MERHABA, FİLİSTİNLİ ARKADAŞIM!

Filistin’den bir mektubun var! Halid, Gazze şehrinden sana yazıyor bu satırları… Onun yaşadığı topraklar, çocukların gözyaşlarıyla ıslanıyor çok uzun zamandır. Yeni dostun Halid’in sesini duy ve duyurmasına izin ver.
“Merhaba, Ben Filistinli Arkadaşın”, Endonezya’da yaşayan illüstratör Nabil A Adani’nin yeni kitabı. Gerçek olduğu kadar hüzünlü, hüzünlü olduğu kadar savaşa inat umut dolu!
YAZI: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com
Ketebe Yayınları’nın yeni çıkan çocuk kitaplarında bu defa sıradaki kitap, İsrail – Filistin savaşından yola çıkılarak yazılan “Merhaba, Ben Filistinli Arkadaşın”. Bu, yaklaşık 43 binden fazla insanın hayatını kaybettiği Filistin’in başkenti Gazze’de yaşayan küçük Halid’in hikayesi… Savaşın korkunç yüzüyle bir çocuğun mektubu aracılığıyla yüzleşmemizi sağlayan bu dramatik hikaye, duygu sömürüsü yapmadan insanın içine işliyor, Halid’in adeta yardım çığlığını Gazze halkı adına duymamızı sağlıyor.
Daha önce yine Ketebe Çocuk’un yayımladığı “Şimdi Olmaz Nur” kitabının yazarı Nabila A Adani’nin yazıp resimlediği “Merhaba, Ben Filistinli Arkadaşın”, küçük bir çocuğun kıyıya vuran bir şişenin içinde bir mektup bulmasıyla başlıyor. İşte o mektupta Halid’le tanışma fırsatı buluyor, onun hikayesinin bir parçası oluyoruz.
“Merhaba. Eğer yazdığım bu mektubu bulduysan, ben de yeni bir arkadaşı buldum demektir! Benim adım Halid. Seninki ne? Filistin’in Gazze şehrinde yaşıyorum. Sana ve hayatına dair her şeyi öğrenmek istiyorum!”
Halid, böyle başlıyor mektubuna… Sonra mektubu alan kişinin hayatının nasıl olduğunu sorarken bir yandan kendi hayatını anlatmaya başlıyor. Normalde yapmayı çok sevdiği şeyleri mektubunda bir bir anlatırken bir yandan dışarısının eskisi kadar güvenli olmadığını, evlerine, odalarına saklanmak durumunda kaldıklarını belirtiyor. Eskiden çok severek ve hayaller kurarak okuduğu kitapları artık okuması pek mümkün olmuyor mesela… Çünkü sık sık elektrikleri kesiliyor, ortalık zifiri karanlık oluyor. Ya da isteklerinden bahsediyor mektup arkadaşına; yüzme havuzuna arkadaşlarıyla gidip yüzmeyi ve etrafa su fışkırtarak eğlenmeyi hayal ediyor örneğin… Ama temiz sularının oldukça kısıtlı olduğunu söylüyor sonra da… Tıpkı her şeyde olduğu gibi… Bitip tükenmek bilmeyen tek şeyin ise birbirine olan bağlılıkları ve sevgileri olduğunu yazıyor.
Halid’in mektubu her ne kadar karamsar ve hüzünlü gibi görünse de o savaşın ismini telaffuz etmeden Gazze’de yaşadıkları her şeyin ve her anın ne kadar değerli olduğunu iyi bildiğini anlatıyor. Ve bu yüzden de mektubu yazdığı kişiye ailesinin ve onlarla geçirdiği zamanın kıymetini iyi bilmesini, bunun için şükretmesini salık veriyor.
Nabil A Adani’nin bir çocuğun dilinden usul usul anlattığı ve resmettiği savaş manzaraları, her sayfada okuru derin bir hüzne boğsa da; kitap, Gazze’de yaşanan ne olursa olsun umutlu ve aydınlık günlerin geri gelebileceği inancını taşıyor. Halid’in mektubu Filistin için bir yardım çağrısı anlamına geliyor. Mektubun bir yerinde Halid, arkadaşına şöyle diyor: “Buradaki kardeşlerine yardım etmek için yapabileceğin şeyler var! (…) Bağış yapabilirsin! Öğrendiklerini daha fazla insana ulaştırabilirsin! (…)”
“Merhaba, Ben Filistinli Arkadaşın”, kurgu bir metinden ziyade küçük okura bu dünyada yaşanan gerçek bir felaketin, bitmek bilmeyen savaşın somut bir hikayesini resmediyor. Umut etmeye cesareti olanları dayanışmaya davet ederken barışın güvercinlerini havaya uçuruyor. Üstelik bir çocuktan bir başka çocuğa, en saf en yalın en güzel anlatımıyla…