banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

SIKILIYORUZ ÖYLEYSE MACERAYA ATILALIM!

Hayat hep ilginç şeyler sunmuyor insana. Hele çocukken hele büyürken! Usta kalem Cemil Kavukçu, iki arkadaşın yaz maceralarını kaleme aldığı “İlginç Bir Şey Yapmalıyız” ile ilkgençlik günlerine selam ediyor.


Yazı: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Henüz on on bir yaşlarındaydım. Sınıftan sevdiğim üç kız arkadaşım ve ben çok sıkıldığımız okul günlerinden birinde ilginç bir şey yapmamız gerektiğine karar vermiş ve o günü renklendirebilmek için fikir üretmeye başlamıştık. Nedense benim gözüm okulun arkasına uzayıp giden bahçedeydi. O bahçede gizlenmiş bir şeyler olduğunu düşünüyor ve içimdeki meraklı arkeologla keşif için adeta zaman kolluyorduk. Ve işte nihayet o gün gelip çatmış, sıkıntımız bir işe yaramış ve son ders zili çalınca merdivenlerden aşağıya dördümüz de nefesimiz tükenene kadar koşup bahçeye konuşlanmıştık… Aradığımız şey tam olarak neydi bilmiyorum ama istediğimiz şey bir maceranın parçası olmaktı, o an bunu bizden  başka kimse daha iyi bilemezdi.
Akşam ağır ağır inerken gizlice girdiğimiz bahçede bir anda yıldızlarla dolu ağaçlar çevremizi kuşattı. Her gün gitmemek için direndiğim okulun hemen arkasında sanki yıllardır saklı duran bir bahçede rengarenk ışıklarla dolu bir kürenin, bir masalın içinde gibiydik. O gün hayatımda ilk defa ateş böceklerinin ışık gösterisini izledim. Sanki sadece bizim için hazırlanmış kızıl renkte bir bahar seremonisinin altında yürüdüm.

Çağdaş edebiyatımızın kıymetlisi Cemil Kavukçu’nun kaleme aldığı son kitabı “İlginç Bir Şey Yapmalıyız”ın sayfalarını çevirirken işte böyle 20 küsur yıl öncesine gittim. Çocukluğumun peşine düştüğü o gizemi yakalar gibi oldum, tuttum ucundan ve bunları yazdım…

İLGİNÇ BİR ŞEY YAPMALIZ AMA NE?
Ah o çocukluk, ah o delikanlı çağlar, yerinde duramamalar, hep yeni arayışlar, ilkgençliğe atılan adımlar…  Gelin önce sizi kitabın kahamanları Hakan ve Tunç’la tanıştırayım. Sıkıcı geçen bir yaz tatilinde aradıkları şeyin bir macera olduğuna karar veren iki kafadarla… Monoton geçen günlerin seyrini değiştirmek için mahallede terk edilmiş bir eve girme planları yapan bu iki arkadaş, kitaba da ismini veren “İlginç Bir Şey Yapmalıyız” ifadesinin hakkını vermek için elinden geleni ardına koymuyor. İşte hikâye de tam burada başlıyor!

Hakan ve Tunç’un o eve girmesiyle aradıkları macera hemen önlerinde beliriyor. Ama Hakan biraz korkak mı ne! İşi yokuşa sürmeye meraklı! Yine de yan çizmiyor, arkadaşını yarı yolda bırakmıyor ve bir anda kendini film gibi sahnelerin içinde buluyor. Tunç’un teyzesinin bahçesinden terk edilmiş evin bahçesine gizlice girmeyi başarıyorlar. Bir süre, saklandıkları yerden ortalığı kolaçan ederken birdenbire ne görsünler!  Orada aslında hiç de yalnız değiller. Ellerinde meyve kasaları olan üç adamı görüyorlar ama ne konuştuklarını anlayamıyorlar. Tıpkı bir kasanın diğer kasalardan farklı olarak evin içine bırakılmasını anlayamadıkları gibi… Bu işin içinde bir bit yeniği olduğunu düşünen Tunç, ıssız sandıkları bu evde aslında birtakım olaylar döndüğüne ve bunu çözmeleri gerektiğine karar veriyor. Hakan’sa olay mahalinden hızlıca uzaklaşmaya…

BÜYÜMENİN KARIN AĞRILARI
Çocukluk yıllarını geride bırakmanın eşiğindeki iki çocuğun bu heyecanlı öyküsü,  gerçek bir maceranın izini sürüyor. Günümüzün hiç kuşkusuz en iyi hikâyecilerinden Cemil Kavukçu, okuruna yalnızca gizemli bir macera sunmakla kalmıyor;  büyümeyle hissedilen değişimin, yeni arayışlara yönelmenin, ilginç olmaya duyulan isteğin deneyimlerini de son derece yalın bir dille ortaya koyuyor. Çocukluktan ilkgençliğe geçerken yaşanan o karın ağrılarına kahramanlarımızın neredeyse her diyalogunda rastlamak mümkün. Hakan ve Tunç’un yaşadıklarını okurken o çok tanıdık gelen duygularla anıların içine dalmaksa kaçınılmaz.

Burak Akbay’ın resimleriyle, Can Çocuk etiketiyle 10 yaş üstü çocuklara hitap eden ”İlginç Bir Şey Yapmalıyız”,  çocukların da evlere kapanmak zorunda kaldığı bu salgın günlerinde akla “Peki ama nasıl ilginç şeyler yapmalıyız?” sorusunu getiriyor. Ben size cevabı vereyim; ateş böceklerini bulmak için bazen yalnızca kitap okumak yeterli. Gerisi hayalgücüne kalmış.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media