Advertisement Advertisement
ortopedi doktoru

DÜNYANIN İLK SANAT TARİHİ KİTABI: “SANATÇILARIN HAYAT HİKÂYELERİ”


Dünyanın ilk sanat tarihçisi olarak kabul edilen İtalyan ressam ve mimar Giorgio Vasari’nin kaleme aldığı ve ilk sanat tarihi kitabı olarak nitelenen “Sanatçıların Hayat Hikâyeleri”, Ortaçağ’dan Rönesans’a kadar uzanan bir parantezde yer alan yirmi sanatçının yaşam öyküsünü, onların en bilinen eserleri üzerinden anlatıyor.

YAZI: Burak SOYER
soyerbrk@gmail.com

1511 yılında doğan, 1574 yılında da yaşama gözlerini yuman sanat Giorgio Vasari, sanat tarihçiliğinin kurucusu olarak kabul edilir. Kendisi de ressam ve mimar olan Vasari, resim sanatında Maniyerist (Rönesans Barok arası) tarzda eserler üretmiş, mimar olarak da Floransa’daki Uffizi Sarayı’nın tasarımını yapmıştır. Sanatı temize çeken, sanatçının toplum içindeki rolüne ulvi bir görev biçen ve Rönesans’ın ihtişamını gelecek nesillere aktarmayı kendine borç bilen Giorgio Vasari’nin sanatçıların biyografilerini ve eserlerini bir araya getirerek yorumladığı ilk sanat tarihi kitaplarından olan “Sanatçılar Hayat Hikâyeleri”, Say Yayınları tarafından Simge Aköz çevirisiyle okuyucularla buluştu.

Pisalı Nicola ve Giovanni Pisano’dan Paulo Uccelo’ya, Piero Della Francesca’dan Fra Filippo Lippi’ye, Sadro Botticelli’den Andrea Mantegna’ya, Leonardo Da Vinci’den Raffaello Da Urbino’ya kadar yirmi sanatçının yaşam öyküsünün ve eserlerinin çözümlemesini yapan “Sanatçıların Hayat Hikâyeleri”, her daim meraklıları açısından bir başvuru kitabı olarak nitelenebilecek bir eser.

İlk defa 1550 yılında yayımlanan ve 1568’de genişletilerek tekrar baskısı yapılan “Sanatçıların Hayat Hikâyeleri”nde Giorgio Vasari, pek çoğuyla tanışık olduğu sanatçıların hayat hikâyelerini bazen içten gelen bir samimiyet bazen de kemiği olmayan bir dil ele alıyor kitabında. Sanatçıların şeceresini çıkarmak yerine onların yaşamlarını birer öyküye dönüştürüp eserlerini de bu parantez içinde yorumlayan Vasari, Rönesans’ın atölyelerinden çıkıp saraylara ulaşan eserlere ve onları vücuda getiren ellere çarpıcı bir bakış atarak Ortaçağ’dan itibaren resim, heykel ve mimarinin yapıtaşlarını oluşturan sanatçıların hangi yollardan geçerek bugün hâlâ konuşulan eserleri nasıl ürettiklerine göz dikiyor.

“Artık Giovanni Cimabue’nin hayatına geçme zamanı geldi. Nasıl ki o, çizim ve resimdeki yeni üslubun ilk başlangıcını vermişse; aynı şekilde, bu Sanatçıların Hayat Hikâyeleri”nin de başlangıcı olması yerinde ve doğrudur. Ben de burada, mümkün olduğunca zaman sırasından çok, üsluplarının gelişim sırasını takip etmeye özen göstereceğim. Ve sanatkârların dış görünüşlerini ve fiziksel özelliklerini anlatırken kısa kesmeye çalışacağım. Zira, büyük bir özenle olduğu kadar, azımsanmayacak bir emek ve masrafla topladığım portreler, onların ne tür insanlar olduğunu, yapılacak herhangi bir betimlemeden çok daha iyi gösterecektir. Eğer içlerinden birinin portresi eksikse, bu benim hatamdan değil, o portrenin hiçbir yerde bulunamamış olmasındandır. Eğer söz konusu portreler, bir başkasına rastlanabilecek diğer örneklerle tam olarak benzer görünmezse, şunun hatırlanmasını isterim ki, bir insanın on sekiz ya da yirmi yaşındayken yapılmış bir portresi, on beş ya da yirmi yıl sonra yapılmış olanla asla birebir aynı olmayacaktır,” diyen Girogio Vasari, aradan neredeyse beş yüz yıl geçmiş olmasına rağmen güncelliğini hâlâ koruyan eseri “Sanatçıların Hayat Hikâyeleri”ni işte böyle özetliyor.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media