“BARBAR” DEĞİL “ZARİF” VİKİNGLER!

“Viking Çağı”, şimdiye kadar bize baştan aşağı kandan beslenen bir halk olarak sunulan Vikingler’in, “zarif” yönlerini anlatan, üzerlerine yapışmış “barbar” sıfatının çok ötesine geçen taraflarıyla Vikingler’in ezber bozan yüzünü okura gösteriyor.
YAZI: BURAK SOYER
soyerbrk@gmail.com
İskandinavlar bizde genellikle “en mutlu halk”, “dünyanın en huzurlu kentleri”, “Kuzeyliler neden bu kadar mutlu?” gibi ucu açık araştırmalara cevaben, “Ama en çok intihar da onlarda oluyor,” gibi yoruma kapalı (!) araştırmalarla birlikte anılır. Sanatsal olarak çekiciliği muhteşem bir playlist oluşturmamıza büyük bir katkıda bulunan “melodic death metal” türünün bu topraklardan çıkmasıyla kulaklarımızın pasını almasından ileri gelirken, Ingmar Bergman’ın başını çektiği, günümüzdeyse Jocahim Trier, Tobias Lindholm gibi yönetmen ve senaristlerin, Mads Mikkelsen gibi oyuncuların varlığıyla beyazperdeye yansımasıyla oluşmuştur. Ama esas olarak Neil Geiman’ın uzun süre çoksatanlar listesinde kalan “İskandinav Mitolojisi” kitabı ve Netflix’te büyük ilgi gören “Vikings” dizisi dikkatleri kuzeyin soğuk atmosferinde toplamımızı sağlamıştır. Fakat bunların ortak yönü, İskandinavların, kadim tarihinden anlı şanlı ve bol kanlı zaferlerine methiyeler düzmesiyle hafiften de olsa sınırlandırılmıştır. Oysa İskandinavlar genellemesi içinde yer alan halkların en meşhuru olan Vikinglerin, vahşi olduğu kadar, sanat, siyaset ve ticarette de başarılı olduklarını, yani kafalarının sadece Odin’e layık olmak ve Valhalla’ya gitmek için ortamı el yapımı baltalarla kan gövdesine çevirmekte kullanmadıkları gibi bir gerçek de var.
Bunu, Orta Çağ Avrupa tarihi, özellikle de Vikingler üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan İsveçli tarihçi Anders Winnroth’un kaleme aldığı, Say Yayınları’ndan Samet Öksüz çevirisiyle yayımlanan “Viking Çağı” kitabından öğreniyoruz. Winnroth, dünya tarihine boynuzlu miğferleriyle kılıca kafa atan bir halk olarak geçen Vikinglerin, “kâğıt üstündeki” işlerde de gayet mahir olduğunu, kapsamlı bir araştırmanın sonucu ortaya çıkan somut verilerle anlatıyor “Viking Çağı” adlı kitabında. Açılışını şiddet dolu bir çağda öncelikli olarak hayatta kalmak daha sonraysa yine yağma yoluyla “şiddetli” bir politika izleyen Vikingler’in ilk dönemini anlatan Anders Winnroth, ardından bu göçün temelinde yatan dinamikleri ele alıyor. Yine bu göçü yapmalarına olanak sağlayan taşıtları kendileri yapan Vikingler’in zanaatkâr yönünü ortaya koyan yazar, bu halk için ticaret çağının nasıl başladığını, ilerlediğini ve krallara kadar uzandığına değiniyor. Vikingler’in dini inanışlarına, sanatsal yeteneklerine de yer veren kitap, Viking Çağı’nın sonunun nasıl geldiğini detaylı bir biçimde aktararak bu dönemin bilinmeyen yönlerini de ortaya çıkararak ortaya dört başı bir mamur bir Vikingler portresi çıkarıyor.
“Viking Çağı”, şimdiye kadar bize baştan aşağı kandan beslenen bir halk olarak sunulan “Vikingler”in, onları böyle sevip bağrına basmış insanlara, “zarif” yönlerini anlatan, üzerlerine yapışmış “barbar” sıfatının çok ötesine geçen taraflarıyla Vikingler’in ezber bozan yüzünü okura gösteriyor.