banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

FÜRUZAN’IN “SEVDA DOLU BİR YAZ” KİTABI YUNANCADA

 

Füruzan’ın iki uzun öyküden oluşan ve Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitabı Sevda Dolu Bir Yaz Yunancaya çevrildi. Yunanistan’da Thanos Zaragkalis çevirisiyle “Ena kalokairi yemato agapi” adını alan kitap Çukatu Yayınevi tarafından yayımlandı.

Yunanistan’ın yüksek tirajlı Kathimerini gazetesindeki köşesinde kitaba yer veren eleştirmen Chryssa Spiropulu, “Füruzan’ın anlatım tarzı Katherine Mansfield’inkine benzer. Yazarın bazı anlatımlarında kahramanların iç dünyasındaki tasvirler, dış dünyadaki mekânlarla bütünleşir” diye yazdı.

Sevda Dolu Bir Yaz’da iki uzun öykü tematik olarak birbirini tamamlar. Yazar öncü, ilerici, özgün bir anlatımla hikâyelerini oluştururken, anlatımına modernist bir boyut katar. Düz bir anlatım tarzı kullanmaktan kaçınır, kullandığı öz ve biçimle kendine has bir anlatım tarzı yaratır. Daha önce yaşanan ve gelecekte yaşanacak olan olaylara duygusallıkla odaklanır. Kişisel anılarda hüküm süren çelişkiler, yaşamın zorlukları, dertler, yaşanan hüzünler, aile bireylerinin ve dostların kaybı, hızla değişip kaybolan bir dünyada, zor durumlarda, hüzün dolu olaylar yaşanırken, kadınların candan dayanışması…

Çok kişili bir panoramik fresk gibi, hikâyelerinde kişilerin yaşadığı ekonomik ve toplumsal çelişkiler yaşamlarını köstekler.

Birinci hikâyede, kentin güzel, varlıklı semtlerindeki, malikânelerde yaşayan –toplumsal saygınlığa sahip–  aynı zamanda teorik olarak kendilerini yardımsever sayan bayanlar, sıkça görüştükleri aralarında sınıfının bahşettiği otoriter bir babaanne ile hizmetçiler, evlatlıklar ve konakta yaşayan gayri meşru küçük bir kıza gelecekte yaratabileceği etik sorunlara karşı baskıcı yöntemlerle çözümler üretmesi…

İkinci hikâyede yaşanan olaylar ailenin küçük kız torunu tarafından anlatılır. Aile bireyleri hayatlarındaki büyük zorluklara, başları dik, umut ve dürüstlükle göğüs gerer, Rum komşu ve dostlarının acılarını kendi acılarıyla birlikte yaşar,  hüzünlerine destek olur. Ne ki yaşamın dayattığı acılar sonucu küçülen aile birlikteliği dağılır.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media