GÜNEY KORELİ YAZAR SUN-Mİ HWANG’DAN YİNE DOKUNAKLI BİR ROMAN: “KİRAZ TEPESİNDEKİ MUCİZE”


Bugüne kadar kırktan fazla kitabı olan Güney Koreli yazar Sun-Mi Hwang’ın Türkçeye çevrilen üçüncü kitabı “Kiraz Tepesindeki Mucize”, bu ay nihayet okurla buluştu. Roman, derin ve duygusal hikayesiyle çağdaşlarının yanında yerini alıyor. 

Yazı: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Güney Kore’nin çok sevilen yazarlarından ve New York Times Çok Satanı Sun-Mi Hwang’ın “Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk” (2000) kitabının bundan iki yıl önce incelemesini yazdığımda ne henüz bir sonraki kitabı “Hayal Kurmaya Cesaret Eden Köpek” (2016) Türkçeye çevrilmiş ne de yazar “Kiraz Tepesindeki Mucize” romanını yazmıştı. ( “Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk” – Evrensel Bir Düşün Peşinde yazımı buradan okuyabilirsiniz.) Hwang’ı çağdaş edebiyat alanında evrensele taşıyan bu iki romanı Türk okurlar tarafından çok sevilmiş olacak, Genç Timaş da elini çabuk tuttu ve Sanem Üner çevirisiyle 2021 yılında basılan son kitabı “Kiraz Tepesindeki Mucize” ilk baskısını bu ay yaptı. Yazar bu defa hayvanlar dünyasından çıkarak yaralı bir adamın insanlığa inancını yeniden kazanmasını dostluk ve yeniden var olma çerçevesinde ele alan sıcacık bir hikayeyle geri döndü.

DOĞANIN VE İNSANLARIN KIRILGANLIĞI 
Bu, Kang Dae-su adında bir adamın hikayesidir. Yoksulluktan başarılı bir inşaat şirketi yönetmeye yükselen tüm hayatı mucize olan bir adamın… Yaşlılığında Kang’a beyin tümörü teşhisi konur. O da hayatının geri kalan günlerini daha dingin geçirebilmek için çocukluğunun yuvası olarak gördüğü Kiraz Tepesi’ne dönmeye karar verir. Burada her şeyden uzaklaşmak, biraz sükunet ve yalnızlığın tadını çıkarmak için geniş bir arazideki eski evi satın alır, ancak kasaba sakinleri bu durumdan pek de hoşnut olmaz. Kang’ın özel mülküne izinsiz girip çıkarlar. Kang kısa süre sonra mülkün sahibi olmanın, mülkün kendisine ait olduğu anlamına gelmediğini keşfeder, çünkü bu huysuz mahalleli, yaşlı adamın mahremiyetine tecavüz eder. Hikaye, Kang’ın çocukluğunun ana hatlarını ve evle olan bağlantısını ortaya çıkarırken bu izinsiz girişlerin Kang’ı pişmanlıkları ve kızgınlıklarıyla nasıl karşı karşıya bıraktığını ve bu evin sadece Kang’da değil, aynı zamanda mahalle sakinlerinde de nesiller boyunca nasıl yankılandığını okura gösterir.

Bu ev ve Kiraz Tepesi gerçekten kime aittir? Mahalleyi gençleştirmeye çalışan inşaat şirketine mi yoksa araziyi o nesilden bu nesile hep keşfederek ve severek kullanan sakinlere mi? Roman, bu sorunun cevabını düşünmek için hikaye boyunca bol bol fırsat veriyor.

ÇOCUKLUĞUN İZLERİNDEN İLHAM ALAN BİR ROMAN 
Batı edebiyatındaki süslü ve bol betimlemelerin aksine duyguları daha sade bir dille aktaran Sun-Mi Hwang’ı, yine İngilizce çevirisiyle okumak her ne kadar orijinal dilinden çevrilmemiş bir eser olduğu için eksiklik duygusu yaratsa da, Sanem Üner’in dildeki işçiliğini es geçmemek gerek. Özellikle Kang Dae-su’nun çocukluğuyla yüzleşirken hissettiği duygularla boğuştuğu sahneleri okurken çevirinin gücü iyiden iyiye fark ediliyor. Güney Kore’de çok sevilen “Kiraz Tepesindeki Mucize”, bir adamın manevi kurtuluşa ulaşmasının öyküsünü doğanın ve insanların kırılganlığını gözler önüne sererek vurucu ve bir o kadar dokunaklı bir şekilde ele alıyor. Çevresindeki insanlarla isteksizce etkileşime geçtiğinde yaşlı adamın buz gibi kalbi erirken okur olarak gözyaşlarına hakim olmak da epey güç.

Romanın sonunda ise yazarın ufak bir not olarak paylaştığı duygusal bir anısı var. Bir gün bir ağacın altında fark ettiği bir sandalyenin, babasının evinde gördüğü geride bırakılmış o sandalyeyi anımsatması ve o sandalyenin Hwang için anlamı, “Kiraz Tepesindeki Mucize”nin çıkış noktası gibi görünüyor. “Oyun oynamak ister misin?” diyen bir çıkış noktası…

 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media