Advertisement Advertisement
ayak analizi

NICKEL BOYS: YÖNETMEN SİNEMASININ TARİHSEL HAFIZAYLA BULUŞTUĞU ETKİLEYİCİ BİR UYARLAMA


TIME dergisi tarafından son on yılın en iyi kitaplarından biri olarak görülen, günümüzün önemli Amerikalı yazarlarından Colson Whitehead’in 2020 Pulitzer Kurgu Ödüllü romanı “Nickel Boys”, bir romanın özgün yönetmen dokunuşlarıyla deneysel çerçevede filme nasıl uyarlanacağına dair önemli bir portre sunuyor.

YAZI: AHMET DUVAN
ahmetduvan15@gmail.com

Alabama’nın Hale İlçesi’ndeki siyah toplumuna dair “Hale County This Morning, This Evening” adlı belgesiyle Oscar’da adaylık kazanarak çıkış yapan yönetmen RaMell Ross, ilk kurmaca uzun metrajı “Nickel Boys” ile yaratıcı bir eserle karşımıza çıkıyor. 1960’lar Amerika’sında günümüzde hâlâ daha tanık olduğumuz ırkçılık ve ayrımcılığa dair güçlü bir perspektif sunuyor. Dönemin ayrıştırılmış insanlarının yaşadığı zorlukları ve dayanışmaları birinci kişi bakış açısıyla (POV) kurguladığı biçimsel çekimleriyle yansıtıyor. 97. Oscar Ödül Töreni’nde En İyi Film ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında adaylık kazanan filmin oyuncu kadrosunda; Ethan Herisse, Brandon Wilson, Aunjanue Ellis-Taylor, Hamish Linklater, Fred Hechinger, Jimmie Fails gibi isimler yer alıyor.

Nickel Boys, birinci kişi bakış açısıyla yaşamın en önemli simgelerinden olan ağaçların altında açılıyor; dallardan sarkan portakallar, gökyüzünün berraklığı, kuş sesleri, çimleri ve yaprakları okşayan bir el ve “Elwood, Elwood, Elwood.” diye yankılanan bir sesleniş. Büyükannesi ile büyüyen Elwood’un çocukluk günlerine tanık olarak hikâyeye giriş yapıyoruz. Afro-Amerikalıların eğitim gördüğü bir üniversiteye gitmek için yola çıkan Elwood, otostop çektiği arabanın polisler tarafından durdurulması sonucu suçsuz olmasına rağmen kendisini Nickel Islahevi’nde bulur. Islahevi, dışarıdan bakıldığında bir eğitim kurumu olarak görünse de, gerçekte gençlerin disiplin adı altında çeşitli işkencelere  maruz kaldığı ve hatta cinayetlerin olduğu bir cehennemdir. Ayrımcılığın odağında Afro-Amerikan gençlerin zorla benliklerinden uzaklaştırılarak istismar ve sistematik şiddetle cezalandırıldığı ıslahevinde Elwood, Turner ile tanışır. İkili birlikte insanlığın en karanlık ve acımasız oluşumlarından birinde hayatta kalma mücadelesi vereceklerdir.

Yönetmen RaMell Ross, Nickel Boys anlatısıyla romanla uyumlu bir deneyim vadediyor. Birinci kişi bakış açısıyla Elwood’un hayatına dahil olmamıza olanak sağlıyor. Hikayenin savurucu ağırlığını hissederken, yönetmenin yaratmak istediği atmosfer ilk saniyesinden itibaren izleyiciyi sarmalayan bir yapıya sahip. Kamera hareketleri, perspektifin derinliği ile her bir sekans bizi anlatının içine nüfuz edeceğimiz bir deneyim yaratıyor. Gözüken her çerçeve karakterin iç dünyasına dair bir kapı aralıyor. Karakterin nefesleri, sesleri ve nereye baktığı seyircinin neler hissedeceğini şekillendiriyor. RaMell Ross, sinemada sayısız kez izlediğimiz tipik kavramları genişletme isteğinde. Erkeklik, toplum yozlaşması, kolektif kimlik, toplumun sırları ve bütünleyici gücü iç içe. Irkçılıkla donatılmış bir toplumun sistematik çürümüşlüğü içerisinde ideolojik ve rutinleşen nefretin kurbanı olarak kaybolan gençlere tanık oluyoruz. RaMell Ross’un kurgusu kolektif hafızayla paralel ilerleyerek çok katmanlı bir anlatı yaratıyor.

Elwood’un hikâyesi bağlamında izlediğimiz olay örgüsünden bağımsız sekanslar, hikâyenin genişlemesine ve karakterin iç dünyasının anlaşılmasına yardımcı oluyor. RaMell Ross’un kullandığı arşiv görüntüleri Afro-Amerikan topluluğunun Amerika tarihi boyunca yaşadığı sayısız ötekileştirme ve şiddetin bir gösterimi. Filmin karakterler üzerinden ele aldığı özgürlük kavramı yönetmenin kurgusal tercihleriyle aynı doğrultuda kesişiyor. RaMell Ross, bir noktadan sonra Elwood’un bakış açısına Turner’ın bakış açısını ekleyerek iki karakterin perspektifini de gösterme isteğinde. Böylece ikilinin hayata olan bakışlarının zıtlıkları sinemasal anlamda bir kesişim yaşıyor.

Bir taraf çok daha karamsar, içinde bulunduğu dünyadan bir çıkış olmadığını düşünürken diğer taraf bu süreçle mücadele ederek çıkabileceklerini savunuyor. Yönetmenin bu perspektif çeşitliliği, filme bir boyut daha ekleyerek hikâyenin sindirilmesine ve büyümesine bir eklenti görevinde. Anlatının sonunda yaşanan twist ise oldukça sade ve filmin geri kalanıyla birlikte oturaklı bir şekilde gelişiyor. Nickel Boys’un başından sonuna dek çok başarılı bir görüntü yönetmenliğine tanık oluyoruz. Jomo Fray’in görüntü yönetmenliğinde görsellerin kendiliğinden konuştuğunu görüyoruz. Her bir kare ustalıkla hazırlanmış bir tablo gibi. Açıların derinleşmesi ile sahnelerin içine doğrudan giriyoruz. Kadrajın titizlikle ayarlanması karakterler arasındaki içselleştirmeyi doğrudan etkilediği gibi filmin duygusal etkisini artırıyor. Işık kullanımı, görüntü kompozisyonunun dengesi ve kameranın biçimsel çerçevesi filmin atmosferine derinlik katıyor.

Nickel Boys, uyarlandığı romanın materyaline sadık kalırken kaynağının özgünlüğü ile bağlantılı olarak oldukça yenilikçi bir yaklaşım barındırıyor. Yüzümüze vuran doğrudan aktarımlarının yanı sıra detaylarına sakladığı temsilleri ve alt metinleriyle etkileyici bir anlatım sunuyor. Birinci kişi bakış açısını, yenilikçi amacıyla uygun bir bütünlükte içsel monologlarla destekleyerek kişisel perspektife boyut ekliyor. Yönetmenin bu tercihiyle, film karakterin bilişsel ve algısal süreçlerini görsel ve işitsel tekniklerle birleştiren deneysel odaklı bir sinema deneyimi yaratıyor.

YORUM YAP

You don't have permission to register
Follow us on Social Media