banner-image

 

Biz Kimiz ?

Biz şuyuz; Dünya ne kadar kötüye giderse gitsin sanatın hep var olacağına ve insanları iyileştireceğine inananız.
Biz şuyuz; Çalıştığımız gazetelerden kovulsak da, haksızlığa boyun eğmeyen, kendi mecramızı kurup yola devam edeniz.
Biz şuyuz; Özgürüz, günceliz, yazar çizeniz, haber okuyanız, haber vereniz, sanatın ve sanatçının yanındayız.
Biz gazeteciyiz, yaratıcıyız, sanatçıyız, pes etmeyeniz.
Biz ajandamızı sizlerle paylaşan Ajandakolik’iz.

 

Logo üzeri reklam

ANYA TAYLOR-JOY: THE QUEEN’S GAMBIT’İN VEZİRİ

Fotoğraflar: RYAN MCGINLEY


The Queen’s Gambit dizisinde akıldan çıkmayan performansı ile 24 yaşındaki Anya Taylor-Joy, hem karizmatik oyunculuğu hem de aynı paralellikte seyreden müthiş cezbedici güzelliğiyle Hollywood’un yeni starı. Vanity Fair dergisinin Nisan sayısına kapak olan aktris, beyazperdenin dev isimleriyle birlikte yer alacağı yeni filmini ve The Queen’s Gambit dizisinin yarattığı uluslararası fenomenliği Zoom üzerinden anlattı.

Şimdiye kadar yedi yılda 16 filmde oynadı. Ama hepimiz onu Scott Frank ve Allan Scott tarafından hazırlanan Netflix’in mini dizisi “The Queen’s Gambit” dizisindeki satranç şampiyonu Beth Harmon rolüyle tanıdık. Oysa Netflix’in biraz altını üstüne getirdiğinizde Anna Taylor-Joy’un 18 yaşındayken başrolünde yer aldığı doğaüstü bir korku filmi niteliğindeki “The Witch”te de görebilirsiniz.

Vanity Fair dergisinin Amerikan edisyonuna kapak olan genç yıldız, şu aralar Los Angeles’ta yönetmen David O. Russell ile film çekmekle meşgul. Filmle ilgili bilgiler oldukça gizli tutulmakla beraber kadrosunda Robert De Niro, Chris Rock, Margot Robbie, Christian Bale, Mike Myers gibi isimlerin yer aldığı söyleniyor. Anna Taylor-Joy da yine ekibin en çaylak oyuncusu. Oysa bugünlerde ünü tüm dünyayı ele geçirmiş durumda. Vanity Fair ile Zoom üzerinden yaptığı söyleşide bu kadronun içinde yer almanın kendisini nasıl hissetirdiğini ise şöyle açıklıyor: “Sinemanın devleriyle yan yana olunca sanki bir çocuk gibiyim. Bebeğim! Bu delilik!”


KATE MOSS’U KEŞFEDEN KADIN ONU DA KEŞFETTİ

Ailede altı çocuğun en küçüğü olan Taylor-Joy Miami’de doğdu ancak ailesi o daha bebekken Buenos Aires’e taşındı. Altı yıl sonra da Londra’ya taşındılar. Orada ülkesini özleyen ve sadece İspanyolca konuşan Taylor-Joy, iki yıl boyunca İngilizce öğrenmeyi reddetti.Harry Potter kitapları ise İngilizce öğrenmesinde etkili oldu. Kendini mutsuz bir çocuk olarak hatırlıyor. “Ah, 11 yaşındaki Anya kesinlikle garip bir dönemdi,” diye içini çekiyor. Birkaç yıl sonra, Kate Moss’u keşfeden Storm Management’tan Sarah Doukas, sokakta Anya’yı fark ediyor. Başarılı oyuncu, hayatının yönünü değiştiren o zamanki görünümünü ise şöyle dile getiriyor: “Başım daha küçüktü ve gözlerim aynı boyuttaydı. Kafamın biraz büyümesini ve beni biraz daha orantılı göstermesini bekliyordum.”

Başta da söylediğimiz gibi müthiş cezbedici güzelliğine rağmen Taylor-Joy aynalara bakmayı pek sevmiyor: “Kendimden kaçtığım için değil aksine dış dünyayla etkileşimde olmayı istediğim için. Ve dış dünyayla iletişim kurduğunuzda kendinize bakmıyorsunu bile, önünüzdeki kişiye bakıyorsunuz.”

DÜNYANIN ONU TANIDIĞI DİZİ: THE QUEEN’S GAMBIT 
(spoiler içerir.)
Walter Tevis’in 1983 tarihli aynı adlı romanına dayanan dizi, 1950’lerin ortalarında Kentucky’de başlıyor. Burada annesinin intiharı gibi görünen bir araba kazasından sonra öksüz kalan dokuz yaşındaki Beth ile tanışıyoruz. Bir Hıristiyan yetimhanesi olan Methuen Home’da her gün belli bir dozda çocuklara verilen sakinleştiricilere Beth Harmon da maruz kalıyor. Ancak onun hikayesi diğer çocuklarınkine göre farklı ilerliyor. Yetimhanenin bodrum katında bir satranç tahtasının önünde çatık kaşlı Bay Shaibel ile tanıştığında hayatınınakışı tamamiyle değişiyor ve her şey o soruyla başlıyor: “Bu oyunun adı ne?” 

Beth’in satrancı keşfetmesi, geceleri aldığı sakinleştiricilere olan bağımlılığıyla aynı zamana denk geliyor ve yatağının üstündeki tavanda her zaman dev bir satranç tahtası görüntüsü beliriyor. Seyirci, böylelikle Beth’in dehasını ve madde bağımlılığını bir arada izlemiş oluyor. Sonrası ise çok genç yaşta aklı yalnızca satrançta olan ve bunun için gece gündüz çalışan, okuyan, oynayan genç bir kadının ilerleyişi, yükselişi ve zaferi…

Beth Harmon rolü için Joy, “O, kafamda ve hayatımda çok uzun zamandır sahip olduğum bir ses,” diyor ve ekliyor, “Benim hayatıma benzeyen, kendime çok yakın bulduğum bazı sahneler vardı. Benim deneyimlerimle neredeyse birebirdi ve bu yüzden çok gerçekti.”


BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? 

THE QUEEN’S GAMBIT ASLINDA NE DEMEK? 
Diziye ismini veren “The Queen’s Gambit”, aslında bir satranç terimi. Türkçeye “Kraliçe’nin Gambiti” olarak çevrilse de oyunun kurallarında tüm olay vezirde bitiyor. Bizde de “Vezir Gambiti” olarak adlandırılan bir satranç açılışı olan bu hareket,  d4 d5 2. c4 hamleleriyle tanımlanıyor.

DİZİNİN SON SAHNESİNDE GERÇEK BİR VEZİR
Eğer diziyi izleyip perde arkasını henüz izlemediyseniz mutlaka izleyin. Peruğundan kostümüne, set atmosferinden oyuncuların yorumlarına bu 14 dakikalık “Kamera Arkası” bölümü de oldukça eğlenceli ve merak giderici. Beth Harmon’un son sahnede giydiği beyaz mantosu ve beresiyle, dizinin kostüm tasarımcısı Gabriele Binder’in onu beyaz bir vezir gibi göstermek istediği ise en önemli ayrıntılar arasında.

Anya Taylor-Joy, Nisa ayında Vanity Fair’de hayatının öncesi ve sonrasıyla…

(Bu içerik, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.) 

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media