TÜM AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLERİYLE KİŞİSEL BİR DEVRİM: HAZ

Raven Leilani’nin ilk romanı Haz evlilik dışı bir ilişkinin hikâyesi. Genç bir zenci kadının ilişki yaşadığı orta yaşın üstündeki beyaz adamın ailesinin  bir parçası olduğunda giz dolu sebeplerle tersine dönen ilişkinin hikâyesi dersek Haz’la ilgili ilk ipuçlarını vermeye başlamış oluruz.

YAZI: AYNUR KULAK
susuzyengec@yahoo.com

23 yaşında siyah bir kadın olan Edie’nin hikâyesi, bugün ABD’de genç bir kadın olmanın acımasız gerçekleriyle yüzleşme hikâyesi gibi duruyor ilk başta fakat Haz’ın kahramanı Edie’nin zencilerin çalışma hayatı başta olmak üzere, aile, ırk ve cinsel politikaların yaşam içerisinde rahatsız edici bir şekilde kesişmeleri romanın yazarı Raven Leilani tarafından ters yüz edici bir anlayışla aktarılıyor. Özellikle ABD’de başlayarak tüm dünyaya yayılan yaşlı erkek, genç kadın ilişkileriyle patlak veren Me Too hareketi ve yine hâlâ ABD’nin en büyük sorunu olan siyah ırka saldırıların Black Lives Matter (Siyahların Hayatı Değerlidir!) hareketine dönüşmesi Haz’ın hikâyesinin bu konulara farklı bakış açısıyla başka bir boyut kazanıyor. Genç bir siyah kadın olan Edie’nin hikâyesi benzer hikâyelerin tam aksine bir trajediye dönüşmüyor çünkü. Haz’ın otuzlu yaşlarının başında olan genç siyahi yazarı Raven Leilani klasik siyah trajedileri üzerinden bir hikâye anlatmak istememiş. Bunun yerine şehirli, yaptığı tercihin farkında, zenci genç bir kadın olarak ofis içi çalışma şartlarının kendisi için nasıl işlediğini bilerek hareket eden, teknolojinin çevrimiçi ilişki biçimlerini kullanmaktan çekinmeyip gözü kara ilişkilere girebilen Edie’nin hikâyesini anlatıyor bizlere.

Genç ve Zenci Bir Haz

“İlk kez seks yaparken tamamen giyinik, mesai saatleri içinde ve masamızın başında, bilgisayarın mavi ışığına gömüşmüş durumdayız.”

Edie’nin siyahi genç bir kadın olarak cinselliğinin son derece farkında ve çekinerek değil aksine son derece cüretkar bir biçimde yaşadığını romanın bu ilk açılış cümlesi ile anlıyoruz. Genç kadın Edie ile yaşlı ve evli bir erkek olan Eric’in internette bir flört sitesinde başlayan ilişkisi (siber seksleri) cinsel engelleri tüm normlar kapsamında yıkıp tabuları kaldırarak (Me Too) ve tüm ihlalleri açısından etkisiz hale getirerek (Black Lives Matter!) çok hızlı bir şekilde ilerler. Zamanın, ilişki biçimlerinin, cinselliği yaşamanın artık tamamıyla değiştiği böyle bir dönemde Edie’nin yaşamı hızlı bir şekilde zengin, beyaz bir çiftin yaşamına dahil olacaktır. Bir yayınevinin çocuk kitapları hazırlayan departmanında yönetici editör asistanı olarak çalışan Edie’nin  depresif  kütüphane arşivcisi olan Eric ile ilişkisi toplumsal, ekonomik, sınıfsal olarak keskin bir güç dengesizliğinin güçlü ilacı, başta yaşamın olmazsa olmaz cinsel hazzı ile birlikte tüm diğer hazlarının afrodizyağıdır.

“Yaş farkı benim canımı sıkmıyor. Benden yaşlı erkeklerin finansal durumlarının daha sabit olması ve klitorise farklı bir gözle bakmalarının ötesinde, bu keskin güç dengesizliği etkili bir uyuşturucudan farksız. İlgisizlikleriyle, uzmanlıkları arasında sıkışıp kalıyor insan. Dünyanın gitgide umursamazlığı karşısında telaşlanıyorlar. Öfkeleri ve yetişkin başarısızlıkları vücudunuzun parlak ve elastik bölgelere indirgenmesinin içine sızıyor.”

Yaşamın sadece cinsellikten gelen hazzını değil diğer durumlarla ilgili her hazzını kapsayıcı şekilde anlatarak güçlü cümlelerle oluşturulmuş bu anlatım Edie karakterinin bilindik genç siyahi kadın motifinden farklı bir şekilde ele alındığını gösteriyor. Yaş, cinsiyet ve  yüklü gelir farklılıklarına böyle bir paragrafla dikkat çeken Leilani hemen ardından yazdığı cümlelerde Amerika’nın kanayan ve iyileştirilmek istenmeyen yarasına dikkatimizi çekiyor: Irk.

“Ne var ki onun için bu yepyeni bir bölgeden ibaret. Yalnızca karısı olmayan ve onlarca yaş genç biriyle buluşmuş olması değil, siyah bir kızla buluşmuş olmasından kaynaklanıyor bu. Afrika kökenli Amerikalı derken nasıl da temkinli davrandığını hissedebiliyorum. Siyah sözcüğünü kullanmayı nasıl da keskin bir dille reddettiğini hissedebiliyorum.”

Hazzın Bilinci

Edie hem sosyal hayatta hem çalışma hayatında hem de ilişkisinde beyaz bilinçlerde gezinmeye alışık, son derece farkında siyahi bir bilinç. Bu yüzden roman tahmin edebileceğimiz bir akışla ilerlerken (Edie’nin işini kaybetmesi, ilişki yaşadığı beyaz yaşlı adamın ailesiyle yaşamaya başlaması, ailenin evlat edindiği “zenci kızları” ile umulmadık sağlam ilişkisi) sıkıcı olmamasının nedeni kurmacanın sürekli şekil değiştirme gücünü Raven Leilani’nin ilk romanı olmasına rağmen iyi kullanıyor olmasında gizli. Bir de tabii Edie’ni Eric’in karısı Rebecca ile hiç planda olmayan ilişkileri bunda büyük etken.

Haz bir süre sonra Edie’nin Eric’le olan ilişkisi üzerinden değil de beklenmedik bir şekildekarısı ile olan ilişkisi üzerinden dramatize edilmeye başlıyor. Eric’in evliliği açık bir evliliktir ve etik çıkmazlar karşında duyusal çıkmazlar bu şekilde çözümlenir. Rebacca romanın ilk bölümlerinde yalnızca Eric’in  cep telefonu ekranında bir fotoğraf ya da Eric ile Edie’nin davranışlarını yönetmek amaçlı onların kurallar listesinde bir isim olarak görünürken bu üçlü ilişki öyle bir hale gelir ki Rebecca’nın varlığı önem kazanır.

“Siyah ve yalnızım. Aynı zamanda buna içerliyorum. Kişisel çaresizlik seviyelerimiz konusunda rekabetçi hissettiğim için ona gidecek hiçbir yerim olmadığını söylüyorum. Bunu bütün sakinliğim ile söylemeyi amaçlasam da ağzımdan iğrenç ve sırılsıklam bir şey gibi çıkıyor. Ayak tırnaklarımın altındaki sırsız porselen arka arkaya utanca kapılmam sonucunda aniden bir simgeye dönüşüyor ve Rebecca  bu sözlerimi gözü kara bir şekilde, beni avutmak için tek bir söz söylemeyerek karşılıyor, sigarasını içip tırnaklarını inceliyor. Sessizliğin içinde öylece duruşu karaoke sonrasını hatırlatır gibi. Sigarasını fırlatıp arabaya binmemi söylüyor.”

Edie, Eric ve Rebecca ile kaldığı süre boyunca önemli bir değişimin içinden geçecektir ve bu değişimi maddi sebeplerden dolayı arzulayıp da yapamadığı yağlı boya tablo yapımı için değerlendirmeye başlayacaktır. Raven Leliani bir yazar olarak siyah bir kadının yaşadıklarını fırsata çevirme biçimini bu noktada akılcı bir kurgu ile tekrar yön verir. Zengin bir aile ile yaşayan Edie’yi ekonomik olarak etkin bir şekilde desteklenmesi konusunda sübvanse eder.  Haz, Edie’nin beklenenin aksine Eric’i değil Rebecca’yı tuval üzerinde başarılı bir şekilde resmetmesiyle sona erer. Fakat Haz romanı baştan sona, “Başka bir çift gözle onaylanmak istiyorum.” diyen Edie’nin hikâyesidir. Roman şu cümlelerle biter:

“Kendimle baş başa kaldığımda birinin bana acımasız ve kararlı ellerle yapmasını istediğim şey, ben bu dünyadan gittikten sonra arkamda bir zamanlar yaşamış olduğuma dair bir kayıt, bir kanıt bırakmak adına beni tuvale dökmesi.”

Edie romanlarda okumaya aşina olduğumuz hayatındaki boşlukları cinsellik başta olmak üzere hazlarla doldurmaya çalışan kusurlu bir kadın karakter fakat zenci olması ve özellikle Amerika için büyük bir sorun olan bu ırksal özelliğini bir fırsata da çevirebilmiş bir karakter olarak romanlarda yaratılan tüm diğer kusurlu siyahi kadın karakter arasında son derece özgün. Ana konusu siyahi kadın karakterler etrafında dönen hikâyelerin aksine, kendi hikâyesini kendi ağzından anlatarak yaratan Haz, Raven Leilani’nin Amerikan çağdaş edebiyatına ve dünya edebiyatına güçlü atılmış ilk adımı olarak okunabilir.

İthaki Modern serisinden yayımlanan Haz romanının çevirisi için Aslıhan Kuzucan’a teşekkür ederim.

 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media