HOMOFOBİK BASKILAR MASHROU’ LEİLA GRUBUNUN SESİNİ SUSTURDU!


Türkiye’de Onur Haftası kapsamında yürüyüşler yasaklanırken ve İstanbul Valiliği LGBTİ+ karşıtı yürüyüşe izin verirken Lübnan’da da homofobik baskılar nedeniyle Türkiye’de de tanınan ve çok sevilen Mashrou’ Leila grubunun da dağıldı haberini aldık. Müzik yazarı Ömer Karaküçük, grubun “şimdilik” müziğe ara vermesini  Ajandakolik’e değerlendirdi. 


ÖMER KARAKÜÇÜK

omerkarakucuk708@gmail.com

 2008 yılında Beyrut’ta müzik hayatına başlayan Alternatif Rock müzik grubu Mashrou’ Leila, belirsiz bir süre faaliyetlerine ara verdiğini duyurdu. Grubun açık kimlikli eşcinsel solisti Hamed Sinno, Lübnan’da bir podcast programına verdiği röportajda: “Sosyal medyada sürekli uğradığımız taciz bu kararı almamızda etkili oldu. Bizi çok baskı altında hissettirdi. Facebook’ta 100 bin insanın size ölmeniz gerektiğini söylemesi normal bir hayat değil. Böyle çalışmaya ve üretmeye devam edemezdik” dedi.

Mashrou’ Leila; kurulduğu günden bu yana mezhepçilik, cinsiyet eşitliği ve homofobi ile mücadele eden bir tavır takındı. Bu tavır nedeniyle bölgedeki pek çok ülke tarafından etkinlikleri yasaklandı. Ürdün, ülkeye girişlerini yasakladı. 2017’de Mısır’da verdikleri konser sırasında atılan sloganlar nedeniyle pek çok insan tutuklandı, konserde LGBTQ+ bayrağı açan Sarah Hegazi aylarca polis tarafından işkence gördü ve ardından hayatına son verdi. Son olarak 2019 yılında Lübnan’ın Byblos şehrinde verecekleri konser hükümet tarafından “kan dökülmesini önlemek” gerekçesiyle iptal edildi. Konserden önce özellikle Lübnan’ın Hristiyan cemaatlerinde grubun Ibn El Leil (2015) albümüne yönelik satanizmi övdüğü ve Hristiyanlığı aşağıladığı yönünde tepkiler vardı. Grubun 2010 yılında Byblos şehrinde verdiği ilk konserde, ilk defa LGBTQ+ bayrağı açılmış, dönemin başbakanı Saad Hariri’nin de katıldığı konserde polis şiddetini ve ülkedeki yozlaşmayı kınayan şarkılar söylenmiş, hiçbir sorun yaşanmamıştı.

Sosyal medya tepkileri bardağı taşıran son damla olmuş gibi görünüyor. Grubun müzik yapabilmesinin önündeki bütün yollar bir şekilde tıkanmıştı zaten. Geçtiğimiz haziran ayında The Guardian’a röportaj veren grubun kemancısı Haig Papazyan, “Müziğimiz Orta Doğu’da susturuldu ancak uluslararası Queer topluluğu bize güç veriyor” demişti. Yine aynı röportajda, 2017 yılındaki Kahire konserlerinin grubun kaderini tamamen değiştirdiğini anlatıyor: “Ertesi gün Mısır polisi Kahire’deki tüm LGBTQ+ topluluğuna yönelik operasyonlar düzenledi. Duygusal olarak sıkışıp kaldık, ilerleyemiyorduk. Yas tutacak zamanı bile bulamadan bir krizden ötekine sürüklendik”. Hamed Sinno’da verdiği bir röportajda bu olaydan sonra suçluluk duygusunun hiç geçmediğini söylüyor.

Grup bu olaydan sonra bir süre daha devam etmeye çalışıyor. 2018 yılında yeni albüm için Beyrut’ta buluşan grup üyeleri, Lübnan’ın içinde bulunduğu sayısız krizle birlikte de umutsuzluğa kapıldıklarını anlatıyor. Takip eden yıllarda müzik aletlerini dahi nadiren ellerine aldıklarından bahsediyorlar. Pandemi, Beyrut liman patlaması, Lübnan’ın iflası, devam eden konser yasakları ve her gün sosyal medyadan gelen binlerce ölüm tehdidi, hakaret.

Orta Doğu için böylesine ender bir sesin, bir tepkinin, bir duruşun kaybı üzüntü verici. Müziğiyle gerçekten bütün Orta Doğu’da özellikle genç kitleleri yakalamayı başarmış, onların sesi olabilmiş bir grup Mashrou’ Leila. Lübnan’da, Mısır’da, Ürdün’de gençlere, yeni isimlerden kimleri dinlediğini sorduğunuzda alacağınız muhtemel ilk cevaplardan biri. Türkiye’deki kitlesi de az değil, defalarca konser verdiler.

Lübnan’ın ve tüm Orta Doğu’nun yalnızca 8-10 yıl önceki haliyle bugününü kıyasladığımızda karanlığın daha da güçlü olduğuna dair bir başka kanıt oldular sanırım. Geride kalan 14 yılda çok özel şarkılar bıraktılar ve uzun yıllar çok özel bir şekilde anılmaya devam edilecekler. Umalım ki bu kısa bir ara olsun.

Grubun dağılma haberinin sosyal medyada yayılmasının ardından pek çok hayran tarafından, 2011 yılında çıkan El Hal Romancy albümünden “Inni Mnih” isimli şarkı paylaşıldı:

“Bir zamanlar dünyayı değiştirmek isteyen biriydim. Dünya beni nasıl değiştirdi anlamadım. Gökyüzünü sırtımda taşımak istedim ama artık kendimi bile zor taşıyabiliyorum.” 

 

 

 

 

 

2008 yılında Beyrut’ta müzik hayatına başlayan Alternatif Rock müzik grubu Mashrou’ Leila, belirsiz bir süre faaliyetlerine ara verdiğini duyurdu. Grubun açık kimlikli eşcinsel solisti Hamed Sinno, Lübnan’da bir podcast programına verdiği röportajda: “Sosyal medyada sürekli uğradığımız taciz bu kararı almamızda etkili oldu. Bizi çok baskı altında hissettirdi. Facebook’ta 100 bin insanın size ölmeniz gerektiğini söylemesi normal bir hayat değil. Böyle çalışmaya ve üretmeye devam edemezdik” dedi.

Mashrou’ Leila; kurulduğu günden bu yana mezhepçilik, cinsiyet eşitliği ve homofobi ile mücadele eden bir tavır takındı. Bu tavır nedeniyle bölgedeki pek çok ülke tarafından etkinlikleri yasaklandı. Ürdün, ülkeye girişlerini yasakladı. 2017’de Mısır’da verdikleri konser sırasında atılan sloganlar nedeniyle pek çok insan tutuklandı, konserde LGBTQ+ bayrağı açan Sarah Hegazi aylarca polis tarafından işkence gördü ve ardından hayatına son verdi. Son olarak 2019 yılında Lübnan’ın Byblos şehrinde verecekleri konser hükümet tarafından “kan dökülmesini önlemek” gerekçesiyle iptal edildi. Konserden önce özellikle Lübnan’ın Hristiyan cemaatlerinde grubun Ibn El Leil (2015) albümüne yönelik satanizmi övdüğü ve Hristiyanlığı aşağıladığı yönünde tepkiler vardı. Grubun 2010 yılında Byblos şehrinde verdiği ilk konserde, ilk defa LGBTQ+ bayrağı açılmış, dönemin başbakanı Saad Hariri’nin de katıldığı konserde polis şiddetini ve ülkedeki yozlaşmayı kınayan şarkılar söylenmiş, hiçbir sorun yaşanmamıştı.

Sosyal medya tepkileri bardağı taşıran son damla olmuş gibi görünüyor. Grubun müzik yapabilmesinin önündeki bütün yollar bir şekilde tıkanmıştı zaten. Geçtiğimiz haziran ayında The Guardian’a röportaj veren grubun kemancısı Haig Papazyan, “Müziğimiz Orta Doğu’da susturuldu ancak uluslararası Queer topluluğu bize güç veriyor” demişti. Yine aynı röportajda, 2017 yılındaki Kahire konserlerinin grubun kaderini tamamen değiştirdiğini anlatıyor: “Ertesi gün Mısır polisi Kahire’deki tüm LGBTQ+ topluluğuna yönelik operasyonlar düzenledi. Duygusal olarak sıkışıp kaldık, ilerleyemiyorduk. Yas tutacak zamanı bile bulamadan bir krizden ötekine sürüklendik”. Hamed Sinno’da verdiği bir röportajda bu olaydan sonra suçluluk duygusunun hiç geçmediğini söylüyor.

Grup bu olaydan sonra bir süre daha devam etmeye çalışıyor. 2018 yılında yeni albüm için Beyrut’ta buluşan grup üyeleri, Lübnan’ın içinde bulunduğu sayısız krizle birlikte de umutsuzluğa kapıldıklarını anlatıyor. Takip eden yıllarda müzik aletlerini dahi nadiren ellerine aldıklarından bahsediyorlar. Pandemi, Beyrut liman patlaması, Lübnan’ın iflası, devam eden konser yasakları ve her gün sosyal medyadan gelen binlerce ölüm tehdidi, hakaret.

Orta Doğu için böylesine ender bir sesin, bir tepkinin, bir duruşun kaybı üzüntü verici. Müziğiyle gerçekten bütün Orta Doğu’da özellikle genç kitleleri yakalamayı başarmış, onların sesi olabilmiş bir grup Mashrou’ Leila. Lübnan’da, Mısır’da, Ürdün’de gençlere, yeni isimlerden kimleri dinlediğini sorduğunuzda alacağınız muhtemel ilk cevaplardan biri. Türkiye’deki kitlesi de az değil, defalarca konser verdiler.

Lübnan’ın ve tüm Orta Doğu’nun yalnızca 8-10 yıl önceki haliyle bugününü kıyasladığımızda karanlığın daha da güçlü olduğuna dair bir başka kanıt oldular sanırım. Geride kalan 14 yılda çok özel şarkılar bıraktılar ve uzun yıllar çok özel bir şekilde anılmaya devam edilecekler. Umalım ki bu kısa bir ara olsun.

Grubun dağılma haberinin sosyal medyada yayılmasının ardından pek çok hayran tarafından, 2011 yılında çıkan El Hal Romancy albümünden “Inni Mnih” isimli şarkı paylaşıldı:

“Bir zamanlar dünyayı değiştirmek isteyen biriydim. Dünya beni nasıl değiştirdi anlamadım. Gökyüzünü sırtımda taşımak istedim ama artık kendimi bile zor taşıyabiliyorum.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media