Caz dinleyenlerden misiniz yoksa caz dinlemeyenlenden misiniz? Bu söyleşiyi caza gelip okur musunuz yoksa okumaz mısınız? Hani bugün de tam günü: Dünya Caz Günü!  Ve cazın genç isimlerinden oluşan Cazzip Project Ajandakolik’te.

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

2018’in en çok beğenilen caz albümlerinden birine imza atan Cazzip Project, 4 Nisan’da dünyaca ünlü müzisyenleri ağırlayan New York’un ünlü müzik kulübü Nublu’da sahnedeydi. Bu haberi öğrendiğimde “Vayyy!” dedim “Ama ben tanımıyorum bu grubu!” Sonrası keşif zamanı…  Stories’ ismini verdikleri ilk albümü evirip çevirip birkaç defa dinledikten sonra izlerini sürdüğüm Cazzip Project’le biraz cazladık. Hazır 30 Nisan Uluslararası Caz Günü bugün, cazdan daha iyi ne olabilir ki elimizde?

Öncelikle ‘Stories’ albüm kapağınızı çok beğendiğimi söyleyerek başlayayım.

Aslı Özer: Beğenmeniz çok mutlu etti çünkü dizayn ederken biz de üzerine oldukça kafa yorduk. İllüstratif bir görseli olsun istedik, hem müziğimizin enerjisini yansıtsın hem de farklı olsun. Kapak çizimini Nazlı Sahin yaptı. Çok genç ve yetenekli biri. Logomuzu da Turgay Yıldız tasarladı. Bence harika iş çıkarttılar ve sonucunda içimize sinen bir kapak oldu.

Erhan Ertetik: Bir gün provadan çıktık, Kadıköy’de bir kafede otururken böyle bir kapak tasarımının bizi çok iyi yansıtacağını düşünüp heyecanla karar verdiğimizi hatırlıyorum. Tabii özel yetenek Nazlı Şahin’in eseri.

Ellerine sağlık o zaman Nazlı Şahin’in. Sizi bilmeyenler için grubu tanıyalım. Kimlerden oluşuyor Cazzip Project?

Aslı: Piyano/klavyelerde ben Aslı Özer, basgitarda Erhan Ertetik ve davulda Ertuğrul Biber.

Grubun ismi de epey ‘cazip’! Kimin fikriydi bu isim?

Aslı: Aslında uzun bir süre grubumuzun ismi yoktu. Çok fazla müziğimize odaklanmıştık. Sıra isim bulma işine geldiğinde fikri ben ortaya attım. ‘Cazip bir caz projesi’ fikrinden doğdu. Sonrasında beylerin de hoşuna gitti. Anlamına ilişkin onların farklı yorumları oldu tabii.

Erhan: Uzun süre ismimiz olmadan çalışmalarımıza devam ettik. Sonra Aslı güzel bir fikirle geldi. Değişik ve ilgi çekici bir isim oldu, genel olarak da sevildi.

2018’de çıkardığınız ilk albümünüz ‘Stories’ en iyi caz albümleri arasında gösteriliyor. Dinleyiciden gelen tepkiler, yorumlar, eleştiriler nasıl?

Aslı:
Albüm henüz bir yaşında ve beklediğimizden de iyi bir yol kat etti. Enstrümantal bir albüm ve aslında ufak bir kitlenin takip ettiği bir tür ‘caz fusion’. Ama albüm isminden de anlaşılacağı gibi her parçada ayri bir hikaye anlatıyor. Özellikle kendi bestelerim için söyleyebilirim ki, her bir notası birebir içinde bulunduğum duyguların yansıması. Kendi hayatım… Bu kadar gerçek olması nedeniyle de insanları içine alabildiğini düşünüyorum. Bir de gerçekten popülarite kaygısı olmadan yaptık bu albümü. Amacımız sadece ve sadece hissettiğimiz ve sevdiğimiz müziği yapmaktı. Sonucunda hem yurt içi hem de yurt dışından çok güzel geribildirimler aldık.

Erhan: Çok özenerek hazırladığımız bir albüm oldu ‘Stories’. Genel olarak olumlu eleştiriler var albümle ilgili, bu kadar çok sevilmesi bizi mutlu etti.

Geçtiğimiz Şubat ayında da bu albümdeki parçalardan ‘Rainbow’a, adının aksine, siyah beyaz bir klip çektiniz. Klibin konusu bir hayli ilgi çekici. Bir adamın içindekendisini gördüğü bir tablo alev alevyanıyor. Sonrasını sizden dinleyelim… 

Aslı: ‘Rainbow’ parçasının vermek istediği mesaj aslında “Her fırtınadan sonra en güzel renkleriyle gökkuşağı belirir.”  Parça da aslında melodik olarak karanlık ve sert başlıyor. Klipte de bu mesaja paralel olarak bir umutsuzluk fırtınası içinde zamanda geriye doğru ilerleyen bir adam var. İçindeki hüzün ve korkunun yansımasını tablo alevler içindeyken görüyoruz. Klip boyunca zamanda geriye doğru ilerlerken baktığı tabloda aslında bu yangının başladığı ani ve daha önce fark etmediği bir ışığı görüyor. Ona umudu hatırlatan gökkuşağını (rainbow). Kendine dönüyor yani.

“KENDİ GÖKKUŞAĞINIZA ULAŞABİLMEK İÇİN FIRTINALARDAN GEÇMENİZ GEREKİYOR”

Klibin sanırım bir başka ilginç özelliğiyse saniyede 200 kare tekniğiyle, 53 saniyelik tek bir plan şeklinde çekilmesi. Bunda yönetmen Egemen Polat’ın etkisi görülüyor. Anlatmak istedikleriniz kliple taçlandı mı?  

Aslı: Ben klibi çok farklı bir gözle izlemelerini istiyorum insanların. O tabloya bakarken aslında zamanın bu kadar yavaş, tek bir noktaya sabitlenmiş bir şekilde ilerlemesi sinir bozucu. Arka planda müzik akıp giderken klip sizi tabloya kitliyor ve kendinizle, duygularınızla baş başa bırakıyor. O anda içinizde ne oluyor? Korkularınız neler, siz hangi fırtınalardan geçtiniz? Bunlarla yüzleşip kendinizle baş başa kalabiliyor musunuz altı dakika boyunca? Anda kalabiliyor musunuz? Kendi gökkuşağınıza ulaşabilmek için bu fırtınalardan, acıdan geçmeniz gerekiyor. Hayatın özeti bu! Klibi bu gözle değerlendirirseniz ne kadar farklı olduğunu anlayabilirsiniz.

Yeni klipler düşünüyor musunuz? Bir caz parçasına klip çekme fikri bir yandan değişik de. Biliyorsunuz ülkemizde müziğe dayalı bu tip albümlerin pek klibi olmuyor. Ne dersiniz? 

Aslı: Evet kesinlikle çünkü parçalar uzun ve enstrümantal. Ama aslında bunun bir diğer nedeni de böyle bir alışkanlığın olmaması. Bizler klip çekmeye devam edelim, yaratıcı fikirler geliştirelim ki insanlar değişik deneyimlere alışsınlar, fikirler fikirleri doğursun. Cazzip Project’in bir sonraki klibini H.I.P.’e çekeceğiz. Rainbow’dan çok farklı olacağını söyleyebiliriz.

Erhan: Evet bu konuda biraz sıkıntı yaşıyor ülkemizdeki gruplar. Genel olarak ya performans klipleri oluyor ya da hiç klip olmuyor. Biz müziğimizi anlatan bir klip yapmayı hedefledik ve Egemen’in dokunuşuyla içimize sinen bir iş çıktı ortaya.

Bu arada dünyaca ünlü müzisyenleri ağırlayan New York’un ünlü müzik kulübü Nublu’da 4 Nisan’da sahne aldınız. Tebrikler! Nasıl geçti?

Ertuğrul Biber (Davul):
Benim için büyük olaydı. Yıllardır YouTube’da sevdiğim müzisyenlerin Nublu performanslarını izlerdim ve orada çalmayı düşlerdim. Bunun gerçeğe dönüşmesi büyük mutluluk.

Aslı: Bizim için çok özel bir deneyimdi çünkü Cazzip Project’in ilk yurt dışı konseri, müziğin kalbi New York’ta oldu! Amerikalı müzisyenler icin bile çok büyük hayaldir bu. Nublu, çok iyi isim yapmış, çok kaliteli müzisyenlere sahne veren bir müzik kulübü. Bizler de müziğimizi buradaki kitle ile buluşturma fırsatı elde ettik. Çok çok iyi geribildirimler aldık! Bu yaptığımız işe daha da inanmamızı sağladı. Zaten Cazzip Project’in en büyük amacı yurt dışına açılmak, müziğini ülke sınırları dışına çıkartmaktı. Bu doğrultuda ilk adımı atmış bulunduk ve devamı geliyor. Bu arada New York’taki konserimizin video ve ses kayıtlarını aldık, tüm konseri takipçilerimizle paylaşacağız.

Erhan:  Çok heyecan vericiydi!! New York’ta gerçekten harika bir müzik ortamı var. Hem motive edici hem de sizi kendine hayran bırakan müzisyenlerle dolu. Sürekli üretmeye ve yeniliğe açık olduğumuz için bizi sık sık görebilirsiniz oralarda.

Mayıs ayında da Hollanda Amersfoort Caz Festivali’nde sahne alacak ilk Türk caz grubu olacaksınız. Neler hissediyorsunuz? Festivale katılmanız nasıl gelişti?

Aslı: Çok heyecan veren bir haber çünkü ikinci yurt dışı konserimiz ve bir diğer önemli lokasyon olan Hollanda’da! Amersfoort Caz Festivali, Amersfoort şehrinin tarihi alanlarında düzenlenen 41 senelik geçmişi olan bir açık hava caz festivali. Sekiz ayrı sahnesi var. Biz de Selin Çelik’in düzenlediği Yeldeğirmeni Caz Baharı Festivali’nin işbirliği sonucunda ilk Turk Caz grubu olarak bu festivalde sahne almaya hak kazandık.

Erhan: İkinci yurt dışı konserimizin yine önemli bir festivalde olması heyecan ve gurur verici. Sevgili Selin Çelik desteğiyle gelişen festival tarihi yaklaştıkça heyecanlanıyoruz.

Müziğinizi keşfetmek isteyenler için Türkiye’de nerelerde sahne alacaksınız? Yakın zamanda bir konser veya etkinlik var mı?

Aslı: Özellikle Mayıs takvimimiz oldukça yoğun: 24 Nisan Soho İstanbul, 28 Nisan Piano House Moda’da benim solo caz piyano konserim olacak. 8 Mayıs Nardis Jazz Club, 11 Mayıs Yeldeğirmeni Caz Baharı Festivali, 17 Mayıs Yeldeğirmeni Sanat Kadıköy, 25-26 Mayıs Hollanda Amersfoort Caz Festivali.

“POPÜLER KÜLTÜRÜN İÇERİSİNDE HIZLI TÜKETİM İÇİNDE YER ALMAK İSTEMEYİZ” 

Caz, Türkiye’de gerçek anlamda ‘cazip bir müzik’ olabilir mi?

Aslı:
Popüler olur mu bilemiyorum ama cazip olabilir kesinlikle! Bence yaratıcı fikir geliştirmek, modernize etmek, deneysellik katmak, caz müziğini bilinen algının, kalıpların dışına çıkartacaktır. Cesur ve yaratıcı olmak gerektiğini düşünüyorum.

Erhan: Cazip bir müzik derken popülerlik anlamında soruyorsanız bu ülkemiz için zor. Zaten açıkçası popüler kültürün içerisinde kısa ve hızlı bir tüketimin içerisinde yer almak istemeyiz. İyi müzik yapan ve yenilikçi bir grup olarak bahsedilmek bizim için en önemli şey bence.


Caz müziğinin Türkiye’deki dinleyici kitlesini nasıl buluyorsunuz? Giderek çoğalıyorlar mı sizce?

Aslı: Kitle ikiye ayrılıyor aslında. Bir ana akım cazını seven bir kitle var ki çok önemli. Fusion da bunun üzerine inşa edilmiş bir tür. Bir de daha modern çizgileri, deneyselliği seven bir kitle var. Bence ilgi her geçen gün artıyor. Özellikle de enstrüman çalmaya meraklı genç kitlenin ilgisi oldukça fazla.

Ertuğrul: Kitle giderek artıyor evet. Yeni ekiplerin parçalarında daha fazla doğaçlama sololara yer vermesinin de bunda etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu sayede insanların, müzisyen ile daha özel ve sağlam bir bağ kurduğunu düşünüyorum.

Erhan: Kesinlikle ilgi artıyor. Bunu verdiğimiz konserlerde ve sosyal medyadaki destekle daha iyi anlıyoruz.

Takip ettiğiniz, müziğinize önayak olan ya da ilham veren isimler kimler?

Aslı:
EST, Hiromi Uehara, Herbie Hancock, GoGo Penguin, Robert Grasper, GoGo Penguin…

Erhan: Birden fazla grup ve artist sayabiliriz ancak Gogo Penguin kesinlikle müzik, grup olmak ve kariyer planlaması olarak tam anlamıyla harika bir örnek.

Bugünlerde kimleri dinliyorsunuz?

Aslı: Snarky Puppy’nin yetenekli klavyecisi Bill Laurance’i.

Erhan: Duygu durumuma ve ne duymak istediğime göre değişiyor aslında. New York’ta dünyaca ünlü Blue Note’ta izleme şansı bulduğumuz Joshua Redman’ın son albümü ‘Come What May’ son günlerde favorim.

 Film veya reklam müziği yapmayı düşünüyor musunuz? Bu tip projeler var mı?

Aslı: Evet ben bu fikre çok sıcağım. Güzel iş çıkarabileceğimizi düşünüyorum özellikle film müziği konusunda.

Erhan: Zaman zaman gündeme geliyor ama şu ana kadar netleşen bir şey olmadı. Bu konuya açığız çünkü bir şeyler anlatan melodileri çalmak her zaman heyecan verici.

Grup üyeleri caz yapmayınca neler yapıyor? Başka hobileriniz, ilgi alanlarınız var mı?

Aslı: Ben global bir şirkette satış müdürü olarak çalışıyorum. Hemen hemen her hafta yurt dışına seyahat ettiğim bir işim var.

Ne şanslısın. 

Ertuğrul: Cazzip olmadığında pop ve alternatif sahnelere eşlik ediyorum. Sahne olmadığında stüdyoda gene müzik ile iç içeyim. Onun dışında konsol oyunları ve kitaplarla ilgileniyorum.

Erhan: Birçok albüm kaydında, Kıraç ve Gülşen gibi popüler şarkıcıların sahnelerinde eşlik ediyorum. Spor yapmayı ve film izlemeyi seviyorum.

Spotify listenizde kimler var?

Aslı: Robert Grasper, Snarky Puppy, GoGo Penguin, Dream Theater, Bill Laurence, Chick Corea, Jashua Redman, Brad Mehldau, Hirmoi Uehara… Bunlar listeyi ilk açtığımda karşıma gelenler. Yoksa liste dolu!

Ertuğrul: Bir liste oluşturmasam da son dönemde dinlediğim sanatçılardan bazıları GoGo Penguin, Anderson Paak, Kneebody, Brad Mehldau, Mark Guiliana, Radiohead, Donny Mccaslin.

Ajanda tutuyor musunuz?

Aslı: Bu konuda gerçekten çok kötüyüm. Sanırım hayatım o kadar yoğun ki ajanda tutmaya vaktim kalmıyor.

Ertuğrul: Evet, bu sene tutmaya başladım. Genellikle kendime küçük notlar ve bitirmiş olduğum işlerimi yazıyorum.

Erhan: Bu konuda yeteneksiz olduğumu söyleyebilirim.