Advertisement Advertisement
ayak analizi

AYŞEGÜL UTKU GÜNAYDIN: “İLK ÇİZGİ KOLEKSİYONUM TÜRKİYE’DE BİR İLK”


Üç yaş ve üzeri için minikler için özel olarak tasarlanan ”yazısız” çizgi romanlar, çocukların görsel okuma becerilerini geliştiriyor; eğlenerek öğrenme sürecine katkı sağlıyor. Yazısız kitap olur mu demeyin, sessiz kitaplar bunun için var. Tıpkı Desen Yayınları’ndan çıkan ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan “İlk Çizgi Koleksiyonum” gibi… Desen ve Delidolu Yayınları’nın Yayın Yönetmeni Ayşegül Utku Günaydın ile çocuk edebiyatının içine daldık ve kitapların dünyasını konuştuk. Günaydın diyor ki “Daha önce de sessiz resimli kitaplar ve çizgi romanlar yayımlamıştık ama ilk defa küçük yaş grubu için de bir koleksiyon yayımladık. Hatta 2025’te koleksiyona eklenecek başka sessiz çizgi romanlarla yaş yelpazesini de genişletiyoruz. “

SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Sevgili Ayşegül Hanım, öncelikle bağımsız kültür sanat sitesi Ajandakolik’e hoş geldiniz. Nasılsınız? 2024 yılının son aylarına girerken bu bir yılı hem kişisel hem toplumsal açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yanıtım klişe gibi olacak ama her yıl, bir sonrakinden daha zor geçmeye başladı. Yayıncılık hayatımda açıkçası bir tek 2018 yılını iyi hatırlıyorum. Bağımsız yayıncıların artmaya başladığı, kitap çeşitliliğinin çok daha fazla olduğu, ekonomik anlamda yayıncılar olarak daha rahat hareket edebildiğimiz bir dönemdi. Bu yıla bakarsak yine ekonomik krizin damga vurduğu bir yıl oldu. Kitap fuarlarına büyük yayıncıların bile bir kısmı katılamıyor artık. Bağımsız ya da butik yayıncıları ise uzun süredir fuarlarda göremiyoruz. Bu nedenle eskiye oranla fuarların büyük oranda kısırlaştığını söyleyebilirim. Alım gücü çok düştüğü için kitap, ne yazık ki temel ihtiyaçlar arasında görülmüyor. Toplumsal açıdan yaşanan olaylara baktığımızda söylenecek şey çok ama en azından yayıncılıkla bağlayarak özellikle bir nokta üzerinde durmak istiyorum. Geçen senelerde olduğu gibi kadın cinayetlerinin yine çok gündemde olduğu bir yıl yaşadık. Daha önce Aramızda adlı grafik romanı tam da bu nedenle, Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olduğu için yayımlamıştık. Desen Yayınları olarak toplumsal konuları çizgi romana taşıyan, dezavantajlı grupların sorunlarını ele alan kitapları çok önemsediğimizi ve bu tür konularda kitaplar yayımlamaya devam edeceğimizi söyleyebilirim. Bir gazeteci gibi çalışan Fabien Toulmé’nin kitaplarının yanı sıra Paco Roca’nın gazeteci Rodrigo Terrasa ile birlikte yazdığı El abismo del olvido, 2025 kitaplarımızdan biri olacak. Bu grafik roman, İspanyol İç Savaşı’ndan sonra Franco rejiminin kurşuna dizip toplu mezarlara gömdüğü on binlerce kişinin hikâyesini konu alıyor. Bunun gibi kitapları okurlarla buluşturmaya devam edeceğiz.

“FABIEN TOULME, BELGESELCİ VE GAZETECİ GİBİ ÇALIŞAN BİR SANATÇI”

Bu arada geçtiğimiz aylarda Fabien Toulmé’yi TUDEM Yayın Grubu’nun 40. yılı kapsamında konuk ettiniz. Kitapları Desen Yayınları aracılığıyla okurla buluştu, buluşmaya devam ediyor. Yakın zamanda da “Dünyadan Yansımalar 1 – Mücadele” yayımlandı. Toulmé ve grafik romanları hakkında bizlere neler söylemek istersiniz?
Uzun süredir Fabien Toulmé’yi Türkiye’de konuk etmek ve okurları ile buluşturmak istiyorduk. Daha önceki gelişini yaşadığımız korkunç deprem nedeniyle iptal etmiştik. Bu sene ise Tudem Yayın Grubu’nun 40. yıl kutlamaları kapsamında, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nin değerli işbirliğiyle Toulmé ilk kez Türkiye’ye geldi. Sanatçı, İstanbul Fransız Kültür Merkezi, Tudem Kadıköy Kitabevi ve Minoa Pera’da imza günü, ustalık sınıfı, çizim atölyesi ve panelden oluşan bir dizi etkinliğe katıldı. Üç gün boyunca, farklı etkinliklerde yaklaşık 1000 sanatseverle bir araya geldi. Çizgi roman alanında üretim yapan bir sanatçının bu kadar coşkuyla karşılanması gerçekten müthiş ve geleceğe dair de ümit veriyor. Fabien, yetişkin okurlar dışında çocuklara da seslenebilen ve çizerliğinin zirvesinde bir sanatçı. Fabien’in öncelikle çok iyi bir hikâye anlatıcı olduğunu söyleyebiliriz. Hangi konuyu ele alırsa alsın, kurgunun çok oturmuş, diyalogların çok gerçekçi olduğunu görüyoruz. Çocuklar için bir çizgi roman olan Marilu’da dahi bir çocuğun gözünden yaşadığı deneyimleri aktarmayı incelikle başarıyor. Ayrıca dezajavantajlı gruplar üzerine odaklanmasını çok kıymetli buluyorum. Fabien, bir belgeselci ve gazeteci gibi çalışan bir sanatçı. Günler, aylar boyu seçtiği konu etrafında insanlarla söyleşiler yapan, kayıt altına alan, bunu kurmaca ile birleştirip kitaplarında hem metin hem çizimle anlatan bir sanatçı. Üzerine çalışmayı planladığı konu çerçevesinde araştırma ve söyleşiler yapmak üzere dünyanın öbür ucuna bile gitmekten çekinmiyor. En önemlisi de aslında haber-röportaj tekniğini dokuzuncu sanat olan çizgi romanla birleştiriyor. Tanıklık hikâyelerinin mikro tarih, sözlü kültürün aktarımı gibi konular bakımından da çok önemi var. Hele de bunu grafik roman formatında aktardığınızda daha çok kişiye ve gençlere de ulaşmak mümkün oluyor.

Mücadele’nin önsözünde gezegenin dört bir yanında insanların nasıl yaşadığını görmek, anlatacakları öyküleri dinlemek ve onları nelerin harekete geçirdiğini çözerek dünyamızı daha iyi anlama isteğinden söz ediyor. Tanıklık hikâyeleri için dünyanın farklı ülkelerine gidip söyleşiler yaptıktan sonra bir de alanın uzmanlarına danıştığınızı görüyoruz. Özellikle Dünyadan Yansımalar’da yer alan bu ayrıntıyı da çok önemli buluyorum. Fabien, kitaplarının arka planında altyapı oluşturmak için inanılmaz bir emek harcıyor. Bu, kitaplarına da yansıyor. Bu nedenle çizdiği mekânlar da hep gerçeğe uygun. Ocak ayında Dünyadan Yansımalar’ın ikinci cildi Çalışmak ve Yaşamak, güz ayında ise Unutulmazlar 2, okurlarla buluşacak. Çalışmak ve Yaşamak’ın da ilk kitap gibi okuru yakalayacağına inanıyorum. Pandemi döneminde yaşanan Büyük İstifa’dan yola çıkarak Amerika’ya, Güney Kore’ye ve Komorlar’a gidiyor. Farklı kesimlerden ve yaş gruplarından insanlarla konuşarak çalışmaya verilen değerin zamana, coğrafyaya ve yaş gruplarına göre nasıl değişebildiğini ortaya koyuyor.


“İLK ÇİZGİ ROMANIM KOLEKSİYONU, OKUMA EYLEMİNİ ZEVKLİ H
ÂLE GETİREN KİTAPLARDAN OLUŞUYOR”

Sizinle en çok konuşmak istediğim konu ise beni de epey heyecanlandıran “İlk Çizgi Romanım” koleksiyonu. Okumayı henüz söken çocukları çizgili hikâyelerle buluşturan “İlk Çizgi Romanım” koleksiyonu, üstelik “Sessiz Kitaplar” serisiyle miniklerle buluşuyor. Bunun başka örnekleri var mı yoksa bu Türkiye’de bir ilk mi?
Türkiye’de bir ilk olduğunu söyleyebilirim. Desen Yayınları kurulduğundan bu yana çocuklar için çizgi romanlar üretiyor aslında. Ama bu koleksiyonla daha küçük yaş gruplarına seslenmeyi ve kendi okurumuzu yaratmayı hedefliyoruz. İlk Çizgi Romanım koleksiyonu, okumaya başlama serüvenindeki çocuklara yardımcı olmak üzere tasarlanmış, okuma eylemini zevkli hâle getiren kitaplardan oluşuyor. Dinamik ve güncel konuları ile çocukların ilgisini canlı tutmak ve görsel okuma becerisinin gelişimine katkıda bulunma amacı da taşıyorlar. Ayrıca kitaplarda yer alan panel, balon ve yansıma sözcükler, çocukların çizgi romanı oluşturan unsurlara aşinalık kazanmalarını sağlayıp okuma süreçlerini zenginleştiriyor diyebiliriz. Sessiz kitapları ise ayrıca çok önemsiyoruz. Daha önce de sessiz resimli kitaplar ve çizgi romanlar yayımlamıştık ama ilk defa küçük yaş grubu için de bir koleksiyon yayımladık. Hatta 2025’te koleksiyona eklenecek başka sessiz çizgi romanlarla yaş yelpazesini de genişletiyoruz. Farklı konularda, resim teknikleriyle çok değişik çalışmaların mutfakta olduğunu söyleyebilirim.

“SESSİZ KİTAPLARI YETİŞKİNLER DE OKUSA TOPLUMCA BAŞKA ŞEYLER KONUŞUYOR OLURDUK”

Türkiye’de hâlâ pek çok ebeveyn ve hatta öğretmen “Sessiz Kitap” nedir bilmiyor. Bunun en büyük nedeni sizce nedir? Sizden “Sessiz Kitap”ın tanımını yapmanızı istesem…
Destekleyici ya da bütünleyici bir araç olarak sözcükler yerine salt görsel imgelerle hikâye anlatan kitaplara sessiz kitap diyoruz. Ama bu tanımı aşan kitaplar da söz konusu. Bu nedenle genel olarak ifade etmeye çalıştığımı vurgulamak isterim. Resimli kitapların bir kolu olarak gelişen sessiz kitapların üretimi umut vadedecek şekilde son yıllarda arttı. Bu görsel anlatım biçimi, okurun imgeleri ve sözcükleri takip ederek klasik okuma deneyimini dönüştüren, yeni yöntemler öneren bir alan. Aynı zamanda da çok önemli kavramları yeniden yorumlamaya açan, anlamı yeniden inşa eden kitaplar. Bu nedenle aslında çocukların gelişimde çok önemli bir rolde bulunma potansiyeli taşıyor. En önemli özellikleri de çeviri ve düzelti süreci gibi yayınevlerinin editoryal sınırlarına takılmayan; zaman, mekân gibi sınırları aşan evrensel çalışmalar olmaları. Bunun yanı sıra okuru, öykünün anlatıcısı olmaya davet ederler. Bu da defalarca okunabilmeleri ve her seferinde kitabın yeniden yazılması anlamına gelir. Okur, bu kitaplar aracılığıyla aslında gönüllü olarak imgeleri anlamlandırarak boşlukları tamamlar ve yeniden bir hikâye kurar. Sessiz olması, kitabın dil gibi sınırları aşarak dünyayla doğrudan iletişim kurmasını sağlar. Bana sorarsanız çocukların hikâye oluşturma, baktığını algılama, hayal gücünü geliştirmesi için bu kitaplara ihtiyacı olduğu kadar yetişkinlerin de bu tür ihtiyacı var. Üstelik sessiz kitaplar, onlarca değişik hikâye anlamına da gelir. Bu kitapları yetişkinler de okusa toplumca başka şeyler konuşuyor olurduk.

Yeri gelmişken sessiz kitap deyince bir de bu alanın ustalarından olan Avustralyalı sanatçı Shaun Tan’i örnek vermek isterim. Tan, Umberto Eco’nun kavramını kullanarak “açık yapıt” olarak tanımladığı sessiz kitabı Uzak ile okura edilgen değil, tam tersi aktif bir rol biçer. Tan, kitaplarının okur kitlesinin kim olduğu sorusuna da aynı şekilde yanıt verir. Yapıtları, yediden yetmişe yaş grubu olarak da çok geniş bir kitleye seslenir. Sanatçı, burada belirleyici unsurun hayal gücü olduğuna işaret etmektedir. Ona göre sessiz bir kitap, yaratıcısının çizgiler aracılığıyla bir oda inşa ettiği ve okuru içine davet ettiği bir mimarlık işidir. Sanatçı bu yolla okuru, yarattığı bu mekânın içine yani “içeri” davet eder. Davetin kabul edilmesi ile çoğul okumanın kapıları aralanacak ve anlam evreni genişlemeye devam edecektir. Bu nedenle Uzak’ı herkesin okumasını tavsiye ederim.

İkinci sorunuza gelecek olursak, sizin de vurguladığınız gibi Türkiye’de hâlâ pek çok ebeveyn ve hatta öğretmen “sessiz kitap” nedir bilmiyor. Fuarlarda içinde yazı olmadığı, hatta az yazılı bulduğu için kitabı almaktan vazgeçen çok ebeveyn görüyoruz. Ama bu türe de alışılacağını ve daha çok okunacağını düşünüyorum. Eğitimin bir parçası olmak üzere müfredata ilk defa çizgi roman ve karikatür de girmesi de bunun bir göstergesi. Sessiz kitaplar, görsel okuma becerilerini artıracak araçlardan biri. Bu tür kitaplar disiplinler arası düşünmeyi ve eleştirel düşünceyi de geliştirmeye katkıda bulunur.  Okur olarak çocuğun sessiz kitaplar aracılığıyla bir tür ikonografik çözümleme yapması ve kendi estetik deneyimini dilsel anlatımın olanaklarından yararlanarak aktarması, belki de pek çok öğretim tekniğinden daha faydalı. Sessiz kitapların asıl yaptığı şey, bireyi imgeler arasında dolaştırmak ve zihnin farklı kanallarını çalıştırmaktır. Sessiz kitap okuma eylemi, bir anlamda imgelerin çözülerek öykü ve alegorilerin saptanması işidir. Dolayısıyla bu tür kitapların mutlaka çağdaş eğitimin bir parçası olması gerekiyor. Bu kitapların daha fazla okunabilmesi için sağlayacağı katkılar üzerine öğretmenlerin de mutlaka düşünmesi gerekiyor.


“İlk Çizgi Romanım” koleksiyonunda Mathis’in çizdiği “Pako ile Vızvız” ve Jane Massey’yin “Küçük Kız ve Köpeği” kitapları henüz küçük okurla buluşanlar. Kitapların hedeflediği yaş aralığı tam olarak nedir? Ve koleksiyonda kaç kitaba yer vermeyi planlıyorsunuz? Hepsi belirlendi mi?
Çok genişleyecek bir koleksiyondan söz ediyoruz. Söz ettiğiniz kitaplar üç yaş ve üzerine hitap ediyor. Farklı çizim tarzlarında, farklı yaşlara hitap sessiz çizgi romanlar yayın planımızda. Yani koleksiyon konu, tema, hitap ettiği yaş ve çizimleriyle alabildiğine genişleyecek diyebilirim.

Yayınevi olarak 2025 yılı için programınızda neler var? Bizimle paylaşır mısınız?
Ocak ayında İlk Çizgi Romanım koleksiyonuna Arda ve Neşeli Lamalar adında yeni bir seri ekleniyor. Temelde bir arkadaş grubunun hikâyesini ele alıyor. Konuları ve çizim tekniği olarak Birlikte Yaşam Okulu’ndan çok farklı. Neşeli Lamalar grubunun üyeleri olan çocuklar, her kitapta yeni bir macera ve sorunun üstesinden gelmek için birlikte hareket etmeye çalışıyor. Hem mizah dozu yüksek hem de dayanışma ve birlik olmanın gücünü vurguluyor. Bunun yanı sıra çdeğişik tekniklerde ve konularda, biraz da zihinleri zorlayacak sessiz kitaplar ekleniyor koleksiyonumuza.

Ne güzel! Söyleşimize başlarken 2024 yılı dedik madem… Finali de yine yıla dair yapalım… 2024’ü çocuk edebiyatı açısından değerlendirecek olursanız neler söylemek istersiniz?
Ekonomik kriz nedeniyle Türkiye’de alım gücünün çok düştüğünü konuşmuştuk. Her şeye rağmen yetişkinler kendilerine almasa da çocuklarına kitap almaya devam ediyor. Elbette bu oranın da ciddi oradan düştüğünü söyleyebiliriz. Demek istediğim, çocuklar için kitap alımı yine de nispeten daha elzem görünüyor. Çocuk edebiyatımız hem alanında kendini kanıtlamış yazarlarla hem de yeni genç yazarlarla günden güne büyüyor. Bu noktada özellikle yerli eserlerin haklarının yurt dışına satışı konusunu çok önemli buluyorum. Bugüne kadar Meksika’dan Vietnam’a, Arnavutluk’tan Slovenya’ya, İtalya’dan Yunanistan’a olmak üzere pek çok ülkeye kitaplarımızın haklarını sattık. Bu alanda artık pek çok ajansın ve yayıncının girişimlerinin olumlu sonuçlandığını görmek çok güzel. Çünkü tüm dünyada artık daha çok eserimizin çocuklar tarafından okunduğu anlamına geliyor.

Ajandakolik’te konuğum olduğunuz için çok teşekkür ederim. Daha nice yıllara, edebiyatla…
Bize bu imkânı tanıdığınız için ben teşekkür ederim. Çizgi romanlardan, resimli kitaplardan ilham aldığımız bir yıl olsun…

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media