banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

“Maddenin Halleri” ile hastanedeki hayatlara bakış


Ödüllü filmlerinin yanı sıra sanal gerçeklik projeleriyle tanıdığımız ve Filmmaker Magazine tarafından “Bağımsız sinemanın 25 Yeni Yüzü” arasında gösterilen yönetmen ve sanatçı Deniz Tortum’un son filmi “Maddenin Halleri”, Türkiye’de ilk kez gelecek hafta 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gösterilecek.

Dünya prömiyerini Ocak ayında Rotterdam’da yapan ve “yenilikçi ve benzersiz bir şiirsel deneme” sözleriyle karşılanan belgesel, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ndeki gündelik hayatı mercek altına alıyor ve sağlık çalışanlarının hastane çatısı altında olan bitenle başa çıkabilme yetilerini ve hemen dışarıdaki Türkiye’yi izliyor. “Maddenin Halleri” Ekim’de ayrıca, 39. İstanbul Film Festivali’nin Belgesel Film Yarışması’nda İstanbul prömiyerini yapacak, ardından İstanbul’da Engelsiz Filmler Festivali’nde, New York’ta da Imagine Science Film Festivali’nin Science New Wave bölümünde seyirciyle buluşacak.


Yapımcılığını Anna Maria Aslanoğlu, Öykü Canlı ve Aslı Erdem’in; ortak yapımcılığını Fırat Sezgin’in üstlendiği “Maddenin Halleri”; hastaneyi evi bellemiş doktor, hemşire ve tüm sağlık çalışanlarının gündelik hayatlarını takip ediyor ve bitmek bilmeyen koridorlarda, doktor odalarında ve ameliyathanelerde dolanarak hastanedeki yaşamı anlamaya çalışıyor. İstanbul’un en eski ve önemli tıp fakültelerinden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 2018’den beri süren ‘yerinde dönüşüm’ çalışmalarında “ömürleri bittiği” gerekçesiyle yıkılan binaların son zamanlarına da tanıklık eden belgesel; sağlık çalışanlarının hastane çatısı altında olup bitenle başa çıkabilme yetilerini, hastaların beden ile kurdukları kırılgan ilişkiyi ve hemen dışarıdaki Türkiye’yi de izliyor.


Dijital sanat çalışmalarıyla da tanıdığımız ve en son Emre Yeksan’ın ‘Yuva’ filminin dünyasından ilhamla çektiği ‘Selyatağı’ adlı sanal gerçeklik filmiyle karşımıza çıkan Tortum, “Maddenin Halleri”nde de teknolojinin görselliğini kullanıyor ve MR, BT gibi insan bedenini inceleme teknolojileri filmin bir parçası haline getiriyor. Aynı zamanda hastaneyi de benzer bir şekilde ‘makina gözü’ne tabi tutan Tortum, hastanenin mimarisini lazer tarayıcılarla üç boyutlu bir nokta bulutuna dönüştürüyor. Görüntü yönetmenliğini Deniz Tortum’un, kurgusunu Sercan Sezgin’in, müziklerini Alican Çamcı’nın ve ses tasarımını Ernst Karel ve Yalın Özgencil’in üstlendiği filmin renklerini James Norman yaptı.

“Hastanedeki yaşamın bir parçası olmaya çabaladım”

Bu filmi çekmesindeki en önemli sebebin doktor bir ailede büyümek olduğunu belirten Deniz Tortum, “Yemek masalarında konuşulan ameliyatlar, habis hastalıklara karşı alınan saygılı ama mesafeli tavır, insan hayatının kırılganlığı ve ölümün kaçınılmazlığının sürekli hissedilmesi ve bu farkındalığın getirdiği geri kalan çoğu soruna karşı olan sakin ve gelir geçer yaklaşım… Kendim doktor olmasam da ailemden bana geçen, dünyayı bir doktor gibi algılama ve bu algının tam ne olduğunu keşfetme isteğim, beni Maddenin Hallerini çekmeye iten asıl unsur oldu” diyor.

Tortum, 2015-2018 yılları arasında çektiği “Maddenin Halleri”nin hastane duvarlarının arkasında olup bitene duyduğu merakından doğduğunu da söylüyor: “Daha önce başka filmlerde görmediğim, hastanede yaşama ve çalışma deneyiminin nasıl bir şey olduğunu anlatmak, bu deneyimin insana neler getirdiği, ne tip sorular sordurttuğunu anlayabilmekti. Pek çok insanın tanıklık edemediği bu mesleğin perde arkasında neler yaşanıyor? Çalışanlar dışında kimsenin bilinci açık girmediği ameliyathanelerde neler oluyor? Doktor odalarındaki sohbetlerde neler konuşuluyor? Tüm bu yorgunluk ve gerilim nasıl atılıyor? Büyük sıkıntılar yaşanırken, ölüm kalım günlük meselelerken, sağlık çalışanları hayatlarına nasıl devam ediyor, -en önemlisi- akıl sağlıklarını nasıl koruyorlar ve tüm bu olan bitene ne tip yöntemlerle direnç gösteriyorlar? Bu soruların peşindeki kamera da yaşamı kaydetmektense, oradaki yaşamın bir parçası olmaya çabalıyor ve gündeliğin sıradanlığını, büyüsünü ve rastlantısallığını içselleştirmeye çalışarak ilerliyor.”

YORUM YAP

You don't have permission to register