banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

BİR İZMİRLİ OLARAK DOĞUM GÜNÜNDE İZMİR’İ ÜÇ KİTAPLA KUTLAMAK!

Bugün 9 Eylül! İzmir’in kurtuluşu, İzmir’in doğum günü! Bir İzmirli olmak paha biçilemez çünkü… Çünkü İzmir bir başka güzel. Okurlarını edebiyatının iyi örnekleri ve zihin açıcı kurmaca dışı eserlerle buluşturan Delidolu Yayınları’nın koleksiyonundaki İzmir temalı kitaplar, kentin çokkültürlü atmosferinde, farklı yaşantıların, acıların, mutlulukların, hayallerin ve umutların iç içe geçtiği, çarpıcı hikâyeler anlatıyor.

”Smyrna’nın bütün sokakları denize götürürdü insanı; denize paralel uzanan sokaklarda bile, adım başı sokağı dik kesen yan sokaklar, daracık geçitler insanı yolunu değiştirmeye davet eder, burnuna iyot kokusunu, kulağına suyun hafif çalkantısını üflerdi.”

Levanten yazar Loren Edizel, İzmir Hayaletleri‘nde, Birinci Dünya Savaşı’ndan Kurtuluş Savaşı’na uzanan, pek çok karakterin ve farklı tarihî olayın iç içe geçtiği; kent tarihi, komşuluk, kültürel miras gibi sosyal temalardan esinlenilerek yoğrulmuş girift bir anlatıya imza atıyor.
”Benim için Karataş, önce tramvayları sonra troleybüsleri, sakız biçimi cumbalı evleri ve o evlerin arasından denize uzanan dar ve küçük sokakların bitiminde denizden çıkardığımız midyeleri arkadaşlarımla teneke üstünde pişirip yediğimiz unutulmayacak bir rüya!”

Kültür insanı Tekin Özertem‘in yazdığı Geride Kalan, 50’li, 60’lı ve 70’li yılların İzmir’ine odaklanıyor, bilhassa da kentin sanatsal üretkenliğine ve kozmopolit toplum yaşantısına tanıklık ettirerek İzmir’i çok daha yakından tanımamızı sağlıyor.
”Hepimiz siyah-beyaz bir fotoğrafın içindeydik ve ellerimiz arkadan kenetlenmişti.”


Orhan Berent
‘in, ismini Altay’ın efsane futbolcuları Clarke kardeşlerden alan romanı Clarke’ın Doru Tayları, Alsancak Garı’ndan Şirinyer Hipodromu’na ve at yarışlarına uzanan dinamik arka fonunun önünde, dokunaklı bir aşk hikâyesi anlatıyor.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media