Advertisement Advertisement
ayak analizi

GÖKNİL ÖZKÖK, YENİ KİTABI “BEETHOVEN MÜZİĞİN OZANI”NI ANLATTI


O bir viyola sanatçısı, akademisyen ve aynı zamanda çocuk kitapları yazarı… Klasik müziğe olan tutkusu, onu dünyaca ünlü klasik müzik bestecilerinin hayatlarını çocuklar için yazmaya da teşvik etmiş. Son kitabında Alman besteci, piyanist Ludwig van Beethoven’ın dramatik yaşamını anlatan Göknil Özkök ile yeni kitabı “Beethoven Müziğin Ozanı” için bir aradayız. Yine uzun araştırmalara dayalı, çocuklara müziğin Tanrılarından birini daha sevdirecek bir romanla karşımızda…

SÖYLEŞİ: NİLÜFE RTÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com 

Sevgili Göknil merhaba; en son 2021’in mayıs ayında “İnci’nin Kitabı” için söyleşmişiz. Aradan geçen üç yılda hayatında neler oldu, neler değişti?
Öncelikle bu keyifli söyleşi için teşekkür etmek isterim.  2021’de pandemi sürecinin sonlarına gelmiştik ve o dönem yayımlanmıştı “İnci’nin Kitabı”. Beethoven ise büyükçe bir kısmı taslak halinde, ilk bölümleri ise tamamlanmış olarak beni bekliyordu masamın üzerinde. 2021’den 2024’e kadarki süreçte de planlanmış çok konserim vardı, çok yoğun geçen bir süreç oldu benim için. Ama son bir yıl, konserler arasında Beethoven’e odaklanıp, okumalarıma hız verip, gece gündüz demeden yazarak geçtiğimiz yaz tamamladım kitabımı. Çok farklı bir süreçti benim için çünkü üçüncü biyografim “Chopin- Küle Dönüşen Kalp”’in ardından, tam on üç yıl sonra tekrar bir yaşam öyküsü yazmak kolay olmadı. Çalışma şeklimi, okuduklarımı nasıl ve neye göre ayıkladığımı, aldığım notları kurgulamayı hatırlamam biraz zaman aldı. Ama son söyleşimizden bu yana özellikle pandemide çok çok güzel kitaplar okudum, yeni yazarlar keşfettim onların külliyatını okudum derken zaman geçti. Şimdi bu soruya yanıt verirken düşündüm de benim için edebiyat ve müzikle ilgili oldukça verimli ve güzel bir dönem olmuş. Bir de kızım liseli oldu, o da ebeveynlikte çağ atladığımı müjdeliyor tabii.

Ve şimdi yine Can Çocuk’tan çıkan yeni kitabın “Beethoven Müziğin Ozanı” kitabınla yeniden çocuklarla buluşuyorsun. Klasik Batı Müziği’nin en kıymetli bestecilerinden Beethoven’ın biyografisi bu defa yazdığın. Sen zaten 2006’dan bu yana bestecilerin hayatını yine çocuklar için kaleme alan bir yazarsın. Daha önce kimlerin hayatın kaleme almıştın, biraz bahseder misin?
İlk kitabım Sihirli Mozart’la girdim çocuk edebiyatına. Kitap 2006 yılının ocak ayında yayımlandı, güzel bir tesadüfle hem de. Hiç düşünülmemiş ve planlanmamış olmasına rağmen kitabın yazım sürecinin bitişi Mozart’ın 250. Doğum Yılına denk geldi. Yayınevim Can Çocuk da Mozart’ın doğum gününe yetiştirmeye çalıştı kitabı ve Sihirli Mozart 2006 ocak ayında raflarda yerini aldı. Devamında Johann Sebastian Bach ve Frédéric François Chopin’in biyografilerini yazdım, bu kitaplarım da 2009 ve 2010 yıllarında yayımlandı. Böylelikle Chopin’in de doğumunun 200. Yılını bu kitapla kutlamış olduk. Beethoven bu seri için planladığım son kitaptı. Chopin biyografisinin ardından, müzik dışında yazdığım kitapların yanı sıra, konserlerim ve konservatuvardaki akademisyenlik sürecimin yoğunluğu nedeniyle uzun zaman geçmiş oldu.

Ve o serinin yani üçlünün devamı geldi. Peki, okurken, dinlerken, araştırırken ve elbette yazarken Beethoven’ın yaşamında seni en çok etkileyen şeyler neler oldu?
Beethoven çok ilginç bir adam. O çok sevdiği doğa kadar zengin. Duygu olarak. Sevinç, öfke, cesaret, mutluluk, hüzün, incelik, zarafet ama aynı zamanda kabalık, inat, patavatsızlık… Bünyesinde her tür duygu mevcut ve dışa vurulur şekilde. Çünkü dünyayla, hayatla bir derdi var. En çok etkilendiğim tarafı aslında müziğinde de duyduğumuz incelik, düşünülmüş ve işlenmiş detaylar. Kendime yakın bulduğum tarafları da çok, ne yalan söyleyeyim. Hakkında yazılmış müthiş kitaplar var ve okudukça, o hayatın içine daldıkça yazması bir dönem zorlaştı benim için. Estetiğe olan zaafı, güzelliğe olan hayranlığı, aslında doğaya duyduğu saygıyı gösteriyor, Bunu da her fırsatta dile getiriyor zaten. Öfkesinin ve son derece kaba davranışlarının ardında yatan, o naif ve kırılgan yapısı da beni çok etkiliyor örneğin.

“ÇOCUKLAR İÇİN YAZIYOR OLSAM DA SANSÜRLEMEDEN, BASİTLEŞTİRMEDEN, HOŞ GÖSTERMEYE ÇALIŞMADAN YAZDIM METİNLERİ”

Beethoven da müziğe saray orkestrasında, senin gibi, viyola çalarak başlıyor. Ancak mutsuz ve öfkeli bir babayla kolay geçmeyen bir çocukluk yaşıyor. Giderek işitme yetisini kaybediyor ama müziği hiç bırakmıyor. Sonrasını biraz da senden dinleyelim mi?
Çok zor bir hayat. Aile biraz da insanın kaderidir ya… Ama işte güçlü karakterler o zinciri kırabiliyor. Mutsuz ve endişe dolu geçen çocukluk yılları ve henüz çok gençken kaybetmeye başladığı işitme yetisi ve tüm bunlara müzikle, edebiyatla, sanatla tutunan bir insan. Kendisini her yönden geliştiren, besleyen, akılla, fikirle hareket eden ve toplumda daha doğrusu insanlık için bir şeylerin değişmesi gerektiğine inanan özgürlükçü bir karakter. Ben her ne kadar çocuklara yazıyor olsam da, gerçek hayatta olanı sansürlemeden, basitleştirmeden, fazladan güzel ve hoş göstermeye çalışmadan yazdım metinlerimi. Olduğu gibi. Beethoven’i yalnızca bir müzisyen olarak anlatmak istemedim. Onun devrimci kişiliği, sonucu ne olursa olsun bir şeylerin karşısında durabilmesi, kendi yaptığı işi en yüksek seviyeye getirmeye çalışırken, müziğine müdahale edilmesine asla izin vermemesi önceliğim oldu anlattığım hikayede.

Sanatçı kişiliği hepimiz için aslında büyük bir motivasyon kaynağı… Duymasa da bile müziği aslında duyuyor ve yüzyıllar geçse de hiçbir zaman unutulmayacak besteler yapıyor. Bunu neye bağlıyorsun?
Sanat büyük bir tutku. “Sanatçı” denilen kişinin sanatını icra ediyor olmasının dışında, kendi donanımı ve hayatın neresinde durduğu önemli bana göre. Farklı ve üst yeteneklere sahip bu insanların sanki dünyaya bu eserleri bırakmak için özel olarak gönderildiklerine de inanıyorum. Müzikte, resimde, sinemada, sanatın hatta bilimin farklı dallarında, farklı ışığa sahip bu insanlar, yaptıkları işlerle başka bir insanın hayatını değiştirebiliyorlar da. Bir anda insanın bakış açısını değiştiren  bu eserler başka bir insanın kendi yaşam tarihi içinde bir şeyleri değiştirebilmesinin reçetesi gibi. Biraz da azim ve çok istemek sanırım. Tamamen hayatı bu şekilde yaşamak.

(Kitabında) Yedinci ve sekizinci senfonin konserlerinde orkestrayı yöneten Beethoven, orkestraya doğru girişler verememiş ve müzik adeta bir kaosa dönüşmüş. Ve hatta en sonunda salonu öfkeyle terk etmiş. Dokuzuncu senfoninin yönetiminin de yine kendisi tarafından yapılacak olması halk içinde büyük şaşkınlıkla karşılanıyor. Ancak diğer senfonilerin aksine bunda öyle bir sorun olmuyor. Hatta tüm salon duygu yüklü, ağlayarak besteciyi ayakta alkışlıyor. Müthiş bir an… Biraz senden dinleyelim mi?
Kitaptaki kronolojik gidişat aslına sadık kalarak kurguladığım bir iskelet her zaman ama konser sahneleri gibi pek çok sahne mizansen. Yedinci ve sekizinci senfonileri yönetirken orkestra ile sorunlar yaşıyor gerçekten ama diğer konser ve besteleme aşamalarını okuduğumuz sahneler tamamen benim kurgum.

Çocukların Beethoven’ı ve eserlerini nasıl hatırlamasını istersin?
Dinlemelerini ve o müziğin içinde Beethoven’in sesini duymalarını çok isterim. Sonra, hayat boyu kulaklarına müziğini fısıldayan bir dost gibi onu yanlarına almalarını. Tüm biyografileri bu amaçla yazdım zaten. Müziği hissetmenin ne büyüleyici bir şey olduğunu, insanın kimyasını değiştirdiğini ve içsel bir yolculuk fırsatı olduğunu görebilmeleri için.

Kitabın çizimlerinde yine Kutlay Sındırgı’ya rastlıyoruz. Serinin devamında da muhtemelen onunla çalışacaksın. Ona buradan bir şeyler söylemek ister misin?
Kutlay kitabı kapağıyla da, iç görselleriyle de çok yukarı taşıdı. Biz Kutlay’la ilk kez “Chopin- Küle Dönüşen Kalp” te çalıştık. “Sihirli Mozart” ve “Bach Yürürken”’i daha sonra yeni baskılarda resimledi. Chopin’de eş zamanlı çalıştık çünkü benim kitabı tamamlamak için yalnızca üç ayım vardı, o nedenle her yazdığım bölümü Kutlay’a gönderiyordum, o da önce eskizi gönderiyor hemen ardından sahneyi son haline getiriyordu. Kutlay’ın da benim metinlerimle çok rahat çalıştığını biliyorum, bana söylediği çok sinematografik metinler olduğu, onun hayal gücü de eklenince harika görseller çıkıyor ortaya. İngiltere’de yaşamasına rağmen istediğimiz her an ulaşılabildik kendisine ve hatta kapak matbaaya gireceği gün benim telaşla ve panikle istediğim küçük bir değişikliği bile hemen halledip yetiştirdi. Tüm bunlar için kendisine buradan da sonsuz teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum.

Peki sırada hangi bestecinin hayatı var? Bu sıralamayı neye göre yapıyorsun?
Bu serinin son kitabıydı Beethoven. Müzisyen biyografilerine Beethoven’le nokta koymuş oldum. Yazmak istediğim bir biyografi var ama bir sinemacının yaşamı olacak o. Ona da daha zaman var. Şu an bambaşka tarzda bir romanla uğraşıyorum, ardında da yazmak istediğim hatta taslaklarını bitirdiğim, müzik okulunda geçen komik bir seri var.

Mozart, Bach, Chopin ve şimdi de Beethoven… Senin bestecin hangisi?
İlk önce Bach, sonra Beethoven.

Biyografileri yazarken pek çok kaynağı tarıyorsundur. Onlar hakkında yapılan filmler ve sahnelenen tiyatro oyunları da bir yandan ilham verici elbette… “Amadeus, Bethoveen’ı Anlamak” gibi… Sanatın yine sanat yoluyla anlatılması insanın ruhunu yüceltiyor. Ki müzik, benim için eşsiz, kutsal bir sanat dalı. Klasik müziğe çocukların ilgi duymalarını sağlamak için ebeveynlere özel bir önerin var mı?
İnternetle birlikte (aslında bir nimet olmasına rağmen) giderek hissizleşen insanların sanatla kendilerini iyileştirebileceklerini fark etmelerini ve harekete geçmelerini çok istiyorum. Çocukların bir şeylere ilgi duymasının tek yolu, büyüdükleri evde anne ve babanın da ilgi duyduğu alanlarının olmasıdır. Müzik dinlenmeyen, kitap okunmayan, insanı geliştirecek ilgi alanlarının, merakların olmadığı bir evde çocuğun müzik dinlemesini, kitap okumasını istemek ezberlenmiş bir görevdir. Anne, babayla, aileyle paylaşılan her şey çocuğun hayatının doğal bir parçası olur. Bir çocuğun müzik dinleme, kitap okuma alışkanlığı da, çevresinde bundan keyif alan insanları görmesiyle başlar.

Ajandakolik’te yeniden konuğum olduğun için teşekkür ederim. Kitaplarını okumak eminim çocuklar için de bir zevk… Sevgiyle…
Yeniden bir araya gelmek benim için de çok keyifliydi. Çok teşekkür ederim güzel soruların için. Benden de kucak dolusu sevgiler…

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media