Bir “film”in hikâyesi: Eski Zaman Tüneli’nde Deniz, Yusuf, Hüseyin

ajandakolik 1


İhtimal ki bir gazetecinin objektifinden. Kodak marka bir film, Türkiye’ye renkli fotoğrafın ilk geldiği yıllar. Tab ettirdim çok sonra, ama filmdeki gerçekliğini yitirmişe benzedi.

Nilüfer Türkoğlu

Ankara’da Tunalı’daki bir pasajda “Eski Zaman Tüneli” isimli eskiler alıp satan dükkanın sahibi Kurtuluş amcadan şu an masamın üzerinde duran daktilomu almıştım bir zamanlar. Sonra aralıklarla oraya uğrar oldum. Bir gün bana “Dur sana bir şey vereceğim” dedi, avucuma bir küçük fotoğraf film karesi koydu. “Bak bu film karesinden başka kimsede yok” dediğini hayal meyal hatırlıyorum. Gözlerimi kıstım, alt tarafı verev kesilmiş, ışığa tuttuğum kareye odaklandım. Çok heyecanlanmıştım. Ne diyeceğimi, nasıl teşekkür edeceğimi bilemediğimi dün gibi hatırlıyorum. Ona bunu sonsuza kadar saklayacağımı söylemiştim. O da bana “Söz mü?” demişti, göz kırparak. O zamanlar ben 20’li yaşların başında Kurtuluş amca 60’ların sonlarındaydı muhtemelen. Gri anılar kenti Ankara’ya da pek gitmediğim için aslında çok az tanıdığım ama pek sevdiğim bu adamı ziyaret etme fırsatım ne yazık ki hiç olamadı. Onu bulamamakla yüzleşmek istemedim belki de, bilmiyorum. Eski Zaman Tüneli’nin de artık var olduğunu sanmıyorum, hatta belki o pasaj bile çoktan uçup gitmiştir…

Ama işte o tünelden bana kalan bu fotoğraf film karesidir. 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş’in, Hüseyin İnan’ın, Yusuf Aslan’ın son duruşmalarının fotoğrafının filmi. Yıllar sonra bu fotoğraf etrafta var mı yok mu diye biraz araştırdım, benzer sahneler var. Deniz’in, Hüseyin’in ve Yusuf’un farklı duruşları var o sanık sandalyelerinde. Birkaç farklı açı. İhtimal ki bir gazetecinin objektifinden. Kodak marka bir film, Türkiye’ye renkli fotoğrafın ilk geldiği yıllar. Tab ettirdim çok sonra, ama filmdeki gerçekliğini yitirmişe benzedi. Eskimiş, renkleri solmuş ve  Deniz, Hüseyin, Yusuf artık gerçekten gitmiş gibi oldu fotoğrafın kendisiyle birlikte. “An” sıradanlaştı, başkalaştı. Oysa bu filme ne zaman baksam hâlâ sandalyede oturuyorlar, karar hiç verilmemiş, bekliyorlar. YAŞIYORLAR!

Bugün 6 Mayıs. O gün avcuma bıraktığın için teşekkür ederim sana Kurtuluş amca! Her neredeysen bak, saklıyorum ben Deniz’leri hâlâ…

Paylaş ki çoğalsın:

One thought on “Bir “film”in hikâyesi: Eski Zaman Tüneli’nde Deniz, Yusuf, Hüseyin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan Ayvalık'ta karanfillerle anıldı

Şöyle yazmıştı kartta babası Cemil’e: “Bu sabah Ayvalık’a geldik. Aklın alamayacağı kadar güzel bir yer. Denize girdik.” Deniz Gezmiş. Ve Ayvalık, 3 fidanı karanfillerle anıyor her yıl. Tıpkı bugün olduğu gibi… Bu […]