AYŞEGÜL DEMİR TATAR: BİR MANZARADAN DAHA FAZLASI

YAZI: SANAT ELEŞTİRMENİ, GAZETECİ NİLÜFER TÜRKOĞLU
nilufer@ajandakolik.com
Ayşegül Demir Tatar, dağları hem konu hem de metafor olarak çalışmalarında sıkça kullanan çağdaş bir görsel sanatçıdır. Çocukluğunu Mersin’in Taşucu beldesinde Toros Dağları’nın eteklerinde geçiren sanatçı, çalışmalarında dağları çocukluk arzularının bir temsili olarak ele almasının yanı sıra insanın doğa üzerindeki etkilerini araştırdığı çevresel sorunlara da dikkat çekiyor.
Ayşegül, Sakarya’daki atölyesinde geçtiğimiz ay bir open studio düzenledi ve burada “Ekim’de Dağ Serisi” adını verdiği eskizlerinden oluşan bir sergilemeye de yer verdi. Bu eskizler, tarihsel ve ekolojik bir anlatı oluşturması açısından önem arz ediyor. Dağın yüzeyindeki dokular, binlerce yıl boyunca taşıdığı izleri, maruz kaldığı jeolojik ve kültürel dönüşümleri ve insanın bu dönüşüm içindeki yerini izleyiciye sorgulatıyor. Ayşegül’ün, dağı yalıtılmış bir nesne gibi ele almak yerine bu tabiat parçasının tarihini insanın müdahaleleriyle yoğunlaşan bir bellek alanı olarak ifade etmesi oldukça dikkat çekici.
Eserlerinde kendi kökleri ile farklı coğrafyalarda saklı kalmış insan hikayeleri arasında bağ kuruyor.

Seri I, kâğıt üzerine yağlıboya ve karakalem, 22×24 cm, 2024
Ayşegül’ün bu serisinde, tekniğiyle öne çıkan çalışmalardan biri yağlı boya ve karakalemi aynı anda deneyimlememizi sağlayan iki malzemeli kayalık dağ zirvesi resmi. Yağlı boya, kâğıda düz bir şekilde sürülmüş ve açık-koyu dengesiyle dağ yüzeyleri ortaya çıkarılmış. Karakalemle vurgulanan yerlerde dağın katmanları görünüyor. Dağın sert kaya dokusu, ışıkla kurduğu ilişki, tonlardaki sert değişim ve yüzeyin incelikle işlenmiş detaylarıyla oluşturulmuş bu çalışma, salt bir manzaradan daha fazlası. Eseri izlerken, bir dağın zaman içindeki gelişimini, hafızasında neler taşıdığını ve insanın bu sürecin içinde nasıl bir yer edindiğini anlamaya çalışıyoruz. Tarih, hafıza ve insanın varoluş mücadelesiyle derin bağlar kuran bu eser, bizi güçlü bir duygusal ve düşünsel yoğunluğun içine taşıyor.
- Seri II, kâğıt üzerine yağlıboya, 12×18 cm, 2024
- Seri III, kâğıt üzerine yağlıboya, 12×18 cm, 2024
Ayşegül’ün yatay manzaralarında zıtlıkları ön plana çıkardığını gözlemliyoruz. Fırça darbelerindeki dinamizm ile kompozisyonun yatay dengesi arasında, doğanın hem hareketini hem de sükunetini hissetmek mümkün. Resimde yatay uzanan dağ siluetleri, geniş alanlara yayılan bir perspektifle izleyiciyi içine çekiyor. İlk bakışta durağan görünen bu sahneler, dikkatli bakıldığında doğanın hafif titreşimlerini hissettiren bir akışa sahip. Bu resimlerde, insanın doğayla kurduğu ilişkiyi temsil eden öğeler belirgin şekilde görünmüyor. Ancak, yüzeyde dikkatle incelendiğinde, belli belirsiz kulübe, çit, yol izleri gibi beşerî unsurlar kendini göstermeye başlıyor. Bu unsurlar, göz resmin içinde dolandıkça doğanın içinde eriyerek resmin bir parçası hâline geliyor ve zamanla siliniyor. Ayşegül’ün bu yaklaşımı, doğanın tüm insan izlerini zaman içinde kendi bünyesinde eriterek hafızasında sakladığını düşündürüyor.
- Diptik, tuval üzerine yağlıboya, 70×100 cm, 2021
- Triptik, tuval üzerine yağlıboya, 40×120 cm, 2021
Ayşegül’ün atölyesinde, diptik ve triptik olmak üzere iki önemli çalışması göze çarpıyor. Bunlar sanatçının daha önceki dağ serisinden olan büyük ölçekli resimler. Bu resimlerde kompozisyon, soyut bir anlatıma sahip gibi görünse de çizgi ve bloklarda dağ formunu hissetmek mümkün. İngiliz sanat tarihçisi, yazar ve sanat eleştirmeni Anthony Fawcett, Ayşegül’ün bu serisi ile ilgili şunları söylüyor: “Ayşegül çok başarılı bir renkçi; kolajı andıran soyut şekiller genellikle ince, gergin, uçucu çizgilerle birbirine bağlanıyor ve Ayşegül soyutlama ile gerçekçiliği başarıyla uzlaştırıyor.”
Sanatçının eserlerinde dağlar, zamanın tanıkları olarak karşımıza çıkıyor. Katman katman biriken anılar gibi dağların yüzeylerinde de doğanın ve insanın izleri saklı. Bu yönüyle Ayşegül’ün resimleri, geçmiş ve şimdi arasında bir köprü kuruyor. Dağların hafızasını ve insanın içsel yolculuğunu yansıtan bu resimler, izleyiciye yeni bakış açıları sunmaya devam edecek.



