BOŞANMA VE KARDEŞ BEKLEME ÜZERİNE ÇOCUKLARIN DUYGULARINA YARDIMCI İKİ KİTAP

Bir çocukla kardeşinin olacağını ya da anne babasının ayrılacağını konuşmak için doğru sözcükleri seçmek pek kolay değil. Bu kitaplar, çocukların kaygıları ve duygularına yönelik doğru sözcükleri kullanmak ve annelerle babaların yararlanabilecekleri deneyimleri aktarmak için hazırlandı. Fransız yazar Sophie Furland’ın iki çocuğun hayatlarında yaşadıkları beklenmedik olumsuzlukları anlatan kitaplarından ikisi artık Türkçede: “Annem Bebek Bekliyor” ve “Annem ile Babam Ayrılıyor”.
YAZI: NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com
Dün gece incelemesini yazacağım bu iki kitabı okurken şunu düşündüm. Hüzünlü, üzücü şeyler yazmak zor ama çocuklara hüzünlü, üzücü şeyleri yazarak anlatmak daha zor. Sevdiklerinin ölümü, anne babanın boşanması ve hatta kardeşi olacağını öğrenmek bile çocuklar için yeterince kaygı ve endişe verici, hatta üzücü. Fransız gazeteci yazar Sophie Furlaud da hayatlarının daha çok başlarında olan iki çocuk karakteriyle “zor konular”a eğilerek hem çocuklara hem de yetişkinlere bu durumlarla başa çıkmalarına yardımcı olabilecek kitaplar yazmış. Yapı Kredi Yayınları’ndan yakın zamanda Korkut Erdur çevirisiyle yayımlanan kitaplardan ikisi şu: “Annem Bebek Bekliyor” ve “Annem ile Babam Ayrılıyor.” Ama seri bunlarla sınırlı değil. Biraz araştırınca iki kitabın daha olduğunu ancak henüz Türkçeye çevrilmediğini gördüm. Onlar da “Büyük Annem Öldü” ve “Okula Gitmeyi Sevmiyorum” ismiyle yayımlanacak sanırım. Yakında onları da okumak mümkün olacaktır diye düşünüyorum.

Grafik tasarımcı ve illüstratör Laurent Simon’un şefkat dolu çizimlerinde Meltem ve Rüzgâr ile tanışalım, gelin hadi!
“Meltem’in kalbi güm güm atar, üzgün olduğunda, mutlu olduğunda, hatta korktuğunda. O yüzden sık sık kendine sorar: ‘Peki neyim var benim?’… ve bu soru onun gelişmesini sağlayacak.”
“Rüzgâr’ın gözünde kocaman gözlükleri, kafasında ise dünyaya, hayata, başkalarına, hatta kendisine dair binlerce soru var. Sürekli şu soruyu tekrarlar: ‘Peki bana kim cevap verecek?’… ve bu soru onun büyümesine yardımcı olacak.”
“ANNEM İLE BABAM ARTIK ÂŞIK DEĞİL!”
İlk okuduğum ve merak ettiğim “Annem ile Babam Ayrılıyor”. Meltem’in anne ve babası artık âşık değil. Meltem’in annesi ile babası ayrılıyor. Çok üzgün, çok mutsuz. Kalbiye iki bölünmüş, aklında bi’ dolu soru. Neden böyle oldu? Yoksa onun yüzünden mi ayrılıyorlar? Annesiyle babasını yeniden bir araya getirmek mümkün mü? Meltem artık hep üzgün mü hissedecek? Tüm bu sorulara yanıt ararken arkadaşı Rüzgâr, onun kendini kötü hissetmemesi için kolları sıvıyor. Tüm bunların onun suçu olmadığını, bunun büyüklerin sorunu olduğunu söylüyor ve küçük kızın yaralı kalbine kedili bir yara bandı yapıştırıyor. Laurent Simon’ın hayvanları da içine katarak duyguları anlattığı sayfalar boyunca bir an önce Meltem’in o minik kalbinin iyileşmesini bekliyorum. Anne ve babasını birlikte tutmak için yarattığı o sihirli ipin aslında kendisi olduğunu fark ettiği andan itibaren başlayan iyileşme süreci, gözlerimin yaşarmasına sebep oluyor. Kalbi yeniden tam bir kalp olmuş, yara bandı ve Rüzgâr’ın tüm “doğru” sözcükleri ona iyi gelmiş.
“BİR KIZ YA DA ERKEK KARDEŞİM OLACAĞINI ÖĞRENMEK TIPKI EVİMİZE DÜŞEN BİR BEBEK GÖKTAŞI GİBİ HER ŞEYİ DEĞİŞTİRECEK”
İkinci kitap ise Rüzgâr’ın hayatındaki bir gelişme üzerine kurulu! Rüzgâr’ın annesi bebek bekliyor. Rüzgar’a bir kardeş geliyor. Ama kafası çok karışık. Bunun henüz iyi ya da kötü bir şey olup olmadığından emin değil. Büyük bir huzursuzluk ve kaygı içinde. Başta kafasında dolaşan o tilkinin sorduğu soru: “Ya anne ve babam beni eskisi gibi sevmezse?!” Ve peşi sıra diğer sorular… Kardeşi ona benzeyecek mi? Abi olmak istiyor mu? Peki, annesiyle babası onu mu yoksa kardeşini mi daha çok sevecek? Rüzgâr ve en yakın arkadaşı Meltem bu defa bu sorulara beraber yanıt arıyorlar.
Bir bebek yerine bir köpek olsa daha iyi olmaz mıydı? Ya da bebek tavşan mesela… Bu defa Rüzgar’ın kafa karışıklığına Meltem çözümler bulmaya çalışıyor. Arkadaşına yardım etmek için çoktan hazır. Önce en önemli soruyu soruyor: “Küçük bir kız ya da bir erkek kardeşinin olması seni niye kaygılandırıyor? Ben olsam çok sevinirdim.”
Yazar Furlaud, aileye bir bebeğin kardeş olarak gelişinin büyük çocuk için genellikle karmaşık bir durum olduğuna dikkat çektiği bu hikâyesiyle yine çocukların kaygıları ve duygularına yönelik doğru sözcükleri kullanmak ve annelerle babaların yararlanabilecekleri deneyimleri aktarmak için iş başında…
Her iki kitabın son sayfalarında okura yönelik bir “ilkyardım çantası” mevcut. Bu çantalar, aynı duyguları yaşayan çocuklar için hazırlandı. Ailelere ve çocuklara bu tür duygu ve kaygıları yönetebilmeleri için yazılmış örnek iki kitap, “Annem ile Babam Ayrılıyor” ve “Annem Bebek Bekliyor”.
Her iki kitapta da benim en çok dikkati çeken anne ve baba resimlerine rastlamamak oldu. Bu, kimin kararıydı bilmiyorum ama çizer Laurent Simon, Meltem ve Rüzgâr’ın hikâyelerinde sadece onlara ve doğaya yer vermiş. Bunu çok sevdim!
Bu tür kitaplar arayanlar için oldukça yararlı “destek” kitaplar. Birlikte okuyup bir yol bulmak için bu seriye göz atmanızı isterim. İçiniz biraz yağmurlu da olsa sonunda orada da güneş açacak, buna eminim. Ve en önemlisi de okuduklarınız çocuklarınızın gelişmesini sağlayacak.