banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Mavisel Yener: “‘Sen de Oku’ kitapları çocuk hakları projesidir”


Size daha önce TUDEM Yayınları’nın okuma güçlüğü çeken, disleksik çocuklar için hazırladığı “Sen de Oku” klasikler koleksiyonundan bahsetmiştim. Özverili çalışmalar sonucu yazarlar tarafından yeni baştan anlatılan klasiklere her geçen gün yenileri ekleniyor. Yüzyıllar önce yazılan ve sanatın her dalına esin kaynağı olan Ezop Masalları da bu koleksiyona eklenen en yeni kitaplardan.  Masalları yeniden anlatan çocuk edebiyatının üretken kalemlerden Mavisel Yener’den bu çok değerli projeyi dinleyelim. 

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Hatırlarsınız, çok değil bir ay kadar önce burada bu defa “Güliver’in Gezileri”nden yola çıkarak okuma konusunda zorlanan, ilgi dağınıklığı olan çocuklar için hazırlanan bir kitap projesiyle birlikte tanışmıştık. Çocukların gelişimine katkı sağlayan bu çok özel çalışmada yazarlar, hem kendi yazdıkları kitaplarla katkı sağlıyor hem de pek çoğumuzun çok iyi bildiği çocuk klasiklerini yeniden anlatarak okuma güçlüğü çeken çocuklar için bunu kolay kılmayı amaçlıyor.
Şimdiye kadar onlarca çocuk kitabı yazan Mavisel Yener ile yazın hayatının farklı serüvenlerinden biri olan Sen de Oku koleksiyonu üzerine konuştuk.

Sen de Oku koleksiyonu şimdi de klasiklerle yola devam ediyor ve siz Ezop Masalları’nı yeniden anlatıyorsunuz. Ama öncesinde sizin yazmış olduğunuz  iki kitap daha var bu koleksiyon için: “Tembel Teneke Acaba Nerede?” ve “Çok Acayip Bir Macera”. Ezop’a gelmeden bunları konuşalım istiyorum. Diğer kitaplarınızdan farklı olarak nasıl bir çaba, çalışma gösterdiniz bu kitapları yazarken?

Öğrenme güçlüğü çeken çocuklar, dislektik çocuklar, farklı nedenlerle göz problemi yaşayan, sözcük ve satır atlayarak okuyan, bir kitabı bitirememe korkusu olan, 

okumayı sevmeyen çocuklar için hazırlanan böyle bir koleksiyonun Türkçe yazılmış ilk eseri olan “Tembel Teneke Acaba Nerede?” adlı romanı kaleme almak beni heyecanlandırdı. Hemen ardından seriye ikinci bir kitap daha yazdım: Çok Acayip Bir Macera.

Tudem Yayınları’nın Yayın Yönetmeni İlke Aykanat Çam projede bulunmamı teklif ettiğinde, hayatını çocukların okumasına adamış bir yazar olarak, bunun önemli bir sosyal sorumluluk olduğunu düşündüm. Bu, bir anlamda “çocuk hakları” projesiydi, çünkü her çocuğun okumaya hakkı vardır. Yayınevimden gelen proje teklifini hemen kabul ettim, elimdeki bütün çalışmaları öteleyip buna odaklandım. Diğer kitaplarımdan farklı olarak bu kitaplar disiplinlerarası çalışmayı gerektirdiği için, yayın yönetmenimiz ve editörlerimiz projeyi oluştururken, uzun soluklu bir ön hazırlık sürecini gerçekleştirmişlerdi. Defalarca yaptığımız toplantılarda ölçütleri konuştuk, dünyada bu alanda ne gibi çalışmalar yapılmış onlara baktık, akademik kaynakçayı gözden geçirdik.

“FARKLILIKLARDAN RAHATSIZ OLMAYAN KAHRAMANLAR YARATTIM” 

Birlikte bir eğitim süreci yaşadınız yani… 

Evet evet, kesinlikle öyle. Araştırma, okuma, gözlemleme gibi bireysel hazırlığımı yaparken, hekim olmamın yararını gördüm. Birbirlerinin hayatına dokunarak sevgiyi, önyargısız olmayı, duygu yönetimini öğrenen, farklılıklardan rahatsız olmayan kahramanlar yaratarak çocuklara keyifli bir okuma serüveni sunmak istedim. Aynı zamanda hangi sorunları paylaşabilirim, onları bu çözüme nasıl ortak edebilirim, diye düşündüm. Bu ön hazırlıkların ardından yazım süreci başladı. İki kitapta da eğlenceli bir kurgunun yanısıra, anlatımda farklı bir teknik uyguladım.

Tembel Teneke Acaba Nerede?, Çok Acayip Bir Macera ve Ezop Masalları’nın bir başka ortak özelliği daha var, üçü de insan-hayvan-doğa ilişkisi bağlamındaki serüvenlerin izini sürmeye davet ediyor okurları.


Okumaya isteksiz ve okuma güçlüğü çeken çocuklar için yazmak konusunda zorlandığınız oldu mu? Ya “Yine de onlara ulaşamazsam, onları sıkarsam, hikayemle ilgilerini çekemezsem…” diye bir korkunuz oldu mu mesela?

Okuma zorluğu çekse de çocuklar benzer şeyleri merak edip, benzer şeylere gülüyorlar. Ve elbette hepsi müthiş hayal gücüne sahip. Temel çıkış noktam diğer kitaplarımdaki gibi, okumayı sevdirmek, onlara yeni hayaller kurdurabilmekti. Çocuklara ne anlatacağım konusunda hiçbir zaman zorlanmam zaten, bu projede hangi teknikle anlatacağım önemliydi. İyi bir hazırlık dönemi geçirip, okuma güçlüğü çeken isteksiz çocukların beklenti ve gereksinimlerini anladığım için “onlara ulaşamazsam” korkusu hiç yaşamadım. Birlikte çalıştığım proje ekibine çok güvendim, bu konuda öyle çok araştırma yapmışlardı ki hedef kitlede bulunan çocukların gözüyle bakabiliyorduk hepimiz. Yirmi beş yıldır çocuklar için kitaplar yazan biri olarak, çocukların ilgisini çekebilecek kurgular tasarlayabileceğimden kuşkum yoktu. Edebi yönden korkum hiç olmadı, teknik olarak da takımımız çok iyiydi.
Aslında “Çok Acayip Bir Macera” ismiyle bile ilgi çekici! Umarım çocuklara yeterince ulaşabilmiş ve onları o çok acayip maceranın içine çekebilmiştir!

“EZOP MASALLARI’NDA KARŞIMIZA ÇIKABİLEN ŞİDDET AYRIMCILIK GİBİ ÖĞELERİ METİN DIŞINDA BIRAKTIM”

Peki Ezop’a dönelim o zaman… La Fontaine’in de kaynak noktası olan fablın beşiği olan tüm bu masalların didaktik bir tarafı var. Hep ahlaki bir ders veriyor sonunda. Bu da özellikle disleksik çocuklar için sıkıcı olabileceğini düşündürtüyor ilk bakışta. Bir sandık dolusu masalı Mavisel Yener nasıl bir yöntemle anlatmayı seçti? Ezop’tan bağımsız nasıl bir yol izlediniz, üslup olarak?

Tembel Teneke Acaba Nerede ve Çok Acayip Bir Macera kısa sürede yeni baskılarını yaptıklarına göre çocuklara ulaşabildi, ilgi çekti, sevildi diye düşünüyorum. Aslında sadece okuma güçlüğü çeken çocuklar değil, tüm çocuklar tarafından sevinçle okunduğunu görmek beni ve yayınevi ekibini mutlu ediyor.

Ezop Masalları’nın da aynı ilgiyi göreceğini umuyorum. İnsanlık kültürünün büyük değerlerinden olan Ezop Masalları’nın söyleyecekleri asla tükenmiyor. Her metnin söyleyecek sözü vardır; didaktik olarak algılanması ya da algılanmaması onun nasıl anlatıldığına bağlıdır. Eğer didaktik bir dil ve anlatım kullanmazsanız o metin didaktik olmaz. Ezop Masalları’nı yeniden anlatmamın nedenlerinden biri de bu aslında. Çocukların sıkılmadan, eğlenerek okuyabileceği, iletileri alt metin aracılığıyla alabilecekleri bir dil tutturmaya çalıştım. Yüzyıllar öncesinin Ezop masallarında karşımıza çıkabilen şiddet, ayrımcılık, didaktizm gibi öğeleri kesinlikle metin dışında bıraktım.

Ezop masallarını şiir formunda yeniden kaleme aldım.  Şiir ile masal türünü birleştirerek kolay, eğlenerek okunabilecek bir format ortaya çıkmasını istedim. Yeniden anlattığım bu Ezop Masalları’na, çocukların klasiklerden zevk alabilmeleri, seçimlerini yapabilmeleri, geçmişi ve geleceği anlayabilmeleri için, kolay okunabilir, manzum olarak düzenlenmiş masallar diyebiliriz.


“DİSLEKTİK ÇOCUKLAR SÖZCÜKLERİ OTOMATİK OLARAK TANIMADA ZORLUK ÇEKİYOR” 

Okuma güçlüğü çeken çocuklar için yazılan bir kitabın anlatımında uyulması gereken kurallar sizce neler olmalı?

Çocuklar için kitap yazmanın doğasında ölçütlerimiz her zaman vardır zaten. Bu tür ölçütlerin yanısıra “Sen de Oku” serisi için ek ölçütler de devreye girdi. Eğlenceli, ilgi çekici, merak uyandırıcı kurgu, mizahi dil, metni zenginleştiren resimler zaten her çocuk için önemli.

Okuma güçlüğü çeken çocuklar için hazırlanan kitaplarda, kolayca okunabilecek, kısa bölümleri tercih ediyoruz.

Bir sözcüğün beyin tarafından otomatik olarak tanınması için sözcüğün beş, on kez görülmüş olması gerekir. Dislektik çocukların ise beş – on kereden çok çok daha fazla görmeleri/okumaları gerekiyor; sözcükleri otomatik olarak tanımada zorlanıyorlar. Okuma güçlüğü çeken çocuklar için özellikle yaptığım sözcük yinelemelerinin, hece tekrarlarının nedeni bu.  Anlatımda sözcük tekrarlarından kaçınan bir yazarım fakat bu “özel” kitaplarda anlatımda tekrarlar yapmak dislektik çocukların okuma akıcılığının geliştirilmesi açısından şarttı. Zor okunabilen sözcükleri seçmemek, kısa cümleler kurmak, ritmik cümle yapıları, harf oyunları, tersten okunduğunda da aynı olan sözcükler, elden geldiğince az noktalama işareti kullanmak bu kitaplarda uyduğum kurallardan bazıları. Çocukların söz dağarcığına katkıda bulunacak, ilgisini çekecek bir anlatıyı yeğledim. Hikâyelerin ucunu açık bırakarak, okurun yorumlaması, düşünmesi, kitaba katılımını istedim. Okuma güçlüğü çeken çocuklar için hazırlanması nedeniyle, Tudem Yayınevi’nin özel seçtiği puntolar, ürettiği yazı karakterleri, satır aralıkları, tasarım, resimlerin teknik özellikleri, projeye uygun olarak geliştirildi. Konforlu okuma alanı yaratan sayfalar, okuma güçlüğü çeken herkes tarafından rahatça okunuyor.

Siz çocukken nasıl bir okurdunuz? En çok nasıl tür kitaplar ilginizi çekerdi?

Çocukken tam bir kitap kurduydum, diyebilirim. Macera kitapları, bilimkurgu en sevdiğim türlerdi. Bir de başucu kitabım vardı: Fazıl Hüsmü Dağlarca’nın Kuşayak isimli şiir kitabı. Şiir sevgimi ona borçluyum.

Önümüzdeki günlerde Sen de Oku koleksiyonunda yeniden anlatacağınız klasikler ya da yazacağınız kitaplar olacak mı?

Evet üstünde çalıştığım kitaplar var. Sen de Oku serisi beni çok heyecanlandırıyor. Düşünsenize, bir kitabı ilk kez bitirebildiğini söyleyen, okuyabildiği için kendine güven geliştiren çocuklar ve nice farklı duyguyla bu seriye sarılanlar var. Çocuğu/ öğrencisi kitap okuyabildi diye çok mutlu olan aileler, öğretmenler var.  Multidisipliner bir bakış taşıdığı, edebiyat ile çocuk sağlığını aynı potada erittiği için bende yeri ayrı bu kitapların. Bir hekim ve yazar olarak bu projede yer almasam üzülürmüşüm doğrusu.

Bir yazar olarak disleksik çocukların ebeveynlerinin kitap seçiminde nelere dikkat etmesini söylersiniz?

Kitapları çocuklarına sevdirmek isteyen anne babalara verdiğimiz ipuçlarının hepsi disleksik çocukların ebeveyni için de geçerli. Kitap seçimini birlikte yapmak, ilgisini çekecek kitaplarla buluşturmak, yaş grubuna uygun kitaplar seçmek gibi pek çok önerimiz, dislektik çocukların aileleri için de önerimiz.

Çocuğunuzun sevdiği bir seri ya da yazar olunca o serinin, o yazarın kitaplarını takip edin. Kitap seçiminde bu iyi bir ölçüttür.

Dislektik çocuklarda sözcük okuma, algılama biraz daha fazla zaman aldığı için uzun cümlelerden, uzun paragraflardan, uzun sözcüklerden kaçınmak gerekir. Uzun olursa çocuğunuzun kitaba ilgisi kısa sürede kaybolur.  Kendine güvenini yitirir. Aileler çocuğun ilgisini çekebilecek konularda yazılmış, okuma güvenini artıracak, eğlenceli, kısa cümleli, kısa paragraflı kitaplar tercih etmeli. Uzun hikayeler yerine kısa bölümleri olan kitapları seçin.

Yazı büyüklüğü, yazı aralığı, kitabın kenar boşlukları, yazı tipi değerlendirmeli. Yazılar çok büyük de olmamalı, çok küçük de olmamalı. Bu konuda yetkin, bilimsel yaklaşımı önceleyen yayınevlerinin kitaplarını tercih etmekte yarar var.

Unutmayın ki resimler, anlaşılmayı kolaylaştırır. Bu nedenle resimlemeye dikkat edin. Görsel stresi ve göz yorgunluğunu azaltmak için hafif renklendirilmiş kâğıt kullanılması gerektiğini bilin. Kitaptaki metinlerin ve görsellerin arka sayfada iz yaparak kafa karıştırmasını önlemek adına kalın kâğıt kullanılması gerekliliğini bilin.

Okuma seviyesi, ilgi yaşı kriterleri çok önemlidir. Kitap seçimi yapmanın en güzel yolu, çocuklara bu kitaplardan birkaç sayfayı kitabevlerinde, kütüphanelerde ya da internet sayfalarındaki tadımlıklarından okutmak ve gözlemlemektir.  Çocuğun bir sayfada okuyamadığı kelime sayısı 5 ve üstündeyse o seviye onun için zordur. Bir alt seviyeyle denemeye devam edilebilir. Okuma güçlüğü çeken çocuklar için hazırlanan kitaplarda okuma seviyelerinin mutlaka bulunması gerekir, bu da ailelere seçimde kolaylık sağlar.

YORUM YAP

You don't have permission to register