BİR AİLE NEDEN ÖLDÜRÜLÜR?


Sınıf çatışması, aile, aşk ve cinayet… İngiliz bağımsız gazeteci ve yazar Bella Mackie’nin üçüncü kitabı “Aileni Nasıl Öldürürsün”, eğlenceli, rahatsız edici ve bir o kadar merak uyandırıcı bir roman. 

YAZI: Burak SOYER

soyerbrk@gmail.com

Yayınladığı andan itibaren Sunday Times Bestseller listesinde uzunca bir süre kalan Bella Mackie’nin yazdığı “Aileni Nasıl Öldürürsün”, annesini ve kendisini terk edip giden babası başta olmak üzere ailesinden altı kişiyi öldürerek intikamını alan Grace’in öyküsünü anlatırken sınıfsal mevzular, ahlâk, ailenin göreceliliği gibi konulara değinmeyi de gözden kaçırmıyor.

1984 yılında İngiltere’de dünyaya gelen Bella Mackie, St. Mary’s Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuş. Meslek hayatındaki kariyerine gazetecilikle başlayan Mackie, The Guardian, Vice News, The Telegraph gibi İngiltere’nin önemli mecralarında çalışmış. Şu anda da Vogue dergisi için ayda iki köşe yazısı yazan Mackie aynı zamanda güncel konular ve popüler kültür üzerine yayın yapan “The High Low” podcast programına katılarak gündemi kendi görüşlerince değerlendirerek dinleyicilerle paylaşıyormuş. Profesyonel bir koşucu olan Mackie, 2018 yılında ilk yayınladığı ilk kitabı “Jog On” da koşmanın, kaygı, depresyon gibi zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklarla olan bağını anlatıyordu. Bella Mackie şimdi de Athica Yayınları’ndan Canan Hatiboğlu çevirisiyle yayınlanan ikinci “Aileni Nasıl Öldürürsün” kitabıyla Türkiyeli okurların karşısına çıktı. Sunday Times Bestseller listesinde yer alan kitap, annesini ve kendisini terk edip giden başta babası olmak üzere ailesinden altı kişiyi öldürerek intikamını alan Grace’in öyküsünü anlatırken esasen sınıfsal mevzular, ailenin göreceliliği gibi konulara değiniyor.

“İnsan ziyanları”na ölüm!

“Aileni Nasıl Öldürürsün”ün ana karakteri Grace, 28 yaşında. Ailesinin altı üyesini öldürdüğü için Limehoue Hapishanesi’nde tutuklu bulunuyor. Hapishanenin “kadınlar matinesi” atmosferinden sıkıldığı için harçlığının epey büyük bir bölümünü harcayarak satın aldığı dandik bir deftere yazarak başlıyor hikâyesini anlatmaya. Ona göre yaşadıkları önemli. Hatta önemli olmasının haricinde bir misyonu var. Akrabalarını öldürmüş olmasının nedeni sadece onu tek başına, beş parasız ortada bırakmaları değil. Grace onları, kendileri sadece kodamanların girebildiği, genelde üç rakama denk gelen sterlinlerce adisyonu mendil gibi kullanıp atan “insan ziyanı” olarak görüyor. Ve işlediği suçu da normal seviyenin azıcık üzerinde seyreden araba kullanımı ya da ucuz hırsızlıklar gibi “adi” suçların üzerinde tutuyor. İntikam hesaplarından bir başka ve daha önemli olanı da Artemis İmparatorluğu’nun sahibi olan sülalesinin kellesini aldıktan sonra kalan mirasa konmak ve ömür boyu mutlu mesut yaşamak…

Öldürerek sağalmak

“Yani yaşlıydılar, cimriydiler ve dünyada değerli bir yer kaplıyorlardı. Ve tüm bunlar, aslen yaşananları gerekenden çok daha nahoş bir yolla kendi sonlarını getirmeleri muhtemelen yeterliydi. Ama tamamıyla dürüst olmam gerekirse asıl sebebi bilmeleriydi. Annemi biliyorlardı. Beni biliyorlardı. Hiçbir şey yapmadılar. Oğullarını dolduruşa getirip Marie’yi, Helene’i, gece kulüplerini ve onu yoldan çıkaran arkadaşlarını, Simon dışında herkesi suçladılar. Bir baba olarak sorumluluklarından kaçtı ve çocuğunun annesini zor durumda bıraktığını bilmeden hayatlarını sürdürdüklerini sanıyordum. Ama onlar bir şekilde olmasını istediler. Ve en nihayetinde planın şeklini değiştiren şey bu oldu. Önce öleceklerdi.” Grace’in intikam serüveninin özeti böyle. En ince ayrıntısına kadar düşünüp yaptığı plan tıkır tıkır işlemeye başlıyor Grace’in. Sıraya koyduğu “ölüm listesi”ne her seferinde attığı çentikle kendini daha da sağaltıyor. Hiçbir pişmanlık ya da duygu namına zerre kadar bir şey hissetmeden yoluna devam ediyor. Kendi koyduğu kuralları, aile üyelerine göre uyarlayarak oyununu oynarken amacından milim sapmadan bu dünyada gerek yer kapladıklarını düşündüğü akrabalarının canını soğukkanlılıkla alıyor. Grace’in cinayetlerinin detaylarına girmeyeceğim. Yoksa önemini yitirecek ve nihayetinde elimizde gerilimle de yakın temas kuran bir roman olduğu için o kısımları afişe etmeye lüzum görmeden konuyu toparlamaya geçeyim.

Önemli olan “para bağı”

Bella Mackie, “Aileni Nasıl Öldürürsün”de Grace’in çıktığı intikam yolculuğunda genç yaşında yapayalnız kalarak türlü işlerde çalışmak zorunda kalmış genç bir kızın yaşadıkları üzerinden sıkı bir üst sınıf ve burjuvazi eleştirisine girişiyor. Bunu çok da yerinde bir yöntemle kör göze parmak şeklinde değil, Grace’in yolculuğunun içine yedirerek yapıyor. Bunun dışında “imparatorluk” mertebesine çıkmış her ailede olduğu gibi akrabalar arası dedikodular, birbirlerini çekiştirmeleri esas olanın kan değil, “para bağı” olduğunu gayet doğal bir gözlemle ve anlatım biçimiyle ifade ediyor. Mackie’nin konuşma diline olan yatkınlığı sayesinde bir anı-roman gibi rahatlıkla okunabilen “Aileni Nasıl Öldürürsün”, kendini merak ettiren, nüktesi bol ve ince bir zekâdan çıktığı belli olan bir kitap.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media