CHARLES DICKENS VE HANZADE SERVİ “BİR NOEL ŞARKISI” KİTABI HAKKINDA KONUŞURSA…

İlk defa 19 Aralık 1843’te yayımlanan Charles Dickens’ın yazdığı, John Leech’in resimlediği “Bir Noel Şarkısı”, 179 yıl sonra bugün hâlâ çok okunuyor, çok seviliyor. Dickens’ın “küçük bir Noel kitabı” olarak nitelendirdiği kitabın yıldönümünde bu tuhaf hikâyeyi Türkiyeli çocuklara yeniden aktaran Hanzade Servi ile kutluyoruz. Ancak bu kutlamanın çok farklı bir yanı da var. Bay Dickens aramızda, üstelik Hanzade Servi için soruları bizzat kendisi, mezarından hazırladı. Şimdilik yılın son söyleşisi gibi görünen bu söyleşiyi severek okuyacağınızı tahmin ediyorum. Mutlu yıllar!

nilufer@ajandakolik.com

Şimdi okuyacaklarına ister inan ister inanma sevgili okur… Ancak şunu bil ki bazen hayaletler çıkar gelir aramıza ve her şey çok hem çok garip hem de çok normalmiş gibi görünebilir. Tıpkı dünyaca ünlü İngiliz yazar Charles Dickens’ın mezarından kalkıp da bu söyleşiyi yapmış olması gibi! Evet evet, yanlış okumadın. Bundan tam tamına 179 yıl önce yayımlanan, ekonomik sıkıntılar nedeniyle yazıp da para kazandığı “Bir Noel Şarkısı” ( A Christmas Carol) için birden canlanıp ayağa kalktı Charles Dickens. Çünkü bunun için iyi bir sebebi vardı. Yazdıkları Türkiye’de çocukların çok sevdiği yazar Hanzade Servi tarafından yeniden kaleme alınmıştı. Bunun nedenini sormayacaktı da ne yapacaktı!

Gördüğüm kadarıyla en popüler eserlerimden “Bir Noel Şarkısı”nı yeniden yorumlayarak anlatmışsınız. Ülkenizin çok sevilen çocuk kitabı yazarlarından birisiniz. Mutlu oldum ama merak da ettim. Kitabımı siz mi seçtiniz ve neden yeniden anlatma ihtiyacı duydunuz? Mutlaka güzel bir sebebiniz olmalı! (Gülüyor.)

Kitabı ben seçmedim. Ama bu, sizi üzmesin. (Bir kalbi, artık atmasa da kırmak istemem.) Yayınevim Tudem’in, benim için bir sürü yazar ve eser içinden özel olarak Bir Noel Şarkısı’nı seçmesi, inanın bana tesadüf değil. Kalem tarzım sebebiyle, ‘korku ve mizahın iç içe olduğu kitaplar’ dendiğinde akla ilk gelen kişiyim. Yani Bir Noel Şarkısı, tam benim tarzım! Kitabınızı yeniden anlatmaya başladığımda da, bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu anladım. Cümlelerimiz, kolayca iç içe geçti. Esprilerinize gülerken, sanki yeniden yorumladığım bir eser üzerinde çalışmıyorum da, kendi yeni kitabımı yazıyormuşum gibi hissettim. Sen de Oku koleksiyonunda klasikleri yeniden yorumlamamızın sebebi, bu özel kitapları okuma güçlüğü çeken ya da kitaplarla arası çok iyi olmayan çocukların da rahatça okuyabilmesini sağlamak.

Sen de Oku klasikleri demek! Çok sevdim bu adı. Tudem Yayınları’nı ve sizi kutlarım, tabii diğer klasiklere emek veren tüm yazarları da. Bilmem kaç yüzyıl önce yazılmış bu eserlerin bu yüzyıldaki çocuklara, hele ki okuma isteksizliği ve güçlüğü çeken okurlara ulaşması çok anlamlı. Çok sevdiğim bir diğer önemli romanım “Oliver Twist” için de dilerim böyle bir çalışma olur. Ne dersiniz, belki yine sizin kaleminizden küçüklerle buluşur.

Ah, Sevgili Charles Dickens! Bunu gerçekten çok isterim. Bir an Ebenezer Scrooge gibi horozlanarak, “Kitaplarımı yeniden yorumlamaya nasıl cüret edersin?” demenizden korktum. Ama tam da söylediğiniz gibi… Okuma güçlüğü çeken ve kitaplara karşı isteksiz çocuklar için Sen de Oku koleksiyonu, mucizevi bir dünya! Sizinle çocuklar arasında harflerden bir köprü olmanın heyecanını yaşıyorum.

1843 yılının Noel’inden hemen önce yayımlanan eserim (tam da bu sıralar sanırım) “Bir Noel Şarkısı”, Noel’in insani yönüne vurgu yapıyor. Siz de iyi biliyorsunuz; öykünün baş kahramanı bencil bir adam: Ebenezer Scrooge. Üç hayalet sayesinde geçmişiyle, bugünüyle ve geleceğiyle yüzleşiyor. Ve müthiş bir değişim yaşıyor. Bu değişimde bir yazar olarak sizi neler etkiledi?

Tahmin edeceğinizden daha çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Çünkü Ebenezer Scrooge, bana kendi kitap karakterlerimden birini, Yo-Yo’yu hatırlattı. (Keşke siz de onu tekrar kaleme alabilseydiniz, ha ha ha! -Kitabınızdaki gibi gülmeye çalıştım.) Yo-Yo’nun Scrooge’a hangi yönlerden benzediğini, size röportajdan sonra uzun uzun anlatırım. Ama Scrooge, Yo-Yo’dan biraz daha şanslıydı. Yaşadığı değişim, kesinlikle ilham vericiydi. Bu özel mesajı, yılbaşı ruhu ve ürpertici karakterlerle birleştirmenize hayran kaldım.

“KLASİK BİR ESERİ YENİDEN YORUMLARKEN YAZARININ TARZININ DIŞINA ÇIKMAMAYA ÇALIŞIYORUM” 

Peki hikayeyi çocuklara aktarırken nasıl bir anlatım yolu seçtiniz, nelere dikkat ettiniz?

O seçim, benim özel olarak planlar yaptığım bir konu değil. Kalemimin o yönde her zaman akıcı olduğu söylenir ve çocuklar da anlatımımı severler. Ama Sen de Oku koleksiyonu için yazarken, özel olarak dikkat ettiğim şeyler oluyor. Cümlelerimi daha kısa tutuyorum. Konuyu dağıtabilecek ayrıntılardan ve benzetmelerden kaçınıyorum. Bunun dışında, klasik bir eseri yeniden yorumlarken yazarının tarzının dışına çıkmamaya çalışıyorum. Sonuçta bu kitap, sizin. Okurlar Charles Dickens’ın tarzını görmeli. Ama yeniden yorumlayan ben olduğum için, Hanzade Servi’nin tarzını da hissetmeliler. Tam bu noktada, anlatımımızın kolayca uyum sağlamasının beni mest ettiğini söyleyebilirim.

Açıkçası sayfaları çevirirken sizin dilinize yabancı özel isimleri, Türkçeleştirmek yerine okunuşunu yazmanız pek hoşuma gitti doğrusu. Bu, sizin seçiminiz mi oldu çok sevgili Hanzade Hanım?

Bu yine yayınevimin, yani sevgili editörüm Ümit Mutlunun kararıydı. (Onu tanısanız çok seversiniz. Gerçi ben de tanımıyorum, ama seviyorum. Demek tanımadan da sevebilirsiniz. Orada kablosuz internet varsa, bizi takip edebilirsiniz.) Bazı isimlerin, çocuklara karışık gelebileceği konusunda hemfikirdik. Ebenezer o kadar melodik bir isim ki, yerine başka bir şey koyulması beni de üzerdi. Yani zor isimlerin okunuşlarını yazmak, bence müthiş bir fikirdi.

Siz hiç hayatı boyunca kötü olmak zorunda kalmış bir adamın nasıl iyiliğe yelken açtığını gördünüz mü? Yani böyle bir adama veya kadına rastladınız mı hiç?

Maalesef hiç rastlamadım. İnsanlar, genellikle değişmiyor. Bunun sebebi de, her zaman haklı olduklarını düşünmeleri. Çoğu kişi Scrooge’un yerinde olsaydı, eminim ki hayaletlere, kendilerini haklı çıkaracak gerekçeler sıralayıp dururdu. Ve hayaletler de, taşan sabırlarıyla oradan kaçardı. İnsanlar değişmez, ama kendi karakterleri doğrultusunda dönüşebilir. Bu dönüşümü, yaşadıkları tecrübeler ve çoğunlukla acılar sağlar. Önemli olan, olayları, çevremizdeki insanları ve kendimizi doğru değerlendirebilmektir. Sevginin, nefretin, kıskançlığın ya da korkuların, gözlerinizin önüne bir perde çekmesine izin vermezseniz, olgunlaşıp daha iyi bir versiyonunuza dönüşebilirsiniz. Bunu Scrooge gibi, çok geç olmadan yapabilmek gerek.

Charles Dickens’ın 1843 yılınd ailk defa yayımlanan kitabı “Bir Noel Şarkısı”nın orijinal baskısı. 


Kitabımın komik ama bir o kadar da ürpertici olmasına neye bağlıyorsunuz?

Siz benim korku kitaplarımın hem komik hem ürpertici olmasını neye bağlıyorsanız ben de ona bağlıyorum. (Burada da ben gülüyorum.) Sizin kitabınızın hem komik hem ürpertici olması, bence daha müthiş bir şey. Çünkü onu 1843 yılında yazdınız. Ama belki de tam tersi, 2000’li yıllarda böyle kitaplar yazmak daha anlamlıdır. Ben mizah olmadan her şeyin sıkıcı olacağına inanıyorum. Bu sebeple, en hüzünlü kitaplarımın içinde bile mizah var. Korku da mizahla çok güzel harmanlanabilen bir duygu. Sanırım bunun altında, cesur davranmaya çalışma çabamız yatıyor. Gülebildiğiniz bir şeyden korkmazsınız.

Yılbaşı yaklaşırken sizin de bir dileğiniz olmalı. Ben mezarımda mışıl mışıl uyurken sizin için dünyada ne değişsin ya da ne olsun istersiniz, müsaadenizle sormak isterim.

En özel dilekler, nedense kulağa klişe cevaplar olarak geliyor. Oysa insanların, hayvanların, ağaçların ve tüm bitkilerin mutlu olmasından daha müthiş bir dilek düşünemiyorum. Mutluluğun olduğu yerde kıskançlığa, öfkeye yer kalmıyor. Bu da, daha çok huzur demek. Yazın son günü deniz kıyısında oturup, burnunuzda yabani çiçeklerin kokusuyla, martıları dinlemek gibi…

“BÜYÜDÜKÇE, ARTIK UÇABİLECEĞİMİZE İNANMADIĞIMIZ İÇİN KANATLARIMIZI KAYBEDİYORUZ”

Çocuklar için bi’ dolu şahane şey yazmışsınız. Hayal gücünüze hayran kaldığımı itiraf etmeliyim. Edebi metinlerinizin bu kadar kuvvetli olmasının sebebi büyük bir hayal gücü olsa gerek. Bunu neye borçlusunuz?

Böyle bir soru aldığımda, Peter Pan’ı örnek veriyorum hemen. (Onu da yeniden anlatmıştım. (James Matthew Barrie’ye selamımı söyleyin.) Büyüdükçe, artık uçabileceğimize inanmadığımız için kanatlarımızı kaybediyoruz. Ben kaybetmedim. Bu da, yetişkinlerin kalbinde uyuyanlar dahil tüm çocuklara ulaşabilmenizi sağlıyor. İşin bir de şöyle bir büyüsü var. Dünya çok hızlı değişiyor. Bir sene öncenin çocuklarıyla bir sene sonranın çocukları bile aynı şeylerden hoşlanmayabiliyor. Yüz yıl, iki yüz yıl sonra kitaplarımı okuyacak çocukların da keyif almasını çok isterim. Siz bunu başardınız ve bugünün çocuklarının, esprilerinize güldüğünü duydukça eminim ki çok seviniyorsunuzdur.

Unutmadan kitabın resimlerini de dikkat çekici ve farklı bir stilde olduğunu söylemeliyim. Çizimler de ürpertici olmasını sağlıyor. Seda Antlı iyi iş başarmış. Siz ne dersiniz?

Kesinlikle haklısınız! Çizimlere bayıldım. Kitabın o büyüleyici ve fantastik ruhunu çok güzel yansıtıyor.

Sizinle tanıştığıma mutlu oldum sevgili Hanzade. Umarım dileğiniz gerçek olur. Dickens’tan tüm okurlara sevgiler dilerim. Bu söyleşi vasıtasıyla da bu yüzyılda da hâlâ ve üstelik pek çok dilde okunuyor olmak benim için büyük onur. Herkese teşekkür ederim.

Asıl ben teşekkür ederim, sevgili Dickens. Öbür alemden muhteşem bir yazarın sorularını cevaplamak, kesinlikle sıra dışı bir deneyimdi. Dünya var oldukça, insanlar kitaplarınızı okumaya devam edecek.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media