Ben İstanbul’da bir ilaç fabrikasında Kalite  Yöneticisi olarak çalışıyordum. Emeklilik planlarım içinde büyüklerimizin mirasına sahip çıkmak adına konağı restore etmek vardı. Böylelikle emeklilik sonrası köy ortamında yaşayıp yaşatacağımız bu konakla misafirlerimizin de konaklamasını sağlamak istedik. Bir yandan konağı tanıtırken bir yandan yeni insanlarla tanışma fırsatı yakalayacaktık. Ve nihayet bu, hayata geçti.

İçeri girer girmez bir bindallı gözüme çarptı. Kim giydi bunu, otelin hikayesinin bir parçası olmalı. 

F: Bu bindallıyı gelinlik olarak büyük anneannem Feride Hanım giymişti. 1912 yılında bu gelinlik ile Yazıköye gelin geldi.

Konak Bindallı’nın 4. kuşak sahipleri Feride Gelişli (solda), Kemalettin Gelişli (ortada), Ajandakolik’in kurucusu Nilüfer Türkoğlu (sağda) Fotoğraf: Yaren Çolak 


Anısı çok büyük, desenize… Biraz duygusal ve özel olacak belki ama… Aile yadigârı
bir konağı işletmek ticari bir iş. Bir yandan geçmişinizi yaşatıyorsunuz evet ama diğer yandan bundan para da kazanıyorsunuz. Aile büyükleri bu konakta sizden başkaları da yaşasın ister miydi, ne dersiniz?

F: Biz yapımız gereğince misafirperver bir aileyiz. Normal zamanlarda da misafirimiz hiç eksik olmazdı. İnanıyorum ki onlar da çok mutlu olurlardı. Köyde sayılan sevilen bir aile olduğumuza inanıyoruz.

Klasik bir otelcilik anlayışı yok burada. Siz de konağın içinde gelen konuklarla birlikte yaşıyorsunuz aslında. Bu, zor değil mi? Hep böyle mi devam edecek dersiniz?

K: Konağı eşim ile birlikte işletiyoruz, aslında konak işletmekten farklı olarak eşimin de belirttiği gibi misafir ağırlamak, onlara kendi evlerindeymiş gibi hissettirebilmek, birlikte kahvaltı edip sohbet etmek bu işin en keyifli tarafı. Konuklarımız da bu ortamda çok daha iyi ve rahat hissedip mutlu ayrılıyorlar.

Yazıköy Safranbolu’nun biraz dışında kalıyor ama sanırım civardaki en yakın köy. Ve siz burada hizmet veren tek konaksınız. İlham verici olduğunuz kesin. Burada tür başka girişimler oldu mu, olur mu?

F: Evet bu kapsamda yeni girişimler var. Köyümüzün Muhtarı Sayın Deniz Tüzer de bu konuda çok heyecanlı ve bu tür girişimcilere destek oluyor.

Peki Yazıköy’e Safranbolu’dan ulaşım nasıl oluyor?

K: Safranbolu ve Karabük’ten saat başı toplu taşıma ile ulaşım mevcut.

Safranbolu Belediyesi size konağı restore ederken maddi manevi destekte bulundu mu? Mimari konusunda müdahale oldu mu?

K: Konağımızın yüzyıldan fazla bir geçmişi olduğu için tescilli bir yapı. Bu kapsamda Kültür Varlıkları Koruma kurulundan onaylı bir proje ile restorasyonu gerçekleştirdik. Dolayısıyla kurumdan az da olsa onarım konusunda maddi yardımı aldık. Tüm restorasyon sürecinde başta ahşap işleri olmak üzere tüm süreci sahiplenip ustalığını gösteren ahşap ustası mobilyacı ve doğramacı eniştem Lütfü Terzioğlu’nun çok büyük emeği ve ustalığı var. Bu güzel eserin başarıyla ortaya çıkmasındaki büyük rolü için ona çok teşekkür ederiz. Restorasyon sonrasında ve açılış aşamasında Safranbolu Kaymakamı Sayın Mehmet Türköz, Safranbolu Belediye Başkanı Sayın Elif Köse ve Yazıköy Muhtarı Sayın Deniz Tüzer’i manevi destekleri ile hep yanımızda hissettik.

Biraz da konağın içinde gezelim. Kaç oda var? Hiçbir odanın birbirine benzemediğini görüyorum. Klasik bir butik otel anlayışından farklı olması çok önemli ve güzel bir detay. Dekore ederken nelere dikkat ettiniz?

F: 5 standart oda ve 1 çatı katı suit daire olmak üzere toplam 6 odamız bulunmakta. Dekore ederken klasik döşeme anlayışına biraz modernize etmek istedik. Ortaya böyle bir sonuç çıktı. Dekorasyon konusunda hiç kimseden yardım almadık. Bütün dekorasyon aşamasını eşim ve ben üstlendik.

Safranbolu’ya gelen turist bir iki günden fazla kalmıyor. Hatta kimi sadece bir günlüğüne gelip civarı fotoğraflayıp gidiyor. Oysa sadece evleriyle değil doğasıyla da müthiş bir yer burası. Sizin gözlemleriniz neler? Yerli ve yabancı turistin daha uzun soluklu konaklamasını sağlamak için buranın tanıtımı konusunda neler yapılmalı sizce?

F : Sosyal medya üzerinde yapılan tanıtımlar arttırılmalı. Safranbolu, Batı Karadeniz’de kesinlikle ziyaret edilmesi gereken çok değerli bir bölge ancak çoğu insan bundan haberdar değil. Buraya şans eseri gelen insanlar da gelip gezdikleri zaman bunun farkına varıyor. Bunun yanı sıra klasik tur anlayışının dışına çıkılıp treeking turu, kamp organizasyonları, kanyon turu gibi turlar düzenlenmeli. Çünkü Safranbolu dört mevsimiyle de insanı büyüleyen bir doğaya sahip, bu iyi değerlendirilmeli.

Bu yıl 22. gerçekleşen Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali’ne katılma şansınız oldu mu? Safranbolu’nun giderek bir kültür şehrine dönüşmesi konusunda neler düşünüyorsunuz?

K: Safranbolu ya kattığı değerin paha biçilemez olduğu kesin. Çok istememize rağmen festival nedeniyle gelen misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlayabilmek için işlerimiz dolayısıyla katılamadık. Ancak bu şekilde de Safranbolu’yu ve Yazıköy’ü misafirperverliği ile de tanıtmış olduğumuzu düşünüyoruz.

Fotoğraf: Yaren Çolak 


Pek çok insan sizin yapabildiğinizi yapmak, şehirden daha küçük ilçelere, beldelere kaçmak, doğayla bütünleşmek istiyor. Ama herkes sizin kadar şanslı değil. Onlara önereceğiniz bir şeyler var mı?

 K: Evet bu konuda şanslı olduğumuzu düşünüyoruz. Ancak inandığımız bir şey daha var ki o da çok isteyince ve konuda çaba gösterip bir şeyler yapmak için karşılarına çıkan fırsatları iyi değerlendirince dileklerin gerçekleşme olasılığı artıyor.

Konağı restore ederken, bir şeyler yaratırken çift olarak çıkmaza girdiğiniz, birbirinize zıt düştüğünüz anlar olmuştur. Üstesinden kolay geldiniz mi, bu süreçte kendinizde ya da birbirinizde yeni şeyler keşfettiniz mi?

F: Yeri geldiğinde çıkmaza girdiğimiz birçok konu oldu ve şu anda da olmaya devam ediyor ancak her zaman üstesinden gelmeyi bir şekilde başardık ve başarmaya da devam edeceğimizi düşünüyorum. Çoğu zaman zıt fikirlerden güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Ben eşim Kemalettin Bey’in hizmet sektöründe de bu kadar özverili olacağını düşünmüyordum ama görüyorum ki bu işin de üstesinden başarıyla geliyor.

Başka bir hayatın olabileceğini kendi adınıza mümkün kıldınız. Son olarak Ajandakolik okurlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

F: Eşimle birlikte Safranbolu Yazıköy’de hem tarihimizi yaşatmak için hem de köyümüze katkıda bulunmak ve Safranbolu’yu herkese tanıtmak ve sevdirmek için bir yola çıktık. Tarihin içinde doğayla iç içe huzurlu bir aile ortamında tatil yapmak isteyen herkesi bekliyoruz. Eşimin de belirttiği gibi çok istedikleri hayallerinin peşinde koşup gerçekleştirmek için özverili çaba göstermelerini öneririm. Her şeyin bir bedeli var, değeceğini düşünüyorsanız peşini bırakmayın. Biz de bu konuda biraz geç kaldığımızı düşündük ama yine de yılmadık ve başardığımızı düşünüyoruz. Son olarak size bu değerli söyleşi için çok çok teşekkür ediyoruz. 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media