banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

Booker Ödüllü roman “Ahitler” nihayet çıktı!


Margaret Atwood’un 2019 Booker Ödülü’nü alan romanı “Ahitler” (The Testaments) nihayet Türkçede.

Dünya edebiyatının yaşayan en büyük ustalarından Margaret Atwood’un yeni romanı, Canan Sılay’ın çevirisiyle okurlarıyla buluştu. Yazarın en sevilen kitaplarından “Damızlık Kızın Öyküsü” adlı romanının devamı niteliğindeki Ahitler, sonbaharda The Testaments adıyla dünya okuruyla buluşmuştu. Kitap yayımlanır yayımlanmaz büyük ilgi çekti ve adı yıllardır Nobel ile anılan yazarı Atwood’a ikinci Booker Ödülü’nü kazandırmış oldu. Atwood, aynı ödülü 2000 yılında “Kör Suikastçı” romanıyla almıştı.

KADIN HAREKETİNİN DE ÖNEMLİ ROMANLARINDAN BİRİ: DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ 

Margaret Atwood’un 1986 yılında yayımlanan romanı Damızlık Kızın Öyküsü, yayımlandığı dönemde de çok ilgi çekmiş, yazarına Arthur C. Clarke Ödülü kazandırmış, ertesi yıl Booker’a aday gösterilmesini sağlamıştı. Yine de kitabın ünü zamanla yavaş yavaş arttı ve 2016 yılında Amerika’da televizyon dizisine dönüştürülmesiyle tüm dünyada en çok okunan ve bilinen kitaplar arasına girdi. Hatta Damızlık Kızın kendine özgü giysileri kadın mücadelesinin simgelerinden birine dönüştü. Kadınlar için baskıcı ve korkunç bir gelecek tahayyülü içeren Damızlık Kızın Öyküsü, içerdiği uyarı ile kadın hareketinin de önemli romanlarından biri oldu. Bütün romanlarında kadın kimliğini, çevreyi, doğayı ve özgürlükleri savunan Margaret Atwood, ilerleyen yaşında çok sevilen romanının devamını yazarak okurlarına büyük bir armağan vermiş oldu.

Ahitler, ilk romanda anlatılan baskıcı Gilead rejimini “içeriden” yıkmaya çalışan Lydia Teyze’nin, rejimden kaçışın simgesi olan Nicole Bebeğin ve onun kız kardeşi Agnes’in mücadele günlüklerinden oluşuyor. Kadınlar, bu kez Duvar’a, işkenceye, ölüme rağmen özgürlüğe kaçışı örgütlüyorlar. Zekâ, kurnazlık ve cesaret ile. Totaliter Gilead rejimi yıkılırken, geriye tüm kadınlar için, gelecek için bir kurtuluş vasiyeti kalıyor: Özgürlük duvarlarının ardındadır!

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media