“90’LARDA ÇOCUK OLMAK” KİTAP SERİSİNİN YAZARI YELİZ AĞIRMAN ÇAKMAK: “GÜNÜMÜZ EBEVEYNLERİNİN ÇOCUKLUĞUNU ÇOCUKLARA ANLATMAK İSTEDİM”

1990’lı yıllar pek çoğumuzun hayatı için sadece bir mazi değil, sıcak, samimi ve büyülü bir dönem demekti. Hele ki o zamanlar çocuk olanlar için 90’lar başka bir ruha sahipti. Yeliz Ağırman Çakmak’ın 10 kitaplık serisi “90’larda Çocuk Olmak” ile tanışınca o dönemi bugünün çocuklarına anlatma fikri benim de hoşuma gitti. Eh ne de olsa ben de 90’larda çocuk olmamış mıydım? Destek Yayınları tarafından geçtiğimiz günlerde minik okurla buluşan kitapları yazarıyla konuştuk.
SÖYLEŞİ: NİLÜFER TÜRKOĞLU
Muhtemelen aynı yaşlardayız. Ben 1990’da tam olarak 8 yaşındaydım. Tam bir çocukluk çağı! Ve 90’larda çocuk olmanın ne demek olduğunu iyi bilenlerdenim. Benim de bir tutamı Adana’da ve sizin gibi bozkırda Ankara’da geçen bir çocukluğum oldu. Bana Yeliz’in 90’lara ve çocukluğuna dair hatırladığı en net şey neydi, gidelim mi o yıllara?
Seve seve gidelim. (Gülüyor.) Hatırladığım en net şey soba. Bir odada yanan soba tüm aileyi toplardı etrafına. Üzerine koyulan portakal kabukları dünyanın en güzel parfüm kokusundan bile daha güzeldi. Gece olunca alevlerin tavana yansıyan şekillerini izleyip hayal kurarak uykuya dalmak, yüzümüzde garip bir tebessüm ile. Ahhh bir de sokak oyunları! Tek bir top ile tüm mahalle çocukları toplanır toplu oyunlar kurardık. Sokakta özgürce oynayabilen şanslı çocuklardık.
Destek Yayınları aracılığıyla okurla buluşan “90’larda Çocuk Olmak” kitabını yayımladınız yakın zamanda. Bu bir proje kitap olarak mı ortaya çıktı yoksa sizin hep aklınızda böyle bir kitap yazma fikri var mıydı?
Ruhen 90’larda kalmış biriyim. Uzun zamandır o güzel dönemi çocuklarımıza anlatma, aktarma isteğim her zaman vardı. Kitaplarımı yazmayı tamamladıktan sonra üç yılı aşkın revize sürecim oldu. Sözcüklerimi ilmek ilmek işledim cümlelere. Çocuklarımız kitaplarımı okuduğunda olumsuzluğa yer verecek hiçbir sözcük olmasın, eğiticiliği ve öğreticiliği yüksek olsun diye çok emek verdim. Sonunda heybeme yüklediğim kitaplarım Destek Yayınevi ile hayat buldu ve okurlarıyla buluştu. Yayınevime ve Yelda Cumalıoğlu’na ilgisinden ve desteğinden ötürü sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
10 kitaplık bir seri bu aynı zamanda. Yağmur isimli küçük bir kızın büyüme hikayesi; maceraları 8 yaş üstü çocuklarla buluşuyor. Fonda da 90’lı yılları bize hatırlatan pek çok şey… Bu biraz da sizin çocukluk hikayeniz olmalı, öyle değil mi? Yağmur ve Yeliz arasındaki ortak özellikler neler, bize ikisini de biraz tanıtır mısınız?
Aslında bu hikayeler sadece benim çocukluk hikayem değil. Bu hikayeler, doksanlı yıllarda çocuk olmuş koca bir neslin hikayeleri. Bizlerin sevinçleri, korkuları, merakları, yaşantıları, mutlulukları, hayalleri. Yağmur, şu anda doksanlarda yaşayan şanslı ve meraklı bir kız çocuğu. Yeliz, o güzel dönemi, zihninde kalan anılarla yaşayabilen iki çocuk annesi bir ebeveyn. İkisi arasındaki ortak nokta duygusal olmaları, aile ve arkadaş ilişkilerine verdikleri önem, doğaya ve hayvanlara yükledikleri anlam. Bir de bozkıra ve yağmura olan sevdaları. İkisi içinde yağmur demek; bereket demek, hayat demek, gelecek demek.
Günümüz çocuklarına 90’lı yıllara dair hatırladıklarınızı bir çocuğun serüvenleri üzerinden kitaplar aracılığıyla anlatmak harika bir düşünce. Belki o günleri tam olarak yaşayamazlar ama bir şeyler hissedeceklerine eminim. Tam olarak neyi amaçladınız bu hikayelerle?
Günümüz ebeveynlerin çocukluğunu, çocuklara aktarmak istedim. Onların da bir zamanlar karne heyecanı yaşadıklarını, dert edindikleri şeyleri, merak ettiklerini, sahip olduklarını ya da olamadıklarını, paylaşabilen yanlarını, paylaştıkça artan mutluluklarını bilinsin istedim. O dönemin ruhunu, aile ve arkadaşlık ilişiklerini, mahalle kültürünü gelecek nesillere aktarabilmeyi amaçladım.
Dilerim onlarca çocuğa, ebeveynlere, öğretmenlere ulaşır kitaplarınız. Mahalle kültürü, dostluklar, cep telefonsuz, bol sohbetli aile sohbetleri, fotoğraf makinesiyle fotoğraflar çekmek, soba üzerine fokurdayan çaydanlıklar, blok flütle çalmayı öğrenmekle geçen müzik dersleri, her Pazar televizyonda yayınlanan Bizimkiler dizisi ve daha pek çok şey… Tüm bunları yeniden yaşayıp anlatmak epey eğlenceli ve bir tutam da hüzünlü olmuş olsa gerek… Neler söyleyeceksiniz?
Güzel temennileriniz için çok teşekkür ederim. Evet, yazarken eğlendiğim, gülümsediğim, kahkahalar attığım, hatta babamın aldığı ilk aracımızın maketini internetten bulmaya çalıştığım anlar çok oldu. Ama öyle anlarda oldu ki ıslanıp dağılan cümlelere inat dinmedi gözümden akan yaşlar. Bırakıp kalemi uzaklara dalıp gittiğim saatler, istemsizce masamdan kalkıp kendimi plağın başında eski şarkıları dinlerken bulduğum haller … Evet yazdığım kitaplar çocuk kitapları. Ama dönem 90’lar. Yaşadığım bu duygu selini de yalnız 1980’li ve 1990’lı yıllarda çocuk olanlar anlar.
90’ların müzikleri de hiç unutulmuyor. Bu dönemi bu kadar değerli ve unutulmaz kılan sizce ne? Samimiyet belki en çok evet ama başka ne?
O dönemin şarkıları da bizdendi. Kavuşulamayan sevdaları, kalbe gömülen aşkları, bir ömür tutsak edilmiş hayatları, geç kalınmışlıkları, erken varışları, mutlulukları, vuslatın en güzel halini anlatırdı. Öyle içimizdendi ki dokunurdu her birimize ayrı yerlerden. 90’larda güzeldik, samimiydik, masumduk, kalıba girmemiş en doğal halimizle biz bizdik, dostumuza derin yaralar açan değil yara bandı olandık. Kıyamayandık … Hayata güzel bakan koca bir neslin çocuklarıydık.
Bu seri aynı zamanda sizin ilk kitap deneyiminiz. Bunun başka heyecanı da olsa gerek. Çocuklar için yazarken ve o dönemin atmosferini anlatırken nelere dikkat ettiniz, hikayeleri nasıl şekillendirip ortaya çıkardınız, merak ediyorum.
Evet, bu seri benim ilk kitap deneyimim. Kitapları basılmış haliyle gördüğümde heyecandan ellerim titredi, ağladım, güldüm, bir süre dokunamadım bile. Yazarken, geçmişimin o güzel atmosferi içerisinde kalarak eğitici içerikleri hikâyenin doğal akışında kullanmaya dikkat ettim. Örneğin kahraman Yağmur, babasıyla soba borusunu temizlerken içindeki siyah şeylerin kurum olduğunu öğreniyor. Oradan açılan diyalog onları sesteş kelimelere götürüyor. Hikayeleri şekillendirirken o zamanların ruhundan, dizilerinden, sanatçılarından, çizgi film kahramanlarından ayrılmadan, eğlenceli ve eğitici olmasına dikkat ettim.
İlk kitap deneyiminde bir seri hazırlamak da epey meşakkatli olmuş olsa gerek. Ne kadar sürede yazdınız 10 kitabı ve nasıl, içinize sindi mi?
Evet meşakkatli bir o kadar da eğlenceli ve duygusal bir süreçti. Kitaplarımı yazmaya 2021 yılında başladım. Kitaplarımı dil, anlatım, verilen mesaj ve içerik bakımından kolaydan zora doğru kademe kademe ilerlettim. Kitapları yazıp bitirmem yaklaşık altı ay sürdü. Asıl süreç sonrasında başladı. Üç yıl boyunca her cümleyi, her kelimeyi mercek altına aldım bir bir. Çocukların gelişimine, düşünce yapısına, psikolojisine dolaylı da olsa iyi gelmeyecek tek bir sözcüğe dahi yer vermedim. Evet, süreç çok uzun ve zordu. Ama sizin sorduğunuz soruya rahatlıkla evet içime sindi demenin rahatlığı ve huzuru içerisindeyim.
Sedat Gösterikli’nin resimleri de kitaplarınıza yoldaşlık ediyor. Çizimler konusunda herhangi bir müdahaleniz oldu mu?
Evet, Sedat Gösterikli’nin resimleri kitaplarıma yoldaşlık ediyor. İyi ki yoldaşımız olmuş iyi ki. Çizimlere müdahale etmedim. Ara sıra fikir alışverişi yaptık sadece. Sedat Bey’in profesyonelliğine bıraktım “90’larda Çocuk Olmak” setinin kitaplarını. Sedat Bey de kitapları bir bir okudu ve nereye ne çizeceğine kendisi karar verdi. Çizdikleri, hayalimde canlanandan çok daha ötesiydi. Sizin vasıtanızla tekrar teşekkür ediyorum kendisine.
Yeni kitapları şimdiden düşünmeye başladınız mı? Yeniden çocuklar için mi yazmayı düşünüyorsunuz. Var mı hiç ipucu?
Çocukların gelişimine katkı sağlayacak farklı projeler üzerinde çalışmaya başladım bile. Onlara yeni dünyalar sunmak ve hayal gücünü geliştirmek, her zaman önceliğim olacak. Bu kadar ipucu yeterli sanırım. (Gülüyor.)
Okurunuz bol olsun. Emeğinize sağlık. Ajandakolik okurları için son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Çok teşekkür ederim. Sizin de emeğinize sağlık. Geçmişimizi geleceğimizle buluştururken eğiten, eğlendiren, öğreten “90’larda Çocuk Olmak” setimizle ilgili Ajandakolik okurlarının yorumlarını heyecanla bekliyorum.