STILL CORNERS: “DÜŞLERİ ŞARKILARIMIZA İŞLEMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Fotoğraf: Bernard Bur

Tessa ve Greg, nam-ı diğer düş yolcuları… Şarkıları, Jack Kerouac’ın “Yolda” kitabındaki gün batımı manzaralarını hatırlatıyor her daim. Köprüden önceki son çıkışı, bile isteye görmezden gelerek günbatımına doğru yol aldıkları bir gün, arka koltuklarındaki yerimizi alıyoruz. Arabayı Greg kullanıyor, dikkatini dağıtmamamız lazım. Bu yüzden soruların muhatabı Tessa. Greg’le de ara sıra göz göze geliyoruz. Tekerlekler dönüyor, bizi ufuktaki düşlere götürüyor. Hanımlar ve beyler, karşınızda Still Corners!

Söyleşi: BATUHAN SARICAN
batuhan@ajandakolik.com

Sevgili Tessa ve Greg, birbirinizle tanışma hikâyeniz bir tesadüfe dayanıyor. O tanışma olmasa bugün bu konuşmayı yapıyor olmazdık. O tanışmanın hikâyesini sizden dinlemek isteriz.

Bir tren istasyonunda, perondaydık. Tesadüfe bakın ki trenimiz -olması gerektiği gibi- beklediğimiz durakta durmamıştı. Akıllı telefonlar çıkmadan öncesi, yağmurlu bir geceydi. Bir sonraki treni beklerken konuşmaya başladık. Ben o zamanlar koroya gidiyordum; Greg de kendisiyle birlikte çalışacak bir şarkıcı arıyordu. Filmler, kitaplar ve müzik hakkında konuşmaya başladık. Gerisi mazi!

Bu buluşmanın ardından müzik yapmaya ne zaman başladınız? Sizi bir grup olmaya götüren süreçte neler yaşandı?

Oldukça hızlı bir şekilde demolar üzerinde çalışmaya başladık ama birlikte bir şey yayınlamaya karar vermemiz bir hayli uzun sürdü. Benim korodan sonra bu şekilde şarkı söylemeye geçişe alışmam biraz zaman aldı. Bu kararı verdikten sonra her şey oldukça hızlı gerçekleşti; müzik yayınlamak, sahne almak ve Sub Pop ile ilk plak anlaşmamızı yapmak peşi sıra geldi.

Aranızdaki uyumun harcının ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Her zaman yaratıcı bir uyumumuz oldu. Yıllar geçtikçe birlikte çalışma konusunda daha iyi olduk. Bazen birbirine mükemmel şekilde uyan melodileri ayrı ayrı buluyoruz. Farklı deneyimlerimiz ve bakış açılarımız, yalnız çalışıyor olsaydık mümkün olmayacak bir derinlik katıyor müziğimize.

Son tekliniz “Far Rider” harika! Bence sizin müziğiniz için sembolik parçalardan birisi. Bu parçayı da içine alacak yeni bir albüm çalışmanız var mı?

Şu anda yeni bir parça üzerinde çalışıyoruz ve Far Rider kesinlikle bir sonraki albümde yer almak için aday. Far Rider’ın müziği, sanatsallığı ve videosundan çok memnun kaldık, her şeyin böyle bir araya gelmesi harikaydı.

“Arabaya binip sadece sürdüğümüz zamanki kaçış hissini seviyoruz.” Fotoğraf: Bernard Bur

Ne zaman benim için favori olan şarkılarınızdan birini açsam kendimi bir rüyanın içinde, şafağın bir türlü sökemediği, bitmeyecek bir gece yolculuğunda hissederim: Sadece arabanın farları yolu aydınlatır. Bu hissiyatın, sizinle tanıştığım parçayla bir ilgisi olsa gerek; “Midnight Drive”. Parçalarınızda hep bir kaçış, bir yolculuk var. Yolculuk temasının sizdeki yerini merak ediyorum.

Arabaya binip sadece sürdüğümüz zamanki kaçış hissini seviyoruz. O zaman her şey mümkün oluyor. Turnelerde, özellikle de ABD’de yollar sonsuza kadar sürüyor gibi ve zihniniz sizi başka boyutlara götürüyor. Bu büyük ilham kaynağı, yola tam anlamıyla ve yaratıcı bir şekilde dönmeye devam etmemizin nedeni.

Birlikte başladığınız bu yolculukta kaybolduğunuzu düşündüğünüz oluyor mu?

Bazen hipnotize edilmiş ve bir döngü içindeymişiz gibi hissederiz. Diğer zamanlarda ise tam olarak nereye gittiğimizi biliyoruz. Devam etmemizi sağlayan da işte bu kombinasyon.

Jack Kerouac’ın Yolda kitabı sizi nasıl etkiledi?

Evet, o kitabı seviyoruz; fonda caz, şiir ve seyahat! Bana yolculuk tutkusunu hatırlatan güçlü bir kitap. Kerouac, ilham almak için yedi yıl seyahat etmiş ve ardından kitabı üç haftada yazmıştı. Biz de böyle bir bilinç akışıyla çalışmaya gayret ediyoruz; bize her şeyin nasıl olması gerektiğini söyleyen doğuştan gelen düzenleyiciyi uzak tutuyoruz ki filtrelenmemiş bir ifade elde edebilelim.

Peki siz yolculuk yaparken ne dinlersiniz?

Son turnemiz boyunca Bob Dylan’ın “Slow Train Coming” albümünü dinlemiştik mesela.

Bu kadar yolculuk demişken, harikulade manzaralara sahip Türkiye’ye gelmeyi düşünür müydünüz?

Sahne almak için Türkiye’ye gelmeyi çok isteriz ve çok yakında ziyaret etmeyi de umuyoruz. Türkiye’de daha önce Gümüşlük adındaki güzel, küçük bir köyde tatile gitmiştim, yemekler muhteşemdi ve insanlar çok misafirperverdi.

Bana gündüz düşleri gördüren bir grup olarak size, düşlerle ilgili ne düşündüğünüzü sormak isterim?

Greg cevaplıyor: Düşler geçicidir, ortaya çıkar ve sonunda kaybolurlar. Birçok hayalimiz var ve onları müziğimize dahil etmeye çalışıyoruz. Düş görme hissi, üzerinde çok düşündüğümüz bir şey. Bazen uykuya dalmadan hemen önceki o anı yakalamaya çalışıyorum. Hiç denediniz mi? Uyumaya başladığını fark etmeye çalışıyorsun, bu zor ama yapılabilir. Bazen düşleri birer yankı; geçmişin, şimdinin veya geleceğin yankısı olarak düşünüyorum. Düşler, önceki hayatımızda başımıza gelen bir şey olabilir, belki bir tür mesajdır diye düşünüyorum. Müziğimizde de yaptığımız işin büyük bir parçası düşler ve onları şarkılarımıza işlemeye çalışıyoruz.

Still Corners’ı hangi manzara tasvir eder?

Masalsı bir gökyüzü ve açık bir yol ile cılız ve tozlu bir manzara.

Müzikle uğraşmak dışındaki zamanlarınızda neler yapmayı seversiniz?

Çok film izliyoruz, çok kitap okuyoruz. Ayrıca dışarı çıkıp keşfetmeyi, yeni insanlarla tanışmayı ve diğer kültürleri tanımayı seviyoruz.

Fotoğraf: Bernard Bur

 

Batuhan Sarıcan’ın Still Corners seçkisi

  • Far Rider
  • Midnight Drive
  • Strange Pleasure
  • Sad Movies
  • The Trip
  • The Last Exit
  • Crying
YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media