Son olarak DMC etiketiyle piyasaya çıkan ‘Aykut Gürel prensents Gökçe Bahadır’, güzel işlerden biri oldu. Daha önce de oyuncu Bergüzar Korel ve Selçuk Yöntem’le birlikte yaptığı projeler de bir o kadar başarılı ve samimiydi. Çünkü o gerçek bir müzik insanı! İşin içinde onun ismi varsa başarı kaçınılmaz. Aykut Gürel’le geçip giden zamanı, yıllanan dostlukları, zamane müziğini konuştuk. 

Söyleşi: Nilüfer Türkoğlu

Şimdiye kadar neredeyse elimde tuttuğum her albüm kapağının içinde onun ismi yazılıydı. Ya ben, hep onun birilikte çalışmayı seçtiği isimleri seviyordum ya da o çok tercih edilen bir müzik adamıydı da tüm güzel şarkılara imzasını bırakıyordu. Galiba her ikisi! Türk Müziği’nde besteci, aranjman denince akla gelen ilk isimlerden Aykut Gürel, bugün Ajandakolik’te…

Bugüne kadar kaç albüme imzanızı atmışsınızdır, hiç saydınız mı?

Saymadım gerçekten ancak sanırım 200’ün üstüdür.

En sonuncusunu hepimiz biliyoruz ama… Gökçe Bahadır’la nasıl bir araya geldiniz? Nasıl kesişti yolunuz?

Bir süredir ana akımdan, moda işlerden uzak biraz daha zamansız proje albümler yapıyorum. 70’ler 80’lere selam çakan bir proje istiyordum ve Sezen Aksu’nun bir süre önce “Gökçe çok yetenekli ve istekli bir kız. İyi de anlaşırsınız, yapsanıza bir şeyler…” dediği geldi aklıma. YouTube ve Instagram’dan “Nasıl acaba?” diye baktım ve hemen aradım. Sağ olsun, buluşmayı kabul etti.

“İDDİASI ŞARKICILIK OLMAYAN AMA İNANDIĞIM KİŞİLERE KEFİL OLUYORUM”

Gökçe Bahadır, eski şarkıları coverladığı ‘Aykut Gürel presents Gökçe Bahadır’ı çıkardı. Bergüzar Korel ve Selçuk Yöntem’in albümlerinde de aynı konsept ve benzer bir albüm ismi var. Bu isimler kimden çıktı? İlla Türkçe olmalı gibi bir takıntım yok elbet ama  neden ‘Aykut Gürel Gökçe Bahadır’ı sunar veya takdim eder’ denilmedi albüme?

Bu albüm ‘Presents serisi’nin de son albümü. Televizyon şovlarındaki ya da dizilerdeki ‘sundu/sunar’a benzemesin istedim. Çünkü aslında sunmuyorum; asıl iddiası şarkıcılık olmayan ama inandığım kişilere kefil oluyorum. Söylem olarak da bu daha şık duruyor albüm kapağında. Türkçe’ye bir garezim, İngilizce’ye de hayranlığım yok elbette.

Peki ya eski şarkılar fikri? O da mı size ait? Albümdeki şarkıları kim(ler)  belirledi?

70’ler 80’lere saygı projesi olsun istedim hep. Ancak şarkıları Gökçe Bahadır’la birlikte belirledik. Her biri ikimizin de çok sevdiği şarkılar oldu.

Yine sesleriyle de ön plana çıkabilecek oyuncularla bu tür projelere devam edecek misiniz? 

Elbette devam edebilirim. Birkaç isimle görüşüyoruz hatta.

Bu üç albüm de içinize sindi mi?

Hem de çok. Bergüzar Korel albümü 2016 yılında çıktı. 2018 yazında tüm Ege’de her yerde çalıyordu. 10 sene sonra da dinlenilecek albümler üçü de. Amacım da buydu zaten.


‘Aykut Gürel prensents Gökçe Bahadır’ albümünde ‘Aşkın Kanunu’, Of Aman Aman’ gibi unutulmaz parçalardan oluşan 10 şarkı var.

 

Açıkçası insan sizin gibi müziğin ‘üstad’ klasmanında yer alan birine sorular sorarken bir hayli heyecanlanıyor. Müzik hayatınızda bu, kaçıncı yılınız? Kimler geldi kimler geçti bu süre boyunca?

Rica ederim. Kendimi üstad olarak görmüyorum henüz belki biraz daha yaşlanınca… Müzik sektöründen hayatımı kazanmamdan bahsedersek 43 yıl oldu. Profesyonel stüdyo müzisyeni olarak 40, düzenlemeci olarak 35, yapımcı olarak da 20 yıl. Çok şanslıyım ben. Türkiye’nin en yetenekli, en bilgili insanlarıyla ve tüm starlarıyla çalışma fırsatı buldum. Hocalarım en iyisiydi, zaten yerlerine yenileri de gelmedi. Yeni isimlere proje yapmaya karar verdikten sonra da hep yetenekli ve düzgün insanlar çıktı karşıma.

“BİRLİKTE ÇALIŞAMADIĞIM İÇİN ÜZÜLDÜĞÜM TEK İSİM ARİF MARDİN” 

Galiba en uzun Sezen Aksu’yla çalıştınız. Sezen’in en sevdiğiniz ve sizin de işin içinde olduğunuz bir albümü veya şarkısı/şarkıları hangisi merak ediyorum.

Sanırım ayrım yapamayacağım. Hepsi muazzam anılar bırakan şahane işlerdi.

Yaşamış ya da yaşayan hangi şarkıcı/müzisyenlerle “Ah keşke birlikte çalışma fırsatımız olsa!” dersiniz?

Türkiye’deki değerlerin hepsiyle çalıştım aslında. Dışarıdan dersek çok var ama tanışmama rağmen birlikte çalışamadığım için üzüldüğüm tek isim Arif Mardin’dir. Bir projesinde yakınlarında olsam bile yeterdi.

Siz Yıldız Teknik Makine Mühendisliği bölümü mezunusunuz. Müzik yeteneğinizi ne zaman keşfettiniz de müzik bir anda hayatınıza girdi? O günleri biraz yad edelim mi?

Mühendislik eğitimi aldım ancak kağıt üzerinde mezun değilim aslında. Askerliği birkaç yıl ötelemek için iki ders bırakmıştım sonra da hayat öyle bir süratle aktı ve önceliklerim öylesine değişti ki unuttum gitti. Mezun demem için bir altı ay harcamam lazım. Müzik meselesine gelince… Ağabeyimin amatör olarak müzikle ilgilenmesi, benim enstrümanlara merak salmam, sonrasında ailevi parçalanmalarla müzik kaçınılmaz oldu hayatımda. Eve ekmek getirmek zorunda kalmakla başlayan, sevdiğimi ve yetenekli olduğumu sonrasında anladığım bir mesele, müzik. Bunu algıladığım andan itibaren de bu işin kelle koltukta yapılamayacağını, çalışıp öğrenmek gerektiğini düşünerek yaşadım. Hâlâ da öğreniyorum.

“İZ BIRAKMAYA GAYRET EDİYORUM” 

90’lı yıllar sizin parladığınız yıllar, öyle değil mi? Hangi albümlerle Aykut Gürel ismini hafızalara kaydettik sizce?

Aslında 80’lerde yaptığım çok şahane İlhan İrem albümleri var ancak 90’lar  tam bir alemdi, haklısınız. Seden Gürel, İzel, Emel, Nilüfer, Nükhet Duru, Sezen Aksu, Aşkın Nur Yengi, Yonca Evcimik albümleri sanırım ilk hatırladıklarım.

Sizi tanımlamamız gerekse “besteci, söz yazarı, aranjör, orkestra şefi ve sanırım 2000’lerden itibaren de prodüktör olarak yer alan mühendis ve müzisyen” diyebiliriz. Özetle müzik insanı! Sizin kendinizi en iyi olarak gördüğünüz daha belirgin bir alan var mı bunlar içinde? Bir de dizi ve  film müzikleri yaptınız tabii… Ve başta bas gitar olmak üzere pek çok müzik aletini de çalabiliyorsunuz.

Bu bahsettiğiniz sıfatların tamamına bayılıyorum. Elimden gelenin de en iyisini yapmaya çalışıyorum. Elbette bir işi çok iyi yapanlara büyük saygım var ama ben galiba artık iz bırakmak, kendinden başkalarına da faydalı olmak gibi amaçları olan insanları seviyorum ve böyle yaşamaya gayret ediyorum.

Birlikte çalıştığınız isimler arasında Selami Şahin de var Levent Yüksel de, İlhan İrem de var Ebru Gündeş de… Böylesine renkli bir skalada, neredeyse her türden müzik türünün olduğu albümler yapmak hep kişisel bir tercih miydi yoksa aralarda şarkıcıların sizinle çalışmak için büyük ısrarları oldu mu?

Profesyonel olup çocuklarınızı da bu profesyonel sahadan kazandıklarınızla büyütmek zorundaysanız pek seçim yapamazsınız. Ama doğrusunu söylemek gerekirse bunca sene “Tüh yahu keşke girmeseydim bu işe!” dediğim iş ya ikidir ya da üç!

“POPÜLER MÜZİK YAPMAK, BEYAZ TÜRKLERİN ELİNDE DEĞİL ARTIK”

Müzikten kazandıklarımla zengin bir adam oldum diyebilir misiniz? Bu kadar çok albümün getirisi özellikle maddi açıdan çok olmuştur.

Gelişmiş bir ülkede bu rütbeleri almış bir müzisyen olsaydım şu an sahip olduğumun en az 100 katı varlığım olur, çoktan gelecek kaygılarım bitmiş olurdu. Ancak Türkiye’de bu pek mümkün olmuyor.  Mesele zenginlikse çok zenginim;  şahane yetişmiş iki evladım var.

Sezen Aksu’yla yeniden bir şeyler yapacak mısınız?

Her zaman yapabiliriz. Dostluğumuzun yıkılmaz dostluklardan olduğunu düşünüyorum.

Peki ya 2019’da müzik piyasasının bir değerlendirmesini yapmanızı istesem… Söyleşinin başında herkes single çıkarmaya başladı demiştim. Bu ‘tekli’ şarkılara bakışınız nasıl? Ve bir sürü grup, yeni yeni isimler var. Sizce nasıllar?

Aralarında gayet iyi olanlar var ama her zaman olduğu gibi yazık günah işler de var. Popüler müzik yapmak, beyaz Türklerin tekelinde değil artık. Yeni bir kitle, entel kesimin hiç beğenmediği ‘downtempo, r&b, arabesk, melezi’ bir müzik yapıyor ve bence çok da şahane yapıyorlar. Dinlenme sayıları, videolarının tıklanma adetleri bazılarının sinirini bozuyor, “Sahte bunlar” falan diye bağırıyorlar ama hepsi gerçek. Bu sektörün içinde kalmak isteyen herkesin bu değişimi görüp bunu anlaması şart. Single meselesi ise tamamen ekonomik. Haliyle bir albümün neredeyse dörtte birine mal oluyor ve CD satışının olmadığı bir ortamda hiç de manasız bir yol değil.

“ALEYNA TİLKİ ÇOK BAŞARILI BİR PROJE”

Aklıma geldi; mesela 2018’de yıldızı çok parlayan ve hatta geçenlerde Selda Bağcan’la düet yapma hayalini gerçekleştiren Aleyna Tilki’yi nasıl buluyorsunuz?

Bence çok başarılı bir proje. Tabii projenin yaratıcısı çok önemli. Emrah Karaduman akıllı ve yetenekli bir genç.

Bir de mesela Hey! Douglas var. 70’li yılların psychedelic, funk ve soul şarkılarını günümüz cilasıyla süslüyorlar. Dinliyor musunuz ya da sevdiniz mi?

Yalan olmasın, ilk defa duyuyorum. Kaçırmışım maalesef, bakacağım hemen.

Hep eski şarkılara geri dönmemiz neden dersiniz?

Bu, dünyada da var. Yeni üretim kadar eskiyle oynaşmak da bu sektörün alanlarından biri. ‘Besame Mucho’nun kaç cover’ı var acaba? Saymaya kalksak sayamayız. Buna anlam yüklemeye çalışmak vakit kaybı olur.

Yeni kuşağın müzik zevkini nasıl buluyorsunuz?

Artık böyle seviyorlar diyebilip onların yüreğine dokunmaya çalışmamız lazım. Çocuklarıyla çağ çatışması yaşayan sığ ebeveynlere benzeriz yoksa.

Bir başka söyleşinizde okumuştum “Benim müzik zevkim bazen bana da çok karaktersiz geliyor, omurgasız bir müzik zevkim var” demişsiniz. Spotify’da dolaşıyor musunuz? 

Öyle mi demişim? Tüh! ‘Omurgasız’ lafı kötü olmuş. Spotify kullanmıyorum başka platformların üyesiyim ama liste yapacak kadar uzun uzadıya kullanmıyorum hiç birini. Dinlemek istediğim şeyi dinleyip çıkıyorum.

Sizin için ‘sinirli, asabi adam’ demişler pek çok yerde. Öyle misiniz gerçekten? Hayata kızgınlıklarınız çok mu?

Derler evet ama aslında ilgisi yok, galiba çok güler yüzlü olmamamdan kaynaklanıyor. İşimi yaparken ciddiyimdir, biraz kaptırırım kendimi. O arada sertleşiyorumdur belki ama hiç kırıcı olmak, üzmek boyutunda olmamıştır. Hayata değil ama kendime kızgınlıklarım var.

Müzik olmasaydı peki, hiç olmasaydı… Yapacak ne bulurdunuz? Ya da nerede, ne yapıyor olmak isterdiniz?

Pilot olurdum herhalde. Merak salıp eğitimini de almıştım zaten. Ama mühendislik yapmazdım mesela, bundan eminim.

Peki ya “Yaptığım en iyi şey…” dediğiniz ne? 

İrem ve Emre; çocuklarım.

Pişmanlık duyduğunuz bir albüm de vardır mutlaka. Adını söylemezsiniz belki ama neden pişman olmuştunuz, onu anlatırsınız belki…

Pişman olduğum yok ama çok başarılı olmuş projeleri “Keşke bu projeyi bu adama yapmasaydım, bu başarıyı hiç hak etmiyormuş” dediğim çok oldu.

Bir de çok yakın müzik dostlarınızı kaybettiniz; Onno Tunç, Atilla Özdemiroğlu, Yavuz Çetin, Uzay Heparı, Aysel Gürel… Ne çok anılarınız olmuştur.

Hepsiyle çok yakın çalıştım. Hocam oldular, dostum oldular mekanları cennet olsun. Elbet bir vakit buluşacağız ve kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Sosyal medyayla aranız nasıl?

Kendi üslubumla kullanıyorum. Haber almak için Twitter’ı, “Vay arkadaş neler oluyor!” demek için Instagram’ı, oyun oynamak için de Facebook’u kullanıyorum.

Politikayla?

Bütün ülke politize oldu. Buradan yırtıp işime bakmaya çalışıyorum. Mümkün olduğunca.

Ajanda tutuyorsanız içinde ne var, Aykut bey? 

Çok şey var. Umarım sağlık ve yazgı, en azından aldığım notların bir kısmını yapmama izin verir.

Son olarak hiçbir zaman dinlemekten bıkmayacağınız müzikleriniz… 

Pink Floyd, Chigago, David Foster şarkıları, Andrea Bocelli, Frank Sinatra sanırım beni bağlayıp aylarca dinletseniz kapatın demeyeceğim işler.