Advertisement Advertisement
ayak analizi

YAZAR GÜNEŞ BLOEDORN: “ÇOCUKLARA ÖZGÜVEN AŞILAMANIN YOLU ONLARIN FİKİRLERİNİ ALMAKTAN GEÇİYOR”  


Yine yeni tanıştığım bir yazar ve onun yeni kitabı… Timaş Çocuk’tan çıkan “Kırmızı Tüylü Kuş”un yazarı Güneş Bloedorn’un yazıp resimlediği bir kuşun öyküsü bu… Rengârenk tüylere kavuşmak isteyen kırmızı tüylü bir kuşun öyküsü. Kendisiyle hiç de barışık olmadığı halde çevresine tüyleri sayesinde yardım eli uzatan ve dostlarının hayatını değiştiren bir kuşun öyküsü üstelik… “Kırmızı Tüylü Kuş”tan çıkarılacak ders çok… Bloedorn ile yazarlık yolculuğunun yeni macerası üzerine sohbet ettik. Estella ve Güneş ile tanışma vakti!

SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU

nilufer@ajandakolik.com 

“Kırmızı Tüylü Kuş”la henüz tanıştım ve kızıma okumak için sabırsızlanıyorum. Hem yazıp hem resimlediğiniz hikayenin yaratım sürecini dinleyelim ama önce sizi tanıyalım…

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü okudum. Üniversite yıllarında karakalem çizimleri yapmaya başladım ve sonra yağlı boya ve akrilik ile devam etti çizimlerim. 2009 ve 2014 yılları arasında Amerika’da yaşayıp müzelerde ve sanat galerilerinde gönüllü olarak çalıştım. 2014 yılında Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra illüstrasyon çizimlerime ağırlık verdim ve o günden beri hep yazıp çiziyorum.

Ve bu yazıp çizdiğiniz ikinci kitabınız. İlk Kitabınız “Yağmurdan Korkan Şemsiye”den sonra “Kırmızı Tüylü Kuş”, çocuklarla edebi alanda da yeniden bir araya getiriyor sizi. Hem yazıp hem çizmek nasıl bir duygu? Müthiş bir özgürlük alanı sunuyor olsa gerek…

Yazarken hayalini kurduğum şeyleri çizmek gerçekten hem çok keyifli hem de sizin dediğiniz gibi büyük bir özgürlük alanı sunuyor bana. Çizerken istediğim kadar değişiklik yapabiliyorum. İstediğim renkleri, desenleri ve dokuları kullanabiliyorum. Hatta Kırmızı Tüylü Kuş kitabımda illüstrasyonları editörümle paylaştıktan sonra bile “İçime sinmedi bu sayfalar ya da karakterler” diyerek değiştirdiğim birkaç şey oldu.


Kırmızı Tüylü Kuş Estella’nın yolculuğu aslında bir hayli ilginç ve bir yandan da hem şaşırtıcı hem beklenmedik hem de sıcacık… Ormandaki diğer kuşlar rengarenk tüylere sahipken sadece kırmızı tüyleri olan bir kuşun öyküsünü okuyoruz. Bir gün bir solucanla karşılaşmasıyla uzun bir yolculuğa çıkıyor. Rengini değiştirebileceğini düşünerek hem de… Ama o, kırmızı tüylerinin değişmesinin hayalini kurarken aslında pek çok hayvan dostunun hayatını değiştiriyor. Bir farkındalık kitabı bu, kendini sevme, kendiyle barışık olma… Tam da bunu amaçlayarak mı başlamıştınız yazmaya? Siz neler diyeceksiniz?

Hikayeyi yazmaya başladığım zaman hayalini kurduğum kuş tam olarak Estella’ydı. Yazım sürecinde, farklı olduğu için eleştirilip dışlanan çocuklar ve yetişkinler hep aklımdaydı. Zaman zaman da çocukluğumu ve yirmili yaşlarımı düşündüm; diğerlerine fiziken benzemediğim için eleştirildiğim, üzüldüğüm, onlara benzemek istediğim zamanlardı bu zamanlar. Ama sonra ben de Estella gibi bu süreçten geçerek kendimi sevmeyi ve eleştirileri görmezden gelmeyi öğrendim. Farklı yönlerimizin bir zenginlik olduğunu anladım.

Bir yazar ama aynı zamanda bir ebeveyn olarak çocuklara özgüven aşılamanın yolları sizce neler, bu nasıl olmalı, onlara nasıl kazandırılmalı?

Bana göre en önemlisi çocukların yaşları ne olursa olsun onlara ne düşündüğünü sorup onların fikirlerini almak. Bir ebeveyn olarak her zaman oğlumu dinleyip fikirlerine saygı duyarım, onu başkalarıyla kıyaslamam. Mutlaka çevremizde kıyaslayanlar olur, onların da kıyaslama yapmalarına izin vermem. Sanırım çocuklara özgüven aşılamanın yolu yetişkinlerin iyi birer dinleyici olmasından, kıyaslama yapmamasından, çocuklara sorumluluk vermesinden ve onları koşulsuz sevmesinden geçiyor.


Aynı zamanda dayanışmanın gücü de kitabın merkezinde. Kendisiyle hiç de barışık olmayan bir kuşun aslında sevmediği o tüylerle pek çok hayvanın derdine deva olması, onların sorunlarına çözüm yolu bulması…  Estella’nın kendisiyle barışmasını sağlayan da yine tüyleri oluyor. Çevrenizde buna benzer bir olayla karşılaştınız mı peki?

Estella’nın hikayesine benzer hikayelerle karşılaştığım oldu elbette. Böyle zamanlarda en çok fark ettiğim şey şuydu: insan kendi fiziksel özelliklerine odaklanmayıp başkalarına fayda sağladığı zaman kendisiyle barışıp fiziksel özelliklerinin ötesinde ne kadar değerli olduğunu fark edebiliyor, böyle olunca da daha bir mutlu oluyor. Bu noktada yardımlaşmanın her iki tarafa da ne kadar iyi geldiği ortaya çıkıyor.

Hayal gücünüzü besleyen şeyler neler? Neler kaleminize ve çizgilerinize ilham verir?
Çok kitap okurum, animasyon filmleri izlerim. Özellikle fantastik edebiyattan çok ilham alırım. İsim vermek gerekirse Ursula K. Le Guin tekrar tekrar okuduğum bir yazardır. Oğlum da bana çok ilham verir,  onunla gittiğim müzeler, parklar ve şehirler yaratıcı sürecime destek olur. Aynı zamanda çok çizim yapıp diğer çizerlerin çizimlerini de takip ederim.


Kitaplarınızda kolajlar dikkat çekici. Çizimlerinizi peki genel olarak dijital ortamda mı gerçekleştiriyorsunuz? Nasıl bir tekniğiniz var?

Hikaye kitaplarımın ikisini de kolaj tekniği ile resimledim ama dijital olarak çizimini yaptığım, çizeri olduğum üç etkinlik kitabı var. Kolaj çizimlerimi şu şekilde yapıyorum: önce akrilik boyalar ile renkli kağıtlarımı oluşturuyorum. Sonra eskizlerime dayanarak bu kağıtları kesip birleştirip yapıştırıyorum. Renkli kuru boya kalemlerle de ışık ve gölge çiziyorum. İllüstrasyondaki desenler daha belirgin olsun diye akrilik boya ile üzerlerinde tekrar çizimler yapıyorum. En son olarak tüm parçaları birleştiriyorum. Tabii birleştirmeyle de bitmiyor, tüm bu çalışmaları dijital ortama aktarmak gerekiyor. Ben ilk kitabımda illüstrasyonları taramıştım, ikinci kitabımda ise çalışmaları fotoğrafladım. Sonra tüm çalışmaları Photoshop’ta temizleyip renk ayarlarını yapıyorum. Gördüğünüz gibi kolaj tekniği biraz zor ve uzun süren bir teknik ama geleneksel yöntemle yapılan çizimlerin daha özgün olduğunu düşündüğüm için yeni hikaye kitaplarımda bu yöntemle devam etmeyi düşünüyorum.

“İyi ki çocuklar için yazıyor, çiziyorum çünkü… “ Cümleyi tamamlar mısınız?

…onlar için yazıp çizmek bana dünyada ufacık da olsa bir şeyleri değiştirebileceğim umudunu veriyor.

“Kırmızı Tüylü Kuş”u masal olarak da tanımlayabiliriz sanırım. Masalların edebiyattaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, sanırım tanımlayabiliriz. İkisinde de hayal gücüne dayanan unsurlar söz konusu. Masallar çocuklarımızın gelişimi için gerekli ve önemli. Bu yüzden her çocuk masallarla büyümelidir. Çok eski zamanlardan beri var olan masallar eminim ki edebiyattaki yeniliklere ve gelişmelere adapte olarak varlığını sürdürecektir.

Çocuklar için kitap seçerken ebeveynlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

Kitapları önce kendilerinin okumalarını, çocuklarının sevdiği türlere öncelik vermelerini ve çocuklarına kendi kitaplarını seçme fırsatı tanımalarını önerebilirim. Ben bir ebeveyn olarak oğlumun hayal gücünü ve yaratıcılığını harekete geçirecek kitaplara öncelik verip o tarz kitaplar seçmeye dikkat ediyorum.

Ajandakolik’in klasik bir sorusu var. Ajandanız ya da not defteriniz var mı, varsa içlerinde neler var?

Gittiğim kitabevlerinde ya da kırtasiyelerde mutlaka ajandaları ve not defterlerini incelerim, ajanda ya da not defteri almadan da çıkmam oradan. Çeşit çeşit not defterlerim vardır. Her biri farklı bir amaca hizmet eder. Bazılarında hikayelerim için notlar vardır, bazılarında çizimlerim için. Bazı not defterlerime ise okuduğum kitapların en ilgi çekici sözlerini yazarım.

Ajandakolik’te konuğum olduğunuz ve sizi tanıdığım için çok mutlu oldum. O güzel çizgilerinizi yeniden görmek ve hayallerinizi yaşattığınız metinleri hep okumak dileğiyle…

Ben teşekkür ederim beni konuk ettiğiniz için.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media