NİLÜFER EYİİŞLEYEN İLE ÇOCUKLAR VE YETİŞKİNLER İÇİN YAZDIĞI “YOGA OYUNLARI” ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ


Tam da yakın zamanda korkunç bir bel ağrısı çekmiş biri olarak sanki bir işaret gibi postada belirdi bu kitap! Üstelik yazarının da zamanında aynı ağrıdan muzdarip olduğunu öğrenince ilgim daha da arttı. Gazeteci yazar ve yoga eğitmeni Nilüfer Eyiişleyen’in yazdığı Genç Destek etiketiyle yakın zamanda okurla buluşan “Çocuklar ve Yetişkinler İçin Yoga Oyunları”ndan bahsediyorum. Yogaya yeni başlayacak ya da başlamak isteyen herkese eğlenceli bir el kitabı niteliğinde olan bu kitabı ve yoganın hayatımızdaki önemini Eyiişleyen ile konuştuk. 

SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU

nilufer@ajandakolik.com 

Açıkçası daha önce çocukların da yoga yapabileceğini hiç duymamıştım. (Sanki yoga sadece yetişkinlerin dünyasına aitti!) Şimdi neredeyse iki yaşında bir kızım olduğu için bu kitabın daha çok dikkatimi çektiğini itiraf etmeliyim! “Hareket, Nefes, Beş Duyu Oyunları ve Ada’nın Hikayeleri”ni içeren “Çocuklar ve Yetişkinler İçin Yoga Oyunları”, güçlü ve sağlıklı bir bedenin yanı sıra güçlü ve sağlıklı zihnin de yoga yaparak nasıl mümkün olduğunu anlatıyor. Kitabın yazarı Nilüfer Eyiişleyen, öncelikle çocuklar için yazdığı bu kitabı için şöyle diyor: “Çocuklar, okul öncesi dönemden itibaren başlayarak çeşitli ses, nefes, denge uygulamalarıyla yogayı deneyimlemeye başlayabilir.” Gelin, daha fazlasını söyleşimizden öğrenelim.

Matbaadan çok taze çıkmış bir kitap var elimde! Senin de ilk kitabın, ilk göz ağrın! Üstelik karşımda bir editör var, ben yoga eğitmeni olduğunu düşünmüştüm yalnızca… “Çocuklar ve Yetişkinler İçin Yoga Oyunları” kitabının oluşma sürecini ve heyecanını ilk ağızdan dinlemek isterim…
Çok teşekkür ederim. Bir süredir, kendim de dahil olmak üzere dijital haberleşme ve içerik araçlarıyla ilişkimizi gözlemliyorum. Bu gözlemi yaparken ebeveynlerin çocuklarıyla, çocukların da etrafıyla iletişimlerini inceleme fırsatım oldu. Hem anatomik olarak hem de son derece kırılgan dikkatlerimizle dağınık zihinler olarak adeta yeni bir türe dönüşüyoruz diye düşündüm.

Bu nedenle de her zamanki gibi yogaya güvendim; yetişkinlerin ve çocukların nitelikli zaman geçirmesini destekleyecek, kendimizle iletişimi baştan kurmamıza yardımcı olabilecek bir rehber hazırlamaya çalıştım. “Bu kadar iddialı bir dönüşümü bu kitap mı sağlayacak?” diye akıllara soru gelebilir, bunu yapacak olan yogadır. Yogayı çocukların da anlayacağı, yetişkinlerin de hayatını kolaylaştıran bir dil ile oyunlaştırarak aktarmaya gayret ettim diyebilirim.


Kitabın arkasında tam olarak şöyle bir ifaden var: “Yoga sadece popüler haliyle hareketlerden oluşmaz. Yoga bilgisi yaratıcılığımızı harekete geçiren müthiş bir açık büfe gibidir.” Bunu biraz daha açar mısın, sevgili Nilüfer?
Teşekkür ederim bu anlamlı soru için. Yoga, başlı başına bir yaşam sanatıdır. Yoga hareketleri (asanalar) ise buzdağının görünen kısmı. Örneğin dilinizi kıvırıp üst damağa bastırırsanız sindirim sisteminizi canlandırıp “dinlensindir” moduna daha kolay geçebilirsiniz.

Gözlerinizi kapatıp iki kaşın ortasına sabitlerseniz epifiz bezi uyarılır, bu da uyku döngülerinin, bilişin ve gerçeklik algısının düzenlenmesine yardımcı olur.

Nefesi bir burun deliğinden alıp diğerinden vermek sinir sistemini regüle eder. Bunlar, antik dönemlere tarihlenen yoga uygulamalarından sadece birkaçı. Bu tip basit, günlük hayata kolayca entegre edebileceğiniz uygulamalar da yogadır.

Zihnin ve bedenin esenliği için çocukların, yetişkinlerin, yaşlıların ve hamilelerin ihtiyaçlarına çok yönlü çözümler sunan yoga uygulamaları iç salgı bezlerini, hormon üreten dokuları uyarır, insülini ve hormon dengesizliklerini düzenler.

Yoga deyince popüler kültürün ve sosyal medya görünürlüğünün etkisiyle akla ilk gelenin çeşitli hareketler olması normal. Ancak yoga bundan çok daha fazlası. Genel olarak doğru nefes alıp vermeye, konsantrasyona, zihnin dağınıklığının toparlanabilmesine, sürdürülebilir bir esenlik haline, zihinle beden bütünlüğüne yoga diyebiliriz.

“BEDENİMDEN VE NEFESİMDEN NE KADAR AYRI DÜŞTÜĞÜMÜ FARK ETMİŞTİM” 

Sen aynı zamanda gazetecilik mezunusun. Yoga ile ilgilenmeye nasıl, ne zaman başladın?
Türkiye’nin yüksek tirajlı dergilerinde editörlük ve yayın koordinatörlüğü yaptım. Ardından Destek Yayınları’ndan çıkan çeşitli kitapların editörlüğünü üstlendim, bu alanda çalışmaya devam ediyorum. Yogaya dair yeni kitaplar üzerinde de yazar olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.

İçerik üretmek çok sevdiğim bir iş. Artık bunu yoga temelli yapmak benim için iki kat mutluluk demek… En son 17. yy. Hatha Yoga metinlerinden Gheranda Samhita’nın (Satori Yayınevi) Türkçe çevirisine editörlük yaptım. Yine Destek Yayınları’ndan çıkacak olan çok güzel bir Ayurveda kitabına editör olarak katkı sağladım.

Yogaya da masa başında çalışanların çok iyi anlayacağı sebeplerle başladım. Belim ağrıyordu ve bir dostum “gel seni yogaya götüreyim” dedi. Büyülendim. Çünkü dersi veren hocam (Bora Ercan), sık sık “Kendinizi zorlamayın, rahat bırakın, bırakın, bırakın ve bırakın…” diyordu. Bırakmanın ne kadar uzağına düştüğümü fark etmiştim ve bunun ne kadar rahatlatıcı bir şey olduğunu hissetmek paha biçilmezdi. Belim iyileşti, hafifledim, içimde denize bakan bir oda açıldı sanki, daha çok gülmeye başladım, neşem yerine geldi yogayla. Bir daha da kopamadım.

Bedenimden ve nefesimden ne kadar ayrı düştüğümü fark etmiştim ve onlara kavuşmak müthiş bir mutluluk sundu bana.

Başladıktan birkaç yıl sonra daha da derinleşmek ve bilgilerimi, deneyimlerimi aktarmak için eğitmen oldum. 10 yılda 1000 saati aşan eğitim sürecim oldu ve bu devam ediyor. Bora Ercan ile çalışmalarım sürerken bir yandan da Iyengar Yoga eğitmeni çok değerli N. Sine Özsoy ile bire bir çalışıyorum. Yoga bağları ve Yoga ailesi olmak da çok iyi geldi bana.

Sana ve yaşamına kattıkları neler oldu?
Az önce söylediklerime ek olarak diyebilirim ki yoga, hem felsefesiyle hem de insana bir bütün olarak yaklaşan dönüştürücü sistemiyle benim için çok doyurucu bir yaşam biçimi.

Asana pratiklerinin, nefes tekniklerinin, meditasyonun yanı sıra yeme düzenimden kendimle ve çevremle kurduğum ilişkiye kadar tüm temel unsurları düzenleyen öğretileriyle yoga, benim için eşsiz bir yaşam kılavuzu ve yolumda sakince ilerlememe destek…

Bu kitabın yalnızca yetişkinler için değil asıl çocuklar için olması epey dikkat çekici! Kaç yaşından itibaren çocuklar yoga yapmaya başlamalı? Onların temel hareketleri, yetişkinlerinkinden çok mu farklı?
Çocuklar okul öncesi dönemden itibaren başlayarak çeşitli ses, nefes, denge uygulamalarıyla yogayı deneyimlemeye başlayabilir. Okul öncesi yaştaki çocukların normalde konsantrasyon süreleri oldukça kısadır; bu nedenle alıştırmaları çocuklara göre zamanlamamız ve daima onların katılımını izlememiz yerinde olur.

Okul dönemindeki çocuklarla yapılan yoga seansları genellikle yaklaşık bir saat sürer. Eğer ilgilerini çekecek bir atmosfer yaratırsanız ve her bir duruşu makul sürede tutarsanız, oyunlar ve uygulamalar 30 ila 40 dakika da sürebilir.

Kitaptaki oyunlar 5-12 yaş arasını kapsayan yoga temelli uygulamalar. Bir denge çalışmasını tüm yaştan çocuklar yapabilir, nefes ve beş duyu oyunlarını da öyle. Gün sonunda zihinleri sakinler, dikkatleri gelişir.

Yine kitapta yer alan güneşe selam serisini ya da denge ve dinlenme serisini 10 yaşında itibaren yetişkinlerle birlikte çocuklar da uygulayabilir.


“BU KİTAP ÇOCUKLARLA NİTELİKLİ ZAMAN GEÇİRMEK İÇİN DE BİR ARAÇ” 

Peki kitapta okuru tam olarak neler bekliyor? Bu kitabı sadece yogaya yeni başlayan ya da başlayacak olan çocuklar ve ebeveynleri için mi yazdın?
Kitap senin de belirttiğin gibi yeni başlayan yetişkinler ve çocuklar için rahatlıkla rehber olarak kullanılabilir. Kullanılabilir diyorum çünkü kitabı yazarken bunu amaçladım. Elinize alın, ihtiyacınız olan uygulamaları seçin ve basit yönlendirmelerle nefes, odaklanma, hareket oyunlarını deneyimleyin.

Aynı zamanda çocuklarla nitelikli zaman geçirmek için de bir araç Yoga Oyunları kitabı. İşten yorgun gelen anne baba çocuğuyla iyi vakit geçirememenin suçluluğunu telafi etmek için çok sağlıklı olmayan çözümlere yönelebiliyor. Bu kitabı ellerine alıp yönlendirmeleri sesli okuyarak çocuklarla birlikte ses, nefes, duruş oyunlarını 15-20 dakika oynarlar ise çocuğun yaşayacağı deneyim bambaşka olacaktır. Öğretmenler de sınıflarında bu kitaptan 5-10 dakikalık uygulamalarla çocukların dikkatini toplayabilir, enerjilerini atmalarını sağlayabilir.

Diğer yandan bu kitap yogayı bilenler için de rehber. Hem yoga eğitmenlerinin pek çok geleneksel yoga tekniğini bir arada bulabileceği bir kaynak hem de bir süredir yoga yapanlara evde tek başlarına çalışabilmelerini sağlayacak bir yoldaş.

Ayrıca ebeveynlerin ve öğretmenlerin ilgisini çekeceğini düşünerek her bir uygulamanın başında o çalışmanın faydalarını da özetledim.

Kitapta yer alan ilk bölüme “Beş duyu oyunları” adını verdim. Burada göz egzersizleri, sesler üzerine oyunlar, ısıyı hissetme, tat ve kokuyu duyumsama üzerine yoga temelli oyunlaştırdığım uygulamalar var. Kitabın bu şekilde başlamasının nedeni, öncelikle dış uyaranların farkına varmak ve sistemimizin bu uyaranlara tepkilerini gözlemleyip farkındalığımızı geliştirmek. Çünkü bu beraberinde, bedenimizi ve nefesimizi fark etmeyi getirir. İkinci kısımda ise “Ses ve nefes oyunları” sayesinde önce doğru nefes alıp vermeyi öğreniyoruz. Devam eden uygulamalar dikkati geliştiren nefes tekniklerini içeriyor ve ses oyunları da çocukların enerjilerini regüle etmeyi destekliyor. Son olarak Yoga hareketlerinin olduğu bölümde kas ve iskelet sistemini güçlendiren, geliştiren, bedeni esneten yoga temelli hareketler yer alıyor.

Ülkemizde ne yazık ki yoga hâlâ çok bilinmiyor. Elit veya marjinal kesimin ilgi duygu bir hobi alanı olarak görülüyor. Bu kanıyı değiştirmek nasıl mümkün olacak?

Evet, belli bir kesimde yoga hâlâ karikatürize edilebiliyor ancak iyi haber şu ki bundan 10 yıl öncesine göre yoga “normalleşti” diyebilirim. İlginin zamanla daha da artacağına inanıyorum. Pandemi döneminde aktif hale getirdiğimiz zihingunleri.com yoga ve meditasyon platformuna olan yoğun ilgiden de bu okumayı yapabiliyorum. Verdiğimiz eğitimlere ilgi de gün geçtikçe artıyor. Bu aşamada yoga üzerine daha çok yazmak, üretmek, yoganın yararlarını uygulamalı olarak okullarda paylaşmak pozitif katkı sağlayacaktır.

Sence yogayı sevmenin yolu nereden geçiyor? Her insanın mutlaka yoga yapmasını öneriyor musun?
Aslında her insan yoga yapıyor! Burada şunu söylemeye çalışıyorum; farkındalıkla yapılan her şey yogaya dahildir. Örneğin yürüyüşe çıktınız… Elinizde telefon, adımlarınızın farkında olmadan, nefesinizi hissetmeden, bedeniniz, kalp atışlarınız ne durumda fark etmeden otomatik bir edim içindeyseniz bu ne bir yürüyüştür ne de kendinize ayırdığınız vakittir. Ancak her adımda nefes alıp vermek, nefesi yürüyüş ritminize göre düzenlemek, bir yandan dikkatinizi yaptığınız eylemde tutmak, işte bu hem yürüyüş hem yogadır. Yoganın en yaygın anlamı bir araya getirmek, bütünleştirmektir. Bedeni, zihni, nefesi bir araya ve şimdiye getirir. Yoga bu nedenle hayatın her alanında kullanabileceğiniz bir araçtır. O nedenle “Çok zengin bir açık büfedir” diyorum.

Peki yoganın insan bedenine tam olarak katkısı nedir? Doğru nefes, doğru duruş, ağrısız bir hayat, ferah bir ruhsal dünya…?
Hindistan’da insanların kaç yıl yaşadığına göre değil omurga sağlığına göre yaşına karar verilir.

Bizler yer çekimi ile mücadele eden varlıklarız. Bu da beraberinde pek çok sorun getiriyor. Ancak şunu gözden kaçırmayalım ki yoga bir tedavi aracı olmaktan ziyade önleyici bir disiplindir. Bir sorun çıkmasını beklemeden hayatımıza dahil edersek uzun, sağlıklı bir ömür için çok iyi bir yatırım yapmış oluruz kendimize. Bazen insan günlük hayat işlerinin içinde ihtiyaçlarının farkına varamayabiliyor. Beden sinyal gönderse de duyamayabiliyoruz ve en sonunda sinyalini ağrıya dönüştürebiliyor. Bunları iyi duyup önce doktora sonra da yogaya diyorum… Gerçi ben hikayemde belim ağrıdığı için doktora gitmedim, doğrudan yogaya başladım ama çok ciddi bir sorun olmadığını ağrının niteliğinden hissediyordum ve yoga sorunumu çözdü. Kendimizi ve ihtiyaçlarımızı iyi dinleyelim.

Yogayı hayata dahil etmek; güçlü iskelet ve kas sistemi, sağlıklı çalışan iç organlar, zihinsel esneklik, konsantrasyon, odaklanma, keskin dikkat demektir. Yoga uygulamaları ayrıca iç salgı bezlerini, hormon üreten dokuları uyarır, insülini ve hormon dengesizliklerini düzenler…

Özellikle 5-12 yaş için temel aldığın bu rehber kitapta yoganın hem fiziksel hem de ruhsal anlamda gelişimi nasıl desteklediğine dikkat çekiyorsun.  Buradan ebeveynlere neler söylemek istersin? Bu konuda pek çoğumuz bilinçsiziz. Ve hiçbir şey bilmiyoruz gerçekten. Çocuklar yoga yapmalı çünkü…
Çocuklar yoga yapmalı çünkü yoga ihtiyacımız olanı bize verir. Sizin neye ihtiyacınız varsa onu… Yeter ki düzenli olarak hayatımıza dahil edelim. Mantığını kavradıktan sonra ki bu kitap bu anlamda destek olacaktır, hayatın her alanında kullanabiliriz yogayı. Yani yemek yeme alışkanlıklarımızdan hareket etmeye, doğru nefes almaktan çocuklarla iletişime, çocukların gelişimine kadar yoga, ihtiyacımızın karşılığını sunar.

Ebeveynlerin bilinçsiz olduğunu düşünmüyorum. Bilgi çağında yaşıyoruz, doğru bilgiyi seçip kullanmak önemli tabii. Şunu söylemek isterim ki hem kendiniz hem de çocuklarınız için hayatınıza hareketi dahil edin.

Geçtiğimiz Şubat ayında Lancet dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre dünya genelinde 1 milyardan fazla insan obez. Aynı çalışmada, 1990 yılından bu yana obezite oranlarının, yetişkinlerde iki katına çıkarken çocuklarda ve ergenlerde dört katına çıktığı belirtiliyor. Ayrıca buradaki verilere göre Türkiye, %43’lük oranıyla kadınlar sınıfında Avrupa’nın en obez ülkesi. Bu veriler de hareketin önemini vurguluyor. İşte bu tip bilgileri dikkate alalım mesela…

Hareketsizliğin yanı sıra bugünün iletişim hızı ve türü (videolar, görseller, sesler) çeşitli uyaranlarla bölünen dikkatler demek. Bu araçların kullanımı öyle yaygınlaştı ki ülkemizden örnekle; haftada ortalama yedi saat ile kullanıcı yaşı altıya kadar düştü. Bu sürenin içine derslere katılım, ödev araştırmaları dahil değil. Sadece oyun ve paylaşım sitelerinde video izleme verileri bu şekilde (TÜİK, 2021).

Bu nedenle ebeveynlere ikinci mesajım şu: Zamanı bu şekilde geçirmek bizi bedenen, zihnen ve ruhen bölmeye başlıyor. Yani bedenimizin aldığı şekli şemali fark etmeden saatlerimizi ekran karşısında iki büklüm geçirebiliyor, içimizdeki sıkıntının sebebini bir türlü çözemediğimiz (tonlarca görsel bombardımanın tetiklemesiyle) bir hale gelebiliyoruz. Dahası müthiş bir dikkat dağınıklığı, artık karşımızdakini birkaç dakikadan fazla dinleyememe ve kendimizi kısıtlı birkaç kelime ile ifade edip yine ekrana gömülme…

Bu alışkanlık çevremizde arttıkça, özellikle çocuklar için çok çekici bir hal alıyor ve onlara ekran saatlerini azaltabilecekleri, ebeveynleriyle nitelikli zaman geçirebilecekleri yaratıcı çözümler sunmak iyice gerekli hale geliyor.

İşte bu tabloyu yoga ile değiştirmek, değiştirmeyip ekrana gömülü hayatı sürdürmekten çok daha kolay, eğlenceli ve sağlıklı.

Yin Yoga, Mindfulness Eğitimleri veren Çağla Güngör de kitabına hikayeleriyle katkıda bulunmuş. Neler söylemek istersin?

Sevgili Çağla ile birlikte kurduğumuz YogaBizz bünyesinde yaklaşık 10 yıldır yoga üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yazdığı hikayeler aslında şimdi 21 yaşındaki kızı Ada’yla olan, çocukluk dönemindeki diyaloglara dayanıyor. Son derece sade ve eğlenceli bir anlatımı var. Üç hikâye de kitaptaki oyunlarla ilişkili ve kitaba ruhunu verdi diyebilirim… Buradan kendisine tekrar teşekkürlerimi yolluyorum.  

Ayrıca kitabın sonlarına doğru çocuklar için mandala boyama sayfaları da var! Harika! Kitabın çerçevesini sen mi belirledin? Örneğin kitabın biçimi de diğer kitaplara göre farklı. Karşımızda kare bir kitap var. 

Evet mandala boyamayı herkes seviyor. Kitabın ele alınıp kullanılması, onunla etkileşime geçilmesi amaçladığım şeylerden biriydi. Mandaladan tüm oyunlara, kitapta kullandığım dile kadar bu amaca hizmet etmeye çalıştım. Genel konsepti ben belirledim ve editörlüğümü de Çağla yaptı. Kitabın kare formatını ise Destek Yayınları belirledi. Yayınevime de buradan teşekkürlerimi sunuyorum.  

Son olarak Ajandakolik okurları için söylemek istediğini bir şeyler var?

Yogayı her şeyden önce sadece kendiniz için hayatınıza dahil edin. Önyargınız varsa kendinizi zorlamayın elbette. Önyargınıza rağmen ilginiz varsa Yoga Oyunları kitabı sizin için iyi bir başlangıç olacaktır.

Halihazırda hayatınızda yoga varsa ve “yogaya karşı boş değilseniz” seveceğinizi umduğum bu rehberi kullanın derim ve zaman ayırıp bu söyleşiyi okuduğunuz için teşekkür ederim…

Comments
  • Sebiha Ersoy

    Yolu açık olsun 🙏

    Mart 26, 2024
YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media