banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

İLK SINGLE’I “KUZGUN”U ÇIKARAN GÜLCE DURU: “ARTIK HAZIRIM”

 

Solo kariyerinin ilk single’ı “Kuzgun” ile geçtiğimiz haftalarda yeniden müzikseverlerle buluşan Gülce Duru’nun sesine aslında yıllardır aşinayız. Size “Kaybedenler Kulübü” desem, filmin soundtrack’inde yer alan o güzelim cover’lardaki kadın sesi mutlaka hafızanızda canlanacaktır. Şimdilerde kariyerinde yeni sayfalar açan Duru ile geçmişe selam göndererek bugünü konuştuk.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu
nilufer@ajandakolik.com 

Sesi ve yorumu ile ciddi bir hayran kitlesi edinen, düet çalışmalar dışında solo konserlerine de devam eden GülceDuru, Ajandakolik’te sorularımı cevaplıyor. 

Seninle ilgili aklıma gelen ilk şarkılar “Reviens” ve “My Woman”. Hatta “Türk mü bunu söyleyen?” deyip seni araştırdığımı hatırlıyorum o yıllarda. Aynı şeyi birlikte düet yaptığın Can Gox için de düşünmüştüm. İkinizin de ismini ilk duyduğum yıllar… “Kaybedenler Kulübü”. 

Türklerin yabancı dilde şarkı söyleyebilmesi hep şaşırtıyor nedense. Halbuki yabancı dil bilen, bilmese de müzik kulağı sayesinde düzgün bir telaffuzla söyleyebilen pek çok müzisyenimiz var. Ben 16 yıl Fransızca eğitim gördüm ve üniversite dönemimde 4 yıl Fransa’da yaşadım. İngilizceyi de kendi çabamla ilerlettim. Ayrıca bir konuya açıklık getirmek isterim; bahsettiğiniz her iki şarkı da Film Müzikleri ekibinin bestesidir ve sözlerini ben yazdım. Genellikle yabancı şarkı coverı sanıyorlar onları, bu konuyu aydınlatmak istedim. (Gülüyor.)

Film müzikleriyle adımızı ilk kez duyuyor olmanız da olağan. Çünkü o döneme dek ben 10 yıldır müzik yapmıyordum. Can başka bir mesaili işin yanında müzik yapıyordu. Film müzikleri ile birlikte tam olarak profesyonel müzik yaşantımız başladı denilebilir. Her ikimiz de diğer mesleklerimizi bırakıp sadece müziğe yöneldik.

 

Gülce Duru ve Can Gox, 2011 yapımı “Kaybedenler Kulübü” filminin müziklerinden “My Women” şarkısının klibinde.

O günleri, o filmi, o şarkıları nasıl anıyorsun? 

Filmin, film müziklerinin hayatımda yeri çok önemli. Tanıdığım arkadaşlarım vasıtasıyla projeye dahil oldum. Bir müzik kariyeri düşünmediğim, şarkı söylemeye uzun bir ara verdiğim, bir sanat galerisinde çalışıp bir yandan Müzecilik alanında yüksek lisans yaptığım bir dönemdi.

İlk gençliğimde “Kaybedenler Kulübü” radyo programı takipçisi ve hayranıydım. Yıllar sonra Can Gox vesilesiyle Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk ile tanışmıştım. Can, Film Müzikleri ekibinde yer alıyordu, şarkı üretimi ve icrası kısmıyla ilgileniyordu. Yönetmen Tolga Örnek, “Film müzikleri için bir de kadın vokal olsa…” dediğinde ben de şarkı yazım ve vokal sürecine dahil oldum. Daha sonra o müziklerin bir albüm olarak yayınlanması ve çok ses getirmesiyle birlikte konserlerimiz başladı. Benim için bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Hiç hesapta yokken müziğe geri döndüm ve profesyonel müzik hayatı maceram başladı.

Sonra rapçi Ozbi ile hem yorumcu hem de besteci olarak yer aldığın Rakılı Live seri albümleri var. Sanırım o seriye artık devam etmeyeceksiniz, bitti mi?

Doğrudur. Beş yıl boyunca birlikte özgün bestelerden oluşan üç tane albüm yaptık, canlı performans videoları çektik ve sayısız konser verdik. Bir yandan kendi kişisel müzik yolculuğumuz devam ediyordu. İlk başladığımızda bu kadar uzun bir süreç olacağını öngörmemiştik. Neticede bir aşamada birlikte çalışmayı bırakacaktık. Ozbi, zaten aktif olarak solo kariyerine devam ediyordu. Ben başlamak için doğru zamanı bekliyordum. Tek bir tarz ve projeye bağlı kalmak, kendini tekrar etmek yerine birbirinden farklı üretimlerde bulunmayı doğru buluyorum. Film müzikleri, Rakılı Live haricinde kendi yazdığım şarkılar, Fransızca caz ve film müzikleri yorumladığım başka bir projem oldu. Bundan böyle de birbirinden farklı pek çok türde müzik yapmaya devam etmek istiyorum.

 Peki, bu bildiklerimizin dışında biraz daha müzik geçmişini anlatsana… Ne zaman başladı bu hikaye?

Hikaye çok küçük yaşlarda, çok müzik dinleyerek, kendi kendine şarkı söyleyerek, teybe kayıtlar yaparak, okul temsilleriyle başladı. Az biraz piyano öğrendiğim, müzik okullarını kazanıp da gitmediğim oldu. Lise yıllarında sokakta, okul şenliklerinde, mekanlarda şarkı söylemeye, şarkı yazmaya başladım. Üniversite için yurtdışına gitmemle birlikte müziği bıraktım. Sanatın farklı bir dalında, Plastik Sanatlar alanında eğitim gördüm. Sahne arkasında olmayı, farklı bir üretim biçimini tercih ettim. 10 yıl sonra, hiç beklemediğim bir anda müzik gelip beni buldu. Sonrasında albüm teklifleri de gelince işi ciddiye aldım. Kendimi geliştirip gerçek anlamda müzisyen olmaya karar verdim. İlerleyen dönemde caz vokal alanında yüksek lisans yaptım, şarkı yazımı, doğaçlama, armoni ve vokal eğitimi aldım. Bir yandan da Rakılı Live devam ediyordu. Ben de şarkılar yazıp solo projeme hazırlanıyordum. Ve nihayet ilk single’ımı yayınladığım zamanlardayız. Bundan sonrasında ise, birer aylık kısa aralarla yeni şarkılar dinleyicilerle buluşacak. Sırada gözümün bebeği, yuvam, memleketim “Emirgan” için yazdığım “Mirgün” adlı şarkı var. Ağustos başında geliyor.

Bu iki örnekten de düet yapmayı sevdiğini düşünüyor insan. Solo şarkılar için ne kadar bu kadar çok bekledin, merak ediyor insan… 

Ben kolektif üretimi çok seviyorum. Müzik benim için bireysel olarak yaptığım değil, farklı deneyimi ve yeteneklerini, kişiliklerini, dünyalarını katan birden çok insanın yaptığı bir sanatsal ve yaşamsal pratik. İş birliği yapmak bana çok şey kazandırdı, ben de bu projelere elimden geldiğince katkıda bulunmaya çalıştım. Bu kolektif ruh bence bu projelerin bu kadar çok sevilmesinde önemli rol oynuyor. Sadece vokal olarak değil, şarkı yazımında da birlikte çalıştığımız projeler. Bir yandan da, kendimi gerek mesleki bilgi gerekse tecrübe ve özgüven anlamında solo projem için hazırlarken, sahnede ve üretimde tek başıma olmamak bana büyük konfor sağladı. Bu kadar uzun zaman beklemiş olmamın sebebi eksiklerimi tamamlamak ve işimi hakkıyla yapmak konusundaki titizliğimden kaynaklanıyor. Artık hazırım.


Ve nihayet “Kuzgun” ile bu sıcak temmuzda çıkageldin. Kimlerle çalıştın?

Küçük bir ekibiz. Büyük şirketlerin desteğiyle bir şeyler yapmaya ikna olamadığım için kendi prodüksiyonumu kendim finanse ediyorum. Kısıtlı imkanlarla minimal bir çalışma düzeni yürütüyoruz.

Çağdaş besteci ve aranjör Uğurcan Öztekin şarkılarımın düzenlemelerini yapıyor ve prodüksiyon sürecini yönetiyor. Değerli ses mühendisi arkadaşlarım Esra Arslan vokal kayıtlarımı alıyor, Onur Güngör mix ve masteringleri yapıyor.

 “Kuzgun” için ilk single olduğu söyleniyor ama 2018 yılındaki Buradayım Hâlâ” değil miydi ilki, aklım karıştı.

“Buradayım Hâlâ” yı dijital müzik platformlarında yayınlamadım. Sadece YouTube kanalımda “Yolda” adlı bir şarkımla beraber canlı icra ve video kaydı var. Bu kayıt ve çekim arkadaşlar arasında deneme amaçlı yaptığımız bir projeydi. Düzenleme ve teknik anlamda çok içime sinen bir proje olmadı. Farklı düzenlenmiş ve teknik aksaklıkları giderilmiş bir versiyonunu daha sonra yayınlamak üzere o mecraya kondu. Bir başkaldırı manifestosu, duruş bildirisi niteliğinde bir şarkı. O an diyeceğimi diyebilme ihtiyacı yüzünden orada. Dolayısıyla “Kuzgun” ilk resmi teklim oluyor.

Yakın gelecekte bir solo albümün ipuçlarını görüyor gibiyim. Ne zaman çıkacak, şarkılar hazır mı? Türü caz ayarında mı olacak?

Albümden önce tekliler ve belki EP formatında yayınlar olacak. Daha önce de belirttiğim gibi kısa aralıklarla, Ağustos – Eylül ve Ekim’de yeni şarkılar geliyor. Ben her ne kadar caz eğitimi almış olsam da, popüler müzik yapıyorum. Çok farklı esin kaynakları ve farklı türlerden beslenen, tınılar taşıyan bir müzik yapmaya çabalıyorum. Tek bir tür ve tarzla kısıtlanmaktan kaçınıyorum. Şarkılarım da değişkenlik gösteriyor. Ama tabii ki eğitimim ve eğilimim gereği caz armonisini, vokal melodilerini andıran bir hava sezilecektir.

 Müzisyenlerin pandemi boyunca yaşadığı sıkıntılar seni de etkiledi mi? Hayatında neler değişti?

Tabii ki etkiledi. Performanslar bitti. Video çekimli seyircisiz bir konser yaptık Fransızca projemizle. Seyircinin yokluğu beni o kadar sarstı ki, eziyet gibi geldi. Umarım her şey düzelir ve performansın doğasının gerektirdiği gibi dinleyici, izleyici karşısında konserlere devam ederiz. Ayrıca müzikal üretimim durdu. Hayatın akışından, deneyimlerden, insanlardan, mekanlardan, durumlardan ilham alarak şarkı yazıyorum. Yaşadığımız şey benim anlayışımla pek hayata benzemiyordu. Beslenemediğim için de üretemedim. Bunu becerebilenleri çok takdir ediyor ve onlara imreniyorum.

Ben bu süreçte halihazırdaki şarkılarımı yayına hazır hale getirmek ve yayınları planlamakla uğraştım. Bir de yaratıcılığımı başka bir alana yöneltip takı tasarımı ve uygulamasına başladım. Terapi niteliğinde, el emeğimle takılar yaptım ve işi ciddiyete vardırıp “BizuBiju by Gülce Duru” adıyla markamı kurup satışa başladım. Benim için pandeminin olumlu bir getirisi bu olmuştur.

Aaa ne güzelmiş! Takibe alayım. Peki, normalleşmeye başladığımız bugünlerde sen de konserlere, sinemaya gitmeye başladın mı? En çok neleri özledin?

İkisine de çok hevesliyim, çok özledim. Ayrıca tiyatro ve sergileri de… En kısa zamanda niyetliyim. Henüz açılmaya tam adapte olamadım, hâlâ işler için dışarı çıktığımda biraz anksiyete sorunu yaşıyorum. Bu süreçte çok sessiz bir mahallede çok kapalı devre yaşadığım için, trafik, kalabalık ve gürültü gibi pek çok uyaran bende paniğe sebep oluyor. Pandeminin hasarı bu… Yavaş yavaş alışmaya çabalıyorum.

Albümde düetler de olacak mı; sürpriz isimler, mesela Can Gox ile yeniden bir araya gelip o günleri yad eder misiniz bir şarkıda?

Bir süre düet yapacağımı sanmıyorum, bence yeterince yaptım. Tek başıma şarkı söyleyerek de yeterli olabileceğimi gösterebilmeyi umuyorum.

Şimdilerde senin müzik listende kimler var, kimleri keşfettin, kimlere takılı kaldın?

Sıklıkla dijital platformlarda yer alan keşif listelerini dinliyorum. Yeni çıkanları takip ediyorum, algoritma önerilerinin peşinden keşiflere varıyorum. Yerli sahneden Melike Şahin’in albümü “Merhem”i çok beğendim ve sık sık dinliyorum.

“Kuzgun”un dinleyeni bol olsun. Albümü ve o güzel sesini bol bol dinlemeyi heyecanla bekliyoruz!

Çok teşekkür ederim… Ben de yeni şarkıları yayınlamayı ve konserleri sabırsızlıkla bekliyorum. 

Etiketler:
YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media