PELİN BOZKURT BİLGİÇ İLE “YENİDEN GENÇ OLMANIN SIRRI – YENİ MENOPOZ” KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Destek Yayınları’ndan yakın zamanda çıkan “Yeniden Genç Olmanın Sırrı – Yeni Menopoz”, kadınlar için yepyeni bir bakış açısı sunarak menopoz dönemine daha pozitif anlamlar yüklüyor. Wellbeing Uzmanı Pelin Bozkurt Bilgiç’in yazdığı kitap, menopoz dönemini kabus olmaktan çıkarıp yeniden doğuş olarak görmemizi sağlıyor. Bilgiç ile kitabından yola çıkarak menopoz üzerine konuştuk. Diyor ki “Yeniden Genç Olmanın Sırrı – Yeni Menopoz, bu dönemi bir son değil, hayatın ikinci baharını başlatan bir fırsat olarak tanımlıyor.”
SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com
Öncelikle bilmeyenler için başa saralım ve menopoz nedir, menopoz öncesi ve menopoz sonrası kadınlarda nasıl değişimler olur, sizden öğrenelim…
Merhaba, öncelikle menopoz sürecine dair doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve yeni bir bakış açısı sunmak için her fırsat çok değerli benim için. O yüzden bu söyleşi için size çok teşekkür ediyorum.
Menopoz, bir kadının hayatında doğal olarak gerçekleşen bir dönemdir. Bu süreç genellikle 40-55 yaşları arasında yaşanır ve kadın bedeninin hormonal bir dönüşümden geçtiği birçok evreden biridir ve hatta en önemlisi olabilir. Menopoz öncesi pre menopoz denen dönem, östrojen, progesteron ve testesteron seviyelerinin azalmaya başladığı bir evre. Fiziksel olarak sıcak basmaları, gece terlemeleri, uykusuzluk ve kilo değişimleri yaşanabilir.
Ancak pre menopoz sadece biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir dönüşüm sürecidir. Zihinsel olarak konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık ve dalgalanan ruh halleri gibi belirtilerle karşılaşabilir. Ruhsal olarak ise endişe, depresyon ya da kendini sorgulama gibi duygusal değişimler yaşanabilir.
Bir yıl boyunca kadın regl olmadığında menopoz dönemine girdiği bilimsel olarak kabul ediliyor. Aslına bakarsanız menopoz sadece o bir gün .Sonra zaten sonsuz menopoz alanındasınız.
Menopoz sonrası dönemde regl tamamen sona erdiğinden östrojen seviyesi, üreme ve diğer faaliyetlerini yeteri kadar yapamayacağı daha düşük bir dengeye ulaşır. Bu dönemde; kemik yoğunluğunda azalma ciltte elastikiyet kaybı, saç dökülmesi gibi belirtiler gözlemlenebilir. Hormonal değişimler, beyin fonksiyonlarını etkileyerek beyin sisi olarak bilinen bir duruma yol açabilir.
Ancak bu yaşanan ve yaşanması muhtemel işaretler kaderimiz değildir ve kadınların bilinçli bir yaşam tarzı ve beslenme şekli ile bütünsel netliğini yeniden kazanması mümkündür.
Menopoz dönemi hep “kadınların korkulu rüyası” olarak adlandırılıyor. Kadın bedeninin olumsuz anlamda değiştiği, psikolojisinin de bu yönde çok etkilendiği söyleniyor. Tüm bunlar doğru bildiğimiz yanlışlar mı; yani mit mi, ne dersiniz?
Menopoz, gerçekten de yıllardır “kadınların korkulu rüyası” olarak tanımlandı. Ancak bu algının ardında toplumsal kalıplar ve eksik bilgiler yatıyor. Üstüne basa basa vurguladığım gibi menopoz bir son değil; aksine, kadının kendisiyle bağ kurduğu, içsel bir dönüşüm yaşayarak yeniden doğduğu bir süreçtir. Bedenimizin değişimlerini kabul etmek yerine onlarla mücadele etme çabası, bu süreci daha da zorlaştırabiliyor. Oysa menopoz, doğanın bize sunduğu bir yeniden doğuş fırsatı. Bunu kitabımda, kadınların bu dönemi “olgun ergenlik” olarak görmesi gerektiğini anlatarak ifade ettim.
Bu sayede “Yeniden Genç Olmanın Sırrı – Yeni Menopoz”, bir tür rehber kitap aynı zamanda. Kadına, orta yaş evresinde kendine ve bedenine yeniden her anlamda “bakmasını” salık veren tüyoları var. Peki o zaman kitabın başlığından yola çıkarak menopoz döneminde yeniden genç ve sağlıklı olmak nasıl mümkün?
Bu dönemi yeniden tanımlamak için kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Bedenimiz ve ruhumuz için en büyük yatırımı ne zaman yapacağız? Bu süreci daha yumuşak ve rahat geçirmek, dışarıdan ve içeriden dalgalanmaları kabul edip kontrol etmek için ilk yapmamız gereken şey susamadan su içmek diye anlatabileceğim, pre menopoz döneminde farkındalığımızı arttırarak yaşam kalitemizi ve beslenmemizi tekrar gözden geçirmek olmalı. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç bekleyemeyiz. Evet bedenimiz değişiyor, kilo almaya daha meyilli oluyoruz, cildimiz elastikiyetini kaybediyor. Bunlar gizlenemez gerçekler. Ama buraya kocaman bir AMA bırakıyorum. Protein ve kolajen ağırlıklı beslendiğinizde sadece egzersiz yaparak değil, gün içinde hareketli olduğunuzda, doğada daha fazla vakit geçirdiğinizde tüm bunların mit olduğunu da göreceksiniz. Sızlanmak sadece çözümden bizi uzaklaştırır.
Ben şu an 42 yaşındayım. Erken yaşta regl oldum, sanırım 11 yaşında falandım. Sizce genç regl olmak erken menopozu tetikler mi? Yoksa bu da doğru bildiğimiz yanlışlardan mı?
Sizin özel durumunuza bakarak bilimsel araştırmalar genellikle erken regl olmanın menopoz yaşını etkileyebileceğini söylüyor. Bu varsayım şöyle açıklanıyor; belli bir yumurtalık rezervi ile doğuyoruz, erken regl olunduğunda genellikle yumurtalık rezervi daha hızlı tükenebilir. Ancak bu etki mutlak bir kural değildir ve her şeyde olduğu gibi bireysel farklılıklar burada da önemli bir rol oynar.
Peki ya genetik faktörler? Aile hikayesine bakmakta fayda var mı? Anne erken menopoza girerse kızı da mı bu dönemi erken yaşar, ne dersiniz?
Menopoz yaşını belirleyen tek faktör regl başlangıç yaşı değildir. Genetik, menopoz yaşının belirlenmesinde büyük bir rol oynar. Doktorlar da ilk olarak annemizin menopoza girdiği yaşı öğrenmek ister. Ancak menopoz süreci, genetik faktörlerin yanında büyük miktarda epigenetik faktörlerden etkilenir. Epigenetik faktörler, bir kadının menopoz yaşını, semptomlarının şiddetini ve genel sağlığını etkileyebilir .O sebeple genleriniz kaderiniz değildir.
Epigenetik, genlerin nasıl ifade edildiğini etkileyen ancak DNA dizilimini değiştirmeyen mekanizmaları inceler .Epigenetik faktörler, bir kadının menopoz yaşını, semptomlarının şiddetini ve genel sağlığını, çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları, stres düzeyi ve yaşam tarzına bağlı olarak etkileyebilir. Kimyasal maddeler, hava kirliliği ve diğer toksik maddeler hormonlara duyarlı genlerin epigenetik bozulmalara yol açarak menopoz sürecini olumsuz tetikleyebilir.
Siz bir wellbeing uzmanısınız. Türkiye’de bu uzmanlık dalı yeterince biliniyor mu? Biraz mesleğinizden de bahseder misiniz?
Wellbeing, modern yaşamın hızına ve getirdiği streslere karşı bireyin fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olan bir yaklaşımdır. Bu kavram, yalnızca hastalık ya da sorunların olmaması değil, bireyin yaşamdan keyif alması, kendini güçlü ve mutlu hissetmesi anlamına gelir. Fiziksel iyi hissetsek de ya da duygusal dalgalanmalar yaşıyorsak bütünsel iyi olma halinden bahsedemeyiz.
Bir wellbeing uzmanı, kişinin sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesine yardımcı olan, fiziksel, zihinsel ve duygusal iyilik hallerini desteklemek için rehberlik eden kişidir. Ben de uzmanlık alanım olduğundan beslenme şemsiyesi altında egzersiz, stres yönetimi, uyku düzeni, meditasyon, kişisel gelişim ve yaşam dengesi gibi konuları bütüncül bir bakış açısıyla, kişinin yaşam tarzını analiz edip özel öneriler sunuyorum. Hepimizin ortak hedefi; kişinin potansiyelini en iyi şekilde kullanmasını sağlamak, stresle başa çıkmasına yardımcı olmak ve bütünsel sağlık bilincini artırmaktır.
Türkiye’de wellbeing kavramı giderek daha fazla tanınsa da, henüz yeterince yaygın bir anlayış haline gelmiş değildir. Genellikle wellness ile karıştırılabiliyor. Wellness egzersiz ve beslenme şekli üzerine yoğunlaşırken wellbeing daha kapsayıcı olarak fiziksel, zihinsel, ruhsal, çevresel ve finansal olarak iyi olma halini destekler.
Büyük şehirlerde yaşayan ve yoğun iş bir temposuna sahip kişiler arasında wellbeing kavramına olan ilgi daha çok. Burada hassas olan durum aslında wellbeing uzmanları, doktorların alternatifi değildir; onların yönlendirmeleri ile çalışmalarını tamamlamayı hedefleyen, yardımcı aktörlerdir. Bu iş birliği çok değerli, böylece kişinin daha yakından takibiyle hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarını en üst düzeye çıkarmak için güçlü bir sinerji oluşturulur.
Daha önce yazdığınız e-book’lar var ancak bu kitap basılı bir ilk kitap sanırım. Dönüşler, yorumlar nasıl? Yeni bir proje kitap olacak m?
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Her zaman kendimi yazarak ifade etmekten keyif aldım. Okuma -yazma öğrendiğim günden beri günlük tutarım. Her akşam niyetlerimi kağıda yazarım. Çok uzun yıllardır tariflerimi, tecrübelerimi ve bilgilerimi yazılı veya dijital basıda paylaşıyorum. 2018 yılında çıkan “Sağlıklı Misafir Sofram” adında bir yemek kitabım var.
Heybemde birbiriyle bağlantılı bütünsel sağlığa hizmet eden birçok proje var. Şef kimliğim ile “Güzel Yaşa Güzel Yaş Al” atölye workshoplar yapıyorum. Bu kapsamda bütünsel arınma konusunda danışanlara destek veriyorum. Youtube programlarımda konusunda uzman, kadına bilgisi, vizyonu, hikayesi ile ilham olacak kişilerle söyleşiler yapıyorum.
“Yeniden Genç Olmanın Sırrı Yeni Menopoz” kitabıma ilgi tam da tahmin ettiğim gibi aslında. Farkındalığı yüksek, tecrübe ve bilgisi olan arkadaşlarım ve takipçilerim büyük destek verdi. Bana cesaret veren en önemli şey de doktor arkadaşlarımın kitabım hakkında paylaştıkları yorumlar oldu. Bir sağlık çalışanı olmadığımdan tabii ki, bilimsel verileri doktorlardan, yaptıkları araştırmalardan aldım. Ancak bunu tecrübe ve yaşanmışlıklarla birleştirdiğimde ortaya tavsiye edilen bir kitap çıkması benim en büyük motivasyon kaynağım oldu. Ama hedefim; gençliğin zirvesinde olan ancak pre menopoz dönemini ıskalamamak için kitabıma ilgi gösteren 40 yaş kadını ve menopozu görmezden geldiklerinde yok olacakmış gibi düşünen kadınlar. Onlarla birlikte kalıcı bir başucu kitabı olacak.
Kadınların özellikle hemcinsleri nedeniyle motivasyonları çabuk düşüyor. Buna ben de kişisel olarak hamilelik döneminde ve(ya) doğum sonrası dönemde çok sık rastladım. Kadınlar birbirine yurt olacakken gerçekten birbirinin kurdu olabiliyor. Sizin düşünceleriniz neler?
Kadınların birbirine destek olma yerine rekabet veya kıyaslama içinde olması ne yazık ki; toplumsal yapılar, kültürel kodlar ve bireysel güvensizliklerin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu da maalesef toplumsal yapılarımızda sık karşılaşılan bir durum. Özellikle hamilelik, doğum sonrası veya menopoz gibi kadınların hayatında hassas dönemlerde, bu durum daha da belirgin hale gelebiliyor.
Toplum, kadınları genellikle birbirleriyle rakip olarak konumlandırmış. Bu, özellikle dış görünüş, başarı ve annelik gibi konularda daha da belirginleşiyor. Kadınların toplumsal kurallara uyma öğretileri, başkasını kendiyle kıyaslama ve ardından eleştiriyi de artırıyor. O kazanırsa ben kaybederim hissi dayanışmadan uzaklaştırıyor.
Tamam bunlar gerçeklerimiz, peki ne yapabiliriz? Kendi hikayemizi daha samimiyetle paylaşırsak, empatiyle yaklaşarak yargılamadan dinlemeyi öğrenirsek, kadınların birbirini desteklemesi gerektiğine dair olumlu örneklerin ve mesajların artırılması için sosyal medyayı daha sık kullanırsak, kendilerine güveni artan kadın başkalarını daha az tehdit olarak görür ve daha çok destekleme eğiliminde olur.

“MENOPOZ, KADINA KENDİNE ÖNCELİK VERME FIRSATI SUNAR”
Peki, güzel yaş almanın en büyük sırrı ne?
Yeniden genç olmanın sırrı, bu dönemi bir öğrenme ve gelişim süreci olarak görmekte saklıdır. Menopoz, kadına kendine öncelik verme fırsatını sunar. Doğurganlığımız bitti evet, şimdi kendimizi doğurma dönemideyiz. İkinci kariyer, ikinci şans, yeni ilişkiye cesaret, yeniden üniversite okuma azmi, şehir veya ülke değiştirme hayali hep bu döneme denk gelmesi tesadüf olamaz değil mi? Sağlıklı alışkanlıklarla, yeni bir bakış açısıyla ve sevgi dolu bir yaklaşımla bu dönemi yönetmek, ruhen ve bedenen genç hissetmenin anahtarıdır.
Kadınlar “Yeni Menopoz: Yeniden Genç Olmanın Sırrı” kitabınızı okusun çünkü… Boşluğu doldurun lütfen.
Bu soruyu kendime sordum ve şöyle bir cevap çıktı içinden; menopoz, çoğu kadın için korkutucu bir bilinmez gibi algılanıyor. Kitabım samimi menopoz hikayemi de içinde barındırarak tanıdığım, tanımadığım birçok kadına kendi hikayesini hatırlatıyor. Bu dönemi bir son değil, hayatın ikinci baharını başlatan bir fırsat olarak tanımlıyor. Kadınlara bu süreçte hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçlenmelerine rehberlik ediyor.
Bu kitap, bilimsel bilgiler ve gerçekçi yaklaşımlar ile kadim doğu bilgilerini harmanlayarak kadınları, kullanabilecekleri sürdürülebilir bilgiyle güçlendiriyor. Toplumun yaşlı, yetersiz diye adlandırdığı döneme adım attıkları algısı ile yaşamlarının en hassas dönemlerinden birine pozitif bir bakış açısı kazandırıyor.
Kendimize bedenimizle ilgili yapabileceğimiz en büyük yatırım sizce ne olmalı?
Kadınların öz bakım ve öz şefkat uygulamaları, fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak güçlenmelerine ve yaşam kalitelerini artırmalarına önemli katkılar sağlar. Ayrıca, düzenli öz bakım uygulamaları, stresin fiziksel belirtilerini azaltır. Kendinize masaj yapmak için zaman ayırın. Makyaj temizlemek, krem sürmek gibi uygulamaları televizyon seyrederken, telefonu karıştırırken değil sakince, dikkatinizi bedenize yönlendirerek, özenerek, nazikçe yapın.
Öz şefkat, negatif düşüncelerle mücadele etmeyi kolaylaştırır ve duygusal dayanıklılığı artırır. Bu, özellikle zor dönemlerde (örneğin, hamilelik, doğum sonrası, menopoz) bir kadının güçlü ve dengeli hissetmesine yardımcı olur. Kendimize daha nazik ve anlayışlı olmamızı özellikle de hata yaptığımızda kendimizi yargılamak yerine duruma empatiyle yaklaşmamızı sağlar.
Instagram’da da oldukça fazla takipçiniz var. Sağlıklı yaşam üzerine çeşitli videolar çekip yayınlıyorsunuKadınların en çok destek almak ya da bilgi sahibi olmak istediği konuların başında neler geliyor?
Takipçilerim paylaştığım sağlıklı, lezzetli ve pratik tariflerime ilgi gösteriyor. Aynı zamanda bütünsel sağlıkları ile ilgili bilgileri nasıl kullanacakları, nasıl uygulayacakları, neden hayatlarına almaları gerektiği konusundaki paylaşımlar da ilgi çekiyor. Bazen güzel bir fotoğraf altına Mevlana’dan anlamlı bir alıntı yapıp farkındalık oluşturmaya çalıştığım denemelerim oldu. Ancak fark ettim ki benden hareketli, kendi hayatımın içinden tarifler, yaşadığım deneyimlerden yola çıkarak yaptığım paylaşımlar bekliyorlar. Kolaya kaçamıyorum. (Gülüyor.)
Ajandakolik’te konuğum olduğunuz için teşekkür ederim. Okurunuz bol olsun!
Ben de kitabımı okuduğunuz, kapsayıcı ve detaylı sorular hazırladığınız için size teşekkür ederim.
Alev Ulubay
Emeğine yüreğine sağlık sevgili Pelin kitabini henüz okumadım inşallah erken zamanda okumak istiyorum. Nice mutlu sağlıklı yıllara sağlıkla sevgiyle kal 🙏❤️
Alev Ulubay
Emeğine yüreğine sağlık sevgili Pelin kitabini henüz okumadım inşallah erken zamanda okumak istiyorum. Seni hep takip ediyorum ve nice başarıarının daim olmasını dilerim. Nice mutlu sağlıklı yıllara sağlıkla sevgiyle kal 🙏❤️
Pingback: Ajandakolik ile Söyleşi: Yeniden Genç Olmanın Sırları Üzerine - Pelin Bilgiç